Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

وَقُلْنَا يَاادَمُ اسْكُنْ اَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ وَكُلَا مِنْهَا رَغَدًا حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هٰذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِمِينَ

ve ḳulnā yā ādemu skun ente ve zevcuke l-cennete ve kulā minhā rağaden Hayṧu şi'tumā ve lā teḳrabā hāƶihi ş-şecerate fe tekūnā mine Z-Zālimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقُلْنَاve ḳulnāق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dedik ki
2يَاادَمُyā ādemuياادمEY/HEY/AH Adem
3اسْكُنْskunس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmekoturun
4اَنْتَentesen
5وَزَوْجُكَve zevcukeز و جBirleştirmek/çiftleştirmek/eşleştirmek/evlendirmek, evlilik, çift, eş, eş/zevce/kocave eşin
6الْجَنَّةَl-cenneteج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkcennette
7وَكُلَاve kulāا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyeceklerve yiyin
8مِنْهَاminhāondan
9رَغَدًاrağadenر غ دBol nimetlere sahip olmak, özgürce ve bolca yemek yemek, rahat ve bolluk içinde yaşamak, yaşamın geniş ve keyifli olması.bol bol
10حَيْثُHayṧuح ي ثHer yerde, neredeyerde
11شِئْتُمَاşi'tumāش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilediğiniz
12وَلَاve lā-mayın
13تَقْرَبَاteḳrabāق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.yaklaş-
14هٰذِهِhāƶihişu
15الشَّجَرَةَş-şecerateش ج رEngellemek, tartışma konusu olmak, hakkında tartışmak, yana çekilmek, (mızrakla) itmek, tartışılmak. Shajar alamru bainahun - iş veya durum, aralarında anlaşmazlık ve farklılık konusu olacak şekilde karmaşık hale geldi. Shajarun/shajaratun - ağaç, gövdesi veya sapı olan bitki, bir kişinin kökeni veya soyu.ağaca
16فَتَكُونَاfe tekūnāك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolursunuz
17مِنَmine-den
18الظَّالِمِينَZ-Zālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimler-

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Demiştik ki: Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, dilediğinizi bol bol yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa haddini aşanlardan olursunuz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Demiştik ki: Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, dilediğinizi bol bol yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa haddini aşanlardan olursunuz.

Adem Uğur

Biz: Ey Âdem! Sen ve eşin (Havva) beraberce cennete yerleşin; orada kolaylıkla istediğiniz zaman her yerde cennet nimetlerinden yeyin; sadece şu ağaca yaklaşmayın. Eğer bu ağaçtan yerseniz her ikiniz de kendine kötülük eden zalimlerden olursunuz, dedik.

Ahmed Hulusi

Bundan sonra dedik ki: "Ey Adem, sen ve senin halini, yaşamını paylaştığın (eşin - bedenin), cennet boyutunu mesken edinin. Dilediğinizce bu boyutun nimetleriyle yaşayın ve şu ağaca da yaklaşmayın, (yaklaşırsanız) zalimlerden olursunuz. "

Ahmet Tekin

Biz Âdem’e: 'Ey Âdem, sen ve eşin Cennet’te oturun. Orada Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları ve iradesinin tecellisi içinde, istediğiniz zaman her yerde bol bol Cennet nimetlerinden yeyin. Sadece şu bitkiye yaklaşmayın. Eğer bu bitkinin mahsulünden yerseniz, her ikiniz de kendinize yazık eder, zâlimlerden olursunuz.' dedik.

Ahmet Varol

Ve biz: 'Ey Adem, sen ve eşin cennete yerleşin ve orada, istediğiniz yerde yiyeceklerden bolca yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın, sonra kendi kendilerine haksızlık edenlerden olursunuz' dedik.

Ali Bulaç

Ve dedik ki: "Ey Adem, sen ve eşin cennette yerleş. İkiniz de ondan, neresinden dilerseniz, bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

Ali Fikri Yavuz

Ve biz demiştik ki: “- Ey Âdem, sen eşinle Cennette sakin ol. Onun nimetlerinden ikiniz de bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa (nefislerine) zulmedenlerden olursunuz.”

Ali Rıza Safa

Ve şöyle dedik: "Ey Âdem! Sen ve eşin cennette yerleşin ve istediğiniz yerden bol bol yiyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın; kendinize yazık edersiniz!"

Bayraktar Bayraklı

Adem'e şöyle dedik: "Sen ve eşin birlikte cennete yerleşiniz, ikiniz de oradaki nimetlerden istediğinizi bol bol yiyiniz, ancak şu ağaca yaklaşmayınız, yoksa zalim/büyük hata yapanlardan olursunuz."

Bekir Sadak

«Ey Adem! Esin ve sen cennette kal, orada olandan istediginiz yerde bol bol yiyin, yalniz su agaca yaklasmayin; yoksa zalimlerden olursunuz» dedik.

Celal Yıldırım

Ey Âdem! dedik, (artık) sen ve eşin cennette sakin olun. Dilediğiniz yerde ondan (ondaki nimetlerden) refah ve huzur içinde yeyin. (Ancak) şu ağaca yaklaşmayın, sonra (Hakk'a karşı gelip kendine) zulmedenlerden olursunuz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Ey Âdem! Sen ve eşin cennette oturun, orada istediğiniz yerden rahatça yiyip için ve şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz” dedik.

Diyanet İşleri

Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

Diyanet İşleri (eski)

'Ey Adem! Eşin ve sen cennette kal, orada olandan istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz' dedik.

Diyanet Vakfi

Biz: Ey Âdem! Sen ve eşin (Havva) beraberce cennete yerleşin; orada kolaylıkla istediğiniz zaman her yerde cennet nimetlerinden yeyin; sadece şu ağaca yaklaşmayın. Eğer bu ağaçtan yerseniz her ikiniz de kendine kötülük eden zalimlerden olursunuz, dedik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Dedik ki: «Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve dedik ki: "Ey Adem, sen ve eşin cennete yerleşin, ikiniz de orada dilediğiniz yerde bol bol yiyin, ancak şu ağaca yaklaşmayın ki, haddini aşan zalimlerden olmayasınız."

Elmalılı Hamdi Yazır

ve dedik ki "ya Adem sen ve zevcen Cenneti mesken edin, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın ki haddi aşan zalimlerden olmayasınız

Erhan Aktaş

Dedik ki: "Ey Adem! Eşinle birlikte cennette oturun. Orada dilediğiniz her şeyden bol bol yiyin. Fakat şu şecereye yaklaşmayın; yoksa haksızlık yapmış olursunuz."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dedik ki: "Ey Âdem! Eşinle birlikte cennette oturun. Orada dilediğiniz her şeyden bol bol yiyin. Fakat şu şecereye yaklaşmayın; yoksa haksızlık yapmış olursunuz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dedik ki: "Ey Âdem! Eşinle birlikte cennette oturun. Orada dilediğiniz her şeyden bol bol yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın; yoksa haksızlık yapmış olursunuz.

Fizilal-il Kuran

Dedik ki; «Ey Adem, sen ve eşin Cennete yerleşiniz, oranın yiyeceklerinden istediğinizi bolbol yiyiniz, fakat şu ağaca yanaşmayınız, yoksa zalimlerden olursunuz.»

Gültekin Onan

Ve dedik ki: "Ey Adem! Eşinle birlikte cennette kal / yerleş / otur (üskün). Dilediğiniz yerden bolca yiyin ancak şu ağaca (hazihişşecerete) yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz!"

Hamdi Döndüren

Biz dedik ki: “Ey Âdem! Sen ve eşin (Havva) birlikte cennette oturun; orada ikiniz de dilediğiniz yerden bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zâlimlerden olursunuz.”

Hasan Basri Çantay

Ve demişdik ki: "Ey Adem, sen eşinle beraber Cennetde yerleş, Ondan (Cennetin yiyeceklerinden), neresinden isterseniz, ikiniz de bol bol yeyin. (Fakat) şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de (nefsine) zulmedenlerden olursunuz".

