Furkan Suresi 18. Ayet — Elfaz
Onlar, "Seni eksikliklerden uzak tutarız. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helake giden bir toplum oldular" derler.
1قَالُواḳālūderler kiMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2سُبْحَانَكَsubHānekesenin şanın yücedirİsim+Zamirس ب حYüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmek
3مَاmāHarf-i Nefi
4كَانَkānedeğildiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
5يَنْبَغِيyenbeğīyaraşırMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İnfi'âl Bâbıب غ يAzgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramak
6لَنَاlenābizeHarf-i Cer+Zamir
7اَنْenMasdar Harfi
8نَتَّخِذَnetteḣiƶeedinmekMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İfti'âl Bâbıا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek
9مِنْminHarf-i Cer
10دُونِكَdūnikesenden başkaİsim+Zamirد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altında
11مِنْminHarf-i Cer
13وَلٰكِنْve lākinfakatBağlaç+İstidrak Edatı
14مَتَّعْتَهُمْmetteǎ'tehumsen onları ni'metlendirdinMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Muhatab · Tef'îl Bâbıم ت عFaydalanmak/yararlanmak, hediye, faydalı/avantajlı herhangi bir şey, eşya (örn. mutfak eşyası, mobilya), mal/ürün.
15وَاٰبَٓاءَهُمْve ābā'ehumve atalarınıBağlaç+İsim+Zamirا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmek
16حَتّٰىHattākadarHarf-i Cer
17نَسُواnesūunutuncayaMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibن س يTerk etmek/unutmak/ihmal etmek, unutmuş gibi yapmak
18الذِّكْرَƶ-ƶikraanmayıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermek
19وَكَانُواve kānūve oldularBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
20قَوْمًاḳavmenbir toplulukİsimق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh