Bakara Suresi 167. Ayet — Elfaz
Uyanlar şöyle derler: "Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık." Böylece Allah, onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir.
1وَقَالَve ḳāleve şöyle dedilerİsti'nafiye Edatı+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3اتَّبَعُواttebeǔuyanMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmek
4لَوْlevkeşkeŞart Edatı
5اَنَّenneHarf-i Nasb
6لَنَاlenābizim için (mümkün olsaydı)Harf-i Cer+Zamir
8فَنَتَبَرَّاَfe neteberraeuzak dursaydıkSonuç Edatı+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · Tefa''ul Bâbıب ر اBir şeyden kurtulmak, uzaklaşmak, sorumluluğundan çıkmak, suçsuz olmak, kendini bir şeyden uzak tutmak, temiz olmayan şeylerden uzak durmak, özgürlük/bağışıklık/güvenlik/emniyet durumu
9مِنْهُمْminhumonlardanHarf-i Cer+Zamir
10كَمَاke māgibiHarf-i Cer+Masdar Harfi
11تَبَرَّؤُ۫اteberra'ūuzak durduklarıEmir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · Tefa''ul Bâbıب ر اBir şeyden kurtulmak, uzaklaşmak, sorumluluğundan çıkmak, suçsuz olmak, kendini bir şeyden uzak tutmak, temiz olmayan şeylerden uzak durmak, özgürlük/bağışıklık/güvenlik/emniyet durumu
12مِنَّاminnābizdenHarf-i Cer+Zamir
13كَذٰلِكَke ƶālikeböyleceHarf-i Cer+İşaret Zamiri
14يُرِيهِمُyurīhimuonlara gösterirMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.
15اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
16اَعْمَالَهُمْeǎ'mālehumbütün fiilleriniİsim+Zamirع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalat
17حَسَرَاتٍHaserātinhasretler (pişmanlık kaynağı olarak)İsimح س رYorulmak, yorgun düşmek, bıkmak, yetersiz kalmak. Bir şeyi çıkarmak/sökmek/soymak/sıyırmak, soymak, süpürmek, batıp kaybolmak, alçak veya çekilmiş olmak, yorgun olmak, donuk veya sönük olmak, üzüntü veya keder veya pişmanlık ifade etmek, birini küçümsemek, birini rahatsız etmek veya sinirlendirmek, birini uzaklaştırmak, birinin üzüntü veya pişmanlık yaşamasına veya düşmesine neden olmak, tüy dökmek (kuşlar), yorgunluktan düşmek veya dökülmek, bir şeyi açığa çıkarmak, kaldırılmak veya temizlenmek.
18عَلَيْهِمْǎleyhimonlaraHarf-i Cer+Zamir
19وَمَاve māve değildirİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nefi
20هُمْhumonlarZamir
21بِخَارِجِينَbi ḣāricīneçıkacakHarf-i Cer+İsimخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmak
22مِنَmine-tenHarf-i Cer
23النَّارِn-nāriateş-Marife (Belirlilik Takısı)+İsimن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmak