Bunun üzerine Musa'ya, "Asan ile denize vur" diye vahyettik. Deniz derhal yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibiydi.

فَاَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْبَحْرَ فَانْفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرْقٍ كَالطَّوْدِ الْعَظِيمِ

fe evHaynā ilā mūsā eni Drib bi ǎSāke l-baHra fe nfeleḳa fe kāne kullu firḳin ke T-Tavdi l-ǎZīmi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاَوْحَيْنَٓاfe evHaynāو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.diye vahyettik
2اِلٰىilā
3مُوسٰٓىmūsāموسىMusa'ya
4اَنِeni
5اضْرِبْDribض ر بİyileştirmek, vurmak, örnek olarak öne sürmek, bir mesel/örnek vermek, gitmek, yolculuk yapmak, seyahat etmek, karıştırmak, kaçınmak, uzaklaştırmak, örtmek, kapatmak, belirtmek/beyan etmek/ifade etmek, öne sürmek, ortaya koymak, karşılaştırmak, benzetmek, yol aramak, ileri yürümek, ayarlamak, dayatmak, engellemek, savaşmak, birinin malıyla kâr payı için ticaret yapmak, yapmak veya sebep olmak veya oluşturmak, terk etmek/vazgeçmek, bir şeyi uzaklaştırmakvur
6بِعَصَاكَbi ǎSākeع ص وSopayla vurmak. asiya/ya'sa - sopa almak, bir araya gelmek, koleksiyon, birikim, şaşırtıcı, toplanma, topluluk, cemaat. asa - değnek, sopa, çubuk, destekler, millet, ustalık, insanlar, parti, dil, deri, kemik. idrib bi asaka al hajer - sopayla kayaya vur, halkınla ilerle.değneğinle
7الْبَحْرَl-baHraب ح رDeniz, göl, büyük su birikintisi, bol, geniş, çok, deniz gibi cömert olan, bilgindenize
8فَانْفَلَقَfe nfeleḳaف ل قYarılmak/çatlamak/bölünmek, uzunlamasına bölmek, çatlak, boylamasına bölünme, şafak vakti/tan, takdire değer/harika şeyler söylemek/yapmak, çabalamak/gayret etmek, büyük/şişman/tombul olmak, tüm yaratılış, yaratılan tüm varlıklar/şeyler, kopmuş parça/kırık, yarıcı/bölen.sonra yarıldı
9فَكَانَfe kāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve oldu
10كُلُّkulluك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
11فِرْقٍfirḳinف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.bölüm
12كَالطَّوْدِke T-Tavdiط و دSağlam ve hareketsiz olmak, kararlı olmak, havada yükselmek, yüce/büyük/kudretli/yüksek dağ/bina, uçurum, tepe, yüksek veya manzaralı arazi, etrafında dolanmak/çok.bir dağ gibi
13الْعَظِيمِl-ǎZīmiع ظ مbüyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmekkocaman

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken Mûsâ'ya, sopanı denize vur diye vahyettik. Vurunca deniz hemen yarıldı ve her parçası, koca bir dağa döndü.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken Mûsâʼya, sopanı denize vur diye vahyettik. Vurunca deniz hemen yarıldı ve her parçası, koca bir dağa döndü.

Adem Uğur

Bunun üzerine Musa'ya: Asân ile denize vur! diye vahyettik. (Vurunca deniz) derhal yarıldı (on iki yol açıldı), her bölük koca bir dağ gibi oldu.

Ahmed Hulusi

Musa'ya: "Asan ile denize vur" diye vahyettik. . . (Vurunca) patladı, ikiye yarıldı. . . Sonra her bir yan büyük bir dağ gibi oldu.

Ahmet Tekin

Mûsâ’ya: 'Asân ile denize vur' diye vahyettik. Mûsâ denize vurunca, deniz yarıldı. Hemen her su parçası koca bir dağ haline geldi.

Ahmet Varol

Bunun üzerine Musa'ya: 'Asanla denize vur' diye vahyettik. (Vurunca deniz) yarıldı ve her parçası kocaman bir dağ gibi oldu.

Ali Bulaç

Bunun üzerine Musa'ya: "Asanla denize vur" diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yarılıverdi de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu.

