(İçlerinden bazıları), "Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilahlarınıza yardım edin" dediler.

قَالُوا حَرِّقُوهُ وَانْصُرُوا اٰلِهَتَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ فَاعِلِينَ

ḳālū Harriḳūhu ve nSurū ālihetekum in kuntum fāǐlīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
2حَرِّقُوهُHarriḳūhuح ر قAteşe çekerek yakmak, kavurmak. Bir şeyi törpülemek, bir şeyin bir parçasını diğeriyle sürtmek, (dişleri) gıcırdatmak, dişleri gıcırdatarak gıcırtılı ses çıkarmak, son lokmasına kadar yemek, huyu kötü olmak, bir şeyin üzerine ateşle iz veya baskı yapmak, bir kişiyi veya şeyi ateşle yakmak, bir şeyi veya kişiyi tekrar tekrar yakmak, yanma acısına sebep olmak, bir kişiyi veya insanları üzmek/sıkıntı vermek/rahatsız etmek/taciz etmek/incitmek, bir kişiyi suçlamak veya azarlamak veya kınamak, itibarını zedelemek, bitki örtüsünü (soğuk hava veya hava durumu ile) büzmek/küçültmek/kurutmak/mahvetmek, bir kişiyi veya şeyi yok etmek/mahvolmak, yanmak veya yanmış olmak.onu (İbrahim'i) yakın
3وَانْصُرُواve nSurūن ص رyardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumakve yardım edin
4اٰلِهَتَكُمْālihetekumا ل هhizmet etmek, ibadet etmek veya tapınmak; korumak, sığınma vermek, muhafaza etmek, kurtarmak, özgür kılmak; ibadet objesi yani Tanrı; (Alif-Lam-Lam-ha) Allah, tüm mükemmel ilahi isimleri kapsayan tek gerçek Tanrı; var olan her şeyin özünü kapsayan birlikilahlarınıza
5اِنْineğer
6كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinsiz
7فَاعِلِينَfāǐlīneف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durum(bir iş) yapacaksanız

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bir şey yapacaksanız dediler, yakın onu da mâbutlarınıza yardım edin.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bir şey yapacaksanız dediler, yakın onu da mâbutlarınıza yardım edin.

Adem Uğur

(Bir kısmı:) Eğer iş yapacaksanız, yakın onu da tanrılarınıza yardım edin! dediler.

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Onu (İbrahim'i) yakarak tanrılarınıza destek verin. . . Eğer elinizden bir şey gelirse (bunu yapın). "

Ahmet Tekin

Bir kısmı, saray ileri gelenleri: 'Eğer bir şey yapmakta kararlı iseniz, şunu yakın da, tanrılarınıza yardım edin, öclerini alın' dediler.

Ahmet Varol

Dediler ki: 'Eğer bir şey yapacaksanız, onu yakın da ilahlarınıza yardım edin!'

Ali Bulaç

Dediler ki: "Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın ve ilahlarınıza yardımda bulunun."

Ali Fikri Yavuz

(Nemrud ve kavmi şöyle) dediler: “- Bunu (İbrâhîm’i) yakın da İlâhlarınızın öcünü alın; eğer bir iş yapacaksanız...”

Ali Rıza Safa

"Onu yakın ve tanrılarınızı destekleyin; eğer bir şey yapacaksanız?" dediler.

Bayraktar Bayraklı

Putperestler, "Eğer bir şey yapacaksanız, onu yakın da, tanrılarınıza yardım edin" dediler.

Bekir Sadak

Onlar: «Bir sey yapacaksaniz, sunu yakin da tanrilariniza yardim edin» dediler.

Celal Yıldırım

Onlar, «eğer (İbrahim'e ceza olarak bir şey) yapacaksanız onu ateşte yakın da tanrılarınıza yardımcı olun» dediler.

Diyanet İşleri

(İçlerinden bazıları), "Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilahlarınıza yardım edin" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

Onlar: 'Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin' dediler.

