Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

اَللّٰهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ وَيَمُدُّهُمْ فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ

(a)llahu yestehziu bihim ve yemudduhum fī Tuğyānihim yeǎ'mehūne

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Allah onlarla alay eder, taşkınlıklarında, azgınlıklarında başı boş dolaşsınlar diye mühlet verir onlara.

Abdulkadir Gölpınarlı

Allah onlarla alay eder, taşkınlıklarında, azgınlıklarında başı boş dolaşsınlar diye mühlet verir onlara.

Adem Uğur

Gerçekte, Allah onlarla istihza (alay) eder de azgınlıklarında onlara fırsat verir, bu yüzden onlar bir müddet başıboş dolaşırlar.

Ahmed Hulusi

(Hakikatleri olan Allah'ı anlamamakta ısrarları dolayısıyla) Allah kendileriyle alay ediyor ve basiretsizlikleri dolayısıyla azgınlıklarına müsaade ediyor!

Ahmet Tekin

Allah alayları sebebiyle onları cezalandıracak. Azgınlıkları içinde biraz daha bocalasınlar diye onlara mühlet vermiştir.

Ahmet Varol

Asıl, Allah onlarla alay etmekte ve taşkınlıkta ileri gitmeleri konusunda kendilerine fırsat vermektedir.

Ali Bulaç

(Asıl) Allah onlarla alay eder ve taşkınlıkları içinde şaşkınca dolaşmalarına (belli bir) süre tanır.

Ali Fikri Yavuz

Cenâb’ı Allah münafıkları, ettikleri istihzanın cezası ile cezalandırır; ve azgınlıkları içinde başıboş dolaşmalarına mühlet verir.

Ali Rıza Safa

Allah, onlarla alay eder ve azgınlıkları içinde şaşkın dolaşmaları için süre verir.

Bayraktar Bayraklı

Allah onlarla alay ediyor ve taşkınlıkları içinde şaşkınca dolaşmalarına süre tanıyor.

Bekir Sadak

Onlarla Allah alay eder ve taskinliklari icinde bocalar durumda birakir.

Celal Yıldırım

Allah onlarla alay eder de kendilerini taşkınlıkları içinde bocalar şekilde bırakır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Asıl onlarla alay eden ve azıp saparak dolaşmalarına izin veren Allah’tır.

Diyanet İşleri

Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

Diyanet İşleri (eski)

Onlarla Allah alay eder ve taşkınlıkları içinde bocalar durumda bırakır.

Diyanet Vakfi

Gerçekte, Allah onlarla istihza (alay) eder de azgınlıklarında onlara fırsat verir, bu yüzden onlar bir müddet başıboş dolaşırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Asıl) Allah onlarla alay eder ve taşkınlıkları içinde serserice dolaşmalarına mühlet verir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Asıl Allah onlarla alay ediyor ve taşkınlıkları içinde bocalarlarken kendilerini sürükleyip götürüyor.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allah onlarla istihza ediyor da tuğyanları içinde bocalarlarken kendilerini sürüklüyor

Erhan Aktaş

Allah da onları alay konusu yapar. Azgınlıkları içinde bocalayıp durmalarına zaman tanır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah da onları alay konusu yapar. Azgınlıkları içinde bocalayıp durmalarına zaman tanır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah da onlarla alay eder. Azgınlıkları içinde bocalayıp durmalarına zaman tanır.

Fizilal-il Kuran

Aslında onlarla alay eden ve kendilerini azgınlıkları içinde debelenmeye bırakan Allah'tır.

Gültekin Onan

Tanrı da onlarla alay eder ve taşkınlıkları (tuğyan) içinde bocalamalarına / şaşkınca dolaşmalarına (ya'mehun) süre tanır.

Hamdi Döndüren

Gerçekte Allah, taşkınlıkları içinde serserice dolaşmalarına fırsat vererek, onlarla alay etmektedir!

Hasan Basri Çantay

(Asıl) Allah onlarla istihza eder ve taşkınlıkları, azgınlıkları içinde serseri dolaşmalarına mühlet verir.

Hasib Asutay

Asıl Allah onlarla alay eder ve taşkınlıkları içinde şaşkınca dolaşmalarına süre tanır.

Hayrat Neşriyat

(Bil'akis) Allah onlarla alay eder ve onlara mühlet verir (de), azgınlıkları içinde bocalayıp dururlar.

İbni Kesir

Allah da onlarla istihza eder ve azgınlıklarında şaşkın bir halde dolaştırır.

Mehmet Okuyan

(Oysa) Allah onlarla alay eder; (fakat) onlara fırsat vermektedir. Azgınlıkları içinde bocalayıp durmaktadırlar.

Muhammed Esed

Allah da bu alaycı tavırlarından dolayı onlara hak ettikleri karşılığı verecek ve onları küstahlıkları ile baş başa şaşkınca bocalamaya terk edecektir.

Mustafa İslamoğlu

Allah da onların alaylarına karşılık verir ve onları kendi tuğyanlarına gömülmüş olarak bırakır, şaşkın şaşkın debelenirler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Allah Teâlâ ise onlar ile istihzâ eder. Onları kendi azgınlıklarında şaşkın bir halde bırakır.

Ömer Öngüt

Allah da kendileriyle alay eder, azgınlıklarında onlara mühlet verir, bu yüzden onlar bir müddet başı-boş dolaşırlar.

Suat Yıldırım

Allah da kendileriyle alay eder ve azgınlıklarında onlara mühlet verir; böylece onlar bir müddet başıboş dolaşırlar.

Süleyman Ateş

Allah da kendileriyle alay eder ve onları bırakır; taşkınları içinde bocalayıp dururlar.

Süleymaniye Vakfı

Taşkınlıkları içinde bocalayıp durmalarına fırsat vererek onları hafife alan Allah'tır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Taşkınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara fırsat vererek göz yuman Allah'tır.

Şaban Piriş

Allah da onlarla alay eder ve onları taşkınlıkları içinde şaşkın bir halde bırakır.

Tefhim-ul Kuran

Allah da onlarla alay eder ve tuğyan (azgınca taşkınlık) ları içinde şaşkınca dolaşmalarına (belli bir) süre verir.

Ümit Şimşek

Oysa Allah onları maskaraya çeviriyor. Ve onlara mühlet veriyor; onlar da azgınlıkları içinde bocalayıp duruyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah onlarla alay ediyor ve onları, kendi azgınlıkları içinde bocalar bir halde sürüklüyor.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Allah da onlara istehza edər və azğınlıqlarını o qədər artırar ki, sərgərdan gəzərlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Belə əməllərin müqabilində) Allah da onlara (dünya va axirətdə) istehza edər və (dünyada) onlara o qədər möhlət verər ki, öz zəlalətləri icində şaşqın (və sərgərdan) qalarlar. (Və ya: Allah da onlara istehza edər və onları öz zəlalətləri, tüğyanları içində saxlayar).

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Gott bestraft sie ihres Spottes wegen. Er läßt sie unsicher wie die Blinden weiter den Weg des Irrtums gehen.

Almanca — M. A. Rassoul

Allah verspottet sie und läßt sie weiter verblendet umherirren.

Almanca — Muhammad Zaidan

ALLAH vergilt ihnen ihren Spott und läßt sie in ihrer Maßlosigkeit bestärken - sie bleiben verblendet.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Allah gives them plenty of rope to allow them free scope and action in order to commit themselves to the loss in a maze of error.

Abdul Haleem

God is mocking them, and allowing them more slack to wander blindly in their insolence.

Abdullah Yusuf Ali

Allah will throw back their mockery on them, and give them rope in their trespasses; so they will wander like blind ones (To and fro).

Abul A'la Maududi

Allah jests with them, leaving them to wander blindly on in their rebellion.

Aisha Bewley

But Allah is mocking them, and drawing them on, as they wander blindly in their excessive insolence.

Al-Hilali & Khan

Allâh mocks at them and gives them increase in their wrong-doing to wander blindly.

Ali Quli Qarai

It is Allah who derides them, and leaves them bewildered in their rebellion.

Amatul Rahman Omar

Allâh will bring down disgrace upon them and will let them continue in their (ways of) transgression. They are blindly wandering.

Arthur John Arberry

God shall mock them, and shall lead them on blindly wandering in their insolence.

Bijan Moeinian

God will pay them back their mockery and let them wonder like blinds (for a while. )

E. Henry Palmer

God shall mock at them and let them go on in their rebellion, blindly wandering on.

Edip-Layth

God mocks them, and leaves them prolonged in their transgression.

George Sale

God shall mock at them, and continue them in their impiety; they shall wander in confusion.

Hamid S. Aziz

Allah shall mock at them and let them go on in their rebellion, blindly wandering on.

Mahmoud Ghali

Allah mocks them and grants them extension in blundering in their inordinance.

Marmaduke Pickthall

Allah (Himself) doth mock them, leaving them to wander blindly on in their contumacy.

Mohamed Ahmed - Samira

But God will turn the joke against them and allow them to sink deeper into evil and wander perplexed in their wickedness.

Muhammad Asad

God will requite them for their mockery, and will leave them for a while in their overweening arrogance, blindly stumbling to and fro:

Mustafa Khattab

Allah will throw their mockery back at them, leaving them to continue wandering blindly in their defiance.

Progressive Muslims

God mocks them, and leaves them prolonged in their transgression.

Sahih International

[But] Allah mocks them and prolongs them in their transgression [while] they wander blindly.

Sam Gerrans

God mocks them, and increases them in wandering blindly in their inordinacy.

Shabbir Ahmed

Allah (His Eternal Law of Requital) turns their mockery upon them. They keep wandering in their arrogance to the point of no return.

Syed Vickar Ahamed

Allah will throw back their mockery at them, and give them rope in their trespasses; So they will wander like blind ones (back and forth)!

Taqi Usmani

It is Allah who mocks at them, and lets them go on wandering blindly in their rebellion.

The Monotheist Group

God mocks them, and leaves them prolonged in their transgression.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Cʹest Allah qui Se moque dʹeux et les endurcira dans leur révolte et prolongera sans fin leur égarement.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Birastî Xwedê bi ezabê xwe tinazên wan li wan vedigerîne û di kufra wan de demeke dirêj muhletê dide wan û wan dermande û heyirî dihêle.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

God drijft de spot met hen en laat hen in hun onbeschaamdheid doorgaan met dwalen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar God zal met hen spotten: Hij zal hen langen tijd in hunne dwaling laten, onzeker heen en weder geslingerd.

Hollandaca — Siregar

Allah spot met hen en laat ben rusteloos in hun overtredingen verkeren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Аллах (Сам) насмехнется над ними (наслав на них унижение) и продлит им [отсрочит] блуждать в их собственном беспределье [заблуждении и сомнениях].

Rusça — Osmanov

Аллах сам насмеется над ними и приумножит их самонадеянность, в которой они бредут вслепую.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Gud skall straffa dem för deras skämt; men Han låter dem hållas en tid i sitt trotsiga övermod, snubblande än hit än dit i blindo.