Al-i İmran Suresi 61. Ayet — Elfaz
Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah'ın lanetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım."
1فَمَنْfe menkimİsti'nafiye Edatı+Şart Edatı
2حَاجَّكَHāccekeseninle tartışmaya kalkarsaMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · Mufâ'ale Bâbıح ج جDelil getirmek, kanıt göstermek, tartışmak, münazara etmek, yönelmek, ziyaret etmek, hac yapmak, kastetmek, amaçlamak, niyetlenmek
3فِيهِfīhioun hakkındaHarf-i Cer+Zamir
4مِنْminHarf-i Cer
6مَاmāşeylerdenİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
7جَاءَكَcā'ekesana gelenMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
8مِنَmine-denHarf-i Cer
9الْعِلْمِl-ǐlmiilim-Marife (Belirlilik Takısı)+İsimع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
10فَقُلْfe ḳulde kiSonuç Edatı+Mazi FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
11تَعَالَوْاteǎālevgelinEmir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıع ل وYüksek olmak, yükseltilmiş olmak, yüce olmak, yüceltilmek, yükselmek, üstesinden gelmek, gururlu olmak, üstünde olmak, yukarı çıkmak, yükselmek, rütbe veya onurda yükselmek, kaldırmak, yukarı almak, binmek, üstüne çıkmak
12نَدْعُned'ǔçağıralımMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek
13اَبْنَٓاءَنَاebnā'enāoğullarımızıİsim+Zamirب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile
14وَاَبْنَٓاءَكُمْve ebnā'ekumve oğullarınızıBağlaç+İsim+Zamirب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile
15وَنِسَاءَنَاve nisā'enāve kadınlarımızıBağlaç+İsim+Zamirن س وKadınlar. Bu kelimenin tekil hali yoktur.
16وَنِسَاءَكُمْve nisā'ekumve kadınlarınızıBağlaç+İsim+Zamirن س وKadınlar. Bu kelimenin tekil hali yoktur.
17وَاَنْفُسَنَاve enfusenāve kendimiziBağlaç+İsim+Zamirن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan
18وَاَنْفُسَكُمْve enfusekumve kendiniziBağlaç+İsim+Zamirن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan
19ثُمَّṧummesonra, ayrıcaBağlaç
20نَبْتَهِلْnebtehilgönülden la'netle du'a edelim deMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İfti'âl Bâbıب ه لKendi iradesine/isteğine/görüşüne/muhakemesine bırakıldı, kendini alçalttı/küçülttü, içten/enerjik yakarışla kendini adadı, çabaladı, ikiyüzlülük olmadan samimi, lanetleme eylemi.
21فَنَجْعَلْfe nec'ǎlatalım (kılalım)Bağlaç+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak
22لَعْنَتَleǎ'netela'netiniİsimل ع نKovmak, lanetlemek, merhamet ve nimetlerden mahrum bırakmak, mahkum etmek, beddua etmek.
23اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
24عَلَىǎlāüstüneHarf-i Cer
25الْكَاذِبِينَl-kāƶibīneyalancılarınMarife (Belirlilik Takısı)+İsimك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.