Furkan Suresi 17. Ayet — Elfaz
Rabbinin, onları ve Allah'ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına), "Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı, yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar" diyeceği günü hatırla.
2يَحْشُرُهُمْyeHşuruhumonları toplayacağıMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibح ش رToplanmak/bir araya gelmek/bir araya getirmek, ölüleri diriltmek, sürgün etmek, bir yerden başka bir yere sürmek, bir şeyi ince veya narin ya da küçük yapmak, bir şeyi keskin ve sivri yapmak (örneğin mızrak ucu ve bıçak).
3وَمَاve māşeyleriBağlaç+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
4يَعْبُدُونَyeǎ'budūnetaptıklarıMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmek
5مِنْminHarf-i Cer
7اللّٰهِ(a)llahiAllah'tanLafza-i Celal
8فَيَقُولُfe yeḳūluder kiBağlaç+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
9ءَاَنْتُمْe entumsiz mi?Soru Eki+Zamir
10اَضْلَلْتُمْeDleltumsaptırdınızMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.
12هٰٓؤُ۬لَٓاءِhā'ulā'ibuİşaret Zamiri
13اَمْemyoksaBağlaç
14هُمْhumkendileri (mi)Zamir
15ضَلُّواDellūsapıttılarMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.
16السَّبِيلَs-sebīleyoluMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep