(225-226) Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.

اَلَمْ تَرَ اَنَّهُمْ فِي كُلِّ وَادٍ يَهِيمُونَ وَاَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَ

e lem tera ennehum fī kulli vādin yehīmūne / ve ennehum yeḳūlūne mā lā yef'ǎlūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَلَمْe lem
2تَرَteraر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görmez misin?
3اَنَّهُمْennehumonlar
4فِي
5كُلِّkulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
6وَادٍvādinو د يKan parası ödemek, insan hayatı için kefaret olarak para cezası ödemek, cinayet için tazminat ödemek.vadide
7يَهِيمُونَyehīmūneه ي مAmaçsızca dolanmak, tutkuyla sevmek, hastalıktan dolayı susuzluktan yanmak, hastalık nedeniyle susamış deve.şaşkın şaşkın dolaşırlar
1وَاَنَّهُمْve ennehumve onlar
2يَقُولُونَyeḳūlūneق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelesöylerler
3مَاşeyleri
4لَا
5يَفْعَلُونَyef'ǎlūneف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyapmayacakları

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Görmez misin ki hiç şüphe yok, onlar, her vâdide sersemce dolaşıp dururlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Görmez misin ki hiç şüphe yok, onlar, her vâdide sersemce dolaşıp dururlar.

Adem Uğur

Baksana onlar her vâdide şaşkın şaşkın dolaşırlar.

Ahmed Hulusi

Görmez misin ki onlar hayal - evham dünyalarında yaşarlar!

Ahmet Tekin

Onların her vadide, kelimeler ve hayaller arasında, amaçsız ve tutarsız, şaşkın şaşkın dolaştıklarını görmüyor musun?

Ahmet Varol

Onlar her vadide şaşkın şaşkın dolaşmakta olduklarını görmedin mi?

Ali Bulaç

Görmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar,

Ali Fikri Yavuz

Görmez misin o şairler, her yöne meyleder ve boş şeylere dalarlar.

Ali Rıza Safa

Aslında, her vadide şaşkınlık içinde dolaştıklarını görmüyor musun?

Bayraktar Bayraklı

-"Onların her vadide başıboş dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?"

Bekir Sadak

(225-22) 6 Onlarin her vadide saskin saskin dolastiklarini ve yapmadiklarini yaptik dediklerini gormez misin?

Celal Yıldırım

Baksana, onlar her vadide avare-şaşkın dolaşırlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(225-226 Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmez misin?

Diyanet İşleri

(225-226) Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.

Diyanet İşleri (eski)

(225-226) Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve yapmadıklarını yaptık dediklerini görmez misin?

Diyanet Vakfi

(225-226) Onların her vâdide başıboş dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(225-226) Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Görmüyor musun, bunlar her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Görmez misin bunlar her vadide hayran olurlar

Erhan Aktaş

Onların her vadide nasıl şaşkın şaşkın dolaştıklarını görmüyor musun?

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onların her vadide nasıl şaşkın şaşkın dolaştıklarını görmüyor musun?

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onların her vadide nasıl şaşkın şaşkın dolaştıklarını görmüyor musun?

Fizilal-il Kuran

Görmüyormusun ki, onlar her vadiye dalarlar.

Gültekin Onan

Görmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar,

Hamdi Döndüren

Baksana, onlar her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar.

Hasan Basri Çantay

(225-226) Onların her vadide hakıykaten ifrata (mübalağaya) düşegeldiklerini ve hakıykaten yapmayacakları şeyleri söyler (insanlar) olduklarını görmedin mi?

Hasib Asutay

Görmez misin, onlar her vadide gerçekten şaşkın olarak dolaşırlar.

Hayrat Neşriyat

Görmedin mi? Gerçekten onlar (o şâirler) her vâdide şaşkın şaşkın dolaşırlar (da her türlü yalan ve çirkin sözü söylerler).

İbni Kesir

Görmedin mi; onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar.

Mehmet Okuyan

Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve yapmayacakları şeyleri söylediklerini görmüyor musun?

Muhammed Esed

Görmez misin onların her vadide (sözcüklerin, hayallerin peşinde) şaşkın şaşkın dolaştıklarını;

Mustafa İslamoğlu

Görmez misin ki onlar, (hayat ve his alemindeki) her vadide şaşkın ve amaçsız gezinirler;

Ömer Nasuhi Bilmen

Görmez misin ki, onlar her vadide şaşkıncasına yürür dururlar.

