Böylece biz, (insanları) onların halinden haberdar ettik ki, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar (olayın mucizevi tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. (Bazıları), "Onların üstüne bir bina yapın, Rableri onların halini daha iyi bilir" dediler. Duruma hakim olanlar ise, "Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız" dediler.
وَكَذٰلِكَ اَعْثَرْنَا عَلَيْهِمْ لِيَعْلَمُوا اَنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَاَنَّ السَّاعَةَ لَا رَيْبَ فِيهَا اِذْ يَتَنَازَعُونَ بَيْنَهُمْ اَمْرَهُمْ فَقَالُوا ابْنُوا عَلَيْهِمْ بُنْيَانًا رَبُّهُمْ اَعْلَمُ بِهِمْ قَالَ الَّذِينَ غَلَبُوا عَلٰٓى اَمْرِهِمْ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيْهِمْ مَسْجِدًا
ve ke ƶālike eǎ'ṧernā ǎleyhim li yeǎ'lemū enne veǎ'de (a)llahi Haḳḳun ve enne s-sāǎte lā raybe fīhā iƶ yetenāzeǔne beynehum emrahum fe ḳālū bnū ǎleyhim bunyānen rabbuhum eǎ'lemu bihim ḳāle (e)lleƶīne ğalebū ǎlā emrihim le netteḣiƶenne ǎleyhim mescidān
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
İşte böylece Allah'ın vaadinin hak ve gerçek olduğunu ve gerçekten de kıyâmetin kopacağını ve onda hiçbir şüphe bulunmadığını bilmeleri için, tam bu hususlarda birbirleriyle çekişip dururlarken, insanları haberdâr ettik de müşrikler dediler ki: Onların bulunduğu yere bir yapı yapın, halktan gizli kalsınlar. Halbuki Rableri, onların ahvâlini daha iyi bilir. Hallerine vâkıf olanlarsa onların bulundukları mağaranın önüne mutlaka bir mescit yapmalıyız dediler.
Abdulkadir Gölpınarlı
İşte böylece Allahʼın vaadinin hak ve gerçek olduğunu ve gerçekten de kıyâmetin kopacağını ve onda hiçbir şüphe bulunmadığını bilmeleri için, tam bu hususlarda birbirleriyle çekişip dururlarken, insanları haberdâr ettik de müşrikler dediler ki: Onların bulunduğu yere bir yapı yapın, halktan gizli kalsınlar. Halbuki Rableri, onların ahvâlini daha iyi bilir. Hallerine vâkıf olanlarsa onların bulundukları mağaranın önüne mutlaka bir mescit yapmalıyız dediler.
Adem Uğur
Böylece (insanları) onlardan haberdar ettik ki, Allah'ın vâdinin hak olduğunu, kıyametin şüphe götürmez olduğunu bilsinler. Hani onlar aralarında Ashâb-ı Kehfin durumunu tartışıyorlardı. Dediler ki: "Üzerlerine bir bina yapın. Rableri onları daha iyi bilir." Onların durumuna vâkıf olanlar ise: "Bizler, kesinlikle onların yanıbaşlarına bir mescit yapacağız" dediler.
Ahmed Hulusi
Böylece onlar hakkında bilgilendirdik ki, Allah'ın bildiriminin Hak olduğunu (ba'sı) ve o saatin (ölümün) şüphe götürmez olduğunu bilsinler! Hani onlar, aralarında onların olayını tartışıyorlardı. . . Şöyle dediler: "Onlar üzerine bina yapın; (ne olduklarını) Rableri daha iyi bilir". . . Onların hakkında sözü geçenler ise; "Elbette biz onların (Ashab-ı Kehf'in) üzerine ibadethane yapacağız" dediler.
Ahmet Tekin
Onları uyuttuğumuz ve dirilttiğimiz gibi, insanları, onlardan haberdar ettik ki, Allah’ın va’dinin hak ve doğru olduğunu, kıyametin kopacağı ânın geleceğinde ve gerçekleşeceğinde de şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar, aralarında Eshâb-ı Kehf’in durumunu tartışıyorlardı. 'Üzerlerine bir anıt dikin. Rableri onların başına geleni, hallerini daha iyi bilir.' dediler. Eshâb-ı Kehf konusunda düşündüklerini, planlarını gerçekleştirme gücüne sahip olanlar: 'Biz onların üzerlerine bir mescit yapacağız' dediler.
Ahmet Varol
Böylece, Allah'ın vaadinin hak olduğunu ve kıyametin geleceğinde şüphe olmadığını bilmeleri için (insanlara) onları buldurduk. Onların durumlarını aralarında tartışıyorlardı. (Bazıları): 'Üzerlerine bir bina yapın' dediler. Rabbleri onları daha iyi bilir. Onların işlerine üstün gelenler de: 'Mutlaka onların yanlarında bir mescid edineceğiz' dediler.
Ali Bulaç
Böylece, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve gerçekten kıyametin, kendisinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için (şehir halkına ve sonraki insan kuşaklarına) onları buldurmuş olduk. (Onları görenler) Kendi aralarında durumlarını tartışıyorlardı, (bir kısmı) dedi ki: "Onların üstüne bir bina inşa edin, Rableri onları daha iyi bilir." Onların işine galip gelen (sözleri geçen)ler ise: "Üstlerine mutlaka bir mescid yapmalıyız" dediler.
Ali Fikri Yavuz
Böylece, insanları onların hallerine muttali kıldık ki, öldükten sonra dirilmenin hak olduğunu ve kıyametin vukuunda hiç şüphe olmadığını bilsinler. Çünkü (daha önce, dirilmenin ruh ve cesedle veya yalnız ruhla olacağı hususunda) dinlerinin emrini aralarında tartışıyorlardı. (Allah, mağaradaki bu yiğitleri öldürünce, kâfirler) şöyle dediler: “- Üstlerine bir bina (kilise) yapın. Bununla beraber Rableri, onların hallerini daha iyi bilir.” Sözlerinde üstün gelen müminler: “- Mutlaka yanlarında bir mescid edineceğiz.” dediler (ve mağaranın kapısı önünde namaz kılmak için bir mescid yaptılar).
Ali Rıza Safa
Ve işte böylece, onların bilinmesini sağladık ki, Allah'ın verdiği sözün kesinlikle gerçek olduğunu ve evrenlerin sonu hakkında kuşku olmadığını bilsinler. Onların durumunu aralarında tartıştıklarında, "Üstlerine bir yapı kurun!" dediler. Efendileri, onları bilir. Görüşleri öne çıkanlar ise şöyle dediler: "Üstlerine kesinlikle bir yakarış yeri yapacağız!"
Bayraktar Bayraklı
Böylece Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu ve kıyametin kopacağından şüphe edilemeyeceğini bilmeleri için, insanların onları bulmalarını sağladık. Çünkü, halk onların durumunu aralarında tartışıyorlardı. "Onların adına bir bina yapın" diyorlardı. Oysa, onları en iyi Rabbleri bilir. Tartışmayı kazananlar, "Onlaradına elbette bir mescit yapacağız" dediler.
Bekir Sadak
Boylece, Allah'in sozunun gercek oldugunu ve kiyametin kopmasindan suphe edilemiyecegini bilmeleri icin, insanlarin onlari bulmalarini sagladik. Nitekim halk, bunlarin hakkinda cekisip duruyor: «Onlarin magaralarinin cevresine bir bina kurun» diyorlardi. Oysa, Rableri onlari cok iyi bilir. Tarstimayi kazananlar: «Onlarin magaralarinin cevresinde mutlaka bir mescid kuracagiz» dediler.
Celal Yıldırım
Böylece, Allah va'dinin hak olduğunu, Kıyametin kopuşunda hiçbir şüphe bulunmadığını bilmeleri için (insanları) onların durumu hakkında bilgi sahipleri kıldık. Öyle ki, halk onların durumuyla İlgili kendi aralarında tartışıp duruyorlardı: «Onların üzerine bir bina yapın» diyorlardı. Halbuki Rableri onları çok iyi bilendir. Görüşleri üstün gelenler ise, «and olsun ki, onların üzerine elbette bir mescid kurmalıyız!» dediler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Böylece (kıssayı anlatarak insanları) onlardan haberdar ettik ki, Allah’ın vaadinin hak olduğunu ve kıyametin şüphe götürmez olduğunu bilsinler. Bir zaman insanlar aralarında Ashâb-ı Kehf’in durumunu tartışıyorlardı. Dediler ki: “Üzerlerine bir bina yapın. Rableri onları daha iyi bilir.” Onların yöneticileri ise “Bizler, kesinlikle onların yanı başına bir mâbed yapacağız” dediler.
Diyanet İşleri
Böylece biz, (insanları) onların halinden haberdar ettik ki, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar (olayın mucizevi tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. (Bazıları), "Onların üstüne bir bina yapın, Rableri onların halini daha iyi bilir" dediler. Duruma hakim olanlar ise, "Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız" dediler.
Diyanet İşleri (eski)
Böylece, Allah'ın sözünün gerçek olduğunu ve kıyametin kopmasından şüphe edilemeyeceğini bilmeleri için, insanların onları bulmalarını sağladık. Nitekim halk, bunların hakkında çekişip duruyor: 'Onların mağaralarının çevresine bir bina kurun' diyorlardı. Oysa, Rableri onları çok iyi bilir. Tartışmayı kazananlar: 'Onların mağaralarının çevresinde mutlaka bir mescid kuracağız' dediler.
Diyanet Vakfi
Böylece (insanları) onlardan haberdar ettik ki, Allah'ın vâdinin hak olduğunu, kıyametin şüphe götürmez olduğunu bilsinler. Hani onlar aralarında Ashâb-ı Kehf'in durumunu tartışıyorlardı. Dediler ki: «Üzerlerine bir bina yapın. Rableri onları daha iyi bilir.» Onların durumuna vâkıf olanlar ise: «Bizler, kesinlikle onların yanıbaşlarına bir mescit yapacağız» dediler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Böylece insanları onlardan haberdar kıldık ki, öldükten sonra dirilmenin hak olduğunu ve kıyamet gününden şüphe edilemeyeceğini bildirmek için, öylece şehir halkına buldurduk. Onları mağarada bulanlar, aralarında durumlarını tartışıyorlardı. Dediler ki: «Üstlerine bir bina (kilise) yapın. Bununla beraber Rableri, onları daha iyi bilir.» Sözlerinde üstün gelen müminler: «Üzerlerine muhakkak bir mescid yapacağız.» dediler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Böylece kendilerini haberdar ettik ki, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve kıyamet gününün şüphesiz bulunduğunu bilsinler. O sırada kavimleri kendi aralarında bunların olayını tartışıyorlardı. Bunun üzerine dediler ki: "Üstlerine bir bina yapın; Rableri onları daha iyi bilir!" Düşmanlarına karşı galip gelenler: "Biz muhakkak bunların üzerine bir mescit yaparız." dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bu suretle de kendilerine vukuf peyda ettirdik ki Allahın va'di hakk olduğunu ve saat, hakıkaten şüphesiz bulunduğunu bilsinler, o sırada aralarında emirlerine niza' ediyorlardı, bunun üzerine dediler ki: üstlerine bir bina yapın, rabları onları daha iyi bilir, onların emri üzerine galebe etmiş olanlar elbette, dediler: biz bunların üzerine bir mescid ediniriz
Erhan Aktaş
Böylece, Allah'ın verdiği sözün gerçek olduğunu, o Sa'at'in kesin olduğunu bilmeleri için onları haberdar ettik. O zaman, onların durumu hakkında aralarında tartışıyorlardı. "Onların üzerlerine bir bina yapın; onların Rabb'leri, onları daha iyi bilir." dediler. Düşünceleri kabul edilenler: "Onların üzerlerine bir mescid yapalım." dediler.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Böylece, Allah'ın verdiği sözün gerçek olduğunu, o Sa'at'in kesin olduğunu bilmeleri için onları haberdar ettik. O zaman, onların durumu hakkında aralarında tartışıyorlardı. "Onların üzerlerine bir bina yapın; onların Rabb'leri, onları daha iyi bilir." dediler. Düşünceleri kabul edilenler: "Onların üzerlerine bir mescid yapalım." dediler.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Böylece, Allah'ın verdiği sözün gerçek olduğunu, o saat hakkında hiç kuşku olmadığını bilmeleri için onları haberdar ettik. O zaman, onların durumu hakkında aralarında tartışıyorlardı." Onların üzerlerine bir bina yapın; onların Rabb'leri, onları daha iyi bilir." dediler. Düşünceleri kabul edilenler: "Onların üzerlerine bir mescid yapalım." dediler.
Fizilal-il Kuran
Böylece hemşehrilerinin onları bulmalarını sağladık. Amacımız, Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu, kıyamet gününün mutlaka geleceğini, bunda hiçbir kuşku olmadığını öğrenmeleridir. Hemşehrileri o sırada bu gençlerin durumunu tartışmaya koyuldular. Bir bölümü 'Uyudukları mağaranın önüne bir anıt dikin, Rabb'leri onları hepimizden iyi bilir' dedi. Fakat inançlarının içyüzünü iyi bilenler ise 'Mağaralarının önünde mutlaka bir mescid yapacağız' dediler.
Gültekin Onan
Böylece, Tanrı'nın vaadinin hak olduğunu ve gerçekten kıyametin, kendisinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için (şehir halkına ve sonraki insan kuşaklarına) onları buldurmuş olduk. (Onları görenler) Kendi aralarında buyruklarını / buyrultularını (isteklerini) tartışıyorlardı, (bir kısmı) dedi ki: "Onların üstüne bir bina inşa edin, rableri onları daha iyi bilir." Onların buyrultularına galip gelen (sözleri geçen)ler ise: "Üstlerine mutlaka bir mescid yapmalıyız" dediler.
Hamdi Döndüren
Böylece onları buldurduk ki insanlar Allah’ın yeniden diriltme sözünün gerçek olduğunu ve kıyamet gününde hiçbir kuşku bulunmadığını bilsinler. Hani onlar aralarında Ashâb-ı Kehf’in durumunu tartışıyorlardı. Dediler ki: “Onların anısına bir anıt dikin! Rableri, onların durumlarını en iyi bilendir.” Onların durumuna vâkıf olanlar ise, “Üzerlerine, mutlaka bir mescit yapacağız!” dediler.
Hasan Basri Çantay
Böylece (kullarımızı ve mü'minleri) onlar (ın ahvaaline) muttali' kıldık ki Allahın (tekrar dirilteceğine dair olan) va'dinin şübhesiz bir hak olduğunu, kıyamet (in vukuunda) da hiç bir şübhe bulunmadığını bilmiş olsunlar. O sırada onlar, bunların işini aralarında niza'laşıyorlardı. Bunun üzerine "Onların etrafına bir bina yapın" dediler. Rabları onları daha iyi bilendir. Onların işine gaalib (ve vaakıf) olanlar ise: "Mutlakaa yanlarında bir mescid edineceğiz" dedi (ler).
Hasib Asutay
Böylece (insanları) onlardan haberdar ettik ki, Allah'ın (diriltme) va'dinin hak olduğunu ve gerçekten kıyametin, kendisinde hiçbir şüphe bulunmadığını bilsinler. Hani onlar (onları görenler) aralarında onların (Ashab-ı Kehfʼin) durumlarını tartışıyorlardı. (Bazıları) dediler ki: ' Üzerlerine bir bina yapın. Rableri onları daha iyi bilir.' Onların işine galip gelen (yetkili)ler ise, 'Onların üstüne mutlaka bir mescit yapacağız ' dediler.
Hayrat Neşriyat
Böylece (insanları) onlardan haberdâr ettik ki, şübhesiz Allah’ın va'dinin, hak olduğunu, yine şübhesiz kıyâmet(in geleceğin)de hiç şübhe olmadığını bilsinler! O vakit(ahâli) kendi aralarında (artık va'deleri yeterek ölen bu gençlerin hâtırasına ne yapabileceklerine dâir) onların hâlini tartışıyorlardı; nihâyet (bir kısmı): 'Onların üzerlerine (mağaralarının kapısına) bir binâ yapın!' dediler. Rableri onları en iyi bilendir. Onların durumları hakkında (sözleri) üstün gelen (mü’min)ler: 'Elbette onların üzerine(yanıbaşlarına) bir mescid yapacağız!' dedi.
İbni Kesir
Böylece, insanların onları bulmalarını sağladık ki Allah'ın sözünün gerçek olduğunu ve kıyametin kopmasından şüphe edilmeyeceğini bilsinler. Nitekim bunlar hakkında çekişip duruyorlar: Onların mağaralarının önüne bir bina kurun, diyorlardı. Halbuki Rabbları onları çok daha iyi bilendir. Onların yerlerine galib gelenler ise: Onların mağaralarının önüne mutlaka bir mescid yapacağız, dediler.
Mehmet Okuyan
Böylece (insanları) onlardan haberdar etmiştik ki Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu ve o (Son) Saat’te şüphe olmadığını bilsinler. Hani aralarında onların durumunu tartışıyor ve şöyle diyorlardı: “Üzerlerine bir bina yapın! Rableri onları çok iyi bilendir.” Onların durumunu bilenler ise “Biz elbette onların üzerlerine (yanlarına) bir mescit yapacağız” demişlerdi.
Muhammed Esed
İşte bu yolla (insanların) dikkatini onların kıssası üzerine çektik, ki onların başına gelenler konusunda aralarında tartıştıkları zaman bilsinler ki, Allah'ın (ölümden sonraki kalkış konusundaki) vaadi bütünüyle gerçektir ve Son Saat'in gelip çatacağına hiç şüphe yoktur. Ve böylece (o şehrin ahalisinden) bazıları: "Onların anısına bir anıt dikin; onların başına gelen her neyse, bunu en iyi Allah bilir" dediler. Görüşleri genel kabul gören başkaları ise: "Doğrusu, onların anısına mutlaka bir mescid yükseltmeliyiz!" dediler.
Mustafa İslamoğlu
İşte bu yöntemle onların hikayesini (insanlara) aktardık ki, Allah'ın vaadinin bütünüyle gerçek olduğunu ve Son Saat'in gelip çatacağından kuşku duyulmaması gerektiğini bilip fark etsinler. O zamanlar, (işin bu yanını bırakıp) onların eylemini aralarında tartışmaya başladılar. Onlardan bir kısmı "Onların hatırasına anıtsal bir kitabe dikin; onların gerçek konumunu Rableri daha iyi bilir" dediler. Onların yönetimini ellerine geçirmiş olan egemen sınıfa mensup berikiler ise "(Kararımız) kesindir: onların üzerine ille de bir mabed yapılacaktır!" dediler.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve böylece onların ahvaline başkalarını muttali kıldık ki, vaad-i İlâhînin şüphesiz bir hak olduğunu ve Kıyametin vukubulacağında da bir şüphe bulunmadığını bilsinler. O sıradaki, (o şehir ahalisi) aralarında onların işlerine ait münazaada bulunuyorlardı. Binaenaleyh dediler ki: «Onların üzerlerine bir bina yapınız.» Onları, Rableri daha ziyâde bilicidir. Onların işine malumatları galip olanlar da dedi ki: «Elbette onların yanlarında bir mescid ittihaz edineceğiz.»
Ömer Öngüt
Böylece onlardan haberdar ettik ki, Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu, kıyametin geleceğinde hiç şüphe bulunmadığını bilsinler. Nitekim halk o sırada onların (Ashab-ı Kehf'in) durumları ile ilgili olarak kendi aralarında tartışıyorlardı. “Onların üzerine bir bina yapın!” dediler. Rableri onları daha iyi bilir. Onların işine vâkıf olanlar ise: “Biz bunların üzerine mutlaka bir mescid yapacağız!” dediler.
Suat Yıldırım
Fakat bizim takdirimiz başka idi. Nasıl onları uyutup sonra uyandırdıksa, aynı şekilde öbür kullarımızı da Ashab-ı Kehfin durumundan haberdar ettik ki, Allah’ın haşir vâdinin gerçeğin ta kendisi olup hakkında hiçbir şüphe olmayacağını onlar da anlasınlar. Derken onları bulan halk, kendi aralarında onlar hakkında ne yapacaklarını tartışmaya girişti. Bazıları: "Onların anısına bir anıt dikin, biz gerçek durumlarını anlayamadık, onların Rabbi hallerini pek iyi bilir" derken, görüşleri ağır basan müminler ise: "Mutlaka onların yanı başlarına bir mescid yapacağız." dediler.
Süleyman Ateş
(Nasıl onları uyutup sonra uyandırdıksa yine) böylece onları (bazı insanlara) buldurduk ki, Allah'ın (öldükten sonra diriltme) va'dinin gerçek olduğunu ve (Duruşma) saatin(in geleceğin)de asla şüphe olmadığını bilsinler. (Bulanlar), o sırada kendi aralarında onların durumlarını tartışıyorlardı: "Onların üstüne bir bina yapın!" dediler. Rableri onları daha iyi bilir. Onların işine gaalip gelen(yetkili)ler: "Mutlaka onların üstüne bir mescid yapacağız" dediler.
Süleymaniye Vakfı
Bu yolla insanları onların durumundan haberdar ettik ki Allah'ın vaadinin doğru olduğunu, tekrar dirilip kalkış saatinden şüphe edilemeyeceğini bilsinler. Bir gün insanlar onların durumunu tartışıyorlardı. Neticede: "Üzerlerine bir anıt yapın. Onları, (gerçekten kim olduklarını) en iyi Rableri bilir." dediler. Sözleri dinlenenler ise "Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız." dediler.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Öteki insanlar bunların durumunu aralarında tartıştıkları bir sırada, bunları birden bire karşılarına çıkardık ki böylece Allah'ın sözünün doğru olduğunu, kıyamet saatinde şüphe edilemeyeceğini bilsinler. Sonra dediler ki "Onların üzerine bir anıt yapın. Rableri onları çok iyi bilir." Sözü dinlenenler dediler ki "Onların üzerine bir mescit yapacağız".
Şaban Piriş
İşte bu şekilde insanların onları bulmalarını sağladık ki Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu ve kıyamet hakkında şüphe olmayacağını bilsinler. Aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. -Onların üzerine bina yapın. Onları en iyi Rableri bilir, diyorlardı. Onlar hakkında tartışmada galip gelenler: -Oraya mescid yapacağız, dediler.
Tefhim-ul Kuran
Böylece onları (Şehir halkına) duyurduk ki, Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu ve kıyametin mutlaka geleceğini, onda asla şüphe olmadığını bilsinler. (Fakat onlar meseleyi böyle ele alacakları yerde) kendi aralarında onların (Mağarada uyuyanlar) durumunu tartışıyorlardı. Bazıları: «Onların üzerine bir bina yapın. Çünkü Rableri onları daha iyi bilendir,» dediler. Fakat onların işine galip gelenler ise: «Mutlaka onların üstüne bir mescit yapacağız» dediler.
Ümit Şimşek
Böylece Biz insanları onlardan haberdar ettik-tâ ki Allah'ın vaadinin hak olduğunu ve kıyametin geleceğinde hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Derken insanlar, onların hakkında tartışmaya giriştiler. Bazıları 'Üzerlerine bir anıt dikin; onların halini Rableri daha iyi bilir' dediler. Görüşleri ağır basanlar ise 'Onların bulunduğu yerde bir mescid yapacağız' dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
Böylece insanları onlar hakkında bilgilendirdik ki, Allah'ın vaadinin hak, kıyamet saatinin de kuşkusuz olduğunu bilsinler. Çünkü onlar, aralarında mağara yaranının durumunu tartışıyorlardı. "Onların üstüne bir bina kurun." dediler. Rableri onları daha iyi bilir. Onlar hakkında görüşleri galip gelenlerse şöyle dediler: "Üzerlerine mutlaka bir mescit edineceğiz."
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Beləcə, insanları onların halından xəbərdar etdik ki, Allahın vədinin həqiqət olduğunu və o Saatın gələcəyinə şübhə olmadığını bilsinlər. O zaman möminlər və kafirlər öz aralarında onların işi barəsində mübahisə edirdilər. Bəziləri: “Onların üstündə bir bina tikin. Rəbbi onların halını daha yaxşı bilir!”– dedilər. Mübahisədə üstün gələnlər isə: “Onların məzarı üstündə mütləq bir məscid tikəcəyik!”– dedilər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(İnsanları–Tərsusun əhalisini) onların halı ilə beləcə tanış etdik ki, Allahın (məxluqatın öləndən sonra diriləcəyi haqqındakı) vəʼdinin doğru olduğunu və qiyamətin qopacağına əsla şübhə olmadığını bilsinlər. O zaman (Tərsusdakı möʼminlər və kafirlər) öz aralarında onların (əshabi-kəhfin) işi (və ya insanın öləndən sonra dirilib-dirilməyəcəyi, dirilmənin yalnız ruhla, yaxud ruh və bədənlə birlikdə olacağı kimi dini məsələlər) barəsində mübahisə edirlər. (Nəhayət, əshabi-kəhf öldükdən sonra kafirlər) dedilər: ″Onların üstündə bir bina tikin. Rəbbi (onların öldüyünü, yaxud yenidən yuxuya getdiyini və nəyə eʼtiqad etdiyini) daha yaxşı bilir!″ Onların (əshabi-kəhfin) haqqındakı mübahisədə qalib gələnlər (möʼminlər) isə: ″Onların (məzarı) üstündə (Allaha ibadət etmək məqsədilə) bir məscid tikəcəyik!″ – dedilər.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wir ließen die Stadtbewohner sie alsdann entdecken, damit sie erfuhren, daß Gottes Verheißung wahr ist und daß der Jüngste Tag ohne Zweifel kommen wird. Sie stritten dann miteinander, was sie mit ihnen machen sollten. Einige sprachen: ʺErrichtet über ihnen ein Gebäude!ʺ Gott weiß am besten über sie Bescheid. Die Maßgebenden unter ihnen sprachen: ʺWir werden hier eine Gebetsstätte bauen. ʺ