Hasib Asutay

Ve demiştik ki, 'Ey Âdem! Sen eşinle birlikte cennete yerleşin. Orada istediğiniz yerden bol bol yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz, de zalimlerden olursunuz.'

Hayrat Neşriyat

Hem demiştik: 'Ey Âdem! Sen zevcen (Havvâ) ile Cennete yerleş; dilediğiniz yerde ondan bol bol yiyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, sonra zâlimlerden olursunuz!'

İbni Kesir

Ve demiştik ki: Ey Adem, sen, eşinle birlikte cennette otur. Dilediğiniz O'na döndürüleceksiniz.

Mehmet Okuyan

Şöyle demiştik: “Ey Âdem! Sen ve eşin şu bahçeye yerleşip, dilediğiniz yerden bolca yiyin! Şu ağaca sakın yaklaşmayın; yoksa kaybedenlerden olursunuz.”

Muhammed Esed

Ve (sonra) "Ey Adem" dedik: "Sen ve eşin bu bahçeye yerleşin ve orada dilediğinizden serbestçe yiyin; ancak bir tek şu ağaca yaklaşmayın ki zalimlerden olmayasınız."

Mustafa İslamoğlu

Ve dedik ki: "Adem! Sen ve eşin şu bahçeye yerleşin, orada canınızın çektiği her şeyden serbestçe yiyin, şu ağaca da yaklaşayım demeyin, sonra zalimlerden olursunuz."

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Biz demiştik ki: «Ey Âdem! Sen ve refîkan şu cennette oturun. Dilediğiniz yerlerde onun yemişlerinden bol bol yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa ikiniz de zâlimlerden olursunuz.»

Ömer Öngüt

Biz de şöyle dedik: “Ey Âdem! Sen ve eşin, beraberce cennete yerleşin. Orada olanlardan dilediğiniz yerde bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın. Eğer bu ağaçtan yerseniz, her ikiniz de zulmedenlerden olursunuz. ”

Suat Yıldırım

Ve dedik ki: "Âdem! Eşinle birlikte cennete yerleşin, oradaki nimetlerden istediğiniz şekilde bol bol yiyin, sadece şu ağaca yaklaşmayın. Böyle yaparsanız zalimlerden olursunuz."

Süleyman Ateş

Dedik ki: "Ey Adem, sen ve eşin cennette oturun, ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz!"

Süleymaniye Vakfı

Dedik ki: "Adem! Sen ve eşin şu bahçeye yerleşin. İstediğiniz yerden bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa yanlış yapanlardan olursunuz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dedik ki: "Âdem! Sen eşinle birlikte şu bahçeye yerleş; beğendiğiniz yerden çekinmeden yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa yanlış yapmış olursunuz".

Şaban Piriş

-Ey Adem! Sen ve eşin cennette oturun dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz, dedik.

Tefhim-ul Kuran

Ve dedik ki: «Ey Adem, sen ve eşin cennette yerleş. İkiniz de ondan, neresinden dilerseniz, bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.»

Ümit Şimşek

Âdem'e de dedik ki: 'Ey Âdem, sen ve eşin Cennete yerleşin. Orada istediğiniz yerden bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın; yoksa kendinize yazık edersiniz.'

Yaşar Nuri Öztürk

Ve Adem'e şöyle buyurmuştuk: "Ey Adem, sen ve eşin cennete yerleşin ve ondan dilediğiniz yerde, bol bol yiyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zulme sapanlardan olursunuz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz dedik: “Ey Adəm! Sən zövcənlə birlikdə Cənnətdə sakin ol və orada rahatlıqla nemətlərimizdən istədiyiniz yerdə yeyin için, təkcə bu ağaca yaxınlaşmayın! Yoxsa zalımlardan olarsınız”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Sonra) Biz (Adəmə) dedik: ″Ey Adəm, sən zövcənlə (Həvva ilə) Cənnətdə qal və hər ikiniz oradakı meyvələrdən, istədiyiniz kimi, bol-bol yeyin, yalnız bu ağaca (buğdaya) yaxın gəlməyin! Yoxsa (özünüzə) zülm edənlərdən olarsınız″.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Zu Adam sprachen Wir: ʺBewohne zusammen mit deiner Frau den Garten! Eßt davon, soviel ihr möchtet und wo immer ihr wollt! Nur diesen einen Baum dürft ihr nicht anrühren, sonst würdet ihr Unrecht begehen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir sagten: ʺO Adam, bewohne du und deine Gattin den (Paradies)garten, und eßt von ihm reichlich, wo immer ihr wollt! Aber naht euch nicht diesem Baum, sonst gehört ihr zu den Ungerechten!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir sprachen: ʺO Adam, verweile du und deine Gattin im Paradies und esset uneingeschränkt von seinen Früchten, wo immer ihr wollt! Kommt jedoch diesem Baum nicht nahe, sonst würdet ihr zu den Ungerechten gehören.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR sagten: ʺAdam, bewohne mit deiner Gattin die Dschanna und esst darin reichlich, von wo ihr beide wollt, doch nähert euch nicht diesem Baum, sonst werdet ihr von den Verlierern sein.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We created from Adam his mate* who was mated to his design and said to him: "O Adam, make abode you and your wife in Paradise and eat as you will and wherever you will, it is all replete with choice of all delights, but do avoid this particular tree, keep off it and do not draw near it lest you both be wrongful of actions. " *

Abdul Haleem

We said, ‘Adam, live with your wife in this garden. Both of you eat freely there as you will, but do not go near this tree, or you will both become wrongdoers.’

Abdullah Yusuf Ali

We said: "O Adam! dwell thou and thy wife in the Garden; and eat of the bountiful things therein as (where and when) ye will; but approach not this tree, or ye run into harm and transgression."

Abul A'la Maududi

And We said: "O Adam, live in the Garden, you and your wife, and eat abundantly of whatever you wish but do not approach this tree or else you will be counted among the wrong-doers."

Aisha Bewley

We said, ‘Adam, live in the Garden, you and your wife, and eat freely from it wherever you will. But do not approach this tree and so become wrongdoers.’

Al-Hilali & Khan

And We said: "O Adam! Dwell you and your wife in the Paradise and eat both of you freely with pleasure and delight, of things therein as wherever you will, but come not near this tree or you both will be of the Zâlimûn (wrong-doers)."

Ali Quli Qarai

We said, ‘O Adam, dwell with your mate in paradise, and eat thereof freely whencesoever you wish; but do not approach this tree, lest you should be among the wrongdoers. ’

Amatul Rahman Omar

And We said, `O Adam! dwell you and your wife in this garden and eat freely and plentifully from it as you will. But you shall not go near this tree (- evil) lest you should be of the unjust.'

Arthur John Arberry

And We said, 'Adam, dwell thou, and thy wife, in the Garden, and eat thereof easefully where you desire; but draw not nigh this tree, lest you be evildoers. '

Bijan Moeinian

Then God said: "O Adam, live with your wife in Paradise and eat freely every fruit and enjoy every provision but do not approach this given tree (as a test of your obedience. ")

E. Henry Palmer

And we said, 'O Adam dwell, thou and thy wife, in Paradise, and eat therefrom amply as you wish; but do not draw near this tree or ye will be of the transgressors.

Edip-Layth

We said, "O Adam, reside you and your mate in the paradise, and eat from it bountifully as you both wish, and do not approach this tree, else you will be of those who did wrong."

George Sale

And We said, O Adam, dwell thou and thy wife in the garden, and eat of the fruit thereof plentifully wherever ye will; but approach not this tree, lest ye become of the number of the transgressors.

Hamid S. Aziz

And we said, "O Adam dwell, you and your wife, in Paradise, and eat there from amply as you wish; but do not draw near this tree or you will be of the transgressors.

Mahmoud Ghali

And We said, "O Adam, dwell, you and your spouse in the Garden, and eat (Both of you) thereof opulently where you decide to, and (both of) you should not draw near this tree, (or) then you (both) would be of the unjust. "

Marmaduke Pickthall

And We said: O Adam! Dwell thou and thy wife in the Garden, and eat ye freely (of the fruits) thereof where ye will; but come not nigh this tree lest ye become wrong-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

And We said to Adam: "Both you and your spouse live in the Garden, eat freely to your fill wherever you like, but approach not this tree or you will become transgressors.

