Ayetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman, inkar edenler, inananlara, "İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?" dediler.

وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِلَّذِينَ اٰمَنُٓوا اَيُّ الْفَرِيقَيْنِ خَيْرٌ مَقَامًا وَاَحْسَنُ نَدِيًّا

ve iƶā tutlā ǎleyhim āyātunā beyyinātin ḳāle (e)lleƶīne keferū li(e)lleƶīne āmenū eyyu l-ferīḳayni ḣayrun meḳāmen ve eHsenu nediyyen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَاve iƶāve zaman
2تُتْلٰىtutlāت ل وTakip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek.okunduğu
3عَلَيْهِمْǎleyhimonlara
4اٰيَاتُنَاāyātunāا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimiz
5بَيِّنَاتٍbeyyinātinب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık açık
6قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelederler
7الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
8كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar edenler
9لِلَّذِينَli(e)lleƶīnekimseler için
10اٰمَنُٓواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(lar)
11اَيُّeyyuhangisinin
12الْفَرِيقَيْنِl-ferīḳayniف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.iki topluluktan
13خَيْرٌḣayrunخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.daha hayırlıdır
14مَقَامًاmeḳāmenق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhmakamı
15وَاَحْسَنُve eHsenuح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.ve daha güzeldir?
16نَدِيًّاnediyyenن د وİlan etmek, çağırmak, çağrıda bulunmak, davet etmek, herhangi birine bir şey iletmek için çağırmak, selamlamak, sesli çağırmak, sesi yükseltmek, toplantımeclisi (mevkii)

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlara âyetlerimiz, apaçık okununca kâfir olanlar, iki bölükten dediler, hangisinin durağı daha hayırlı, meclisi daha güzel?

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlara âyetlerimiz, apaçık okununca kâfir olanlar, iki bölükten dediler, hangisinin durağı daha hayırlı, meclisi daha güzel?

Adem Uğur

Kendilerine âyetlerimiz ayan beyan okunduğu zaman inkâr edenler, iman edenlere: İki topluluktan hangisinin (hangimizin) mevki ve makamı daha iyi, meclis ve topluluğu daha güzeldir? dediler.

Ahmed Hulusi

Onlara delillerimiz açık açık okunup bildirildiğinde, hakikat bilgisini inkar edenler, iman edenlere: "İki fırkanın hangisi makam itibarıyla daha hayırlı ve meclisi daha iyidir?" dedi.

Ahmet Tekin

Kendilerine açık seçik âyetlerimiz okunduğu zaman, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar ile küfre sapanlar, iman edenlere: 'İki zümreden hangisinin mevki ve makamı daha hayırlı, danışma meclisleri daha güzeldir?' derler.

Ahmet Varol

Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda inkâr edenler iman edenlere derler ki: 'İki gruptan hangisi makam bakımından daha iyi ve topluluk bakımından daha güzeldir?.'

Ali Bulaç

Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda, o inkar edenler, iman edenlere derler ki: "İki gruptan hangisi, makam bakımından daha iyi, topluluk bakımından daha güzeldir?"

Ali Fikri Yavuz

Âyetlerimiz kendilerine açık olarak tecvid üzere okunduğu zaman, o inkâr edenler, iman edenlere dediler ki: “- Bu iki zümreden (mümin ve kâfirlerden) hangisi mevki bakımından daha iyi, meclis ve topluluk itibariyle daha güzeldir?”

Ali Rıza Safa

Oysa ayetlerimiz onlara açık kanıtlarla okunduğunda, nankörlük edenler, inananlara, şöyle derler: "İki topluluktan hangisi, konum yönünden daha iyi ve topluluk yönünden daha güzeldir?"

Bayraktar Bayraklı

Onlara ayetlerimiz apaçık okunduğu zaman, inkar edenler inananlara, "Hangi grubun makamı daha iyi ve yeri daha güzeldir?" dediler.