Ali Fikri Yavuz

Bunun üzerine Mûsa’ya: “-Asânı denize vur.” diye vahy ettik. Vurunca parçalandı, her bir parça kocaman dağ gibi oldu.

Ali Rıza Safa

Bunun üzerine, Musa'ya, şöyle bildirdik: "Değneğinle denize vur!" Deniz hemen yarıldı; her parçası kocaman bir dağ oldu.

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine Musa'ya, "Değneğinle denize vur!" diye bildirdik. Deniz ortadan yarıldı; her parçası yüce bir dağ gibi oldu.

Bekir Sadak

Bunun uzerine Biz Musa'ya: «Degneginle denize vur» diye vahyettik. Hemen deniz ikiye ayrildi, her parcasi yuce bir dag gibiydi.

Celal Yıldırım

Bunun üzerine Musâ'ya: «Asâ'nı denize vur!» diye vahyettik. Böylece deniz yarılıverdi de her parçası büyük bir dağ gibi (yükselip kaldı).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bunun üzerine Mûsâ’ya, “Asân ile denize vur!” diye vahyettik. Deniz derhal yarıldı, her parça koca bir dağ gibi oldu.

Diyanet İşleri

Bunun üzerine Musa'ya, "Asan ile denize vur" diye vahyettik. Deniz derhal yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibiydi.

Diyanet İşleri (eski)

Bunun üzerine Biz Musa'ya: 'Değneğinle denize vur' diye vahyettik. Hemen deniz ikiye ayrıldı, her parçası yüce bir dağ gibiydi.

Diyanet Vakfi

Bunun üzerine Musa'ya: Asân ile denize vur! diye vahyettik. (Vurunca deniz) derhal yarıldı (on iki yol açıldı), her bölük koca bir dağ gibi oldu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bunun üzerine Musa'ya «Vur asân ile denize» diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca bir dağ gibi oluverdi,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine Musa'ya: "Vur asan ile denize" diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca bir dağ oluverdi,

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine Musaya "vur Asan ile denize" diye vahyeyledik, vurunca bir infilak etti her bölük koca bir dağ gibi oluverdi

Erhan Aktaş

Musa'ya, "Asanı denize vur." diye vahyettik. Deniz hemen yarıldı. Her bir parçası büyük, yüksek bir dağ gibiydi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Musa'ya, "Asanı denize vur." diye vahyettik. Deniz hemen yarıldı. Her bir parçası büyük, yüksek bir dağ gibiydi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Musa'ya, "Asanı denize vur." diye vahyettik. Deniz hemen yarıldı. Her bir parçası büyük yüksek bir dağ gibiydi.

Fizilal-il Kuran

O sırada Musa'ya; «Değneğinle denize vur» diye vahyettik. Bunun üzerine deniz yarılarak içinde oniki yol açıldı. Denizin her parçası yüce bir dağ gibi oldu.

Gültekin Onan

Bunun üzerine Musa'ya: "Asanla denize vur" diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yarılıverdi de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu.

Hamdi Döndüren

Bunun üzerine Musa’ya, “Asan ile denize vur!” diye vahyettik. Deniz yarıldı; onun her bir parçası koca bir dağ gibi oldu!

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine Muusaya: "Asaanı denize vur" diye vahyetdik. (Vurunca) derhal (deniz) yarıldı, her parça (sı) kocaman dağ gibi oldu.

Hasib Asutay

Bunun üzerine Musa'ya, 'Değneğinle denize (Nil veya Kızıldenize) vur!' diye vahyettik. (Vurunca deniz) hemen yarıldı. Her parça(sı) koca bir dağ gibi oldu.

Hayrat Neşriyat

Bunun üzerine Mûsâ’ya: 'Asânla denize vur!' diye vahyettik. (Vurunca deniz)hemen yarıldı (ve on iki yol açıldı) da herbir parça (pek) büyük dağ gibi oluverdi!

İbni Kesir

Bunun üzerine Musa'ya vahyettik ki: Asanı denize vur. O, hemen yarıldı ve her parçası yüce bir dağ gibi oldu.

Mehmet Okuyan

Musa’ya “Asanla denize vur!” diye vahyetmiştik. (Deniz) derhal yarılmış; her bölüm koca bir dağ gibi olmuştu.

Muhammed Esed

Bunun üzerine, Musa'ya: "Asanla denize vur!" diye vahyettik. (Musa söyleneni yapınca) deniz ortadan yarıldı; öyle ki, açılan yolun her iki yanında sular koca dağlar gibi yükseldi.

Mustafa İslamoğlu

Bunun üzerine Musa'ya "Asanla denize vur!" diye vahyettik. Ardından deniz infilak edip ikiye ayrıldı; öyle ki, yolun her (iki) yanından sular ulu dağlar gibi yükselmişti.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık Mûsa'ya vahyettik ki, asan ile denize vur, (vurunca) derhal yarıldı, hemen her parça pek büyük dağ gibi oluverdi.

Ömer Öngüt

Biz de Musa'ya: “Âsânı denize vur!” diye vahyettik. Deniz hemen yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibi oldu.

Suat Yıldırım

Biz Mûsâ’ya: "Asânı denize vur!" diye vahyettik. Vurur vurmaz deniz yarıldı, öyle ki birer koridor gibi açılan yolun iki yanında sular büyük dağlar gibi yükseldi.

Süleyman Ateş

Musa'ya: "Değneğinle denize vur!" diye vahyettik. (Vurunca deniz) yarıldı, (on iki yol açıldı). Her bölüm, kocaman bir dağ gibi oldu.

Süleymaniye Vakfı

Bunun üzerine Musa'ya: "Değneğinle denize vur!" diye vahyettik. Vurunca, deniz hemen ikiye ayrıldı. Her parçası koca bir dağ gibi oldu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunun üzerine Musa'ya "değneğinle denize vur" diye vahyettik. Hemen deniz yarıldı. Yarılan her parça koca bir dağ gibi oldu.

Şaban Piriş

İşte o sırada, Musa'ya: -Asanı denize vur, diye vahyettik. O, hemen yarıldı ve her parçası koca bir dağ gibi oluverdi.

Tefhim-ul Kuran

Bunun üzerine Musa'ya: «Asanla denize vur» diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yarılıverdi de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu.

Ümit Şimşek

Musa'ya 'Asânı denize vur' diye vahyettik. Deniz yarıldı; öyle ki, herbir parçası koca bir dağ gibiydi.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine Musa'ya, "Asanla denize vur!" diye vahyettik. Deniz hemen yarıldı, her dalga kümesi kocaman bir dağ gibi oldu.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz Musaya: “Əsanla dənizə vur!”– deyə vəhy etdik. Dəniz dərhal yarıldı, on iki yol açıldı və hər biri nəhəng bir dağ kimi oldu.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onda Musaya belə vəhy etdik: ″Əsanla dənizə vur!″ (Musa əsasını dənizə vuran kimi) o dərhal yarıldı (İsrail oğullarının soyuna müvafiq olaraq on iki hisəyə bölündü) və hər hissə böyük (uca) bir dağ kimi oldu.

Almanca (1)

Almanca — M. A. Rassoul

Darauf offenbarten Wir Moses: ʺSchlage das Meer mit deinem Stock.ʺ Und es teilte sich, und jeder Teil erhob sich wie ein gewaltiger Berg.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We inspired Mussa to strike the sea with his staff and there did the sea split into two enormous divisions, each partition as immense as a huge mountain.

Abdul Haleem

and We revealed to Moses: ‘Strike the sea with your staff.’ It parted- each side like a mighty mountain-

Abdullah Yusuf Ali

Then We told Moses by inspiration: "Strike the sea with thy rod." So it divided, and each separate part became like the huge, firm mass of a mountain.

Abul A'la Maududi

Then We revealed to Moses, (commanding him): "Strike the sea with your rod." Thereupon the sea split up, and then each became like the mass of a huge mount.

Aisha Bewley

So We revealed to Musa, ‘Strike the sea with your staff. ’ And it split in two, each part like a towering cliff.

Al-Hilali & Khan

Then We revealed to Mûsâ (Moses) (saying): "Strike the sea with your stick." And it parted, and each separate part (of that sea water) became like huge mountain.

Ali Quli Qarai

Thereupon We revealed to Moses: ‘Strike the sea with your staff!’ Whereupon it parted, and each part was as if it were a great mountain.

Amatul Rahman Omar

Then We revealed to Moses (saying), `Strike the sea with your staff. (And as he did) so it parted, and each part (of the two hosts) looked like a huge mound.

Arthur John Arberry

Then We revealed to Moses, 'Strike with thy staff the sea'; and it clave, and each part was as a mighty mount.

Bijan Moeinian

At that time I said to Moses: "Strike the sea with your staff, " whereupon it parted. Each part was like a great wall.

E. Henry Palmer

And we inspired Moses, 'Strike with thy rod the sea;' and it was cleft asunder, and each part was like a mighty mountain.

Edip-Layth

So We inspired to Moses: "Strike the sea with your staff." So it split into two, each side like a great mountain.

George Sale

And We commanded Moses by revelation, saying, smite the sea with thy rod. And when he had smitten it, it became divided into twelve parts, between which were as many paths, and every part was like a vast mountain.

Hamid S. Aziz

Said he, "Not so; verily, my Lord is with me. He will guide me."

Mahmoud Ghali

Then We revealed to Mûsa, (saying), "Strike with your staff the sea. " So it split, and each (separate) part was as a tremendous towering mountain.

Marmaduke Pickthall

Then We inspired Moses, saying: Smite the sea with thy staff. And it parted, and each part was as a mountain vast.

Mohamed Ahmed - Samira

We commanded Moses: "Smite the sea with your staff. " And it parted, and every parting was like a lofty mountain.

Muhammad Asad

Thereupon We inspired Moses thus: Strike the sea with thy staff!"- whereupon it parted, and each part appeared like a mountain vast.

Mustafa Khattab

So We inspired Moses: "Strike the sea with your staff," and the sea was split, each part was like a huge mountain.

Progressive Muslims

So We inspired to Moses: "Strike the sea with your staff. " So it split into two, each side like a great mountain.

Sahih International

Then We inspired to Moses, "Strike with your staff the sea," and it parted, and each portion was like a great towering mountain.

Sam Gerrans

Then We instructed Moses: “Strike thou the sea with thy staff”; and it parted, and each part was like a great towering mountain.

Shabbir Ahmed

Then We revealed to Moses, "Strike the sea with your staff. (Seek for them a dry path with confidence. Cross over the dried up Sea of Reeds (20:77), (44:24)). The morning found the two parties apart like two hills with a basin in between.

Syed Vickar Ahamed

Then We told Musa (Moses) by revelation: "Strike the sea with your rod. " And so, it (the sea) divided, and each separate part became like the huge, firm part of a mountain.

Taqi Usmani

So We revealed to Mūsā saying, "Strike the sea with your staff." So it was severed apart, and each part became like a big mountain.

The Monotheist Group

So We inspired to Moses: "Strike the sea with your staff." So it split into two, each side like a great mountain.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Alors Nous révélâmes à Moïse: ʺFrappe la mer de ton bâtonʺ. Elle se fendit alors, et chaque versant fut comme une énorme montagne.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Beranberî vê me peyam da Mûsa, me jê re got: Gopalê xwe li behrê bixe! (Çi dema gopalê xwe lê da) di cih de bû du şeq her şeqekî avê bû wekî çiyakekî mezin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij openbaarden aan Moesa: ʺSla met jouw staf op de zee.ʺ Toen spleet zij en elke kant was als een geweldige berg.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij bevalen Mozes door openbaring, zeggende: Sla de zee met uwen staf. En toen hij haar had geslagen werd zij in twaalf afdeelingen verdeeld; ieder deel, dat een pad was, scheen een groote berg.

Hollandaca — Siregar

Toen openbaarden Wij aan Môesa: ʺSla de zee met jouw staf.ʺ Toen spleet de zee en elk gedeelte was als een geweldige berg.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И внушили Мы Мусе: «Ударь своим посохом по морю», – и разверзлось оно (открыв путь по дну), и была каждая часть (воды), как огромная гора.

Rusça — Osmanov

Тогда Мы послали откровение Мусе; ʺУдарь своим посохом по морюʺ. [Он ударил], и оно разверзлось, и каждая часть его вздыбилась, словно гора.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och Vi befallde Moses: ʺSlå på vattnet med din stav!ʺ - och se, då delade sig (havet) och de två delarna reste sig som mäktiga berg.