Bakara Suresi 166. Ayet — Elfaz
Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce, kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar, aralarındaki bütün bağlar kopacaktır.
1اِذْiƶişteZaman Zarfı
2تَبَرَّاَteberraeuzak durdularMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · Tefa''ul Bâbıب ر اBir şeyden kurtulmak, uzaklaşmak, sorumluluğundan çıkmak, suçsuz olmak, kendini bir şeyden uzak tutmak, temiz olmayan şeylerden uzak durmak, özgürlük/bağışıklık/güvenlik/emniyet durumu
3الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
4اتُّبِعُواttubiǔuyulanMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmek
5مِنَmine-denHarf-i Cer
6الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler-İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
7اتَّبَعُواttebeǔuyanMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmek
8وَرَاَوُاve raevugördülerHaliye Edatı+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.
9الْعَذَابَl-ǎƶābeazabıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12
10وَتَقَطَّعَتْve teḳaTTaǎtkesildiBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibe · Tefa''ul Bâbıق ط عkesmek, ayırmak, bölmek, ayrılmak, ayırmak, devre dışı bırakmak, devam edememek, çekilmek, yıkmak, çürümek, son vermek, durdurmak, bitirmek, devam etmemek, başaramamak, durmak, durdurulmak, engellenmiş, bir son vermek, parça, kısım, bölüm, bir bütünden kesilmiş kısım Türkçe'ye girmiş türevler: kıta, kat, ikta, inkıta, kati, maktu, mukataa, maktuen, kat´a, katiyen, katiyet, katiyetle
11بِهِمُbihimuonlarınHarf-i Cer+Zamir
12الْاَسْبَابُl-esbābubağlarıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس ب بSebep, neden, vesile, bahane, yol, vasıta, ip, halat, bağ, araç