Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tur dağını da tepenize dikmiş ve "Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab'ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)" demiştik.

وَاِذْ اَخَذْنَا مِيثَاقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ الطُّورَ خُذُوا مَا اٰتَيْنَاكُمْ بِقُوَّةٍ وَاذْكُرُوا مَا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

ve iƶ eḣaƶnā mīṧāḳakum ve rafeǎ'nā fevḳakumu T-Tūra ḣuƶū mā āteynākum bi ḳuvvetin ve ƶkurū mā fīhi leǎllekum tetteḳūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذْve iƶhani
2اَخَذْنَاeḣaƶnāا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekalmıştık
3مِيثَاقَكُمْmīṧāḳakumو ث قBirine güvenmek, dayanmak, bağlanmak.sizin sözünüzü
4وَرَفَعْنَاve rafeǎ'nāر ف عYükseltmek, yukarı kaldırmak, yüceltmek, övmek, yukarı almak, kaldırmak/vinçle çekmek, yüceltmek, Kha-Fa-Daad'ın zıttı [56:3], dikmek, yüksek/görkemli yapmak, alıp taşımak, görünür kılmak, yüceltmek, ilerletmek, bir şeyi yakına getirip sunmak veya teklif etmek, öne sürmek, uzaklaştırmak, kaybolmak, geriye doğru izlemek, onurlandırmak, saygı göstermek, tanıtmak, arıtmak, bilinir kılmak, yukarı çıkmak, yüksek rütbe/durum/halve kaldırmıştık
5فَوْقَكُمُfevḳakumuف و قRütbe veya mükemmellikte üstün olmak, üstesinden gelmek, geçmek, üstünde/üzerinde olmak, üzerinde, üzerine, daha fazla, yüksekte olmak. Fauq - üstünde/üzerinde/daha fazla/üstün anlamında bir edattır. Fawaq - iki sağım/emzirme arasındaki zaman, kişinin elini açması ve memeyi kavraması arasındaki süre ve sonra sağım için bırakması, sağım sırasında el açma ve kapama arasındaki gecikme ve zaman aralığı. Afaqa - kendine gelmek, iyileşmek (bayılma veya hastalıktan sonra), uyanmak (uykudan), hatırlamak.üzerinize
6الطُّورَT-Tūraط و رEtrafında dolaşmak veya dönmek, yaklaşmak, zaman veya bir kere, tekrarlanan zamanlar, miktar/ölçü/kapsam/sınır, görünüş/biçim/eğilim, hareket tarzı, tarz, tür/sınıf, aşama/durum, Sina Dağı, Zeytin Dağı, diğer birkaç dağa da uygulanır, ağaç üreten dağ, dağ, vahşi veya insanlıktan uzaklaşmak, yabancı, en uç nokta, iki uç noktanın karşılaşmasıdağı
7خُذُواḣuƶūا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmektutun
8مَاşeyi
9اٰتَيْنَاكُمْāteynākumا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmeksize verdiğimiz
10بِقُوَّةٍbi ḳuvvetinق و يGüçlü olmak, güçlenmek, üstün gelmek, yapabilir olmak, güçlü olmak, dinç olmak, zorlu olmak. Quwwatun (çoğulu quwan) - güç, kuvvet, dinçlik, kararlılık, sağlamlık, azim. Qawun - çöl. Aqwa - çölde kalmak. Muqwin - çöl/vahşi doğa sakinleri (qawiya fiilinden türetilmiştir, bu da ıssız veya terk edilmiş hale gelmek anlamına gelir).kuvvetle
11وَاذْكُرُواve ƶkurūذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekve hatırlayın
12مَاşeyi
13فِيهِfīhiiçinde olan
14لَعَلَّكُمْleǎllekumbelki de siz
15تَتَّقُونَtetteḳūneو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişikorunursunuz

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gene bir vakit sizden söz almıştık, Tur dağını üstünüze yüceltmiştik. Size verdiğimiz kitabı azimle alın, sakınanlardan olmak için de içindeki emirleri anın demiştik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gene bir vakit sizden söz almıştık, Tur dağını üstünüze yüceltmiştik. Size verdiğimiz kitabı azimle alın, sakınanlardan olmak için de içindeki emirleri anın demiştik.

Adem Uğur

Sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağının altında, size verdiğimizi kuvvetle tutun, onda bulunanları daima hatırlayın, umulur ki, korunursunuz (demiştik de);

Ahmed Hulusi

Hani sizden söz almıştık ve Tur'u da üstünüze kaldırmıştık (Musa'nın bir mucizesi). Size verdiğimizi (hakikat bilgisini) bir kuvve olarak tutun ve onun içinde olanı zikredip hatırlayın ki korunabilesiniz.

Ahmet Tekin

Bizim, sizin ciddi ve samimi taahhüdünüzü aldığımızı hatırlayın. Tûr’u üstünüze kaldırıp, 'Size verdiğimize, kitaba sıkı sıkı sarılın, sorumluluğuna pürdikkat sahip çıkın. İçindekileri ezberleyin, iyi düşünüp tahlil edin. Umulur ki, Allah’a sığınmanıza, emirlerine yapışmanıza, günahlardan arınıp, azaptan korunmanıza, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranmanıza, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olmanıza vesile olur.' demiştik.

Ahmet Varol

Hani sizden kesin bir söz almış ve Tur dağını üstünüze yükseltmiştik. 'Size verilen Kitab'a sımsıkı yapışın ve içinde olanları sürekli anın ki, belki böylelikle (fenalıklardan) sakınırsınız.'

Ali Bulaç

Sizden misak almış ve Tur'u üstünüze yükseltmiştik (ve demiştik ki:) "Size verdiğimize sımsıkı yapışın ve onda olanı (hükümleri sürekli) hatırlayın, ki sakınasınız."

Ali Fikri Yavuz

Bir vakit de, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam söz almıştık; Tûr’u da (söz veresiniz diye tehdîden yerinden sökerek) üstünüze kaldırıb demiştik ki: “- Size verdiğimiz kitabın hükümlerini kuvvetle tutun ve içindekinden gâfil olmayın, onları hatırlayın; gerek ki cehennemden ve isyandan korunursunuz.

Ali Rıza Safa

Sizden kesin söz aldığımızda, dağı üzerinize yükseltmiştik. "Size verdiğimize sımsıkı sarılın ve Onun içindekini hatırlayın; böylece, belki sorumluluk bilincine erişirsiniz!"

Bayraktar Bayraklı

Hani sizden sağlam bir söz almış, Tur'u da üstünüze kaldırmış ve "Size verdiğimiz kitabın hükümlerine sımsıkı sarılınız, içinde olanları hatırlayınız ki, ruh olgunluğuna ulaşasınız"demiştik.

Bekir Sadak

Sizden kesin soz almistik. Tur dagini yukselterek tepenize dikmistik. «Allah'a karsi gelmekten sakinanlardan olabilmeniz icin, size verdigimiz Kitab'a kuvvetle sarilin, onda bulunanlari hatirda tutun» demistik.

Celal Yıldırım

Ve hatırlayın ki, sizden (atalaranızdan) (Tevrat ile dosdoğru amel edeceklerine dair) söz almıştık. Tûr'u üstünüze kaldırmış ve koruna-sınız, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız diye «Size verdiğimiz kitabı kuvvetle (imân ve idrâk ciddiyetiyle) tutun, içinde olan (buyrukları) hatırlayın» demiştik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Hatırlayın ki, sizden sağlam bir söz almış, üzerinize de dağı kaldırmıştık. “Size verdiğimizi sıkı tutun, onda bulunanları daima hatırlayın; umulur ki korunursun” (demiştik).

Diyanet İşleri

Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tur dağını da tepenize dikmiş ve "Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab'ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)" demiştik.

Diyanet İşleri (eski)

Sizden kesin söz almıştık. Tur dağını yükselterek tepenize dikmiştik. 'Allah'a karşı gelmekten sakınanlardan olabilmeniz için, size verdiğimiz Kitab'a kuvvetle sarılın, onda bulunanları hatırda tutun' demiştik.

Diyanet Vakfi

Sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağının altında, size verdiğimizi kuvvetle tutun, onda bulunanları daima hatırlayın, umulur ki, korunursunuz (demiştik de);

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hani bir zamanlar sizden mîsak (sağlam bir söz) almıştık, Tur'u üstünüze kaldırıp demiştik ki; size verdiğimiz kitaba kuvvetle tutunun ve içindekilerden gafil olmayın, gerek ki, korunursunuz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir vakit de sizden söz almıştık ve Tur'u üstünüze kaldırıp demiştik ki: "Verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın ve içindekilerden gafil olmayın ki, günahtan sakınmış olasınız."