Ömer Öngüt

Görmez misin? Onlar her vâdide şaşkın şaşkın dolaşırlar.

Suat Yıldırım

(225-226) Görmez misin onlar her vâdide sözcüklerin, hayallerin peşinde dolaşır ve yapmayacakları şeyleri söylerler.

Süleyman Ateş

Baksana onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar?

Süleymaniye Vakfı

Onların her sahada övgü ve yergiyi abarttıklarını görmedin mi?

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Görmüyor musun onlar her vadide gözü kapalı dolaşırlar,

Şaban Piriş

Bilmez misin ki onlar her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar

Tefhim-ul Kuran

Görmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip durmaktadırlar;

Ümit Şimşek

Görmez misin: Onlar her vadiye dalarlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Görmez misin onları ki, her vadide şaşkın, tutkun dolaşırlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Məgər görmürsənmi ki, onlar hər vadidə veyl-veyl gəzir (hər mövzuda şer uydurur)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Məgər görmürsənmi ki, onlar hər bir vadidə sərgərdan gəzib-dolaşırlar? (Hər tərəfə meyl edir, birini yalandan mədh, digərini isə əbəs yerə həcv edirlər!)

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Siehst du nicht, daß sie sich in allen Fächern (der Dichtkunst) herumtreiben,

Almanca — Der Edle Quran

Siehst du nicht, daß sie in jedem Tal ziellos umherwandern

Almanca — M. A. Rassoul

Hast du nicht gesehen, wie sie verwirrt in jedem Tal umherwandeln

Almanca — Muhammad Zaidan

Hast du etwa nicht gesehen, daß sie sich in jedem Tal verlieben,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Do you not see that they rove the trackless realms of every valley of emotion, imagination and discourse!

Abdul Haleem

Do you not see how they rove aimlessly in every valley;

Abdullah Yusuf Ali

Seest thou not that they wander distracted in every valley?-

Abul A'la Maududi

Do you not see that they wander about in every valley

Aisha Bewley

Do you not see how they ramble on in every style

Al-Hilali & Khan

See you not that they speak about every subject (praising people - right or wrong) in their poetry?

Ali Quli Qarai

Have you not regarded that they rove in every valley,

Amatul Rahman Omar

Do you not see how they wander distracted in every valley,

Arthur John Arberry

hast thou not seen how they wander in every valley

Bijan Moeinian

Do you not see that their opinion changes according to the situation?

E. Henry Palmer

Dost thou not see that they wander distraught in every vale?

Edip-Layth

Do you not see that they traverse in every valley?

George Sale

Dost thou not see that they rove as bereft of their senses through every valley;

Hamid S. Aziz

As for poets, those follow them who are astray.

Mahmoud Ghali

Have you not seen that they wander in every valley,

Marmaduke Pickthall

Hast thou not seen how they stray in every valley,

Mohamed Ahmed - Samira

Have you not seen that they wander distract in every valley,

Muhammad Asad

Art thou not aware that they roam confusedly through all the valleys [of words and thoughts],

Mustafa Khattab

Do you not see how they rant in every field,[1]

Progressive Muslims

Do you not see that they traverse in every valley.

Sahih International

Do you not see that in every valley they roam

Sam Gerrans

Dost thou not see that they wander in every valley,

Shabbir Ahmed

Haven't you seen how they stray in every valley of thought, like a camel with false thirst?

Syed Vickar Ahamed

Do you not see that they (anxiously) speak about every subject (of lies and sin) in their poetry?

Taqi Usmani

Did you not see that they wander in every valley,

The Monotheist Group

Do you not see that they traverse in every valley.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ne vois-tu pas quʹils divaguent dans chaque vallée,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ma tu nizanî ku ew bêzanîn û armanc xwe berdidin nav her derew û hunerê.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zie jij niet dat zij in elke vallei rondzwerven

Hollandaca — Salomo Keyzer

Ziet gij niet dat zij, als van hunne zinnen beroofd, door iedere vallei wandelen?

Hollandaca — Siregar

Zie jij niet dat zij rusteloos ronddwalen in iedere vallei?

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

Разве ты не видел [разве ты не знаешь] (о, Пророк), что они [поэты] по всем долинам бродят [слагают стихи на любые темы]

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Har du inte sett hur de strövar genom alla dalar utan mål