Bekir Sadak

Ayetlerimiz kendilerine apacik okundugu zaman inkar edenler inananlara: «Bu iki takimin hangisinin makami daha iyi ve yeri daha guzeldir?» derler.

Celal Yıldırım

Âyetlerimiz kendilerine açık seçik okunduğu zaman o inkâr edenler, imân edenlere derler ki, «bu iki topluluktan hangisinin makamı daha iyi, meclis ve mahfilce daha güzeldir?»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kendilerine âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman inkâr edenler iman edenlere, “İki topluluktan hangimizin konumu daha üstün ve mensupları daha iyi?” diye sorarlar.

Diyanet İşleri

Ayetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman, inkar edenler, inananlara, "İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

Ayetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman inkar edenler inananlara: 'Bu iki takımın hangisinin makamı daha iyi ve yeri daha güzeldir?' derler.

Diyanet Vakfi

Kendilerine âyetlerimiz ayan beyan okunduğu zaman inkâr edenler, iman edenlere: İki topluluktan hangisinin (hangimizin) mevki ve makamı daha iyi, meclis ve topluluğu daha güzeldir? dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Âyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman, o inkâr edenler, iman edenlere dediler ki : «Bu iki zümreden (Mümin ve kâfirlerden) hangisi mevki bakımından daha iyi, meclis ve topluluk itibariyle daha güzeldir?»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ayetlerimiz kendilerine açık açık tecvidli okunduğu zaman da o küfredenler iman edenlere: "Bu iki topluluktan hangisi makamca daha iyi ve meclis olarak daha güzel?" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ayetlerimiz kendilerine açık açık tecvid üzere okunduğu vakıt da o küfredenler dediler ki iyman edenlere: "bu iki ferikin hangisi makamca daha iyi ve meclis-ü mahfilce daha güzel?"

Erhan Aktaş

Açıklayıcı kanıt içeren ayetlerimiz onlara okunduğu zaman, Kafirler, İman Edenler'e; "İki gruptan hangisi konumu itibariyle daha hayırlı, çevresi bakımından daha itibarlıdır?" dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Açıklayıcı kanıt içeren ayetlerimiz onlara okunduğu zaman, Kafirler, iman edenlere; "İki gruptan hangisi konumu itibariyle daha hayırlı, çevresi bakımından daha itibarlıdır?" dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Açıklayıcı kanıt içeren ayetlerimiz onlara iletildiği zaman, gerçeği yalanlayan nankörler, iman edenlere; "İki gruptan hangisi konumu itibariyle daha iyi, çevresi bakımından daha itibarlıdır?" dediler.

Fizilal-il Kuran

Açık ayetlerimiz okunduğu zaman kâfirler, mü'minlere «Hangimizin sosyal konumu daha üstün, hangimizin itibarı daha yüksektir» derler.

Gültekin Onan

Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda, o küfredenler, inananlara derler ki: "İki gruptan hangisi, makam bakımından daha iyi, topluluk bakımından daha güzeldir?"

Hamdi Döndüren

Onlara açık açık âyetlerimiz okunduğu zaman, inkâr edenler, inananlar için, “Bu iki topluluktan hangisinin makamı daha hayırlı, meclisi daha güzeldir?” derler.

Hasan Basri Çantay

Kendilerine açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman küfr (-ü inkar) eden o adamlar mü'minlere: "İki zümreden hangisi ikaametgah i'tibariyle daha hayırlı, meclis ve topluluk bakımından daha güzeldir?" dediler.

Hasib Asutay

Âyetlerimiz kendilerine açık açık okunduğu zaman, inkâr edenler iman edenlere 'İki topluluktan hangisinin makamı daha hayırlı, meclisi daha güzeldir? ' dediler.

Hayrat Neşriyat

İnkâr edenler ise, kendilerine âyetlerimiz (dünyada) açık açık okunduğu zaman, îmân edenlere: 'O iki topluluktan (Mü’min ve kâfirlerden) hangisi makam cihetiyle daha hayırlı ve meclis i'tibârıyla daha güzeldir?' dedi(ler).

İbni Kesir

Ayetlerimiz kendilerine açıkça okunduğu zaman; küfreden o adamlar mü'minlere: Bu iki takım insanın hangisinin makamı daha iyi ve yeri daha güzeldir? derler.

Mehmet Okuyan

Kendilerine ayetlerimiz açıkça tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, kâfir olanlar iman edenlere “İki gruptan hangisinin konumu daha iyidir ve meclis (topluluk) olarak hangisi daha güzeldir?” derlerdi.

Muhammed Esed

Hal böyleyken, ne zaman ayetlerimiz bütün açıklığıyla kendilerine ulaştırılsa, hakkı inkara şartlanmış olan kimseler imana erişenlere: "(Bu) iki insan topluluğundan konum olarak hangisi daha üstün ve güçlü, topluluk olarak hangisi daha iyi/daha seçkindir?" diye sorup dururlar.

Mustafa İslamoğlu

Ne ki, hakikatin apaçık belgeleri olan ayetlerimiz ne zaman kendilerine ulaştırılsa, küfürde ısrar edenler imanda sebat edenlere şöyle sorarlar: "Bu iki guruptan hangisi konumca daha üstün ve hangisi daha hatırlı bir çevreye mensupmuş?!

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlara âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman kâfir olanlar, imân etmiş olanlara dedi ki: «İki fırkadan hangisi makamca daha hayırlıdır, meclisce daha güzeldir?»

Ömer Öngüt

Âyetlerimiz kendilerine açık açık okunduğu zaman kâfirler iman edenlere: “Bu iki topluluktan hangisinin mevki ve makamı daha hayırlı, meclis ve topluluğu daha güzeldir?” dediler.

Suat Yıldırım

Âyetlerimiz kendilerine açık açık okunduğu zaman o kâfirler iman edenlere dediler ki: (Bu uhrevî ve manevî halleri bir tarafa bırakalım, dünya hayatının realitesine bakalım) "Bu iki zümreden, mümin ve kâfirlerden hangisinin makamı daha üstün, grup ve topluluğu daha muteberdir?"

Süleyman Ateş

Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman, inkar edenler, inananlar için "İki topluluktan hangisinin makamı daha hayırlı, meclisi (mevkii) daha güzeldir?" derler.

Süleymaniye Vakfı

Onlara ayetlerimiz, birbirini açıklayacak şekilde bağlantılarıyla okununca kafirlik edenler, müminlere şöyle derlerdi: "(Bizden ve sizden) bu iki kesimden hangisinin konumu daha iyi ve sosyal çevresi daha güzeldir!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerine, birbirini açıklayan ayetlerimiz okununca bu kafirler müminlere şöyle derlerdi: "Bu iki kesimden hangisinin konumu daha iyi, çevresi daha etkindir. (Biz mi,onlar mı?)"

Şaban Piriş

Ayetlerimiz kendilerine okununca, kafir olanlar iman edenlere: -Bu iki gruptan hangisinin makamı daha iyi ve yeri daha güzeldir? dediler.

Tefhim-ul Kuran

Onlara apaçık olan ayetlerimiz okunduğunda, o küfre sapanlar, iman edenlere derler ki: «İki gruptan hangisi, makam bakımından daha iyi, topluluk bakımından daha güzeldir?»

Ümit Şimşek

Kendilerine apaçık âyetlerimiz okunduğunda, inkâr edenler iman edenlere dediler ki: 'Bu iki topluluktan hangisi daha üstün bir mevki ve toplum içinde?'

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara ayetlerimiz açık seçik okunduğunda, inkar edenler inananlara şöyle derler: "İki zümreden hangisi makamca daha üstün, meclisçe daha güzel?"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlara açıq-aydın ayələrimiz oxunduğu zaman kafirlər möminlərə deyərlər: “Bu iki firqədən hansının məqamı daha yaxşı, məclisi daha gözəldir?”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ayələrimiz özlərinə açıq-aşkar oxunduğu zaman kafir olanlar iman gətirənlərdən: ″Bu iki tayfadan hansının (bizim, yoxsa sizin) məqamı daha yaxşı, hansının məclisi daha gözəldir?″ – deyə soruşarlar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn ihnen Unsere eindeutigen Verse vorgetragen werden, sagen die Ungläubigen zu den Gläubigen: ʺWer von uns nimmt die besten Wohnungen und die besten Rangstufen im Diesseits und im Jenseits ein?ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn ihnen Unsere Zeichen als klare Beweise verlesen werden, sagen diejenigen, die ungläubig sind, zu denjenigen, die glauben: ʺWelcher der beiden Gruppen hat nun eine bessere Stellung und eine schönere Gesellschaft?ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn ihnen Unsere deutlichen Zeichen verlesen werden, sagen die Ungläubigen zu den Gläubigen: ʺWelche der beiden Gruppen ist besser gestellt und gibt eine eindrucksvollere Versammlung ab?ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wenn ihnen Unsere Ayat in Klarheit vorgetragen werden, sagen diejenigen, die Kufr betrieben haben, denjenigen, die den Iman verinnerlicht haben: ʺWelche der beiden Gruppierungen hat den besseren Wohnort und die angenehmere Gesellschaft?ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

When Our revelations are recited to them, revelations distinctly expressing all that is meant leaving nothing merely implied, they exclaim: "which of the two parties" they ask, "holds a high position in the social scale and status and in society, the nobility who do not follow Muhammad or the no-bodies who follow him!"

Abdul Haleem

When Our revelations are recited to them in all their clarity, [all that] the disbelievers say to the believers [is], ‘Which side is better situated? Which side has the better following?’

Abdullah Yusuf Ali

When Our Clear Signs are rehearsed to them, the Unbelievers say to those who believe, "Which of the two sides is best in point of position? Which makes the best show in council?"

Abul A'la Maududi

When Our clear revelations are recited to those who deny the Truth they are wont to say to those who have faith: "Which of the two groups has a better status and whose assemblies are grander?"

Aisha Bewley

When Our Clear Signs are recited to them, those who are kafir say to those who have iman, ‘Which of the two parties has the better position and the more illustrious gathering?’

Al-Hilali & Khan

And when Our Clear Verses are recited to them, those who disbelieve (the rich and strong among the pagans of Quraish who live a life of luxury) say to those who believe (the weak, poor companions of Prophet Muhammad صلى الله عليه وسلم who have a hard life): "Which of the two groups (i.e. believers or disbelievers) is best in (point of) position and as regards station (place of council for consultation)."

Ali Quli Qarai

When Our manifest signs are recited to them, the faithless say to the faithful, ‘Which of the two sides is superior in station and better with respect to company?’

Amatul Rahman Omar

When Our clear Messages are recited to them the disbelievers say to those who believe, `Which of the two parties of us is better in respect of position and (makes) more impressive society?'

Arthur John Arberry

When Our signs are recited to them as clear signs, the unbelievers say to the believers, 'Which of the two parties is better in station, fairer in assembly?'

Bijan Moeinian

When My Revelations is recited to people, those who disbelieve say to those who believe: "How come then we are more prosperous and more powerful than you?"

E. Henry Palmer

And when our signs are recited to them manifest, those who misbelieve say to those who believe, 'Which of the two parties is best placed and in the best company?'

Edip-Layth

When Our clear signs were recited to them, those who rejected said to those who acknowledged: "Which of the two groups of ours is more in authority and more prosperous?"

George Sale

When our manifest signs are read unto them, the infidels say unto the true believers, which of the two parties is in the more eligible condition, and formeth the more excellent assembly?

