Bakara Suresi 205. Ayet — Elfaz
O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.
1وَاِذَاve iƶāzamanİsti'nafiye Edatı+Zaman Zarfı
2تَوَلّٰىtevellādöndüğüMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · Tefa''ul Bâbıو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak
3سَعٰىseǎāçalışırMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibس ع يÇalışmak, koşmak, gayret etmek, çabalamak, uğraşmak, teşebbüs etmek, koşturmak, emek vermek, didinmek
4فِيfīHarf-i Cer
5الْاَرْضِl-erDiyeryüzündeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
6لِيُفْسِدَli yufsidebozgunculuğaTa'lil (Sebep) Edatı+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıف س دyozlaşmak/bozulmak, geçersiz, çürümüş, kötü/taze olmayan/kirlenmiş, yanlış, kötü niyetli, hileli iş yapmak veya kötülük yapmak. fasad - yozlaşma/şiddet.
7فِيهَاfīhāoradaHarf-i Cer+Zamir
8وَيُهْلِكَve yuhlikeve yok etmeğeBağlaç+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıه ل كÖlmek, yok olmak, ziyan olmak, kaybolmak, yıkılmak, bozulmak.
9الْحَرْثَl-HarṧeekinMarife (Belirlilik Takısı)+İsimح ر ثSürmek ve ekmek, yetiştirmek, bir şeyi kesmek, (mal) edinmek, servet biriktirmek, geçim aramak, çalışmak veya emek vermek, toprağı sürmek, bir şeyi derinlemesine incelemek, incelemek/bakmak/dikkatle araştırmak/soruşturmak, bir şeyi akla getirmek.
10وَالنَّسْلَve n-nesleve nesliBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimن س لDoğurmak, soy bakımından verimli olmak. Acele etmek, çarpmak.
11وَاللّٰهُve(a)llahuAllahİsti'nafiye Edatı+Lafza-i Celal
12لَاlāHarf-i Nefi
13يُحِبُّyuHibbusevmezMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıح ب بSevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, bir şeyi (su veya içecekle) doldurmak/doyurmak, pıhtılaşmak/pıhtı oluşturmak, sivilce/kabarcık/küçük püstüllerle ortaya çıkmak. Sevmek, hoşlanmak, dilemek.
14الْفَسَادَl-fesādebozgunculuğuMarife (Belirlilik Takısı)+İsimف س دyozlaşmak/bozulmak, geçersiz, çürümüş, kötü/taze olmayan/kirlenmiş, yanlış, kötü niyetli, hileli iş yapmak veya kötülük yapmak. fasad - yozlaşma/şiddet.