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir vakit de misakınızı almıştık, ve Turu üstünüze kaldırıp demiştik ki verdiğimiz kitabı kuvvetle tutun ve içindekinden gafil olmayın, gerek ki korunursunuz

Erhan Aktaş

Hani bir zamanlar, takva sahibi olmanız için, size verdiğimiz şeylere kuvvetle sarılıp kendinize mal etmek ve içindekilerini sürekli aklınızda tutmanız konusunda sizden söz almıştık. Ve Tur'u üzerinize kaldırmıştık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani bir zamanlar, takva sahibi olmanız için, size verdiğimiz şeylere kuvvetle sarılıp kendinize mal etmek ve içindekilerini sürekli aklınızda tutmanız konusunda sizden söz almıştık. Ve Tur'u üzerinize kaldırmıştık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani bir zamanlar, sizden, takva sahibi olmanız için, size verdiğimiz şeylere kuvvetle sarılıp kendinize mal etmek ve içindekilerini sürekli aklınızda tutmanız konusunda sağlam bir söz almıştık. Ve turu üzerinize kaldırmıştık.

Fizilal-il Kuran

Hani sizden kesin söz almış ve Tur dağını üstünüze çıkararak «size verdiğimizi kuvvetle tutun ve içindekileri hatırlayın ki, takva sahiplerinden olasınız» dedik.

Gültekin Onan

Sina dağını üzerinize kaldırarak sizden söz (misak) almıştık: "Size verdiğimize kuvvetle / sımsıkı sarılın, içindekileri / onda olanı anımsayın ki korunasınız (tettekun)" (demiştik).

Hamdi Döndüren

Hani sizden kesin bir söz almış, Tur dağının altında, “Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve içindekileri hatırlayın, umulur ki korunursunuz!” (demiştik).

Hasan Basri Çantay

Hani sizden (Tevrat ile amil olacağınıza dair) sapasağlam söz almışdık, "Tur" u da (tepenize iniverecek bir durumda) üstünüze kaldırmışdık, (ve demişdik ki:) "Size verdiğimiz (Kitab) ı (n hükümlerini) kuvvetle tutun, onda onlar (la amel etmek lüzumun) u hatırlayın. Ta ki (cehennemden, günahlardan) sakınmış olasınız".

Hasib Asutay

Hani sizden kesin bir söz almış, Tur'u da üstünüze kaldırmıştık. 'Size verdiğimizi kuvvetle tutun, onda bulunanları hatırlayın umulur ki, sakınırsınız' (demiştik).

Hayrat Neşriyat

Ve bir zaman sizin sağlam sözünüzü almış, Tûr (dağın)ı da üzerinize (hemen yıkılacak bir vaziyette) kaldırmıştık. 'Size verdiğimiz (Kitâb)ı kuvvetle tutun ve içinde bulunanları (amel ederek) hatırlayın ki, (günahlardan) sakınasınız!' (buyurmuştuk).

İbni Kesir

Hani sizden sapasağlam söz almıştık. Tur'u da üstünüze kaldırmıştık. Size veridğimize sımsıkı sarılın, onda olanları hatırlayın ki sakınmış olasınız.

Mehmet Okuyan

Hani sizden sağlam bir söz almış, üzerinize (Sînâ) Dağı(nı âdeta) kaldırmıştık. (Onlara) “Size verdiğimizi (Kitabı) kuvvetle alın (ona sıkıca tutunun) ve içinde olanı hatırlayın ki takvâlı olabilesiniz.” (demiştik).

Muhammed Esed

İşte o zaman, Sina Dağı'nı üzerinize şahit tutarak ciddi ve samimi (görünen) taahhüdünüzü kabul etmiş ve "Size bahşettiğimiz şeye (bütün) gücünüzle sımsıkı sarılın ki Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincine varasınız!" (demiştik).

Mustafa İslamoğlu

Bir zaman da (Sina) Dağı'nı başınıza dikip sizden (şöyle) söz almıştık: Size verdiğimiz mesaja sımsıkı sarılın, onun muhtevasını hatırdan çıkarmayın ki sorumluluğunuzun bilincine varasınız.

Ömer Nasuhi Bilmen

Hani bir vakitte misakınızı almış, Tûr'u da üzerinize kaldırmış, «Size verdiğimizi kuvvetle ahzediniz, onda olanı zikreyleyiniz ki, ittika etmiş olabilesiniz» demiştik.

Ömer Öngüt

Bir zaman da sizden kesin söz almıştık. Tur dağını da, başınıza indirecek gibi bir vaziyette üstünüze kaldırıp: “Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın, içinde olanları hatırda tutun. Belki bu sayede sakınır, korunursunuz. ” demiştik.

Suat Yıldırım

Ey İsrail’in evlatları! Bir vakit de Tevratı uygulayacağınıza dair sizden söz almış, sonra bu ahdi bozduğunuz için Dağı üzerinize kaldırarak demiştik ki: «Size verdiğimiz Kitaba kuvvetle sarılın ve muhtevasını iyi inceleyip ders alın ki kötü akıbetten korunasınız.

Süleyman Ateş

Bir zaman da sizin sözünüzü almış, üzerinize dağı kaldırmıştık: "Size verdiğimizi kuvvetle tutun, içinde olanı hatırlayın ki (azabımızdan) korunasınız," (demiştik).

Süleymaniye Vakfı

Birgün Tur'u /Sina Dağı'nı tepenize kaldırarak sizden kesin söz almıştık: "Size verdiğimize (Musa'nın kitabına) sıkı sarılın, ondaki bilgileri aklınızda tutun; belki yanlışlardan sakınırsınız!" demiştik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir gün üstünüze Tur'u kaldırarak kesin söz almıştık: "Size verdiğimize sıkı sarılın, onda olanı aklınızdan çıkarmayın ki kendinizi koruyabilesiniz!" demiştik.

Şaban Piriş

Sizden sapa sağlam söz almıştık. Dağı da üzerinize kaldırmış: -Allah'a karşı gelmekten sakınabilmeniz için size verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onun içindekileri aklınızda tutun, demiştik.

Tefhim-ul Kuran

Sizden kesin bir söz almış ve Tur dağını üstünüze yükseltmiştik (ve demiştik ki:) «Size verdiğimize sımsıkı yapışın ve onda olanı (hükümleri sürekli) hatırlayın: umulur ki sakınırsınız.»

Ümit Şimşek

Yine hatırlayın o zamanı ki, üzerinize Tur Dağını yükselterek sizden söz almış, 'Size verdiğimiz kitaba bütün gücünüzle sarılın; onda olanları hatırlayın ki korunmuş olasınız' demiştik.

Yaşar Nuri Öztürk

Hani, sizden şu şekilde kesin söz almış da Tur'u üzerinize kaldırmıştık: "Size verdiğimizi kuvvetle tutun ve içinde olanı hatırlayıp zikredin ki, sakınabilesiniz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bir zaman sizdən əhd-peyman aldıq, dağı başınız üstünə qaldırdıq və buyurduq: “Sizə verdiyimizdən möhkəm yapışın və onun içindəkiləri yada salın ki, bəlkə Allahdan qorxasınız!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ey İsrail oğulları!) Sizdən əhd-peyman aldığımızı və Tur dağını başınızın üzərinə qaldırdığımızı xatırlayın! (Biz:) ″Sizə göndərdiyimizi (Tövratı) möhkəm tutun, içindəkiləri unutmayın ki, bəlkə, pis əməllərdən çəkinəsiniz″ - (deyə əmr etmişdik).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Gedenkt der Zeit, als Wir euer Gelöbnis entgegennahmen und den Berg (Sinai) hoch über euch ragen ließen. Wir sprachen: ʺHaltet fest an den von Uns herabgesandten, euch zugedachten Offenbarungen! Denkt stets daran, und befolgt sie in der Hoffnung, vor Strafe geschützt zu werden!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und als Wir mit euch ein Abkommen trafen und den Berg über euch emporhoben (und zu euch sagten): ʺHaltet fest an dem, was Wir euch gegeben haben, und gedenkt dessen, was es enthält, auf daß ihr gottesfürchtig werden möget!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und als Wir mit euch einen Bund schlossen und über euch den Berg emporragen ließen (und zu euch sagten): ʺHaltet fest an dem, was Wir euch gebracht haben, und gedenkt dessen, was darin enthalten ist; vielleicht werdet ihr gottesfürchtig seinʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und (erinnere daran), als WIR euer Gelöbnis (zum Gehorsam) entgegennahmen und über euch den Tur-Berg hochhoben: ʺNehmt, was WIR euch gaben, mit Nachdruck an, und entsinnt euch dessen, damit ihr Taqwa gemäß handelt.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Also, recall to the mind that once when you camped at the foot of the Mount and heaven thundered and the awe –inspiring- echoes thundered in your ears as We entered with you into a covenant and We stabilized the Mount above you when it shook with such fits of awe for the profound reverence dutiful to Allah, and We said: "Adhere to all that We have imparted to you AL-Tawrah and observe the code of discipline and body of regulations and hold them in esteem and hold to your promise, pay attention and regard to it and be mindful of Our commandments so that you may hopefully entertain the profound reverence dutiful Allah".

