Al-i İmran Suresi 106. Ayet — Elfaz
O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, "İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı tadın" denilir.
2تَبْيَضُّtebyeDDuağarırMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibe · İf'ilâl Bâbıب ي ضBeyaz olmak, beyazlamak, yumurtlamak, ağarmak, beyaza çalmak, beyazlaştırmak
4وَتَسْوَدُّve tesveddukararırBağlaç+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibe · İf'ilâl Bâbıس و دSiyah olmak, kararmak, kara renk, egemen olmak, hüküm sürmek, liderlik etmek, başkanlık etmek, efendi olmak
6فَاَمَّاfe emmāo zamanİsti'nafiye Edatı+Tafsîl Edatı
7الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselereŞart Edatı
8اسْوَدَّتْsveddetkararanMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibe · İf'ilâl Bâbıس و دSiyah olmak, kararmak, kara renk, egemen olmak, hüküm sürmek, liderlik etmek, başkanlık etmek, efendi olmak
9وُجُوهُهُمْvucūhuhumyüzleriİsim+Zamirو ج هYüzleşmek/karşılaşmak/yüz yüze gelmek, yüz, irade, takip edilen amaç/hedef, gidilen/bakılan yer/yön, bir şeyin yolu, değerlendirme/saygı.
10اَكَفَرْتُمْe kefertuminkar ettiniz ha? (denilir)Soru Eki+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaret
11بَعْدَbeǎ'desonraZaman Zarfıب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme
12اِيمَانِكُمْīmānikuminanmanızdanİsim+Zamirا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
13فَذُوقُواfe ƶūḳūöyle ise tadınİsti'nafiye Edatı+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygu
14الْعَذَابَl-ǎƶābeazabıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12
15بِمَاbimākarşılıkHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
16كُنْتُمْkuntumetmenizeMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
17تَكْفُرُونَtekfurūneinkarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaret