Bakara Suresi 20. Ayet — Elfaz
Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
2الْبَرْقُl-berḳuşimşekMarife (Belirlilik Takısı)+İsimب ر قşimşek, yıldırım, parlama, ışıldama, parıltı, aydınlık, ani parlama
3يَخْطَفُyeḣTafukapıverecekMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibخ ط فBir şeyi zorlayarak almak/kapmak/götürmek, bir şeyi hızlıca almak (kapmak), aniden almak, hızlıca gitmek (tempoyu veya gidiş hızını artırmak), bir şeyi kısaltmak (bir söylevi veya anlatıyı), neredeyse kaçırmak bir şeyi (ve neredeyse vurmak bir şeyi), karın boşluğunda zayıf veya cılız olmak
4اَبْصَارَهُمْebSārahumgözleriniİsim+Zamirب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı
5كُلَّمَاkullemāzamanZaman Zarfıك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetli
6اَضَٓاءَeDā'eaydınlattığıMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıض و اOrtaya çıkarıldı, görünür hale getirildi, keşfedildi veya açığa çıkarıldı. Ateşlerinin ışığında başkalarını görmek için karanlıkta duran biri, onlar onu göremezken.
7لَهُمْlehumonlarıHarf-i Cer+Zamir
8مَشَوْاmeşevyürürlerMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibم ش يYürümek, gitmek veya gitmek, yaya olarak yürümek, yer değiştirmek, yürüyüş/seyahat/yol/adım/adım atmak, bir eylem dizisinde devam etmek, geçmek, güncel olmak, hareket etmek/harekette bulunmak, dolaşmak
9فِيهِfīhio(nun ışığı)ndaHarf-i Cer+Zamir
10وَاِذَٓاve iƶāzamanİsti'nafiye Edatı+Zaman Zarfı
11اَظْلَمَeZlemekaranlık çöktüğüMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak
12عَلَيْهِمْǎleyhimüzerlerineHarf-i Cer+Zamir
13قَامُواḳāmūdikilip kalırlarMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh
14وَلَوْve leveğerİsti'nafiye Edatı+Şart Edatı
15شَاءَşā'edileseydiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş
16اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
17لَذَهَبَle ƶehebeelbette götürürdüLam-ı Te'kid+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibذ ه بgitmek, uzaklaşmak, ayrılmak, almak veya uzaklaşmak, tüketmek, almak, iletmek, ölmek, sona ermek
18بِسَمْعِهِمْbi sem'ǐhimişitmeleriniHarf-i Cer+İsim+Zamirس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak
19وَاَبْصَارِهِمْve ebSārihimve görmeleriniBağlaç+İsim+Zamirب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı
20اِنَّinneŞüphesizHarf-i Nasb
21اللّٰهَ(a)llaheAllah'ınLafza-i Celal
22عَلٰىǎlāüzerineHarf-i Cer
24شَيْءٍşey'inşeyİsimش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş