Al-i İmran Suresi 24. Ayet — Elfaz
Bunun sebebi, onların, "Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır." demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır.
1ذٰلِكَƶālikebu (hareketleri)İşaret Zamiri
2بِاَنَّهُمْbi ennehumonlarınHarf-i Cer+Harf-i Nasb+Zamir
3قَالُواḳālūdemelerindendirMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
4لَنْlenHarf-i Nefi
5تَمَسَّنَاtemessenābize dokunmayacakMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeم س سElle bir şeye dokunmak veya hissetmek, bir şeye müdahale veya engel olmadan dokunmak, vurmak veya çarpmak, etkilemek veya başına gelmek, üzücü olmak veya başarılması zor olmak.
6النَّارُn-nāruateşMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmak
7اِلَّٓاillābaşkaHasr Edatı
9مَعْدُودَاتٍmeǎ'dūdātinsayılıSıfatع د دSaymak, numaralandırmak, hesaplamak, nüfus sayımı yapmak. Addun - sayı, hesaplama, belirlenmiş sayı. Adadun - sayı. İddatun - sayı, belirlenmiş süre, sayma, saymak, boşanmış veya dul kalmış bir kadının yeniden evlenebilmesi için beklemesi gereken yasal süre. A'dd - hazırlamak, hazır etmek. Addina - sayanlar. Ma'dudun - sayılmış olan.
10وَغَرَّهُمْve ğarrahumve onları yanıltmıştırİsti'nafiye Edatı+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibغ ر رAldatılmış, kandırılmış, işlerde deneyimsiz veya cahil, çocuksu davranmak, bilmeden yok olmaya veya yıkıma maruz kalmak, tehlike, risk; eksiklik, kusurlu performans; boş şeyler, boş işler
11فِيfīHarf-i Cer
12دِينِهِمْdīnihimdinlerindeİsim+Zamirد ي نİtaat/teslimiyet, kulluk/kölelik, din, yüce/yüksek/asil/şanlı rütbe/durum/hal, borç almak/kredi kullanmak, borçlanmak, borç altında olmak, borç yükümlülüğü altında olmak, borç almak/yapmak, borcu geri ödemek/tazmin etmek, onu yönetmek/idare etmek, ona sahip olmak, bir şeye alışmak/adet edinmek, tasdik/onaylama, ölüm (herkesin ödemek zorunda olduğu bir borç olduğu için), belirli bir yasa/kanun, sistem, adet/alışkanlık/iş, bir davranış/hareket tarzı/yolu, geri ödeme/tazminat.
13مَاmāşeylerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
14كَانُواkānūolduklarıMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
15يَفْتَرُونَyefterūneuyduruyorMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıف ر يKesmek/bölmek/yarmak, iftira atmak, (yalan) uydurmak.