Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür.

وَاَقِيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَمَا تُقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

ve eḳīmū S-Salāte ve ātū z-zekāte ve mā tuḳaddimū li enfusikum min ḣayrin tecidūhu ǐnde (a)llahi inne (a)llahe bimā teǎ'melūne beSīrun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاَقِيمُواve eḳīmūق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve doğrulun
2الصَّلٰوةَS-Salāteص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükranNamaz, Allah’a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, din, destek, yardımlaşma, karşılıklı iletişim, bağ kurmak, bağlı olmak.
3وَاٰتُواve ātūا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve verin
4الزَّكٰوةَz-zekāteز ك وArttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak, sadaka, zekatzekatı
5وَمَاve māne ki
6تُقَدِّمُواtuḳaddimūق د مÖne geçmek, ileri gelmek, bir topluluğa liderlik etmek. Qadima - gelmek, dönmek, geri dönmek, yönelmek, ilerlemek, üzerine gitmek, kendini vermek. Qadamun - liyakat, rütbe, öncelik, insan ayağı, ayak basma, temel, örnek, güç. Qadama sidqin - mükemmellikte ilerleme, sağlam duruş, güçlü ve onurlu duruş, gerçek rütbe, dürüstlük önceliği. Qadim - eski, kadim. Aqdamuna - atalar. Qaddama (fiil 2) - getirmek, tercih etmek, önceden göndermek, önceden hazırlamak. Taqaddama (fiil 5) - ilerlemek, devam etmek, ileri gitmek, önceden yapılmış veya söylenmiş olmak, getirmek, önceden göndermek, tehdit savurmak, önceden tehdit etmek, görüş belirtmek, terfi etmek, teklif edilmek, geçmek, birini geride bırakmak. İstaqdama - ilerlemeyi istemek, öngörmek istemek, cesurca ilerlemek. Mustaqdimun - ileri giden veya ilerlemeyi isteyen, öne geçen, daha önce yaşamış olan, en öndeki.ne gönderirsiniz
7لِاَنْفُسِكُمْli enfusikumن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendiniz için
8مِنْmin
9خَيْرٍḣayrinخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.hayırdan
10تَجِدُوهُtecidūhuو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmakbulursunuz
11عِنْدَǐndeع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.katında
12اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
13اِنَّinneşüphesiz
14اللّٰهَ(a)llaheAllah
15بِمَاbimāşeyleri
16تَعْمَلُونَteǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyaptıklarınız
17بَصِيرٌbeSīrunب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıgörür

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Namaz kılın, zekât verin. Kendiniz için; Önceden ne hayırda bulunursanız onu, Allah katında bulursunuz. Şüphe yok ki Allah, yaptıklarınızı görür.

Abdulkadir Gölpınarlı

Namaz kılın, zekât verin. Kendiniz için; Önceden ne hayırda bulunursanız onu, Allah katında bulursunuz. Şüphe yok ki Allah, yaptıklarınızı görür.

Adem Uğur

Namazı kılın, zekâtı verin, önceden kendiniz için yaptığınız her iyiliği Allah'ın katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı noksansız görür.

Ahmed Hulusi

Siz salatı ikame edin (Allah'a yönelişinizi zahiren ve batınen hakkıyla yapın) ve zekatı verin (Allah'ın size ihsanından bir kısmını karşılıksız paylaşın ihtiyacı olanlara). . . Ne hayır yaparsanız, Allah indinde (beyninizin derunundaki Esma hakikati boyutunda) onu bulursunuz. . . Muhakkak ki Allah (varlığınızı oluşturan Esma'sıyla) Basıyr'dir yaptıklarınıza.

Ahmet Tekin

Namazları âdâbına riayet ederek aksatmadan kılın. Vicdanınızı, servetinizi, sosyal bünyenizi arındıran, berekete vesile olan zekâtı verin. Önceden kendiniz ve birbiriniz için yaptığınız hayırların, iyiliklerin tamamını Allah katında bulacaksınız. Allah işlediğiniz amelleri biliyor, görüyor.

Ahmet Varol

Namazı kılın ve zekatı verin. Kendiniz için önceden ne gönderirseniz Allah katında onu bulursunuz. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.

Ali Bulaç

Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin; önceden kendiniz için hayır olarak neyi takdim ederseniz, onu Allah katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı görendir.

Ali Fikri Yavuz

Namazı, gereği gibi kılın, zekâtı verin ve hayır işlerden nefisleriniz için önden her ne gönderirseniz, Allah katında onun sevabını bulursunuz. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızı görücü ve karşılığını vericidir.

Ali Rıza Safa

Namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin. Kendiniz için yaptığınız her iyiliği, Allah'ın katında bulursunuz. Kuşkusuz, Allah, yaptıklarınızı Görendir.

Bayraktar Bayraklı

Namazı kılınız, zekatı veriniz, yaptığınız her iyiliği Allah katında bulacaksınız. Şüphesiz ki Allah, yapmakta olduklarınızı noksansız görür.

Bekir Sadak

Namazi kilin, zekati verin, kendiniz icin onden gonderdiginiz her hayri Allah katinda bulacaksiniz. Allah yaptiklarinizi suphesiz gorur.

Celal Yıldırım

Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için önceden ne gibi bir hayr gönderirseniz Allah katında onu bulacaksınız; şüphesiz ki Allah işlediklerinizi çok iyi görüp bilir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Namazı kılın, zekâtı verin. Önceden kendiniz için ne hayır yaparsanız onu Allah katında bulursunuz. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı eksiksiz görür.

Diyanet İşleri

Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür.

Diyanet İşleri (eski)

Namazı kılın, zekatı verin, kendiniz için önden gönderdiğiniz her hayrı Allah katında bulacaksınız. Allah yaptıklarınızı şüphesiz görür.

Diyanet Vakfi

Namazı kılın, zekâtı verin, önceden kendiniz için yaptığınız her iyiliği Allah'ın katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı noksansız görür.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Siz namazı hakkıyle kılmaya bakın ve zekatı verin! Kendi nefsiniz için her ne hayır yaparsanız, Allah katında onu bulursunuz. Muhakkak ki, Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Namazı doğru kılın, zekatı verin, kendiniz için her ne hayır yapıp gönderirseniz, Allah yanında onu bulursunuz. Her zaman Allah bütün yaptıklarınızı görüyor!

Elmalılı Hamdi Yazır

hem namazı doğru kılın ve zekatı verin, nefsileriniz için her ne hayır da takdim ederseniz Allah yanında onu bulursunuz, her halde Allah bütün yaptıklarınızı görüyor

Erhan Aktaş

Salatı ikame edin ve zekatı yapın. Kendiniz için her ne iyilik yaparsanız onu Allah katında bulacaksınız. Kuşkusuz Allah, bütün yaptıklarınızı görmektedir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Salatı ikame edin ve zekatı yapın. Kendiniz için her ne iyilik yaparsanız onu Allah katında bulacaksınız. Kuşkusuz Allah, bütün yaptıklarınızı görmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Salatı ikame edin ve zekatı verin. Kendiniz için her ne iyilik yaparsanız onu Allah katında bulacaksınız. Kuşkusuz Allah, bütün yaptıklarınızı görmektedir.

Fizilal-il Kuran

Namazı kılın, zekâtı verin, kendi hesabınıza önceden gönderdiğiniz her iyiliği Allah katında bulursunuz. Hiç şüphesiz Allah yaptıklarınızı görür.

Gültekin Onan

Namazı gözetin / dosdoğru kılın, zekatı verin. Önceden kendiniz için hayır olarak neyi takdim ederseniz, onu Tanrı katında bulacaksınız. Kuşkusuz Tanrı yaptıklarınızı görendir.

Hamdi Döndüren

Namazı dosdoğru kılın ve zekâtı verin! Kendiniz için önceden gönderdiğiniz her hayrı, Allah katında bulursunuz. Hiç kuşkusuz Allah, yapmakta olduklarınızı görür.

Hasan Basri Çantay

Namazı dosdoğru kılın, zekat verin, kendiniz için önden ne hayır yollarsanız Allah katında onu bulacaksınız. Şüphesiz Allah ne yaparsanız kemaliyle görücü (ve ona göre mükafatını verici) dir.

Hasib Asutay

Namazı dosdoğru kılın ve zekâtı verin. Kendiniz için önceden (yapıp) gönderdiğiniz her hayrı, Allah katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı görendir.

Hayrat Neşriyat

Namazı hakkıyla edâ edin ve zekâtı verin! Hem kendiniz için hayır (ve hasenât) dan ne takdîm eder (hazırlar)sanız, Allah katında onu bulursunuz. Şübhesiz ki Allah, ne yaparsanız hakkıyla görendir.

İbni Kesir

Namazı kılın, zekatı verin, kendiniz için önceden ne yollarsanız, onu Allah katında bulursunuz. Şüphesiz ki Allah, yaptığınızı hakkıyla görendir.

Mehmet Okuyan

Namazı kılın, zekâtı verin! Kendiniz için (önceden) ne tür bir iyilik sunarsanız, Allah katında onu bulacaksınız. Şüphesiz ki Allah yapmakta olduklarınızı görendir.

Muhammed Esed

Namazınızda dikkatli ve devamlı olun, arındırıcı (mali) yükümlülüğünüzü yerine getirin, çünkü kendiniz için önceden yaptığınız her iyiliği Allah katında mutlaka bulacaksınız: Unutmayın, Allah bütün yaptıklarınızı görür.

Mustafa İslamoğlu

Namazı istikametle kılın, zekatı gönülden gelerek verin. Unutmayın: Kendiniz için ne hayır yaparsanız Allah'ın katında onu mutlaka bulursunuz. Çünkü Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve namazı dosdoğru kılın, zekâtı da verin, nefisleriniz için evvelce hayırdan her ne gönderirseniz onu Allah indinde bulursunuz. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ işlediğiniz şeyleri tamamiyle görücüdür.

Ömer Öngüt

Namazı kılınız, zekâtı veriniz. Kendiniz için önceden gönderdiğiniz her hayrı Allah katında bulursunuz. Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızı görmektedir.

Suat Yıldırım

Namazı hakkıyla eda edin, zekâtı verin. Dünyada hayır olarak ne yapıp gönderirseniz, mutlaka onun mükâfatını âhirette Allah katında bulursunuz. Zira Allah işlediğiniz her şeyi görmektedir.

Süleyman Ateş

Namazı kılın, zekatı verin; kendiniz için yapıp gönderdiğiniz her hayrı, Allah'ın yanında bulursunuz, Allah yaptıklarınızı görür.

Süleymaniye Vakfı

Namazı düzgün ve sürekli kılın, zekatı da verin. Kendiniz için şimdiden her ne hayır yaparsanız onu Allah katında bulursunuz. Şüphesiz Allah, yaptığınız her şeyi daima görür.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Namazı düzgün ve sürekli kılın, zekatı verin. Kendiniz için önceden yaptığınız her iyiliğin karşılığını Allah'ın katında bulursunuz. Yaptığınız her şeyi gören Allah'tır.

Şaban Piriş

-Namazı kılın, zekatı verin, kendiniz için önden ne hayır yollarsanız Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı en iyi görendir!

Tefhim-ul Kuran

Dosdoğru namazı kılın, zekâtı verin; önceden kendiniz için hayır olarak neyi takdim ederseniz, onu Allah katında bulacaksınız. Hiç şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı görendir.

Ümit Şimşek

Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için şimdi ne hayır işlerseniz, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz ki Allah sizin yaptıklarınızı görmektedir.

Yaşar Nuri Öztürk

Namazı kılın, zekatı verin. Öz benlikleriniz için önden gönderdiğiniz her hayrı, Allah katında bulacaksınız. Hiç kuşkusuz, Allah, yapmakta olduklarınızı iyice görmektedir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Namaz qılın, zəkat verin! Qabaqcadan özünüz üçün nə xeyir hazırlasanız onun əvəzini Allahın yanında tapacaqsanız. Şübhəsiz ki, Allah nə etdiklərinizi görür.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Namaz qılın, zəkat verin! Özünüzdən ötrü (əvvəlcə) etdiyiniz xeyri (yaxşı əməllərin əvəzini) Allah yanında taparsınız. Həqiqətən, Allah nə etdiklərinizi görəndir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Verrichtet das Gebet, und entrichtet die Zakat-Abgaben! Alle guten Werke, die ihr verrichtet, werden von Gott belohnt. Gott sieht alles, was ihr tut.

Almanca — Der Edle Quran

Und verrichtet das Gebet und entrichtet die Abgabe. Und was ihr für euch selbst an Gutem vorausschickt, werdet ihr bei Allah finden. Was ihr tut, sieht Allah wohl.

Almanca — M. A. Rassoul

Und verrichtet das Gebet und gebt die Zakah, und was ihr für euch an Gutem vorausschickt, das werdet ihr bei Allah vorfinden. Wahrlich! Allah sieht wohl, was ihr tut.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und verrichtet ordnungsgemäß das rituelle Gebet und entrichtet die Zakat. Und was ihr für euch an Gutem vorlegt, werdet ihr bei ALLAH vorfinden. Gewiß, ALLAH ist dessen, was ihr tut, allsehend.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And participate in the act of divine worship, giving zakat, for zakat is but a vehicle of prayer, and whatever you advance of piety toward future security, you shall find preserved in heaven’s realm. Allah is Bassirun (Omnipresent): He sees all that you do.

Abdul Haleem

Keep up the prayer and pay the prescribed alms. Whatever good you store up for yourselves, you will find it with God: He sees everything you do.

Abdullah Yusuf Ali

And be steadfast in prayer and regular in charity: And whatever good ye send forth for your souls before you, ye shall find it with Allah: for Allah sees Well all that ye do.

Abul A'la Maududi

Establish Prayer and dispense Zakah. Whatever good deeds you send forth for your own good, you will find them with Allah. Surely Allah sees all that you do.

Aisha Bewley

Establish salat and pay zakat. Any good you send ahead for yourselves, you will find with Allah. Certainly Allah sees what you do.

Al-Hilali & Khan

And perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât), and give Zakât and whatever of good (deeds that Allâh loves) you send forth for yourselves before you, you shall find it with Allâh. Certainly, Allâh is All-Seer of what you do.

Ali Quli Qarai

And maintain the prayer and give the zakāt. Any good that you send ahead for your souls, you shall find it with Allah. Indeed Allah sees best what you do.

Amatul Rahman Omar

And observe the Prayer and present the Zakât (- purifying alms) and whatever good you send forward for yourselves you will find it with Allâh. Verily, Allâh is Watchful of all that you do.

Arthur John Arberry

And perform the prayer, and pay the alms; whatever good you shall forward to your souls' account, you shall find it with God; assuredly God sees the things you do.

Bijan Moeinian

Worship God on regular basis and engage in charity. You will find your good deeds being recorded by God for a reward in Hereafter. God is watching over whatever you do.

E. Henry Palmer

Be ye steadfast in prayer, and give alms; and whatsoever good ye send before for your own souls, ye shall find it with God, for God in all ye do doth see.

Edip-Layth

Observe the Contact prayer, and contribute towards betterment, and what you bring forth of good for yourselves, you will find it with God. God sees what you do.

George Sale

Be constant in prayer, and give alms; and what good ye have sent before for your souls, ye shall find it with God; surely God seeth that which ye do.

Hamid S. Aziz

Be you steadfast in prayer, and regular in charity; and whatsoever good you send before you for your own souls, you shall find it with Allah, for Allah sees all you do.

Mahmoud Ghali

And keep up the prayer and bring the Zakat, (i. e., pay the poor-dues) and whatever charity you forward for yourselves, you will find it in the Providence of Allah; surely Allah is Ever-Beholding of whatever you do.

Marmaduke Pickthall

Establish worship, and pay the poor-due; and whatever of good ye send before (you) for your souls, ye will find it with Allah. Lo! Allah is Seer of what ye do.

Mohamed Ahmed - Samira

How many of the followers of the Books having once known the truth desire in their hearts, out of envy, to turn you into infidels again even after the truth has become clear to them! But you forbear and overlook till God fulfil His plan; and God has power over all things.

Muhammad Asad

And be constant in prayer, and render the purifying dues; for, whatever good deed you send ahead for your own selves, you shall find it with God: behold, God sees all that you do.

Mustafa Khattab

Establish prayer, and pay alms-tax. Whatever good you send forth for yourselves, you will ˹certainly˺ find ˹its reward˺ with Allah. Surely Allah is All-Seeing of what you do.

Progressive Muslims

And hold the contact-method, and contribute towards betterment, and what you bring forth of good for your souls you will find it with God. God is watching what you do.

Sahih International

And establish prayer and give zakah, and whatever good you put forward for yourselves - you will find it with Allah. Indeed, Allah of what you do, is Seeing.

Sam Gerrans

And uphold the duty, and render the purity; and what good you send ahead for your souls, you will find it with God; God sees what you do.

Shabbir Ahmed

Go ahead and establish the Divine System, and set up the Just Economic Order in the society. And whatever good you send forth to strengthen your 'Selves' in this manner will be stamped on your personalities and you will find it with Allah. (2:3). Behold, Allah is Seer of what you do.

Syed Vickar Ahamed

And be regular in prayer, and regular in charity: And whatever good you send forth for your souls before you (from this life), you shall find it with Allah: Surely, Allah sees well all that you do.

Taqi Usmani

And be steadfast in Salāh (prayer), and give Zakāh. Whatever good you send forth for yourselves, you will find it with Allah. Certainly, Allah is watchful of what you do.

The Monotheist Group

And hold the contact prayer, and contribute towards purification; and what you bring forth of good for your souls you will find it with God. God is watching what you do.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et accomplissez la Salât et acquittez la Zakât. Et tout ce que vous avancez de bien pour vous-mêmes, vous le retrouverez auprès dʹAllah, car Allah voit parfaitement ce que vous faites.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bi rengê pêdivî nimêj bikin, zekatê bidin û hûn çi xêrê ji bo xwe li pêşiya xwe bişînin (axretê), teqez hûn ê bêkêmasî wê li nik Xwedê bibînin. Bêguman Xwedê bi karên ku hûn dikin bîner e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Verricht de salaat en geeft de zakaat. En wat jullie vooraf voor jullie zelf aan goeds gedaan hebben, dat zullen jullie bij God vinden. Wat jullie doen doorziet God wel.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Verricht het gebed, geeft aalmoezen; en het goede wat gij hier voor uw zielenheil doet, vindt gij eens bij God weder; want God weet wat gij doet.

Hollandaca — Siregar

En onderhoudt de shalât en geeft de zakât en wat jullie hebben vooruit gezonden aan goede daden voor jezelf; jullie zullen het bij Allah aantreffen. Voorwaar, Allah is Alziende over was jullie doen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И совершайте молитву (должным образом) и давайте обязательную милостыню [закят] (тем, кому она полагается); и что вы приготовите из благого [праведные дела и имущество, отданное ради Аллаха] для самих себя, то найдете это у Аллаха [получите за это награду в Вечной жизни]: ведь Аллах видит, что вы делаете!

Rusça — Osmanov

Совершайте салат, раздавайте закат - и то доброе, что вы совершите заблаговременно, обретайте у Аллаха. Воистину, Аллах видит ваши деяния.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Förrätta bönen och ge åt de nödställda! Det goda ni sänder framför er (till Domen) skall ni återfinna hos Gud; Gud ser vad ni gör.