Kasas Suresi 76. Ayet — Elfaz
Şüphesiz Karun, Musa'nın kavmindendi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. Hani, kavmi kendisine şöyle demişti: "Böbürlenme! Çünkü Allah, böbürlenip şımaranları sevmez."
1اِنَّinneelbetteHarf-i Nasb
2قَارُونَḳārūneKarunÖzel İsim
3كَانَkāneidiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
4مِنْmin-ndenHarf-i Cer
5قَوْمِḳavmikavmi-İsimق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh
6مُوسٰىmūsāMusa'nınÖzel İsim
7فَبَغٰىfe beğāazgınlık ettiİsti'nafiye Edatı+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibب غ يAzgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramak
8عَلَيْهِمْǎleyhimonlara karşıHarf-i Cer+Zamir
9وَاٰتَيْنَاهُve āteynāhuve ona vermiştikBağlaç+Mazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İf'âl Bâbıا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmek
10مِنَmine-denHarf-i Cer
11الْكُنُوزِl-kunūzihazineler-Marife (Belirlilik Takısı)+İsimك ن زBiriktirmek, hazine olarak saklamak, toprağa hazine gömmek.
12مَاmākiİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
13اِنَّinnemuhakkakHarf-i Nasb
15لَتَنُٓواُle tenū'uağır geliyorduLam-ı Te'kid+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeن و اAğırlık vermek, zorlukla kalkmak, acı içinde kalkmak, yorgunluktan düşmek, yükün altında ezilmek.
16بِالْعُصْبَةِbi l-ǔSbetibir topluluğaHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimع ص بSarmak/bükmek/bağlamak/hafifletmek/kuşatmak, bir şeyi zorla almak, zorlaşmak, ağızda kuruluk oluşmak (tükürük). Usbatun - grup/birlik/çete/parti. Asib - çok zor, şiddetle sıkıntılı, çetin, kederli.
18الْقُوَّةِl-ḳuvvetikuvvetMarife (Belirlilik Takısı)+İsimق و يGüçlü olmak, güçlenmek, üstün gelmek, yapabilir olmak, güçlü olmak, dinç olmak, zorlu olmak. Quwwatun (çoğulu quwan) - güç, kuvvet, dinçlik, kararlılık, sağlamlık, azim. Qawun - çöl. Aqwa - çölde kalmak. Muqwin - çöl/vahşi doğa sakinleri (qawiya fiilinden türetilmiştir, bu da ıssız veya terk edilmiş hale gelmek anlamına gelir).
19اِذْiƶhaniZaman Zarfı
20قَالَḳāledemişti kiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
21لَهُlehuonaHarf-i Cer+Zamir
22قَوْمُهُḳavmuhukavmiİsim+Zamirق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh
23لَاlāHarf-i Nefi
24تَفْرَحْtefraHşımarmaMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeف ر حMemnun/mutlu/sevinçli/neşeli olmak, sevinmek, coşmak, coşan/sevinen kişi, canlı.
25اِنَّinneşüphesizHarf-i Nasb
26اللّٰهَ(a)llaheAllahLafza-i Celal
27لَاlāHarf-i Nefi
28يُحِبُّyuHibbusevmezMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıح ب بSevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, bir şeyi (su veya içecekle) doldurmak/doyurmak, pıhtılaşmak/pıhtı oluşturmak, sivilce/kabarcık/küçük püstüllerle ortaya çıkmak. Sevmek, hoşlanmak, dilemek.
29الْفَرِحِينَl-feriHīneşımarıklarıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimف ر حMemnun/mutlu/sevinçli/neşeli olmak, sevinmek, coşmak, coşan/sevinen kişi, canlı.