Abdul Haleem

Remember when We took your pledge, and made the mountain tower high above you, and said, ‘Hold fast to what We have given you and bear its contents in mind, so that you may be conscious of God.’

Abdullah Yusuf Ali

And remember We took your covenant and We raised above you (The towering height) of Mount (Sinai): (Saying): "Hold firmly to what We have given you and bring (ever) to remembrance what is therein: Perchance ye may fear Allah."

Abul A'la Maududi

And recall when We made a covenant with you and caused the Mount Sinai to tower above you, (saying): "Hold fast to the Book that We have given you, and remember the directives and commandments in it, that you be pious."

Aisha Bewley

Remember when We made the covenant with you and lifted up the Mount above your heads: ‘Take hold vigorously of what We have given you and pay heed to what is in it, so that hopefully you will have taqwa. ’

Al-Hilali & Khan

And (O Children of Israel, remember) when We took your covenant and We raised above you the Mount (saying): "Hold fast to that which We have given you, and remember that which is therein so that you may become Al-Muttaqûn (the pious - See V.2:2).

Ali Quli Qarai

And when We took a pledge from you, and raised the Mount above you [declaring], ‘Hold on with power to what We have given you, and remember that which is in it, so that you may be Godwary. ’

Amatul Rahman Omar

And (recall, O Children of Israel!) when We took a covenant from you, (and it was the time when you were at the foot of Sinai), with (the summits of) the Mount towering above you (saying), `Hold fast to what We have given you, and bear in mind that which is in it, so that you may guard against evil. '

Arthur John Arberry

And when We took compact with you, and raised above you the Mount: 'Take forcefully what We have given you, and remember what is in it; haply you shall be godfearing. '

Bijan Moeinian

[O’ Children of Israel;] I would like to remind you more: When I raised Mt. Sinai on top of your head and (while you were at awe) you promised Me that you will carry my order: "Hold up to the book that I have revealed to you and make it a part of your daily life and refer to it frequently" so that you may become successful.

E. Henry Palmer

And when we took a covenant with you and held the mountain over you; ' Accept what we have brought you with strong will, and bear in mind what is therein, haply ye yet may fear. '

Edip-Layth

We took your covenant, and raised the mount above you, "Take what We have given you with strength, and remember what is in it that you may be conscientious."

George Sale

Call to mind also when we accepted your covenant, and lifted up the mountain of Sinai over you, saying, receive the law which we have given you, with a resolution to keep it, and remember that which is contained therein, that ye may beware.

Hamid S. Aziz

And when We took a covenant with you and held the mountain over you; (saying) "Accept what We have brought you with strong will, and bear in mind what is therein, per chance (or possibly) you yet may fear. "

Mahmoud Ghali

And (remember) as We took compact with you and raised above you the Tûr (i. e. the Mount): "Take powerfully what We have brought you and remember what is in it, that possibly you would be pious (towards Me)."

Marmaduke Pickthall

And (remember, O Children of Israel) when We made a covenant with you and caused the mount to tower above you, (saying): Hold fast that which We have given you, and remember that which is therein, that ye may ward off (evil).

Mohamed Ahmed - Samira

Remember the day We made the covenant with you and exalted you on the Mount and said: "Hold fast to what We have given you, and remember what is therein that you may take heed. "

Muhammad Asad

AND LO! We accepted your solemn pledge, raising Mount Sinai high above you, [and saying;] "Hold fast with [all your] strength unto what We have vouchsafed you, and bear in mind all that is therein, so that you might remain conscious of God!"

Mustafa Khattab

And ˹remember˺ when We took a covenant from you and raised the mountain above you ˹saying˺, "Hold firmly to that ˹Scripture˺ which We have given you and observe its teachings so perhaps you will become mindful ˹of Allah˺."

Progressive Muslims

And We took your covenant, and raised the mount above you: "Take what We have given you with strength, and remember what is in it that you may be righteous. "

Sahih International

And [recall] when We took your covenant, [O Children of Israel, to abide by the Torah] and We raised over you the mount, [saying], "Take what We have given you with determination and remember what is in it that perhaps you may become righteous. "

Sam Gerrans

And when We took your agreement and raised the mount above you: “Hold fast what We have given you, and remember what is therein, that you might be in prudent fear.”

Shabbir Ahmed

O Children of Israel! Recall the times when We made a firm Covenant with you in the Valley of Mount Sinai, letting the lofty mountain bear witness and commanded you to hold fast the Commandments We had given you, so that you may walk aright.

Syed Vickar Ahamed

And (remember) when, We took your Promise and We raised above you (the towering height of) Mount (Sinai) (saying): "Hold firmly to what We have given you and always remember what is in there: That you may fear Allah. "

Taqi Usmani

And when We took the pledge from you, and raised high above you the (Mount of) Tūr: "Hold fast to what We have given to you, and remember what is in it, so that you may become God-fearing."

The Monotheist Group

And We took your covenant, and raised the mount above you: "Take what We have given you with strength, and remember what is in it that you may be righteous."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

(Et rappelez-vous) quand Nous avons contracté un engagement avec vous et brandi sur vous le Mont -: ʺTenez ferme ce que Nous vous avons donné et souvenez-vous de ce qui sʹy trouve afin que vous soyez pieux!ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bi bîr bînin dema me sozeke saxlem ji we wergirt û me (Çiyayê) Tûr di ser we re bilind kir. (Me ji we re got:) “Ya ku me daye we zexm pê bigirin, tiştên ku tê de ne bi bîra xwe bînin (û pê emel bikin) da ku hûn xwe (ji ezabê Xwedê ) biparêzin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen Wij het verdrag met jullie aangingen en de Berg boven jullie verhieven: ʺHoudt aan wat Wij jullie gegeven hebben stevig vast en gedenkt wat erin staat; misschien zullen jullie godvrezend worden.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Toen wij het verbond met u sloten en den berg Sinaï over uw hoofd verhieven, zeiden wij: Ontvangt met vastheid hetgeen wij u geopenbaard hebben; bedenkt den inhoud, en bewaart dien.

Hollandaca — Siregar

En (gedenkt) toen Wij jullie belofte aanvaardden en de (berg) Thôer boven jullie verhieven, (zeggend:) ʺHoudt stevig vast aan wat Wij aan jullie gegeven hebben en gedenkt wat er in staat, hopelijk zullen jullie (Allah) vrezen.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (помните, как) когда-то Мы взяли договор с вас (о, потомки Исраила) (что вы уверуете в Аллаха и будете служить и поклоняться только Ему) и подняли над вами (гору) Тур (и Мы сказали вам): «Возьмите то [Тору], что Мы даровали вам, с силой [с усердием] (и храните ее) и помните [не забывайте] то, что там [в Книге], чтобы (этим самым) вы остереглись (наказания Аллаха)!» (Иначе на вас будет опущена гора.)

Rusça — Osmanov

[Вспомните,] как Мы взяли с вас обещание, воздвигли вам [Синайскую] гору [и сказали]: ʺДержитесь крепко за то, что даровали вам, помните то, что содержится в дарованном, и тогда, быть может, вы станете богобоязненнымиʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH (MINNS) hur Vi slöt Vårt förbund med er med Sinai berg som vittne (och sade): ʺHåll med all kraft fast vid det som Vi (nu) har uppenbarat för er och lägg dess ord på hjärtat - så att er gudsfruktan (fördjupas)!ʺ