(Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. Arafat'tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife'ye) akın ettiğinizde, Meş'ar-i Haram'da Allah'ı zikredin. Onu, size gösterdiği gibi zikredin. Doğrusu siz onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz.

لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَبْتَغُوا فَضْلًا مِنْ رَبِّكُمْ فَاِذَٓا اَفَضْتُمْ مِنْ عَرَفَاتٍ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ عِنْدَ الْمَشْعَرِ الْحَرَامِ وَاذْكُرُوهُ كَمَا هَدٰيكُمْۚ وَاِنْ كُنْتُمْ مِنْ قَبْلِهِ لَمِنَ الضَّٓالِّينَ

leyse ǎleykum cunāHun en tebteğū feDlen min rabbikum fe iƶā efeDtum min ǎrafātin fe ƶkurū (a)llahe ǐnde l-meş'ǎri l-Harāmi ve ƶkurūhu ke mā hedākum ve in kuntum min ḳablihi le mine D-Dāllīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لَيْسَleyseل ي سDeğil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildiryoktur
2عَلَيْكُمْǎleykumsizin için
3جُنَاحٌcunāHunج ن حYan, eğilmek, meyletmek, bükülmek, çömelmek.bir günah
4اَنْen
5تَبْتَغُواtebteğūب غ يAzgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramakaramanızda
6فَضْلًاfeDlenف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmeklutfunu
7مِنْmin
8رَبِّكُمْrabbikumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinizin
9فَاِذَٓاfe iƶāzaman
10اَفَضْتُمْefeDtumف ي ضBol olmak, taşmak, çoğalmak, serbestçe akmak, yayılmak. Afada - dökmek, ilerlemek, geri dönmek, herhangi bir iş veya iletişime dalmak, kalabalık içinde bir yerden başka bir yere gitmek. (hem geçişli hem geçişsiz)ayrılıp akın ettiğiniz
11مِنْmin-tan
12عَرَفَاتٍǎrafātinعرفاتArafat-
13فَاذْكُرُواfe ƶkurūذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekanın (hatırlayın)
14اللّٰهَ(a)llaheAllah'ı
15عِنْدَǐndeع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.yanında
16الْمَشْعَرِl-meş'ǎriش ع رbilmek/algılamak/anlamak, tanıtmak, duyularla algılamak, şuurunda olmak, şiir, edebi sözMeş'ar-i
17الْحَرَامِl-Harāmiح ر مYasaklamak, engellemek, önlemek, yasadışı ilan etmek veya yapmak, mahrum bırakmak, kutsal/dokunulmaz/saygı veya hürmet veya onura layık olmak, bir şeyi reddetmek veya inkar etmek, birini umutsuzluğa sürüklemek, refahtan mahrum bırakmak, talihsiz kılmak, inatla ısrar etmek, tartışma veya davada veya çekişmede ısrar etmek, asi veya inatçı olmak, bir şeyi sıkıca bağlamak, bir şeyden uzak durmak, kumar oyununda bahis veya iddia için yarışmada birini yenmek, yasaklama durumunda olmak, kendini korumak veya savunmak.Haram
18وَاذْكُرُوهُve ƶkurūhuذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekO'nu anın
19كَمَاke māgibi
20هَدٰيكُمْۚhedākumه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.sizi hidayet ettiği
21وَاِنْve inve
22كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinsiz idiniz
23مِنْmin
24قَبْلِهِḳablihiق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekO'ndan önce
25لَمِنَle mine
26الضَّٓالِّينَD-Dāllīneض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.sapıklardan

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Rabbinizden rızık fazlalığı isteyerek ticarette bulunmanızda bir beis yok. Arafat'tan seller gibi boşanıp hep berâber inince de Meş'ar-ül-Harâm'da Allah'ı anın. Hem de o, size doğru yolu nasıl gösterdi, onu anmanızı nasıl bellettiyse öyle anın. Bundan önce gerçekten de sapıklardandınız ya.

Abdulkadir Gölpınarlı

Rabbinizden rızık fazlalığı isteyerek ticarette bulunmanızda bir beis yok. Arafatʼtan seller gibi boşanıp hep berâber inince de Meşʼar-ül-Harâmʼda Allahʼı anın. Hem de o, size doğru yolu nasıl gösterdi, onu anmanızı nasıl bellettiyse öyle anın. Bundan önce gerçekten de sapıklardandınız ya.

Adem Uğur

(Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizden gelecek bir lütfu (kazancı) aramanızda size herhangi bir günah yoktur. Arafat'tan ayrılıp akın ettiğinizde Meş'ar-i Haram'da Allah'ı zikredin ve O'nu size gösterdiği şekilde anın. Şüphesiz siz daha önce yanlış gidenlerden idiniz.

Ahmed Hulusi

(Hac süresi içinde) Rabbinizin fazlından istemenizde bir suç yoktur. Arafat'tan hep birlikte akıp dönerken, Meşari Haram'da (Müzdelife) Allah'ı zikredin. O'nu, hidayetinin sizde açığa çıktığı kadarıyla zikredin. Muhakkak ki bundan önce siz (hakikatten) sapmışlardandınız.

Ahmet Tekin

Hac mevsiminde ticaret yaparak, Rabbinizden gelecek bir lütfu, kazancı aramanızda size herhangi bir günah yoktur. Arafattan akın akın indiğinizde, Meş’ar-i Haram yanında, Müzdelife’de Allah’ı zikredin. Allah’a ibadet edin, Allah’ın dinini, şeriatını anlatın. Allah’ın, Kur’ân’da ve Rasûlünün sünnetinde size öğrettiği şekilde şer’î mükellefiyetleri yerine getirerek, dinini, kitabını ve sünneti anlatarak onu zikredin. Doğrusu siz, bundan önce, başlarına buyruk hareket ederek dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih edenler arasındaydınız.

Ahmet Varol

Rabbinizden bir lütuf istemenizde sizin için herhangi bir sakınca yoktur. [41] Arafat'tan topluca indiğinizde Meş'ar-ı Haram'da Allah'ı anın. O size doğru olanı gösterdiği gibi siz de O'nu anın. Gerçekte siz bundan önce sapıklardan idiniz.

Ali Bulaç

Rabbinizden bir fazl istemenizde sizce sakınca yoktur. Arafat'tan hep birlikte indiğinizde Allah'ı Meş'ar-ı Haram'da anın. O, sizi nasıl doğru yola yöneltip ilettiyse, siz de O'nu anın. Gerçek şu ki, siz bundan evvel sapmışlardandınız.

Ali Fikri Yavuz

Hac mevsiminde Rabbinizin fazlından ticaret istemeniz (alışveriş etmeniz) size günah değildir. Arafat’dan dönüşünüzde Meş’ari Haram nâmındaki yerde Allah’ı zikredin. O, size nasıl hidayet etti ise, siz de onu öylece anın. Doğrusu siz Bundan önce (Allah’ın hidayetinden evvel) cidden sapıklardandınız.

Ali Rıza Safa

Efendinizden lütuf istemenizde sakınca yoktur. Arafat'tan kalabalıklar biçiminde indiğinizde, kutsal bölgede Allah'ı anın. Size gösterdiği biçimde, O'nu anın. Bundan önce, kesinlikle sapkınlar arasındaydınız.

Bayraktar Bayraklı

Rabbinizden gelecek bir lütfu aramanızda size herhangi bir günah yoktur. Arafat'tan ayrılıp akın ettiğinizde, Meş'ar-i Haram'da Allah'ı anın ve O'nu size gösterdiği şekilde anın. Şüphesiz siz, daha önce yanlış gidenlerden idiniz.

Bekir Sadak

Rabbiniz'den refah istemenizde bir engel yoktur. Arafat'tan indiginizde, Allah'i Mesari Haram'da anin; O'nu, size gosterdigi sekilde zikredin. Nitekim siz onceleri hic suphesiz sapiklardandiniz.

Celal Yıldırım

Rabbinizden (ticaret amacıyla) kâr ve yarar istemenizde size bir günah yoktur. Arafat'tan akıp geldiğinizde Meş'ar-i Haram yanında Allah'ı anın. O sizi nasıl doğruya eriştirdiyse siz de O'nu öylece anın ; her ne kadar bundan önce sapık kimselerdendiniz (ama şimdi doğru yola eriştirildiniz).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Rabbinizden bir lütuf beklemenizde sizin için bir günah yoktur. Arafat’tan dalga dalga indiğinizde Meş‘ar-i Haram’da Allah’ı zikredin; O’nu, size gösterdiği şekilde zikredin; kuşkusuz siz bundan önce yolunu şaşırmışlardan idiniz.

Diyanet İşleri

(Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. Arafat'tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife'ye) akın ettiğinizde, Meş'ar-i Haram'da Allah'ı zikredin. Onu, size gösterdiği gibi zikredin. Doğrusu siz onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz.

Diyanet İşleri (eski)

Rabbiniz'den refah istemenizde bir engel yoktur. Arafat'tan indiğinizde, Allah'ı Meşari Haram'da anın; O'nu, size gösterdiği şekilde zikredin. Nitekim siz önceleri hiç şüphesiz sapıklardandınız.

Diyanet Vakfi

(Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizden gelecek bir lütfu (kazancı) aramanızda size herhangi bir günah yoktur. Arafat'tan ayrılıp akın ettiğinizde Meş'ar-i Haram'da Allah'ı zikredin ve O'nu size gösterdiği şekilde anın. Şüphesiz siz daha önce yanlış gidenlerden idiniz

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Rabbinizin lütfunu istemenizde size bir günah yoktur. Arafat'tan indiğiniz zaman Meş'ar- i Haram yanında (Müzdelife'de) Allah'ı zikredin. O'nu, size gösterdiği şekilde zikredin. Doğrusu siz, bundan önce gerçekten sapmışlardandınız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hac mevsiminde Rabbinizden rızık isteyerek ticaret yapmanız size günah değildir. Arafattan sel gibi taşarak döndüğünüzde Meş'ari'l-Haram yanında, Allah'ı zikredin. O'nu, size doğrusunu öğrettiği gibi zikredin. Doğrusu siz, bundan önce gerçekten yolunu şaşırmışlardan idiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

rabbınızın fazlından ticaret istemeniz size günah değildir, derken Arafattan ifaza ettiniz mi Meş'arı haram yanında Allahı zikredin hem onu size doğrusunu öğrettiği gibi zikredin, doğrusu siz bundan evvel cidden şaşırmışlardan idiniz

Erhan Aktaş

Rabb'inizden lütuf istemenizde bir sakınca yoktur. Artık Arafat'tan ayrılıp, akın ettiğinizde Meş'ar-i Haram'da Allah'ı anın. O, size nasıl doğru yolu gösterdiyse, siz de O'nu öyle anın. Kuşkusuz, O, doğru yolu göstermeden önce siz sapkınlardandınız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Rabb'inizden lütuf istemenizde bir sakınca yoktur. Artık Arafat'tan ayrılıp, akın ettiğinizde Meş'ar-i Haram'da Allah'ı anın. O, size nasıl doğru yolu gösterdiyse, siz de O'nu öyle anın. Kuşkusuz, O, doğru yolu göstermeden önce siz sapkınlardandınız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rabb'inizden lütuf istemenizde bir sakınca yoktur. Artık Arafat'tan ayrılıp, akın ettiğinizde Meş'ar-i Haram'da Allah'ı anın. O, size nasıl doğru yolu gösterdiyse, siz de O'nu öyle anın. Kuşkusuz, O, doğru yolu göstermeden önce siz sapkınlardandınız.

Fizilal-il Kuran

Rabbinizin lütuf ve keremini istemenizin hiçbir sakıncası yoktur. Arafat'tan aşağı inince Meşar- ı Haram'da Allah'ı anın. O sizi nasıl doğru yola iletti ise siz de O'nu anın. Zira O'nun yol göstermesinden önce, kuşkusuz, sapıklardan idiniz.

Gültekin Onan

Rabbinizden (hac bölgesinde ticaret yaparak) bir fazl istemenizde sakınca yoktur. Arafat'tan hep birlikte indiğinizde Tanrı'yı Meş'ar-ı Haram'da anın. O sizi nasıl doğru yola yöneltip ilettiyse, siz de O'nu anın. Gerçek şu ki, siz bundan önce sapmışlardınız.

Hamdi Döndüren

(Hac sırasında), Rabbinizin lütuf ve kereminden rızık aramanızda size bir günah yoktur. Arafat’tan indiğiniz zaman Meş’ar-i Haram yanında (Müzdelife’de) Allah’ı anın! Hem O’nu size öğrettiği gibi anın. Doğrusu siz, bundan önce sapmışlardadınız.

Hasan Basri Çantay

(Hacc mevsiminde ticaretle) Rabbinizden rızık istemenizde bir günah yokdur. Arafatdan (orada "vakfe" den sonra, seller gibi) boşanıp (elbirlik) akdığınız zaman "Meş'ar-i haraam" ın yanında Allahı zikredin, O, size nasıl hidayet etdiyse siz de Onu öylece anın. (Bilirsiniz ya) siz bundan evvel gerçek sapıklardandınız!

Hasib Asutay

(Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizden bir lütuf (rızık) dilemenizde size bir günâh yoktur. Arafat'tan ayrılıp akın ettiğinizde Meş'ar-i Haram (74) yanında Allah'ı anın. O'nu size gösterdiği biçimde anın. Şüphesiz siz bundan önce yolunu şaşırmışlardan idiniz. (74. Meş'ar-i Haram, Müzdelife'de bir yerin adıdır. Müzdelife vakfesinin burada yapılması sünnettir.)

Hayrat Neşriyat

(Hac esnâsında ticâret yaparak) Rabbinizden bir ihsan aramanızda size bir günah yoktur. Nihâyet Arafat’tan (ayrılıp) akın ettiğiniz zaman, Meş'ar-i Harâm (tepesi) yanında(Müzdelife’de) artık Allah’ı zikredin! Ve (O) sizi hidâyete erdirdiği gibi, (siz de) O’nu zikredin! Doğrusu (siz) bundan evvel de elbette dalâlete düşenlerdendiniz.

İbni Kesir

Rabbınızın lutf-u keremini aramanızda bir günah yoktur. Arafat'tan geri döndüğünüz zaman, Meş'ar-ı Haram'ın yanında Allah'ı zikredin. O, sizi hidayete ulaştırdığı gibi, siz de O'nu zikredin. Nitekim siz bundan önce, sapıklardan idiniz.

Mehmet Okuyan

(Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizden gelecek bir kazancı aramanızda size herhangi bir vebal yoktur. Arafat’tan (sel gibi) aktığınızda Meş‘ar-i Haram’da (Müzdelife’de) Allah’ı hatırlayın ve O’nu size ilettiği şekilde hatırlayın! Şüphesiz ki siz daha önce şaşkınlardandınız.

Muhammed Esed

(Bununla beraber), Rabbinizden (hac esnasında) bir lütuf elde etmek için çalışırsanız günah işlemiş olmazsınız. Arafat'tan kalabalıklar halinde dalga dalga indiğinizde, kutsal mahalde Allah'ı anın ve O'nu, yolunuzu gerçekten kaybetmişken size doğru yolu gösteren bir İlah olarak anın.

Mustafa İslamoğlu

Rabbinizin lutfundan pay almak istemenizde size bir vebal yoktur. Arafat'tan çağlayıp akarken Meş'ari'l-Haram'da Allah'ı anın! Artık O'nu, size gösterdiği gibi anın! Doğrusu siz, bundan önce yolunu şaşıranlar arasındaydınız.

Ömer Nasuhi Bilmen

Rabbinizden bir rızık talep etmeniz sizin üzerinize bir günah değildir. Arafat'tan geri döndüğünüz zaman Allah Teâlâ'yı Meş'ar-i Haram yanında hemen zikrediniz. Ve O'nu, size hidâyet ettiği gibi zikreyleyiniz. Şüphe yok ki, siz bundan evvel dalâlette kalmış kimselerden idiniz.

Ömer Öngüt

Rabbinizin lütuf ve ihsanını aramanızda size hiçbir vebal ve günah yoktur. Arafat'tan ayrılıp akın ettiğinizde Meş'ar-i haram'ın yanında Allah'ı zikredin. O size nasıl hidayet ettiyse, siz de O'nu öylece zikredin. Bundan evvel siz sapıklardan idiniz.

Suat Yıldırım

Hac mevsiminde ticaret yaparak, Rabbinizden size gelecek kâr ve yarar taleb etmenizde size bir vebal yoktur. Arafat’ta vakfeden ayrılıp sel gibi Müzdelife’ye doğru akın ettiğinizde, Meş’ar-ı Haram’da Allah’ı zikredin. O size nasıl güzelce doğru yolu gösterdiyse, siz de öyle güzel bir şekilde O’nu zikredin! Bilirsiniz ki, O’nun yol göstermesinden önce siz yolu şaşırmış kimselerdendiniz.

Süleyman Ateş

Rabbinizin lutuf ve keremini aramanızda sizin için bir günah yoktur. Arafat(taki duruş)tan ayrılıp (Müzdelife'ye) akın edince Meş'ar-i haram'da Allah'ı anın, O'nun size gösterdiği biçimde O'nu anın. O'nun yol göstermesinden önce siz, sapıklardan idiniz.

Süleymaniye Vakfı

(Hac aylarında) Rabbinizin bir lütfunun (bir kazancın) peşinde olmanızın size bir günahı olmaz. Arafat'tan sel gibi aktığınız zaman Meş'ar-i Haram'da (Müzdelife'de) Allah'ı anın (namaz kılın). Size nasıl gösterdiyse onu öyle anın. Doğrusu bundan önce, gerçekten yanlış yolda olanlardandınız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Hac aylarında) Sahibinizin (Rabbinizin) iyiliğini aramanın size bir günahı olmaz. Arafat'tan sel gibi aktığınız zaman Meş'ar-i Haram yanında (Müzdelife'de) Allah'ı anın (namaz kılın). O size nasıl gösterdiyse, öyle anın (namaz kılın). Doğrusu, bundan önce yanlışlar içindeydiniz.

Şaban Piriş

Rabbinizden rızık/fazl istemenizde her hangi bir günah yoktur. Arafat'tan ayrılınca Meş'ari Haram'da Allah'ı zikredin. Nitekim, O, size yol göstermeden önce gerçekten, şaşkınlardan / dalalette olanlardan idiniz ya!

Tefhim-ul Kuran

Rabbinizden bir fazl istemenizde size sakınca yoktur. Arafat'tan hep birlikte indiğinizde Allah'ı Meş'ar-ı Haram'da anın. O, sizi nasıl doğru yola yöneltip ilettiyse, siz de O'nu anın. Gerçek şu ki, siz bundan evvel sapık olanlardandınız.

Ümit Şimşek

Rabbinizden size erişecek bir nimeti aramanızda sakınca yoktur. Arafat'tan sökün ettiğiniz zaman, Müzdelife'deki Meş'ar-ı Haramda Allah'ı anın. Onun size yol gösterişine karşılık, siz de Onu anın. Yoksa, daha önce siz şaşkınlar arasındaydınız.

Yaşar Nuri Öztürk

Rabb'inizden bir lütuf ve bereket istemenizde hiç bir sakınca yoktur. Arafat'tan ayrılıp akın ettiğinizde Meş'ar-i Haram'da Allah'ı zikredin. O'nu, O'nun size gösterdiği gibi anın. Siz bundan önce gerçekten sapıklardan idiniz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Rəbbinizdən lütf diləmək (həcc vaxtı ticarət etmək) sizə günah deyildir. Ərəfatdan axışıb gəldikdə Məşərulharamda Allahı yada salın! Sizi doğru yola yönəltdiyinə görə Onu yad edin. Hərçənd ki, bundan əvvəl siz azmışlardan idiniz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Həcc mövsümündə) Rəbbinizdən (ticarətlə) ruzi diləməniz sizin üçün günah deyildir. Ərəfatdan qayıdarkən Məşʼərülhəramda Allahı xatırlayın. Sizi doğru yola yönəltdiyi üçün Onu yada salın (Ona dua edin), çünki siz bundan əvvəl (doğru yolu) azanlardan idiniz!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

In der Pilgerzeit dürft ihr Handel treiben und von Gottes Gaben profitieren. Wenn ihr vom Berg ʹArafat (nach verrichtetem Ritus) abzieht und euch bei der Heiligen Stätte al-Maschʹar al-Harâm (am Berg al-Muzdalifa) aufhaltet, so gedenkt Gottes, wie Er euch zum rechten Weg geleitet hat, nachdem ihr lange zu den Verirrten gezählt worden wart!

Almanca — Der Edle Quran

Es ist keine Sünde für euch, daß ihr nach Huld von eurem Herrn trachtet. Doch wenn ihr von ʹArafat hergeströmt seid, dann gedenkt Allahs bei der geschützten Kultstätte. Und gedenkt Seiner, wie Er euch rechtgeleitet hat, obwohl ihr vordem wahrlich zu den Irregehenden gehörtet.

Almanca — M. A. Rassoul

Es ist kein Vergehen von euch, wenn ihr nach der Gunst eures Herrn strebt. Und wenn ihr von `Arafat herbeieilt, dann gedenkt Allahs bei AI-Masari-l- haram. Und gedenkt Seiner, wie Er euch rechtgeleitet hat, obwohl ihr wahrlich vordem unter jenen waret, die irregingen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

You are absolved to trade for livelihood betaking yourselves to Providence for His bounty. And when you throng back from Mount 'Arafat then praise Allah thankfully at the Sacred Mount –Muzdalifa- and thankfully extoll His glorious attributes for steering you to the path of righteousness although initially you were lost in the maze of error.

Abdul Haleem

but it is no offence to seek some bounty from your Lord. When you surge down from Arafat remember God at the sacred place. Remember Him: He has guided you. Before that you were astray.

Abdullah Yusuf Ali

It is no crime in you if ye seek of the bounty of your Lord (during pilgrimage). Then when ye pour down from (Mount) Arafat, celebrate the praises of Allah at the Sacred Monument, and celebrate His praises as He has directed you, even though, before this, ye went astray.

Abul A'la Maududi

It is no offence for you to seek the bounty of your Lord during Pilgrimage. When you hasten back from [Arafat then remember Allah at al- Mash[ar al-Haram (i.e. al-Muzdalifah), and remember Him in the manner He has directed you, for before this you were surely in error.

Aisha Bewley

There is nothing wrong in seeking bounty from your Lord. When you pour down from Arafat, remember Allah at the Sacred Landmark.* Remember Him because He has guided you, even though before this you were astray.

Al-Hilali & Khan

There is no sin on you if you seek the Bounty of your Lord (during pilgrimage by trading). Then when you leave ‘Arafât[1], remember Allâh (by glorifying His Praises, i.e. prayers and invocations) at the Mash‘ar-il-Harâm [2]. And remember Him (by invoking Allâh for all good.) as He has guided you, and verily, you were, before, of those who were astray.

Ali Quli Qarai

There is no sin upon you in seeking your Lord’s grace [during the ḥajj season]. Then when you stream out of ‘Arafāt remember Allah at the Holy Mash‘ar, and remember Him as He has guided you, and earlier you were indeed among the astray.

Amatul Rahman Omar

There is no blame on you that you seek munificence from your Lord (by trading during the time of Hajj). When you pour forth (in large numbers) from `Arafât then glorify Allâh (with still more praises) near Mash`aral- Harâm (- Holy Mosque in Muzdalifah), and remember Him (with gratitude) as He has guided you, though formerly you were certainly amongst the astray.

Arthur John Arberry

It is no fault in you, that you should seek bounty from your Lord; but when you press on from Arafat, then remember God at the Holy Waymark, and remember Him as He has guided you, though formerly you were gone astray.

Bijan Moeinian

There is no blame on you, if you do some business while performing the pilgrimage (earning what God has assigned for you as your worldly provision. ) Then when you pour down from Mount Arafat, praise your Lord in the Sacred place (Muzdaliffa.) Remember your Lord; the One without His guidance you were lost.

E. Henry Palmer

It is no crime to you that ye seek good from your Lord; but when ye pour forth from 'Arafat, remember God by the sacred beacon. Remember Him how He guided you, although ye were surely before of those who err.

Edip-Layth

There is no blame on you to seek goodness from your Lord. So when you disperse from the places of identification/recognition, then remember God towards the restricted place of perception, and remember Him as He has guided you, for you were before that straying.

George Sale

It shall be no crime in you, if ye seek an increase from your Lord, by trading during the pilgrimage. And when ye go in procession from Arafat, remember God near the holy monument; and remember him for that he hath directed you, although ye were before this of the number of those who go astray.

Hamid S. Aziz

It is no crime to you that you seek the bounty of your Lord; but when you pour forth from Arafat, remember Allah by the Sacred Monument. Remember Him how He guided you, although you were, before this, surely of those who are in error.

Mahmoud Ghali

It is no fault in you that you constantly seek Grace from your Lord; so when you press on from Arafat, then remember Allah at the Inviolable Emblem, and remember Him as He has guided you, and decidedly you were even before it (i. e. before …Islam) indeed of the erring.

Marmaduke Pickthall

It is no sin for you that ye seek the bounty of your Lord (by trading). But, when ye press on in the multitude from 'Arafat, remember Allah by the sacred monument. Remember Him as He hath guided you, although before ye were of those astray.

Mohamed Ahmed - Samira

It is no sin to seek the favours of your Lord (by trading). When you start from 'Arafat in a concourse, remember God at the monument that is sacred (al-Mash'ar al-haram), and remember Him as He has shown you the way, for in the olden days you we're a people astray.

Muhammad Asad

[However, ] you will be committing no sin if [during the pilgrimage] you seek to obtain any bounty from your Sustainer. And when you surge downward in multitudes from `Arafat, remember God at the holy place, and remember Him as the One who guided you after you had indeed been lost on your way;

Mustafa Khattab

There is no blame on you for seeking the bounty of your Lord ˹during this journey˺.[1] When you return from ’Arafât,[2] praise Allah near the sacred place[3] and praise Him for having guided you, for surely before this ˹guidance˺ you were astray.

Progressive Muslims

There is no sin upon you to seek goodness from your Lord. So when you disperse from the elevated location, then remember God towards the decree which is restricted, and remember Him as He has guided you, for you were before that straying.

Sahih International

There is no blame upon you for seeking bounty from your Lord [during úajj]. But when you depart from 'Arafat, remember Allah at al- Mash'ar al-îaram. And remember Him, as He has guided you, for indeed, you were before that among those astray.

Sam Gerrans

You do no wrong to seek favour from your Lord. And when you pour forth from ʿArafāt, then remember God at Al-Mashʿar Al-Ḥarām. And remember Him, how He guided you, for indeed you were before it among those astray.

Shabbir Ahmed

Allah is fully Cognizant of your economic needs. And the Pilgrimage is not a gathering of people who have renounced the world. Therefore, there is nothing wrong in seeking Allah's bounty by conducting business. Returning from the field of Arafat, remember Allah at the sacred relic of Muzdalifa. Remember Him as He has guided you, before you were of the straying.

Syed Vickar Ahamed

It is no sin for you if you seek the bounty of your Lord (during pilgrimage). Then when you come down from (Mount) Arafat, celebrate the Praises of Allah at the Sacred Mountain, and celebrate His Praise as He has directed you, even though, before this, you went astray.

Taqi Usmani

There is no sin on you that you seek the grace of your Lord (by trading). Later, when you flow down from ‘Arafāt, recite the name of Allah near Al-Mash‘ar-ul-Harām (the Sacred Monument), and recite His name as He has guided you, while before it, you were among the astray.

The Monotheist Group

There is no sin upon you to seek goodness from your Lord. So when you disperse from the elevated place, then remember God at the symbol which is restricted, and remember Him as He has guided you; for you were straying before that.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ce nʹest pas un péché que dʹaller en quête de quelque grâce de votre Seigneur. Puis, quand vous déferlez depuis ʹArafât, invoquez Allah, à Al-Machʹar-al-haram (Al-Muzdalifa). Et invoquez-Le comme Il vous a montré la bonne voie, quoiquʹauparavant vous étiez du nombre des égarés.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Li ser we tu guneh nîn e ku hûn ji Xwedayê xwe (bi rêka bazirganiyê) kerema Wî bixwazin. Êdî dema hûn ji Erefatê kişiyan vêca li Meş‘erul Heramê (Muzdelîfê) zikrê Xwedê bikin. Çawa Xwedê hûn serwext kirin her wisa Wî bi bîr bînin. Çendî ku berê hûn rêwindayî bûn (û we nedizanî hûn ê çawa hecê bikin).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Het is voor jullie geen overtreding als jullie naar een gunst van jullie Heer streven. Wanneer jullie je van ʹArafaat wegspoeden gedenkt God dan bij het heilige baken en gedenkt Hem, hoe Hij jullie op het goede pad heeft gebracht, ook al behoorden jullie voordien tot hen die dwalen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Het is geene zonde indien gij gunsten van uwen God afsmeekt. Als gij met de sterke schreden den berg Arafat afdaalt, gedenkt dan God nabij de heilige plaats en denkt aan hem, daar hij u op den rechten weg heeft gebracht en gij vroeger tot de dwalenden hebt behoord.

Hollandaca — Siregar

Er rust op jullie geen zonde als jullie (tijdens de Haddj) een gunst van jullie Heer zoeken. Wanneer jullie dan ʹArafâh verlaten, gedenkt dan Allah bij het Gewijde Teken (te Moedzdalifah) en gedenkt Hem omdat Hij jullie geleid heeft, terwijl jullie daarvoor tot de dwalenden behoorden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Нет на вас греха, если вы будете искать щедрости от вашего Господа. [Не будет греха, если вы будете заниматься торговлей и получать прибыль в дни хаджа] А когда вы двинетесь с Арафата (после захода солнца, когда закончится стояние там), то поминайте Аллаха (восславляя Его, произнося тальбийю и обращаясь к Нему с мольбами) при заповедном памятнике [в долине Муздалифа]. И поминайте Его (правильным образом), как Он указал вам (на это), хотя до этого [до того, как Он дал истинный путь] вы были из (числа) заблуждающихся.

Rusça — Osmanov

Вы не совершите греха, если [во время хаджа] будете искать милости от своего Господа. Когда вы вернетесь с Арафата, поминайте Аллаха в Запретном месте. Поминайте, как Он вывел вас на истинный путь в то время, когда вы были в числе заблуждающихся.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Om ni (under vallfärden) önskar med er Herres nåd uppnå någon fördel, kan ni inte klandras för detta. Och när ni skyndar fram från Arafat i den stora strömmen (av pilgrimer), åkalla Gud (då ni gör halt) på den helgade platsen och minns hur Han gav er vägledning, då ni hade gått vilse.