Neml Suresi 19. Ayet — Elfaz
Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!"
1فَتَبَسَّمَfe tebessemetebessüm ettiİsti'nafiye Edatı+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · Tefa''ul Bâbıب س مGülümsemek, sessizce gülmek, dişleri göstermek için dudakları aralamak.
2ضَاحِكًاDāHikengülümseyerekİsimض ح كMerak etmek, adet görmek, sevinmek, hayran bırakmak, alay etmek, birine gülmek, gülmek, netleşmek
3مِنْminHarf-i Cer
4قَوْلِهَاḳavlihāonun sözüneİsim+Zamirق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
5وَقَالَve ḳāleve dediBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
6رَبِّrabbiRabbimİsim+Zamirر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük
7اَوْزِعْنِٓيevziǎ'nīgönlüme ilham eyleEmir Fiil+ZamirEmir · Müfred Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıو ز عAynı hızda ilerlemek, harekete geçirmek, vermek/bahşetmek, ilham vermek, savaş düzenine göre sıraya dizmek.
8اَنْendiyeMasdar Harfi
9اَشْكُرَeşkuraşükredeyimMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Vahdeش ك رTeşekkür etmek, minnettar olmak, birinin iyiliğini fark etmek veya kabul etmek, övmek. Şükür - teşekkür etme, minnettarlık. Şakir - teşekkür eden veya minnettar olan, takdir edilen ve ödülde cömert olan.
10نِعْمَتَكَniǎ'metekenimetineİsim+Zamirن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.
11الَّتِيlletīİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
12اَنْعَمْتَen'ǎmtelutfettiğinMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.
13عَلَيَّǎleyyebanaHarf-i Cer+Zamir
14وَعَلٰىve ǎlāveBağlaç+Harf-i Cer
16وَاَنْve enve diyeBağlaç+Masdar Harfi
17اَعْمَلَeǎ'meleyapayımMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Vahdeع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalat
18صَالِحًاSāliHenfaydalı bir işİsimص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.
19تَرْضٰيهُterDāhusenin beğeneceğinMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatabر ض وOndan memnundu/hoşnuttu/tatmin olmuştu; ona iyi niyet veya lütuf ile baktı ya da onu sevdi veya onayladı, seçti/tercih etti, rıza gösterdi, uygun/kabul edilebilir buldu, sevdi, hoşlandı, ona meyletmişti, onu arzuladı. Rıdvan - lütuf, kabul, iyilik, hoşa giden şey.
20وَاَدْخِلْنِيve edḣilnīve beni sokBağlaç+Emir Fiil+ZamirEmir · Müfred Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmak
21بِرَحْمَتِكَbi raHmetikerahmetinleHarf-i Cer+İsim+Zamirر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.
22فِيfīarasınaHarf-i Cer
24الصَّالِحِينَS-SāliHīneiyiMarife (Belirlilik Takısı)+Sıfatص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.