İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz" derler.

وَاِذَا لَقُوا الَّذِينَ اٰمَنُوا قَالُوا اٰمَنَّا وَاِذَا خَلَوْا اِلٰى شَيَاطِينِهِمْ قَالُوا اِنَّا مَعَكُمْ اِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِؤُ۫نَ

ve iƶā leḳū (e)lleƶīne āmenū ḳālū āmennā ve iƶā ḣalev ilā şeyāTīnihim ḳālū innā meǎkum innemā neHnu mustehziūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَاve iƶāzaman
2لَقُواleḳūل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.rastladıkları
3الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselere
4اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan
5قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelederler
6اٰمَنَّاāmennāا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninandık
7وَاِذَاve iƶāve zaman
8خَلَوْاḣalevخ ل وBoş/müştak/metruk/muhtaç/meşgul olmayan, kabahat veya bir şey veya meseleden azade, suçlama veya kuşkudan uzak, yalnız veya refakatsiz, biri ile müştak/meşgul olmayan bir yerde karşılaşmak, geçmek, serbest bırakmak veya bir şeyi salmak, izin vermek veya bir şeye müsaade etmek, bir şeyi terk etmek/vazgeçmek/terketmek/bırakmak, bir şeyden uzak olmak, boş vakitli, işsizyalnız kaldıkları
9اِلٰىilāile
10شَيَاطِينِهِمْşeyāTīnihimش ط نUzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin kıvrımlı kuyu, yandı, yanık oldu, yılan, insanın kınanan bir yeteneği veya gücüşeytanları
11قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelederler
12اِنَّاinnāşüphesiz biz
13مَعَكُمْmeǎkumsizinle beraberiz
14اِنَّمَاinnemāelbette sadece
15نَحْنُneHnubiz
16مُسْتَهْزِؤُ۫نَmustehziūneه ز اaşağılamak, küçük düşürmek, alay etmek/hakaretler yağdırmak/alaya almak/gülmek. (e.g. huzuwan, 2:67)(onlarla) alay ediyoruz

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İnananlarla buluştular mı inandık derler. Şeytanlarıyla yalnız kaldılar mı şüphe yok ki derler, biz sizinleyiz, biz ancak alay etmekdeyiz.

Abdulkadir Gölpınarlı

İnananlarla buluştular mı inandık derler. Şeytanlarıyla yalnız kaldılar mı şüphe yok ki derler, biz sizinleyiz, biz ancak alay etmekdeyiz.

Adem Uğur

(Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit "(Biz de) iman ettik" derler. (Kendilerini saptıran) şeytanları ile başbaşa kaldıklarında ise: Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler.

Ahmed Hulusi

İman edenlerle beraberken "Amenna - kabul ettik" derler, şeytanlarıyla (vehimlerine tabi olarak onları saptıranlarla) başbaşa olduklarında ise: "Biz sizinle aynı fikirdeyiz, onlarla alay ediyoruz" derler.

Ahmet Tekin

İman edenlerle karşılaştıkları zaman, sözde: 'Biz de iman ettik' derler. Elebaşlarıyla, liderleriyle baş başa kaldıkları zaman: 'Biz sizinle beraberiz. Sadece onlarla alay ediyoruz.' derler.

Ahmet Varol

İman etmiş olanlarla bir araya geldiklerinde: 'Biz de iman ettik' derler. Ama kendi şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında: 'Biz sizinle birlikteyiz; ötekilerle ise sadece alay ediyoruz' derler.

Ali Bulaç

İman edenlerle karşılaştıkları zaman: "İman ettik" derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise, derler ki: "Şüphesiz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay ediyoruz."

Ali Fikri Yavuz

Bir de müminlerle karşılaştıkları zaman: “- Biz de (sizin gibi) iman ettik” derler. Halbuki şeytanlarıyle (kendilerini aldatan dostlarıyla) yalnız başına kaldıkları zaman: “- Biz (dinde) sizinle beraberiz, biz ancak (müminlerle) istihza edicileriz.” derler.

Ali Rıza Safa

İnananlarla karşılaştıklarında, "İnandık!" derler. Oysa şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında, şöyle derler: "Aslında, sizinle birlikteyiz; yalnızca alay ediyoruz!"

Bayraktar Bayraklı

Müminlerle karşılaştıklarında, "İman ettik" derler, reisleriyle başbaşa kaldıklarında ise, "Biz sizinle beraberiz; biz sadece alay ediyoruz" derler.

Bekir Sadak

Inananlara rastladiklari zaman, «Inandik» derler, elebasilariyle basbasa kaldiklarinda, «Biz suphesiz sizinleyiz, onlarla sadece alay etmekteyiz» derler.

Celal Yıldırım

Onlar imân edenlere rastladıkları zaman «inandık» derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıkları zaman : «Doğrusu biz sizinle beraberiz. Biz ancak (o mü'minlerle) alay edicileriz,» derler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İman edenlerle karşılaşınca “inandık” derler, şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise “Biz sizinleyiz, biz yalnızca alay etmekteyiz” derler.

Diyanet İşleri

İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz" derler.

Diyanet İşleri (eski)

İnananlara rastladıkları zaman, 'İnandık' derler, elebaşılarıyla baş başa kaldıklarında, 'Biz şüphesiz sizinleyiz, onlarla sadece alay etmekteyiz' derler.

Diyanet Vakfi

(Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit «(Biz de) iman ettik» derler. (Kendilerini saptıran) şeytanları ile başbaşa kaldıklarında ise: Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar iman edenlere rastladıkları zaman: «İnandık» derler. Fakat şeytanlarıyle yalnız kaldıkları zaman: «Biz, sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz.» derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de iman edenlerle karşılaştıklarında: "Biz de inandık" derler. Kendi şeytanları ile başbaşa kaldıklarında: "Emin olun biz sizinle beraberiz, biz ancak alay ediyoruz." derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de iman edenlerle karşılaştılar mı "amenna" derler ve kendi şeytanları ile halvet oldular mı "emin olun derler, biz sizinle beraberiz, biz ancak mütehziyiz"

Erhan Aktaş

İman edenlerle karşılaştıkları zaman: "İnandık." derler. Şeytanları ile baş başa kaldıkları zaman, "Biz, sizinle beraberiz; onlarla sadece alay ediyoruz." derler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İman edenlerle karşılaştıkları zaman: "İnandık." derler. Şeytanları ile baş başa kaldıkları zaman, "Biz, sizinle beraberiz; onlarla sadece alay ediyoruz." derler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İman edenlerle karşılaştıkları zaman: "İnandık." derler. Şeytanları ile baş başa kaldıkları zaman, "Biz, sizinle beraberiz; onlarla, sadece alay ediyoruz." derler.

Fizilal-il Kuran

Onlar müminler ile karşılaştıkları zaman «inandık» derler. Fakat şeytanları, elebaşları ile başbaşa kaldıkları zaman «Biz sizin yanınızdayız, onlarla sadece alay ediyoruz» derler.

Gültekin Onan

İnananlarla karşılaştıklarında "inandık" derler; fakat şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında "kuşkusuz sizinle beraberiz, biz sadece alay etmekteyiz / alay edicileriz (istihza)" derler.

Hamdi Döndüren

Onlar, mü’minlerle karşılaştıkları zaman, “Biz de iman ettik.” derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise, “Kuşkusuz, biz sizlerle birlikteyiz. Biz, onlarla sadece alay ediyoruz.” derler.

Hasan Basri Çantay

Onlar iman edenlere kavuşdukları zaman "inandık" derler. Şeytanlariyle yalınızca (başbaşa) kalınca ise "Emin olun, biz sizinle beraberiz. Biz ancak istihza edicileriz" derler.

Hasib Asutay

(Onlar) iman edenlerle karşılaştıkları zaman '(Biz de) inandık' derler. Şeytanlarıyla (4) baş başa kaldıklarında ise, 'Şüphesiz biz sizinle beraberiz, biz (onlarla) sadece alay ediyoruz' derler. (4. Reisleriyle, azılı arkadaşlarıyla.)

Hayrat Neşriyat

Ve îmân edenlerle karşılaştıkları zaman: '(Biz de) îmân ettik!' derler. Şeytanlarıyla(reisleriyle) baş başa kaldıkları zaman ise: 'Gerçekten biz sizinle berâberiz; biz (onlarla)ancak alay edicileriz!' derler.

İbni Kesir

Mü'minlere rastlayınca; inandık, derler. Şeytanları ile başbaşa kalınca da; biz sizinle beraberiz, onlarla sadece istihza etmekteyiz, derler.

Mehmet Okuyan

(Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıklarında “(Biz de) iman ettik.” derler. Şeytanları (kafadarları) ile baş başa kaldıklarındaysa “Biz sizinle beraberiz; biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz.” derler.

Muhammed Esed

Ve iman etmiş olanlarla karşılaştıkları zaman da, "Biz de (sizin gibi) inanıyoruz!" iddiasında bulunurlar; ama şeytani dürtüleriyle baş başa kaldıklarında, "Aslında biz sizin yanınızdayız, onlarla sadece eğleniyoruz" derler.

Mustafa İslamoğlu

Ama inanan kimselerle karşılaştıklarında "Biz iman ettik" derler. Şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise, "Biz sizinler beraberiz, biz (onlarla) sadece alay ediyorduk" derler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlar imân edenlere rastgelince, «Biz imân ettik,» derler. Kendi şeytanları ile yalnız kalınca da, «Biz sizinle beraberiz, biz ancak o imân edenler ile istihzâda bulunan kimseleriz,» derler.

Ömer Öngüt

Müminlerle karşılaştıkları zaman “Biz de inandık” derler. Şeytanları (elebaşları) ile başbaşa kaldıklarında ise: “Biz şüphesiz sizinleyiz, onlarla sadece alay etmekteyiz!” derler.

Suat Yıldırım

Bunlar iman edenlerle karşılaştıkları vakit "Biz de müminiz" derler. Fakat şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında da: "Emin olun, biz sizinle beraberiz, biz onlarla alay ediyoruz." derler.

Süleyman Ateş

İnanmış olanlara rastladıkları zaman; "İnandık," derler. Fakat şeytanlarıyla yalnız kaldıkları zaman; "Biz sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz," derler.

Süleymaniye Vakfı

İnanıp güvenenlerle karşılaştıklarında "Biz de inanıp güvendik." derler. Şeytanlarıyla başbaşa kalınca da "Biz, kesinlikle sizin yanınızdayız, biz onları, sadece hafife alıyoruz!" derler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'a inanıp güvenenlerle yüz yüze gelince, "Biz O'na inanıp güveniriz." derler. Şeytanlarıyla baş başa kalınca, "inanın biz sizin yanınızdayız, onlara sadece göz yumuyoruz!" derler.

Şaban Piriş

İnananlara rastladıkları zaman: -İnandık, derler. şeytanları ile başbaşa kalınca da: -Biz, sizin yanınızdayız. Onlarla sadece alay ediyoruz, derler.

Tefhim-ul Kuran

İman edenlerle karşılaştıkları zaman: «İman ettik» derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise, derler ki: Şüphesiz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay edicileriz.»

Ümit Şimşek

İnananlarla karşılaştıkları zaman, 'İnandık' derler. Şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise, 'Biz sizinleyiz,' derler. 'Onlarla sadece eğleniyoruz.'

Yaşar Nuri Öztürk

Bunlar iman etmiş olanlarla yüz yüze geldiklerinde, "iman ettik" derler. Kendi şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise söyledikleri şudur: "Hiç kuşkunuz olmasın biz sizinleyiz. Gerçek olan şu ki, biz alay edip duran kişileriz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar möminlərlə rastlaşdıqda: “Biz iman gətirdik!”– deyirlər, öz şeytanları (azmış dostları) ilə təklikdə qaldıqda isə: “Biz sizinləyik. Biz möminlərə ancaq istehza edirik!”– deyirlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar möʼminlərlə qarşılaşdıqları zaman: ″Biz də (sizin kimi) iman gətirdik″,-deyirlər. Halbuki öz şeytanları ilə (onları aldadan dostları ilə) təkbətək qalanda: ″Biz də sizinləyik, biz ancaq (möʼminlərə) istehza edirik″,-deyirlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn sie die Gläubigen treffen, sagen sie: ʺWir glauben an Gott.ʺ Treffen sie sich aber mit ihren satanischen Gesellen, sagen sie: ʺWir sind mit euch und treiben mit den anderen lediglich Spott.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn sie diejenigen treffen, die glauben, sagen sie: ʺWir glauben.ʺ Wenn sie jedoch mit ihren Teufeln allein sind, so sagen sie: ʺWir stehen zu euch. Wir machen uns ja nur lustigʺ.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn sie mit den Gläubigen zusammentreffen, so sagen sie: ʺWir glaubenʺ. Wenn sie aber mit ihren Satanen allein sind, sagen sie: ʺWir sind ja mit euch; wir treiben ja nur Spott.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und als sie denjenigen begegnet sind, die den Iman verinnerlicht haben, sagten sie: ʺWir haben den Iman verinnerlicht.ʺ Jedoch als sie sich alleine unter ihren Satanen befanden, sagten sie: ʺWir sind mit euch, wir sind lediglich Spötter!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when they are face to face with those whose hearts are impressed with the image of religious and spiritual virtues they declare that they have conformed their will to Allah’s will, and when they are apart with their satanic confederates who delight in satanic wickedness, they assure them of their confederacy and that they confederate in their design but they were only laughing at the believers with an outward contempt of what they esteemed sacred.

Abdul Haleem

When they meet the believers, they say, ‘We believe,’ but when they are alone with their evil ones, they say, ‘We’re really with you; we were only mocking.’

Abdullah Yusuf Ali

When they meet those who believe, they say: "We believe;" but when they are alone with their evil ones, they say: "We are really with you: We (were) only jesting."

Abul A'la Maududi

When they meet the believers, they say: "We believe," but when they meet their evil companions (in privacy), they say: “Surely we are with you; we were merely jesting.”

Aisha Bewley

When they meet those who have iman, they say, ‘We have iman. ’ But then when they go apart with their shaytans, they say, ‘We are really with you. We were only mocking.’

Al-Hilali & Khan

And when they meet those who believe, they say: "We believe," but when they are alone with their Shayâtîn (devils - polytheists, hypocrites), they say: "Truly, we are with you; verily, we were but mocking."

Ali Quli Qarai

When they meet the faithful, they say, ‘We believe,’ but when they are alone with their devils, they say, ‘We are with you; we were only deriding [them]. ’

Amatul Rahman Omar

And when they meet those who have believed they say, `We (too) have believed. ' But when they are alone with their ring-leaders they say, `We are, in reality, with you, we were simply making light of them (- the believers).'

Arthur John Arberry

When they meet those who believe, they say, 'We believe'; but when they go privily to their Satans, they say, 'We are with you; we were only mocking. '

Bijan Moeinian

And when they meet the believers, they say: "We believe," but when they get together with their devil peers, they say: “We are indeed with you; we were just kidding. ”

E. Henry Palmer

And when they meet those who believe, they say, 'We do believe;' but when they go aside with their devils, they say, 'We are with you; we were but mocking!'

Edip-Layth

If they come across those who have acknowledged, they say, "We acknowledge," and when they are alone with their devils they say, "We are with you, we were only mocking."

George Sale

When they meet those who believe, they say, we do believe: But when they retire privately to their devils, they say, we really hold with you, and only mock at those people:

Hamid S. Aziz

And when they meet those who believe, they say, "We do believe;" but when they go aside with their devils, they say, "We are with you; we were but mocking!"

Mahmoud Ghali

And when they meet the ones who have believed they say, "We have believed, " and when they go apart to their shayatîn, (The all-vicious (ones), i. e. devils) they say, "Surely we are with you; surely we are only mocking.

Marmaduke Pickthall

And when they fall in with those who believe, they say: We believe; but when they go apart to their devils they declare: Lo! we are with you; verily we did but mock.

Mohamed Ahmed - Samira

When they meet the faithful they say: "We believe;" but when alone with the devils (their fellows), they say: "We are really with you; we were joking. "

Muhammad Asad

And when they meet those who have attained to faith, they assert, "We believe [as you believe]"; but when they find themselves alone with their- evil impulses, they say, "Verily, we are with you; we were only mocking!"

Mustafa Khattab

When they meet the believers they say, "We believe." But when alone with their evil associates they say, “We are definitely with you; we were only mocking.”

Progressive Muslims

And if they come across those who have believed, they Say: "We believe," and when they are alone with their devils they Say: "We are with you, we were only mocking. "

Sahih International

And when they meet those who believe, they say, "We believe"; but when they are alone with their evil ones, they say, "Indeed, we are with you; we were only mockers. "

Sam Gerrans

And when they meet those who heed warning, they say: “We believe.” But when they are alone with their satans, they say: “We are with you; we were only mocking!”

Shabbir Ahmed

Some of these people, when meeting those who have seen the Truth, say, "We have attained belief. " But when they join their own rebellious folks, they say, "We are, of course, with you. We were only making mockery."

Syed Vickar Ahamed

When they meet those who believe, they say: "We believe;" But when they are alone with their evil companions, they say: "We are really with you; We (were) only mocking!"

Taqi Usmani

When they meet those who believe, they say, "We have entered Faith;" but when they are alone with their satans, they say, “Indeed, we are with you; we were only mocking.”

The Monotheist Group

And if they come across those who have believed, they say: "We believe," and when they are alone with their devils they say: "We are with you, we were only mocking."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Quand ils rencontrent ceux qui ont cru, ils disent: ʺNous croyonsʺ mais quand ils se trouvent seuls avec leurs diables, ils disent: ʺNous sommes avec vous; en effet nous ne faisions que nous moquer (dʹeux)ʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gava leqayê bawermendan dibin, dibêjin: “Me jî bawerî aniye.” Lê belê gava ew bi şeytanên xwe re bi tenê dimînin, dibêjin: “Em bi we re ne, bes em tinazên xwe bi wan dikin”.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Als zij hen die geloven ontmoeten zeggen zij: ʺWij gelovenʺ, maar als zij met hun satanische makkers alleen zijn zeggen zij: ʺWij horen bij jullie. Wij waren enkel aan het spotten.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Ontmoeten zij geloovigen, dan zeggen zij: ʺWij gelooven ook,ʹʺ maar zoodra zij weder bij hunne verleiders zijn, zeggen zij: ʺWij houden het met u, en deze bespotten wij slechts.ʺ

Hollandaca — Siregar

En als zij degenen die geloven ontmoeten, dan zeggen zij: ʺWij geloven.ʺ Maar wanneer zij terugkeren naar hun Satans (die hun leiders zijn) dan zeggen zij: ʺVoorwaar, wij staan aan jullie kant. Voorwaar, wij zijn slechts spotters.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И когда они [лицемеры] встречают тех, которые уверовали, они говорят: «Мы уверовали! А когда остаются со своими шайтанами [со своими главарями, друзьями-многобожниками и прорицателями], (то) говорят: «Поистине, мы – с вами (едины против верующих), поистине мы только насмехаемся».

Rusça — Osmanov

Когда они встречают уверовавших, то говорят: ʺМы уверовалиʺ. Когда же остаются наедине со своими шайтанами, они говорят: ʺВоистину, мы - с вами, и, воистину, мы только смеемся [над верующими]ʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och när de möter dem som har antagit tron, säger de: ʺVi är (också) troendeʺ; men när de är ensamma med sina onda ingivelser, säger de: ʺVisst följer vi er - vi ville bara skämta med dem.ʺ