Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir azap indirdik.

فَبَدَّلَ الَّذِينَ ظَلَمُوا قَوْلًا غَيْرَ الَّذِي قِيلَ لَهُمْ فَاَنْزَلْنَا عَلَى الَّذِينَ ظَلَمُوا رِجْزًا مِنَ السَّمَاءِ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ

fe beddele (e)lleƶīne Zelemū ḳavlen ğayra elleƶī ḳīle lehum fe enzelnā ǎlā (e)lleƶīne Zelemū riczen mine s-semāi bimā kānū yefsuḳūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَبَدَّلَfe beddeleب د لDeğiştirme/başkalaştırma -> ilaveli veya ilavesiz, yerine koyma/değiş tokuş etme.fakat değiştirdiler
2الَّذِينَ(e)lleƶīneonlar ki
3ظَلَمُواZelemūظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimler
4قَوْلًاḳavlenق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelebir sözle
5غَيْرَğayraغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.başka
6الَّذِيelleƶī
7قِيلَḳīleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelesöylenenden
8لَهُمْlehumkendilerine
9فَاَنْزَلْنَاfe enzelnāن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.biz de indirdik
10عَلَىǎlāüzerine
11الَّذِينَ(e)lleƶīne
12ظَلَمُواZelemūظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzulmedenlerin
13رِجْزًاriczenر ج زGürlemek, patırtı yapmak. Kirlilik/pislik, felaket, kötü bir ceza türü, gazap, kirlilik, veba, bela, salgın hastalık, iğrençlik, günah, kötülük, putperestlik, develerin arka kısmında görülen hastalık, cezayı hak eden eylem.bir azab
14مِنَmine-ten
15السَّمَاءِs-semāiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)gök-
16بِمَاbimādolayı
17كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinyaptıkları
18يَفْسُقُونَyefsuḳūneف س قİtaatsizlik yapmak, yoldan çıkmak, emre karşı gelmek, ahlaksızca yaşamak, düzensizlik içinde olmak, kötü olmak, ahlaksız olmak, ahlaksızlık yapmak, sapkın olmak, dinsiz olmak, kötülük yapmak.kötülüklerden

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Fakat zulmedenler, sözü, kendilerine söylenen şekilden başka bir şekle sokmuşlar, değiştirmişlerdi. Biz de zulmedenlere, kötülükte bulunduklarından dolayı gökten bir azap indirivermiştik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Fakat zulmedenler, sözü, kendilerine söylenen şekilden başka bir şekle sokmuşlar, değiştirmişlerdi. Biz de zulmedenlere, kötülükte bulunduklarından dolayı gökten bir azap indirivermiştik.

Adem Uğur

Fakat zalimler, kendilerine söylenenleri başka sözlerle değiştirdiler. Bunun üzerine biz, yapmakta oldukları kötülükler sebebiyle zalimlerin üzerine gökten acı bir azap indirdik.

Ahmed Hulusi

Ne var ki, onların arasındaki nefsine zulmedenler, kendilerine söylenen sözü başka bir sözle değiştirdiler. Bunun sonucu olarak biz de semadan (beyindeki amigdala özelliklerinden) ricz (vehim, azaba sebep olacak fikirler) inzal ettik.

Ahmet Tekin

Fakat zulmü alışkanlık haline getirenler, sözü değiştirdiler, kendilerine söylenilen şekilden başka bir şekle soktular. Biz de, doğru ve mantıklı düşünmeyi terkedip hak dinin dışına çıkmaları, işlemekte oldukları günahları, isyanları, inkârda ısrar etmeleri sebebiyle, zâlimlerin üzerine gökten acı bir azap indirdik.

Ahmet Varol

Ancak zalimler kendilerine söylenilen sözü başka bir sözle değiştirdiler. Biz de zalimlerin üzerine, fenalık etmelerinden dolayı gökten azap indirdik.

Ali Bulaç

Ama zulmedenler, kendilerine söylenen sözü bir başkasıyla değiştirdiler. Biz de o zalimlerin yaptıkları bozgunculuğa karşılık, üzerlerine gökten iğrenç bir azab indirdik.

Ali Fikri Yavuz

O (nefislerine) zulmedenler, emrolundukları sözü değiştirdiler. (Tevbe ettik, mânasına gelen Hıtta kelimesini alaya alarak buğday mânasında olan Hınta’ya çevirdiler.) Biz de, o zâlimlere, yaptıkları fıskın karşılığı olmak üzere, gökten bir azâb indirdik.

Ali Rıza Safa

Bunun ardından, haksızlık yapanlar, kendilerine söylenenden başkasıyla sözü değiştirdiler. Haksızlık yapanlara, yoldan çıktıkları için, gökten aşağılayıcı bir ceza indirdik.

Bayraktar Bayraklı

Fakat zalimler, kendilerine söylenenleri başka sözlerle değiştirdiler. Bunun üzerine biz, yapmakta oldukları kötülükler sebebiyle zalimlerin üzerine gökten acı bir azap indirdik.

Bekir Sadak

Ama zulmedenler, kendilerine soylenmis olan sozu baska sozle degistirdiler. Biz de, zalimlere, yoldan cikmalarindan dolayi gokden azab indirdik. *

Celal Yıldırım

Kendilerine zulmedenler, söylenenleri başka bir sözle değiştirdiler. Bu yüzden o zulmedenler üzerine ilâhî buyrukların dışına çıkmalarına karşılık gökten kötü bir azâb indirdik..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Fakat zalimler kendilerine söylenenleri başka sözlerle değiştirdiler. Bunun üzerine, yapmakta oldukları kötülükler sebebiyle zalimlerin üzerine gökten acı bir azap indirdik.

Diyanet İşleri

Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir azap indirdik.

Diyanet İşleri (eski)

Ama zulmedenler, kendilerine söylenmiş olan sözü başka sözle değiştirdiler. Biz de, zalimlere, yoldan çıkmalarından dolayı gökten azab indirdik.

Diyanet Vakfi

Fakat zalimler, kendilerine söylenenleri başka sözlerle değiştirdiler. Bunun üzerine biz, yapmakta oldukları kötülükler sebebiyle zalimlerin üzerine gökten acı bir azap indirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bunun üzerine o zulme devam edenler sözü değiştirdiler, onu kendilerine söylenildiğinden başka bir şekle soktular. Biz de kötülük yaptıkları için o zalimlere murdar bir azap indirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken o zulmedenler sözü değiştirdiler, kendilerine söylendiğinden başka bir şekle koydular. Biz de o zalimlere kötülük yaptıkları için gökten pis bir azap indirdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

derken o zulmedenler sözü değiştirdiler, kendilerine söylenildiğinden başka bir şekle koydular, biz de o zalimlere fısk işledikleri için gökten bir murdar azap indirdik

Erhan Aktaş

Fakat zalimler, sözü, söylenenden başka bir şekle soktular. O zalimlere, doğru yoldan sapmalarına karşılık gökten bir azap indirdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Fakat zalimler, sözü, söylenenden başka bir şekle soktular. O zalimlere, doğru yoldan sapmalarına karşılık gökten bir azap indirdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Fakat zalimler, sözü, söylenenden başka bir şekle soktular. O zalimlere, doğru yoldan sapmalarına karşılık gökten bir azap indirdik.

Fizilal-il Kuran

Fakat zalimler o sözü kendilerine söylenenden başka bir sözle değiştirdiler. Biz de yaptıkları bu kötülükten dolayı o zalimlere gökten ağır bir azap indirdik.

Gültekin Onan

Ancak zalimler kendilerine söylenen sözü (kavlen) (yani: 'dileğimiz bağışlanmadır'ı-?) başkasıyla değiştirdiler (bedele). Biz de fasıklık (yapma)larına karşılık o zalimlerin üzerine gökten iğrenç bir azap (riczen) indirdik.

Hamdi Döndüren

Ama o zulme devam edenler sözü, kendilerine söylenenden başkasıyla değiştirdiler. Biz de, bozgunculuk yaptıkları için o zalimlerin üzerine gökten murdar bir azap indirdik.

Hasan Basri Çantay

(Evet, öyle demişdik de içlerinden nefislerine) zulmedenler sözü kendilerine söylenenden başkasına çevirmişlerdi, biz de o zaalimlerin üstüne gökden etdikleri fıskın karşılığı olmak üzere murdar bir azab indirmişdik.

Hasib Asutay

Derken zulmedenler sözü kendilerine söylenenden başkasıyla değiştirdiler. (22) Biz de haktan sapmaları dolayısıyla o zulmedenler üzerine gökten iğrenç bir azap indirdik. (23) (22. Hitta'yı, Hinta'ya (buğdaya) çevirdiler.) (23. Taundan bir saat içinde binlerce kişi ölmüştü.)

Hayrat Neşriyat

Fakat o zulmedenler, (alay ederek o sözü) kendilerine söylenenden başka bir sözle(buğday ma'nâsındaki 'hınta’ ile) değiştirdiler (biz) de isyân etmekte olduklarından dolayı zulmedenlerin üzerine gökten kötü bir azab indirdik.

İbni Kesir

Zulmedenler, sözü; kendilerine söylenenden başkasıyla değiştirdiler. Biz de fasıklık etmelerinden dolayı o zalimlerin üstüne gökten korkunç bir azab indirdik.

Mehmet Okuyan

(İçlerinden bazı) zalimler, kendilerinden (söylemeleri) istenen sözü başka bir sözle değiştirmişlerdi. Biz de yoldan çıkmaları nedeniyle üzerlerine gökten bir azap göndermiştik.

Muhammed Esed

Ama o zulmetmeye şartlanmış olanlar kendilerine tevdi edilmiş olan (söz)ü başka bir sözle değiştirdiler: bunun üzerinde Biz de yoldan çıkmalarından ötürü o zalimlerin üzerine gökten bir bela indirdik.

Mustafa İslamoğlu

Zulme gömülenler, kendilerine tembil edilen sözü bir başka sözle değiştirdiler. Biz de yoldan saptıkları için zulmedenlerin üzerine yukarıdan bela yağdırdık.

Ömer Nasuhi Bilmen

Fakat nefislerine zulmedenler, sözü kendilerine söylenilenden başkasına tebdîl ettiler. Biz de zulmeden kimseler üzerine yaptıkları fısklar sebebiyle gökten korkunç bir azap indirdik.

Ömer Öngüt

Amma o zâlimler, kendilerine söylenmiş olan sözü, başka bir sözle değiştirdiler. (Hıtta kelimesini alaya alarak buğday mânâsına olan hınta'ya çevirdiler). Biz de o zâlimlere, yoldan çıkmalarından dolayı, gökten korkunç bir azap indirmiştik.

Suat Yıldırım

Ne var ki o zalimler sözü değiştirip başka şekle koydular. Biz de o zalimlere, itaat dışına çıktıkları için, gökten acı bir azap indirdik.

Süleyman Ateş

Derken o zalimler, onu, kendilerine söylenenden başka bir sözle değiştirdiler. Biz de yaptıkları kötülüklerden dolayı o zulmedenlerin üzerine gökten bir azab indirdik.

Süleymaniye Vakfı

(İçlerinden) yanlış davrananlar, kendilerine söylenen sözü (verdiğimiz emri) başka bir sözle değiştirdiler. Biz de yoldan çıkmalarına karşılık, yanlış davrananların üzerine gökten bir afet indirdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yanlış yapanlar, sözü kendilerine söylenenden başkasıyla değiştirdiler. Biz de yanlış yapanlara, yoldan çıkmalarına karşılık, gökten bir azap indirdik.

Şaban Piriş

Fakat, zulmedenler kendilerine söylenmiş olan sözü başka bir sözle değiştirdiler. Biz de, zalimlere, günah işleyerek yoldan çıktıkları için gökten kahredici bir azap indirmiştik.

Tefhim-ul Kuran

Ama zulmedenler, kendilerine söylenen sözü bir başkasıyla değiştirdiler. Biz de o zalimlerin yaptıkları bozgunculuğa karşılık, üzerine gökten iğrenç bir azab indirdik.

Ümit Şimşek

Zulmedenler, kendilerine söylenen sözü başka bir sözle değiştirdiler. Biz de, yoldan çıkıp durmaları yüzünden, o zalimlerin üzerine, gökten pek fena bir azap indirdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Ne var ki zulme sapanlar, bir sözü kendilerine söylenmiş olandan başkasıyla değiştirdiler. Bunun üzerine biz, bu zalimler üstüne, ürettikleri kötülüklere karşılık olarak gökten bir pislik indirdik.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Zülm edənlər özlərinə deyilən sözü başqası ilə dəyişdilər. Biz də zülm edənlərə etdikləri günaha görə göydən əzab göndərdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Özlərinə) zülm edənlər onlara deyilən (əmr olunan) sözü başqası ilə dəyişdirdilər (″bizi bağışla″ məʼnasında işlədilən ″hittə″ sözünə gülərək onu ″buğda″ məʼnasında olan ″hintə″ sözü ilə əvəz etdilər). Biz də o zalımlara etdikləri haqsızlığa görə göydən şiddətli əzab göndərdik.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Die Ungerechten ersetzten die ihnen vorgeschriebenen Worte durch andere. Da wurden sie wegen des begangenen schwerwiegenden Unrechts durch eine vom Himmel herabgesandte qualvolle Strafe gemaßregelt.

Almanca — Der Edle Quran

Doch da tauschten diejenigen, die Unrecht taten, das Wort gegen ein anderes aus, das ihnen nicht gesagt worden war. Und da sandten Wir auf diejenigen, die Unrecht taten, eine unheilvolle Strafe vom Himmel hinab dafür, daß sie gefrevelt hatten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dennoch tauschten diejenigen, die Unrecht begingen, ein Wort gegen das aus, das ihnen nicht gesagt wurde, dann schickten WIR über diejenigen, die Unrecht begingen, Peinigung vom Himmel für das, was sie an Fisq zu betreiben pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But the wrongful of actions had exchanged the virtuous spoken discourse authorized by heaven for the false discourse of their own making and in consequence did Heaven come upon them with a forcible impact of a torturing punishment in requital of their wickedness.

Abdul Haleem

But the wrongdoers substituted a different word from the one they had been given. So, because they persistently disobeyed, We sent a plague down from the heavens upon the wrongdoers.

Abdullah Yusuf Ali

But the transgressors changed the word from that which had been given them; so We sent on the transgressors a plague from heaven, for that they infringed (Our command) repeatedly.

Abul A'la Maududi

Then the wrong-doers substituted another saying for that which had been given them; and so We sent down a scourge upon the wrong-doers from the heavens for their transgression.

Aisha Bewley

But those who did wrong substituted words other than those they had been given. So We sent down a plague from heaven on those who did wrong because they were deviators.

Al-Hilali & Khan

But those who did wrong changed the word from that which had been told to them for another, so We sent upon the wrong-doers Rijz (a punishment)[1] from the heaven because of their rebelling against Allâh’s obedience. (Tafsir At-Tabarî).

Ali Quli Qarai

But the wrongdoers changed the saying with other than what they were told. So We sent down on those who were wrongdoers a plague from the sky because of the transgressions they used to commit.

Amatul Rahman Omar

But those who were bent on doing wrong, gave a different version to the order that was given them, (and thus acted contrary to the Divine will). So We sent down upon those who did wrong a pestilence from heaven because they had been transgressing persistently.

Arthur John Arberry

Then the evildoers substituted a saying other than that which had been said to them; so We sent down upon the evildoers wrath out of heaven for their ungodliness.

Bijan Moeinian

But the unjust among them did not obey God’s commands. Due to their disobedience, We sent down upon them a sever punishment from the sky.

E. Henry Palmer

But those who did wrong changed it for another word than that which was said to them: and we sent down upon those who did wrong, wrath from heaven for that they had so sinned.

Edip-Layth

But the wicked altered what was said to them into a different saying, thus We sent down upon the wicked an affliction from the sky because they had transgressed.

George Sale

But the ungodly changed the expression into another, different from what had been spoken unto them; and we sent down upon the ungodly indignation from heaven, because they had transgressed.

Hamid S. Aziz

But those who did wrong changed it for another word than that which was said to them: and We sent down upon those who did wrong, wrath from heaven for that they had so sinned.

Mahmoud Ghali

Then the ones who did injustice exchanged a saying other than that which had been said to them. So We sent down upon the ones who did injustice chastisement from the heaven for that they used to commit immorality.

Marmaduke Pickthall

But those who did wrong changed the word which had been told them for another saying, and We sent down upon the evil-doers wrath from heaven for their evil-doing.

Mohamed Ahmed - Samira

But the wicked changed and perverted the word We had spoken to a word distorted, and We sent from heaven retribution on the wicked, for they disobeyed.

Muhammad Asad

But those who were bent on evildoing substituted another saying for that which had been given them: and so We sent down upon those evildoers a plague from heaven in requital for all their iniquity.

Mustafa Khattab

But the wrongdoers changed the words they were commanded to say. So We sent down a punishment from the heavens upon them for their rebelliousness.

Progressive Muslims

But the wicked altered what was said to them to a different saying, thus We sent down upon the wicked an affliction from the heaven for what they had transgressed.

Sahih International

But those who wronged changed [those words] to a statement other than that which had been said to them, so We sent down upon those who wronged a punishment from the sky because they were defiantly disobeying.

Sam Gerrans

Then those who did wrong changed the saying to other than what was said to them, so We sent down a scourge from the sky upon those who did wrong because they were perfidious.

Shabbir Ahmed

But, the transgressors altered the Word which had been instructed to them for another word and thought changing their attitude of humility. And so, We sent down upon the transgressors a heavenly Requital for their drifting away from the Commands. (You became shaky in your resolve losing courage and the Sacred Land became forbidden for you for forty years (2:61), (3:21), (5:22-26)).

Syed Vickar Ahamed

But those who transgressed, changed the words from those (words) that were given to them; So We sent on those who transgressed a plague from heaven, because they disobeyed (Our command) repeatedly.

Taqi Usmani

But those who were unjust substituted another word for the one that was prescribed for them. So, We sent down a scourge from heaven upon those who were unjust, because they had acted sinfully.

The Monotheist Group

But the wicked altered what was said to them to a different saying, thus We sent down upon the wicked an affliction from the heavens for what wickedness they were in.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Mais, à ces paroles, les pervers en substituèrent dʹautres, et pour les punir de leur fourberie Nous leur envoyâmes du ciel un châtiment avilissant.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Lê belê ew ên ku zalim bûn, wan gotina ku ji wan re hatibû gotin bi yeke din guherand. Vêca Me jî bi sedema neqenciya ku dikirin, li ser ên ku zulim kirin ji asîmanan ezabek daxist.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar zij die onrecht pleegden verwisselden het gezegde met iets anders dan wat tot hen gezegd was. Toen lieten Wij op hen die onrecht pleegden een plaag uit de hemel neerkomen voor het schandelijke dat zij deden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar de boozen veranderen dit woord met een ander, wat hun niet was gegeven, en wij hebben onzen toorn op de boozen uit den hemel neêrgezonden, om hunne goddeloosheid te straffen.

Hollandaca — Siregar

Daarna verwisselden degenen die onrecht pleegden het Woord met iets anders dan wat tot hen gezegd was en daarom deden Wij op degenen die onrecht pleegden een plaag uit de hemel neerkomen, vanwege de grote zonden die zij plachten te bedrijven.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И заменили те, которые творили беззаконие (из числа потомков Исраила), (слово Аллаха) словом другим, чем им было сказано [[Они стали входить в город, ползя на нижних частях своего тела, вместо того, чтобы входить, преклоняясь ниц, и они говорили: «Хинта (пшеничное зерно)» вместо «Хитта (прощение)». И так они насмехались над повелением Аллаха.]]. И послали Мы на тех, которые творили беззаконие, наказание с неба за то, что они были непокорны.

Rusça — Osmanov

Нечестивцы заповеданное им слово [Божье] заменили другим, и Мы ниспослали на них с небес кару за то, что они поступали нечестиво.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men de som framhärdade i synd satte andra ord i stället för det som de uppmanats att säga, och Vi lät ett straff från ovan drabba (dessa) syndare på grund av deras trots och olydnad.