İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا اَنَّمَا نُمْلِي لَهُمْ خَيْرٌ لِاَنْفُسِهِمْ اِنَّمَا نُمْلِي لَهُمْ لِيَزْدَادُوا اِثْمًا وَلَهُمْ عَذَابٌ مُهِينٌ

ve lā yeHsebenne (e)lleƶīne keferū ennemā numlī lehum ḣayrun li enfusihim innemā numlī lehum li yezdādū iṧmen ve lehum ǎƶābun muhīnun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَاve lā
2يَحْسَبَنَّyeHsebenneح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.sanmasınlar
3الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
4كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar edenler
5اَنَّمَاennemāki
6نُمْلِيnumlīم ل وDoldurmak, dolmak, içini doldurmak, dolu olmak, içermek, kaplamak, yayılmak, dolup taşmaksüre vermemiz
7لَهُمْlehumkendilerine
8خَيْرٌḣayrunخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.hayırlıdır
9لِاَنْفُسِهِمْli enfusihimن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendileri için
10اِنَّمَاinnemā
11نُمْلِيnumlīم ل وDoldurmak, dolmak, içini doldurmak, dolu olmak, içermek, kaplamak, yayılmak, dolup taşmakbiz süre veriyoruz
12لَهُمْlehumonlara
13لِيَزْدَادُواli yezdādūز ي دarttırılmış, aşmış, gereksiz/fazladan kalmış, kalıntı, ilave, abartılmış, ek, fazlaartırsınlar diye
14اِثْمًاiṧmenا ث مSuç/günah işlemek veya yalan söylemek. İsm - günah, suç, suçluluk, kötülük, yalan, iyi davranışları engelleyen her şey, zararlı, kişiyi cezaya müstahak kılan her şey, zihni kötü bir şey olarak rahatsız eden her şey, yasadışı. Asam - kötülüğün cezası, karşılık. Asim - kötülük yapan, günah işleyen. Asim - kötü kişi. Te'sim - suç isnadıgünahı
15وَلَهُمْve lehumve Onların
16عَذَابٌǎƶābunع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azab
17مُهِينٌmuhīnunه و نHafif olmak, değersiz olmak, borçlu olmak, aşağılık, sessiz, zayıflamak, nazik, hor görülen, bayağı. Kolaylaştırmak, hor görmek, kınamak. Hor görmek, küçümsemek.alçaltıcı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Küfredenler, kendilerine mühlet ve fırsat vermemizi, kendileri için hayırlı sanmasınlar. Onlara mühlet ve fırsat verişimiz, suçlarını arttırmaları içindir ve onlaradır hor, hakir edici azap.

Abdulkadir Gölpınarlı

Küfredenler, kendilerine mühlet ve fırsat vermemizi, kendileri için hayırlı sanmasınlar. Onlara mühlet ve fırsat verişimiz, suçlarını arttırmaları içindir ve onlaradır hor, hakir edici azap.

Adem Uğur

İnkâr edenler sanmasınlar ki, kendilerine mühlet vermemiz onlar için daha hayırlıdır. Onlara ancak günahlarını arttırmaları için fırsat veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Ahmed Hulusi

Hakikati inkar ederek yaşayanlar, kendilerine süre tanımamızın hayırlarına olduğunu sanmasınlar! Sadece suçlarını büyütmeleri için süre tanıyoruz (bu Allah'ın mekridir onlara). Onlara zilleti yaşatacak bir azap vardır.

Ahmet Tekin

Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler, kendilerine vereceğimiz mühletin, haklarında hayırlı olduğunu sanmasınlar. Bilerek işledikleri günahlarını, zararlarını artırsınlar diye, biz onlara mühlet veriyoruz. Onlara, alçaltıcı, zillete düşürücü bir azap vardır.

Ahmet Varol

Kâfirler kendilerine mühlet vermemizin kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Onlara günahlarını artırmaları için mühlet veriyoruz. Onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

Ali Bulaç

O küfre sapanlar, kendilerine tanıdığımız süreyi sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar, biz onlara, ancak günahları daha da artsın, diye süre vermekteyiz. Onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.

Ali Fikri Yavuz

Bir de küfredenler, kendilerine ömür ve mühlet verişimizi, sakın kendileri için hayırlı sanmasın. Biz onları sırf günahlarını artırsınlar diye bırakıyoruz. Hem onlara, hor ve hakîr bırakan bir azap vardır.

Ali Rıza Safa

Nankörlük edenler, kendilerine verdiğimiz sürenin, kendileri için iyi olduğunu sanmasınlar. Ancak, suçlarını çoğaltmaları için süre veriyoruz. Üstelik onlar için, aşağılayıcı bir ceza vardır.

Bayraktar Bayraklı

Kafirler sanmasınlar ki kendilerine mühlet vermemiz onların hayrınadır; onlara mühlet vermemiz günahlarını arttırmaları içindir. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Bekir Sadak

N/A

Celal Yıldırım

O küfredenler bir süre ken dilerini öyle bırakışımızı sakın kendileri için hayır sanmasınlar; onları bu bırakışımız günah artırmaları içindir. Onlara aşağılayıcı bir azâb vardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İnkâr edenler, kendilerine vermiş olduğumuz fırsatın sakın onlar için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Onlara verdiğimiz fırsat ancak günahlarını arttırmaya yarıyor. Onlar için alçaltıcı azap vardır.

Diyanet İşleri

İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Diyanet İşleri (eski)

Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz. Küçültücü azab onlaradır.

Diyanet Vakfi

İnkâr edenler sanmasınlar ki, kendilerine mühlet vermemiz onlar için daha hayırlıdır. Onlara ancak günahlarını arttırmaları için fırsat veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kâfirler, kendilerine mühlet vermemizin, şahısları için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara bu mühleti, ancak günahlarını artırsınlar diye veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de inkar edenler, kendilerini bırakışımızın, sakın onlar için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onları sadece günahlarını artırsınlar diye bırakıyoruz.Onlara alçaltıcı bir azap vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de o küfredenler kendilerini bırakışımızı zinhar kendileri için bir hayır sanmasınlar biz onları sırf günahlarını arttırsınlar diye bırakıyoruz, hem onlara zillet verici bir azab var

Erhan Aktaş

Kafirler, kendilerine süre tanımamızın, yararlarına olduğunu sanmasınlar. Onlara süre tanıyoruz, onlar ise günahlarını artırıyorlar. Onlar için, alçaltıcı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kafirler, kendilerine süre tanımamızın, yararlarına olduğunu sanmasınlar. Onlara süre tanıyoruz, onlar ise günahlarını artırıyorlar. Onlar için, alçaltıcı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçeği yalanlayan nankörler, kendilerine süre tanımamızın, yararlarına olduğunu sanmasınlar. Onlara süre tanımamızın nedeni, günahlarının artması içindir. Onlar için, alçaltıcı bir azap vardır.

Fizilal-il Kuran

Kafirler, sakın kendilerine mühlet vermemizin, fırsat tanımamızın iyiliklerine olduğunu sanmasınlar. Onlara sırf günahları artsın diye mühlet tanıyor, fırsat veriyoruz. Onları onur kırıcı bir azap bekliyor.

Gültekin Onan

O kafirler, kendilerine tanıdığımız süreyi sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar, biz onlara, ancak günahları daha da artsın, diye süre vermekteyiz. Onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.

Hamdi Döndüren

İnkâr edenler, onlara süre vermemizin, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Çünkü biz onlara, ancak günahlarını artırmaları için fırsat veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Hasan Basri Çantay

O küfredenler kendilerine zaman (ve meydan) vermenizi nefisleri için zinhar hayırlı sanmasın (lar). Onlara fırsat verişimiz, ancak günah (larm) ı artırmaları içindir. Onlara hor ve hakıyr edici bir azab vardır.

Hasib Asutay

İnkâr edenler sanmasınlar ki, kendilerine süre vermemiz, kendileri için hayırlıdır. Biz onlara süre veriyoruz ki günâh(ların)ı artırsınlar. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Hayrat Neşriyat

O hâlde inkâr edenler, gerçekten onlara mühlet vermemizi kendileri için sakın bir hayır sanmasınlar! Onlara ancak, (pek istedikleri şekilde) günahlarının artması için mühlet veriyoruz! Hâlbuki onlara aşağılayıcı bir azab vardır.

İbni Kesir

Küfredenler, kendilerine mühlet verişimizi; sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar, Biz onlara sırf günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azab vardır.

Mehmet Okuyan

Kâfir olanlar sanmasınlar ki kendilerine zaman tanımamız, onlar için hayırlıdır. Onlara zaman tanıyoruz; sonunda günahlarını artıracaklar. Onlar için küçük düşürücü bir azap vardır.

Muhammed Esed

Ve onlar -hakikati inkara şartlanmış olanlar- sanmasınlar ki kendilerine mühlet vermemiz onların hayrınadır, onlara mühlet verdik ki günahkarlıkları artsın; sonuçta onları utanç verici bir azap beklemektedir.

Mustafa İslamoğlu

Ve inkarda direnenler sanmasınlar ki, onlara mühlet vermemiz kendi hayırlarınadır. Onlara yalnızca günahlarını artırsınlar diye mühlet verdik; sonunda alçaltıcı bir azap onları bekler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Küfredenler asla sanmasınlar ki, onlara mühlet verişimiz onların nefisleri için bir hayırdır. Biz onlara mühlet veriyoruz ki günahlarını arttırsınlar. Ve onlar için zillet verici bir azap vardır.

Ömer Öngüt

Kâfirler kendilerine mühlet verişimizi sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar. Biz onlara sırf günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Suat Yıldırım

O kâfirler kendilerine mühlet vermemizin kendileri hakkında hayır olduğunu sanmasınlar. Onlara mühlet vermemiz, günahlarının artması içindir. Onlara zelil ve perişan eden bir azap vardır.

Süleyman Ateş

İnkar edenler sanmasınlar ki, kendilerine süre vermemiz, kendileri için hayırlıdır. Biz onlara süre veriyoruz ki günahı artırsınlar. Onlar için alçaltıcı bir azab vardır.

Süleymaniye Vakfı

Kafirlik edenler, onlara süre tanımamızı kendileri için asla bir iyilik sanmasınlar! Onlara verdiğimiz süre sadece günahlarını artırmalarına yarıyor. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ayetleri örtenler, verdiğimiz fırsatın kendi iyiliklerine olduğunu sanmasınlar. Fırsatı günahlarını artırsınlar diye veriyoruz. Onların hak ettiği alçaltıcı bir azaptır.

Şaban Piriş

Kafirler kendilerine mühlet vermemizi hayırlı sanmasınlar. Biz onlara ancak günahlarını artırmaları için mühlet veriyoruz/ ömürlerini uzatıyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Tefhim-ul Kuran

O küfre sapanlar, kendilerine tanıdığımız süreyi sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar, biz onlara, ancak günahları daha da artsın, diye süre vermekteyiz. Onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.

Ümit Şimşek

İnkâr edenler, onlara mühlet verişimizi kendilerinin hayrına sanmasınlar. Biz onlara, günahlarını arttırsınlar diye mühlet veriyoruz. Sonunda onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Küfre sapanlar, onlara süre tanımamızın kendileri için hayırlı olduğunu asla düşünmesinler. Onlara, biraz daha günah işlesinler diye süre veriyoruz. Yere geçirecek bir azap var onlar için.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Kafirlər elə güman etməsinlər ki, Bizim onlara möhlət verməyimiz xeyirlərinədir. Biz onlara ona görə möhlət veririk ki, günahlarını daha da artırsınlar. Onlar üçün alçaldıcı bir əzab hazırlanmışdır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Küfr edənlər onlara verdiyimiz möhləti heç də özləri üçün xeyirli sanmasınlar! Bizim onlara verdiyimiz möhlət ancaq günahlarını daha da artırmaları üçündür. Onlar alçaldıcı bir əzab görəcəklər!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Die Ungläubigen sollen nicht denken, der Aufschub, den Wir ihnen gewähren, sei gut für sie. Die Wahrheit ist, daß Gott ihnen Aufschub gewährt, damit sie sich mehr Sünden aufbürden. Eine entehrende Strafe ziehen sie sich zu.

Almanca — Der Edle Quran

Und diejenigen, die ungläubig sind, sollen ja nicht meinen, daß das, was Wir ihnen an Aufschub gewähren, gut für sich selbst sei. Wir gewähren ihnen nur Aufschub, damit sie an Sünde zunehmen, und für sie gibt es schmachvolle Strafe.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und diejenigen, die Kufr betrieben haben, sollen nicht denken, daß wenn WIR ihnen Zeit gewähren, daß dies für sie besser sei. WIR gewähren ihnen Zeit nur, damit sie noch mehr Verfehlungen begehen. Und für sie ist eine erniedrigende Peinigung bestimmt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The infidels must not think that the respite We grant them is for their own good; We simply give them plenty of rope to allow them free action in order that they commit themselves further to the evil line of conduct. There awaits them a condign and humiliating punishment.

Abdul Haleem

The disbelievers should not think that it is better for them that We give them more time: when We give them more time they become more sinful- a shameful torment awaits them.

Abdullah Yusuf Ali

Let not the Unbelievers think that our respite to them is good for themselves: We grant them respite that they may grow in their iniquity: But they will have a shameful punishment.

Abul A'la Maududi

Do not let the, unbelievers imagine that the respite We give them is good for them. We give them respite so that they may grow in wickedness. A humiliating chastisement lies in store for them.

Aisha Bewley

Those who are kafir should not imagine that the extra time We grant to them is good for them. We only allow them more time so they will increase in evildoing. They will have a humiliating punishment.

Al-Hilali & Khan

And let not the disbelievers think that Our postponing of their punishment is good for them. We postpone the punishment only so that they may increase in sinfulness. And for them is a disgracing torment.

Ali Quli Qarai

Let the faithless not suppose that the respite that We grant them is good for their souls: We give them respite only that they may increase in sin, and there is a humiliating punishment for them.

Amatul Rahman Omar

And do not let those who disbelieve think that the respite We give them is good for them. Surely, We grant them respite but they do not avail it, with the result that they add to their sins. A humiliating punishment awaits them.

Arthur John Arberry

And let not the unbelievers suppose that the indulgence We grant them is better for them; We grant them indulgence only that they may increase in sin; and there awaits them a humbling chastisement.

Bijan Moeinian

The disbelievers are wrong in thinking that I have left them alone for their own good. On the contrary, they are left alone [and deprived of guidance] so that they increasingly engage in sins and deserve their terrible punishment.

E. Henry Palmer

Let not those who misbelieve reckon that our letting them range is good for themselves. We only let them have their range that they may increase in sin. And for them is shameful woe.

Edip-Layth

Those who do not appreciate should not count that We are providing for them out of the goodness of themselves. We are only providing for them so that they may increase in transgression, and they will have a humiliating retribution.

George Sale

And let not the unbelievers think, because we grant them lives long and prosperous, that it is better for their souls: We grant them long and prosperous lives only that their iniquity may be increased; and they shall suffer an ignominious punishment.

Hamid S. Aziz

Let not those who disbelieve imagine that the respite they have is good for themselves. We only let them have their rein that they may increase in sin. And for them is shameful woe.

Mahmoud Ghali

And definitely let not the ones who have disbelieved reckon that We reprieve them only (because) it is charitable for themselves; surely We only reprieve them that they might increase in vice, and they will have a degrading torment.

Marmaduke Pickthall

And let not those who disbelieve imagine that the rein We give them bodeth good unto their souls. We only give them rein that they may grow in sinfulness. And theirs will be a shameful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

The unbelievers must not think that the respite We give them augurs well. We do so that they sink deeper into sin, and suffer an ignominious doom.

Muhammad Asad

And they should not think - they who are bent on denying the truth - that Our giving them rein is good for them: We give them rein only to let them grow in sinfulness; and shameful suffering awaits them.

Mustafa Khattab

Those who disbelieve should not think that living longer is good for them. They are only given more time to increase in sin, and they will suffer a humiliating punishment.

Progressive Muslims

And let not those who reject think that We are providing for them out of the goodness of themselves. We are only providing for them so that they may increase in transgression, and they will have a humiliating retribution.

Sahih International

And let not those who disbelieve ever think that [because] We extend their time [of enjoyment] it is better for them. We only extend it for them so that they may increase in sin, and for them is a humiliating punishment.

Sam Gerrans

And let not those who ignore warning think that We but grant them respite good for their souls; We but grant them respite that they might increase in sin; and they have a humiliating punishment.

Shabbir Ahmed

Let not the rejecters imagine that the Law of Requital is unreal. We give reprieve to Our servants to rethink and mend their ways. Those who persist in actions that deplete the capacity of the society invite for themselves a humiliating chastisement.

Syed Vickar Ahamed

And let not the Unbelievers think that Our delay (in punishment) to them is good for themselves: We grant them the delay that they may grow in their injustice, but they will have a shameful punishment.

Taqi Usmani

Those who disbelieve should not think that the respite We give them is good for them. In fact, We give them respite only that they may increase in sin, and for them there is a humiliating punishment.

The Monotheist Group

And let not those who reject think that We are providing for them out of the goodness of themselves. We are only providing for them so that they may increase in transgression, and they will have a humiliating retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Que ceux qui nʹont pas cru ne comptent pas que ce délai que Nous leur accordons soit à leur avantage. Si Nous leur accordons un délai, cʹest seulement pour quʹils augmentent leurs péchés. Et pour eux un châtiment avilissant.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bila ew ên ku kafir bûne, zen mekin ku muhleta me daye wan ji bo wan çêtir e. Bes me fersend da wan da ku gunehên xwe zêde bikin û paşê ji wan re ezabekî riswaker heye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij die ongelovig zijn moeten er niet op rekenen dat het uitstel dat Wij hun verlenen voor hen beter is; Wij verlenen hun slechts uitstel opdat zij in zonde toenemen. Voor hen is er een vernederende bestraffing.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Laten de ongeloovigen toch niet denken, dat, zoo wij hun leven verlengen en gelukkig maken, dit eene weldaad zij: neen! wij verlengen hun leven en maken het gelukkig, opdat zij slechts hunne zonden vermeerderen en eene strengen straf zouden ondergaan.

Hollandaca — Siregar

Laat degenen die ongelovig zijn niet denken dat Ons uitstel geven beter voor hen is: Wij geven hun slechts uitstel opdat hun zonden zullen toenemen en voor hen is er een vemederende bestraffing.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И никак пусть не считают те, которые стали неверными, что то, что Мы для них продлеваем (их жизнь) (и что наделяем их благами этой жизни) (и что их пока не постигает наказание Аллаха за их неверие), – является благом для них. Мы продлеваем (их жизнь) только для того, чтобы они увеличили [приумножили] свои грехи (чтобы воздать им за это еще более сильным наказанием), и для них – наказание унизительное!

Rusça — Osmanov

Пусть не думают неверные, что данная Нами им отсрочка - благо для них. Воистину, Мы даем им отсрочку, чтобы они погрязли в грехе. И уготовано им унизительное наказание.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Låt inte förnekarna av sanningen tro att den frist Vi beviljar dem är till deras fördel. Vi ger dem denna frist så att de kan hopa synd på synd; ett förnedrande straff väntar dem.