Hamid S. Aziz

Then We will save those who fear Us; but We will leave the evildoers therein on their knees.

Mahmoud Ghali

And when Our ayat (Verses or signs) are recited to them as supremely evident (signs), the ones who have disbelieved say to the ones who have believed, "Whichever of the two groups is more charitable (i. e., better) in station and fairer council?"

Marmaduke Pickthall

And when Our clear revelations are recited unto them, those who disbelieve say unto those who believe: Which of the two parties (yours or ours) is better in position, and more imposing as an army?

Mohamed Ahmed - Samira

When Our lucid revelations are read out to them, the infidels say to those who believe: "Which of the two groups is better in standing, and whose company is more excellent?"

Muhammad Asad

AS IT IS, whenever Our messages are conveyed to them in all their clarity, those who are bent on denying the truth are wont to say unto those who have attained to faith: "Which of the two kinds of man is in a stronger position and superior as a community?"

Mustafa Khattab

When Our clear revelations are recited to them, the disbelievers ask the believers ˹mockingly˺, "Which of the two of us is better in status and superior in assembly?"

Progressive Muslims

And when Our clear revelations were recited to them, those who rejected said to those who believed: "Which of the two groups of ours is more in authority and more prosperous"

Sahih International

And when Our verses are recited to them as clear evidences, those who disbelieve say to those who believe, "Which of [our] two parties is best in position and best in association?"

Sam Gerrans

And when Our proofs are recited to them as clear signs, those who ignore warning say to those who heed warning: “Which of the two factions is better in standing and better in assembly?”

Shabbir Ahmed

As it is, when Our Messages are presented to them in all clarity, the rejecters say to the believers, "Which of the two sides, yours or ours, has a better position and glamour?"

Syed Vickar Ahamed

And when Our Clear Signs are read to them, the disbelievers say to those who believe, "Which of the two sides is better in position? Which makes the better show in public?"

Taqi Usmani

When Our verses are recited to them in all their clarity, the disbelievers say to the believers, "Which of the two groups is superior in its place and better in its assembly?"

The Monotheist Group

And when Our clear revelations were recited to them, those who rejected said to those who believed: "Which of our two groups is in a better station and more prosperous?"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et lorsque Nos versets évidents leur sont récités les mécréants disent à ceux qui croient: ʺLequel des deux groupes a la situation la plus confortable et la meilleure compagnie?ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema ayetên Me yên aşkeraker ji mirovan re dihatin xwendin, ên ku kafir bûne ji yên bawermend re digotin: Ma ji me herdu civatan cih û warê kê çêtir e û dîwana kê spehîtir e?

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer aan hen Onze tekenen als duidelijke bewijzen worden voorgelezen zeggen zij die ongelovig zijn tot hen die geloven: ʺWelke van de beide groepen heeft een betere positie en verkeert in beter gezelschap?ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Als hun onze duidelijke teekens worden voorgelezen, zeggen de ongeloovigen tot de ware geloovigen: Wie der beide partijen bekleedt de verhevenste plaats en vormt de uitmuntendste verzameling?

Hollandaca — Siregar

En wanneer Onze duidelijke Verzen aan hen worden voorgedragen, zeggen degenen die ongelovig zijn tegen degenen die gelovig zijn: ʺWelke van de twee groepen is op een betere plaats en in een beter gezelschap?ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда читаются им [людям] Наши знамения [аяты Корана] (будучи) ясными (в изложении) [имеющие очевидный смысл], те, которые стали неверующими, говорят тем, которые уверовали: «Какая из двух партий [верующие или неверующие] лучше [[Многобожники думали, что тот, кто занимает лучшее положение в этом мире, и после смерти будет лучше по своему положению.]] по своему положению, прекраснее по составу (в этом мире)?»

Rusça — Osmanov

Когда же людям читают Наши ясно изложенные аяты, то неверные [смеют] говорить уверовавшим: ʺКакая из двух групп [людей] выше по положению и лучше как община?ʺ