Diyanet Vakfi

(Bir kısmı:) Eğer iş yapacaksanız, yakın onu da tanrılarınıza yardım edin! dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar: «Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Onlar): "Siz bunu yakın da tanrılarınızın öcünü alın, eğer birşey yapacaksanız!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Siz bunu, dediler: yakın da ilahlarınızın öcünü alın, bir iş yapacaksınız

Erhan Aktaş

Halk: "Eğer yapabilirseniz, onu yakın! İlahlarınızın intikamını alın!" dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Halk: "Eğer yapabilirseniz, onu yakın! İlahlarınızın intikamını alın!" dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Halk: "Eğer yapabilirseniz, onu yakın! İlahlarınızın intikamını alın!" dediler.

Fizilal-il Kuran

O zaman soydaşları «Eğer ilahlarınızın tarafını tutacaksanız İbrahim'i ateşe atınız da böylece onları destekleyiniz» dediler.

Gültekin Onan

Dediler ki: "Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın ve tanrılarınıza yardımda bulunun."

Hamdi Döndüren

(Birbirlerine), “Eğer bir şey yapacaksanız, onu yakın ve böylece tanrılarınıza yardım edin!” dediler.

Hasan Basri Çantay

Dediler: "Ona yakın! (bu suretle) Tanrılarınıza yardım edin, eğer (bir iş) yapanlarsanız".

Hasib Asutay

Dediler: 'Onu yakın, tanrılarınıza yardım edin, eğer iş yapacaksanız!'

Hayrat Neşriyat

(Bazıları:) 'Eğer (bir iş) yapacak kimseler iseniz, onu yakın da ilâhlarınıza yardım edin!' dediler.

İbni Kesir

Onlar: Bir şey yapacaksanız şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin, dedi

Mehmet Okuyan

(Bir kısmı) “(Bir iş) yapacaksanız, onu (İbrahim’i) yakın da ilahlarınıza yardım edin!” demişti.

Muhammed Esed

"Eğer (bir şey) yapacaksanız" dediler, "bari o'nu yakın da, böylece tanrılarınıza arka çıkmış olun!"

Mustafa İslamoğlu

"Onu yakın!" diye bağrıştılar; "İlle de bir şey yapacaksanız (böyle yapın) ki, ilahlarınızı desteklemiş olasınız!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Dediler ki: «O'nu yakınız ve ilâhlarınıza yardım ediniz. Eğer yapacak kimseler iseniz.»

Ömer Öngüt

Dediler ki: “Eğer bir iş yapacaksanız, şunu yakın da ilâhlarınıza yardım edin!”

Suat Yıldırım

"Eğer yapacağınız bir şey varsa, dediler, o da bunu yakmaktır. Böyle yapın da tanrılarınıza sahip çıkın!"

Süleyman Ateş

Dediler: "Onu yakın, tanrılarınıza yardım edin, eğer bir iş yapacaksanız."

Süleymaniye Vakfı

Dediler ki: "Bir şey yapacaksanız, yakın şunu da ilahlarınıza destek verin!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dediler ki "Bir şey yapacaksanız, yakın şunu! Yakın da ilahlarınıza destek verin."

Şaban Piriş

-Eğer bir şey yapacaksanız, şunu yakın da, ilahlarınıza yardım edin, dediler.

Tefhim-ul Kuran

Dediler ki: «Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın ve ilahlarınıza yardımda bulunun.»

Ümit Şimşek

'Eğer bir iş yapacaksanız,' dediler, 'onu yakarak tanrılarınıza yardımcı olun.'

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler: "Yakın bunu! Eğer birşey yapacak kişilerseniz, ilahlarınıza yardım edin."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar dedilər: “Əgər ondan əvəz çıxmaq istəyirsinizsə, onu yandırın ki, məbudlarınıza kömək edəsiniz”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Nəmrud və ətrafındakılar öz camaatına) belə dedilər: ″Əgər (tapındıqlarınıza yardım göstərmək, onları xilas etmək üçün) bir iş görəcəksinizsə, onu (İbrahimi) yandırın və tanrılarınıza kömək edin!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie sagten: ʺVerbrennt ihn und laßt eure Götter siegen, wenn ihr etwas tun wollt!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagten: ʺVerbrennt ihn und helft euren Göttern, wenn ihr etwas tun wollt.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sie sagten: ʺVerbrennt ihn und helft euren Göttern, wenn ihr etwas tun wollt.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sagten: ʺVerbrennt ihn und unterstützt eure Götter, solltet ihr dies tun wollen.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Nevertheless", they said, "burn him and uphold your gods if indeed you intend to maintain our system of faith and worship and sustain it against criticism".

Abdul Haleem

They said, ‘Burn him and avenge your gods, if you are going to do the right thing.’

Abdullah Yusuf Ali

They said, "Burn him and protect your gods, If ye do (anything at all)!"

Abul A'la Maududi

They said: "Burn him, and come to the support of your gods, if you are going to do anything."

Aisha Bewley

They said, ‘Burn him and support your gods if you are resolved to do something. ’

Al-Hilali & Khan

They said: "Burn him and help your âlihah (gods), if you will be doing."

Ali Quli Qarai

They said, ‘Burn him, and help your gods, if you are to do anything!’

Amatul Rahman Omar

They said, (among themselves,) `Burn him and help your gods if (at all) you would do (anything against Abraham). '

Arthur John Arberry

They said, 'Burn him, and help your gods, if you would do aught. '

Bijan Moeinian

They said to the public: "Burn him and save your gods, if you really care (about your cultural roots. )"

E. Henry Palmer

Said they, 'Burn him, and help your gods, if ye are going to do so!'

Edip-Layth

They said, "If you are to do anything, then burn him, and give victory to your gods."

George Sale

They said, burn him, and avenge your gods: If ye do this it will be well.

Hamid S. Aziz

"Fie upon you, and what you serve beside Allah! Have you then no sense?"

Mahmoud Ghali

They said, "Burn him away and vindicate your gods, in case you are performing that. "

Marmaduke Pickthall

They cried: Burn him and stand by your gods, if ye will be doing.

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "Burn him, and save your gods, if you are men of action. "

Muhammad Asad

They exclaimed: "Burn him, and [thereby] succour your gods, if you are going to do [anything]!"

Mustafa Khattab

They concluded, "Burn him up to avenge your gods, if you must act."

Progressive Muslims

They said: "Burn him, and give victory to your gods if you will do anything. "

Sahih International

They said, "Burn him and support your gods - if you are to act. "

Sam Gerrans

They said: “Burn him, and support your gods, if you are doers!”

Shabbir Ahmed

The priesthood of the temple (in their vested interests) instigated the masses, "Burn him alive and uphold your gods if you are going to take any action!"

Syed Vickar Ahamed

They said: "Burn him and protect your gods, if you do (anything at all)!"

Taqi Usmani

They said, "(O people) burn him and help your gods, if you are to take action."

The Monotheist Group

They said: "If you are to do anything, then burn him, and give victory to your gods."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils dirent: ʺBrûlez-le. Secourez vos divinités si vous voulez faire quelque chose (pour elles)ʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ji hev re) gotin: Eger hûn dixwazin tiştekî pê bikin, wî bişewitînin û arîkariya îlahên xwe bikin!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeiden: ʺVerbrandt hem en helpt jullie goden, als jullie echt iets willen doen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij zeiden: Verbrandt hem en wreekt uwe goden; indien gij dit doet handelt gij wel.

Hollandaca — Siregar

Zij (de ongelovigen) zeiden: ʺVerbrandt hem en helpt jullie goden, als jullie (iets willen) doen.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Они [люди] сказали (друг другу): «Сожгите его [Ибрахима] и помогите вашим богам (уничтожив его), если вы уж совершаете [действительно хотите помочь божествам и продолжать дальше поклоняться им]!» (И они забросили Ибрахима в огромный костер, но Аллах помог Своему посланнику.)

Rusça — Osmanov

Они закричали [в ответ]: ʺСожгите его и помогите вашим богам, если вы способны действовать!ʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Då) ropade de: ʺLåt oss bränna honom (på bål) och hämnas gudarna, om (något) måste göras (för dem)!ʺ