Kasas Suresi 35. Ayet — Elfaz
Allah, "Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğiz de ayetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. Siz ve size uyanlar, galip gelecek olanlardır" dedi.
1قَالَḳāle(Allah) dedi kiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2سَنَشُدُّse neşuddukuvvetlendireceğizGelecek Zaman Eki+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.
3عَضُدَكَǎDudekesenin pazunuİsim+Zamirع ض دYardım etmek/destek olmak/desteklemek, yardım, kola vurmak, destekleyici, üst kol, yardımcı, dayanak, yan/taraf, yardım/destek, güç
5وَنَجْعَلُve nec'ǎluve vereceğizBağlaç+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak
6لَكُمَاle kumāsizeHarf-i Cer+Zamir
8فَلَاfe lāaslaİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nefi
9يَصِلُونَyeSilūneonlar erişemeyceklerMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibو ص لUlaşmak, erişmek, bağlanmak, uygulamak, yakınlaştırmak, gelmek/iletmek/aktarmak, devam etmek, birlik (arkadaşlar/dostlar/sevgililer arasında).
10اِلَيْكُمَاileykumāsizeHarf-i Cer+Zamir
11بِاٰيَاتِنَاbi āyātināayetlerimiz sayesindeHarf-i Cer+İsim+Zamirا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.
12اَنْتُمَاentumāikinizZamir
13وَمَنِve menive kimselerBağlaç+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
14اتَّبَعَكُمَاttebeǎkumāsize uyanMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmek
15الْغَالِبُونَl-ğālibūneüstün geleceksinizMarife (Belirlilik Takısı)+İsimغ ل بÜstesinden geldi, fethetti, boyun eğdirdi, hâkim oldu, aştı, güç veya kuvvette üstün oldu, zafer kazandı. aghlabu - ağaçlarla kaplı (sık), ghulban - bereketli, verimli.