Muhammad Asad

And We said: "O Adam, dwell thou and thy wife in this garden, and eat freely thereof, both of you, whatever you may wish; but do not approach this one tree, lest you become wrongdoers. "

Mustafa Khattab

We cautioned, "O Adam! Live with your wife in Paradise and eat as freely as you please, but do not approach this tree, or else you will be wrongdoers."

Progressive Muslims

And We said: "O Adam, reside you and your mate in the paradise, and eat from it bountifully as you both wish, and do not approach this tree, else you will be of those who did wrong. "

Sahih International

And We said, "O Adam, dwell, you and your wife, in Paradise and eat therefrom in [ease and] abundance from wherever you will. But do not approach this tree, lest you be among the wrongdoers."

Sam Gerrans

And We said: “O Adam: dwell thou and thy wife in the garden, and eat thereof freely wheresoever you will; but approach not this tree lest you be of the wrongdoers.”

Shabbir Ahmed

(With these propensities) We told (the early humans, male and female) Adam and his wife, "Reside in this land which is Paradise. Eat the fruit thereof as you please. But go not near this Tree (of discord)." If you branched off into parties, sects and groups, you shall replace your Paradise with Hell. ('Zulm' = To displace something from its rightful place. (2:213), (10:19), (20:117-118)).

Syed Vickar Ahamed

And We said: "O Adam! You and your wife live in the Garden; And eat of the plentiful things in there (wherever and whenever) you want; But do not approach this tree, or you will run into harm and transgression. "

Taqi Usmani

And We said, "O ’Ādam, dwell, you and your wife, in Paradise; and eat at pleasure wherever you like, but do not go near this tree, otherwise you will be (counted) among the transgressors."

The Monotheist Group

And We said: "O Adam, reside you and your mate in the paradise, and eat from it bountifully as you both wish, and do not come near this tree, else you will be of those who have wronged."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Nous dîmes: ʺO Adam, habite le Paradis toi et ton épouse, et nourrissez-vous-en de partout à votre guise; mais nʹapprochez pas de lʹarbre que voici: sinon vous seriez du nombre des injustesʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me got: “Hey Adem! Tu û hevsera xwe (Hewa), li bihiştê bicih bibin. Çawa dilê we bixwaze wisa bi noşîcan ji xweşiyên wê bixwin û xwe nêzî vê dara ha mekin, vêca (eger hûn nêzî wê bibin) hûn ê bibin ji zaliman”.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij zeiden: ʺAdam, jij en je echtgenote mogen de tuin bewonen en jullie mogen ervan in overvloed eten waar jullie maar willen, maar jullie mogen deze boom niet benaderen, want dan behoren jullie tot de onrechtplegers.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij zeiden: ʺo Adam bewoon den tuin met uwe vrouw en geniet er van wat gij wilt, maar nadert dezen boom niet; anders zult gij zondaar zijn.

Hollandaca — Siregar

En Wij zeiden: ʺO Adam, verblijft in het Paradijs, jij en je vrouw, en eet daaruit overloedig, zoals jullie willen, maar nadert deze boom niet, anders zullen jullie tot de onrechtplegers behoren.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И Мы сказали: «О, Адам! Поселись ты и твоя жена (Ева) в Раю и питайтесь (райскими плодами) оттуда на удовольствие, где пожелаете, но (только) не приближайтесь к этому дереву, чтобы (вам) не (впасть этим самым в ослушание Аллаху и) оказаться из (числа) неправедных».

Rusça — Osmanov

Тогда Мы сказали: ʺО Адам! Поселись вместе со своей супругой в райском саду, ешьте там вволю, чего бы вам ни захотелось, но не приближайтесь вот к этому дереву, а не то окажетесь в числе нечестивцевʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och Vi sade: ʺAdam! Tag, du och din hustru, er boning i denna lustgård och ät som ni har lust till av dess (frukter); men närma er inte detta träd; då kan ni hemfalla åt synd!ʺ