Almanca — Der Edle Quran
So ließen Wir (die Menschen) sie doch entdecken, damit sie wissen, daß Allahs Versprechen wahr ist und daß es an der Stunde keinen Zweifel gibt. Als sie untereinander über ihre Angelegenheit stritten, da sagten sie: ʺErrichtet über ihnen einen Bau. Ihr Herr weiß am besten über sie Bescheid.ʺ Diejenigen, die in ihrer Angelegenheit siegten, sagten: ʺWir werden uns über ihnen ganz gewiß eine Gebetsstätte einrichten.ʺ
Almanca — M. A. Rassoul
Und so ließen Wir sie (die Leute) sie finden, damit sie erkennen mögen, daß Allahs Verheißung wahr ist und daß über die Stunde kein Zweifel herrscht. Und da stritten sie (die Leute) untereinander über sie und sagten: ʺErrichtet über ihnen einen Bau.ʺ Ihr Herr kennt sie am besten. Jene, deren Ansicht siegte, sagten: ʺWir wollen unbedingt eine Moschee über ihnen errichten.ʺ
Almanca — Muhammad Zaidan
Und solcherart ließen WIR sie entdecken, damit sie wissen, daß das Versprechen ALLAHs wahr ist, und daß es über die Stunde (den Jüngsten Tag) keinerlei Zweifel gibt, als sie untereinander in ihrer Angelegenheit stritten. Dann sagten sie: ʺErrichtet über ihnen ein Gebäude, denn ihr HERR weiß besser Bescheid über sie.ʺ Diejenigen, die in ihrer Angelegenheit obsiegten, sagten: ʺWir errichten doch über ihnen eineMoschee .ʺ
English (26)
Abdel Khalek Himmat
To serve Our purpose We ordained that their identity be revealed so that they, as well as others, would realize that the promise of Allah is truth personified and that the Day of Judgement is a certainty. The aftermath of the event resolved itself in the manner that was inevitably expected. The people who by then had conformed to Allah's will –Christians- debated the number and the event and its significance, some concluding to construct a memorial on the site, others whose decision prevailed resolved to erect a house of worship thereon.
Abdul Haleem
In this way We brought them to people’s attention so that they might know that God’s promise [of resurrection] is true and that there is no doubt about the Last Hour, [though] people argue among themselves. [Some] said, ‘Construct a building over them: their Lord knows best about them.’ Those who prevailed said, ‘We shall build a place of worship over them.’
Abdullah Yusuf Ali
Thus did We make their case known to the people, that they might know that the promise of Allah is true, and that there can be no doubt about the Hour of Judgment. Behold, they dispute among themselves as to their affair. (Some) said, "Construct a building over them": Their Lord knows best about them: those who prevailed over their affair said, "Let us surely build a place of worship over them."
Abul A'la Maududi
Thus did We make their case known to the people of the city so that they might know that Allah's promise is true, and that there is absolutely no doubt that the Hour will come to pass. But instead of giving thought to this, they disputed with one another concerning the People of the Cave, some saying: "Build a wall over them. Their Lord alone knows best about them." But those who prevailed over their affairs said: "We shall build a place of worship over them."
Aisha Bewley
Accordingly We made them chance upon them unexpectedly so they might know that Allah’s promise is true and that there is no doubt about the Hour. When they were arguing among themselves about the matter, they said, ‘Wall up their cave, their Lord knows best about them.’ But those who got the better of the argument concerning them said, ‘We will build a place of worship over them.’
Al-Hilali & Khan
And thus We made their case known (to the people), that they might know that the Promise of Allâh is true, and that there can be no doubt about the Hour. (Remember) when they (the people of the city) disputed among themselves about their case, they said: "Construct a building over them; their Lord knows best about them;" (then) those who won their point said (most probably the disbelievers): "We verily shall build a place of worship over them."
Ali Quli Qarai
So it was that We let them come upon them, that they might know that Allah’s promise is true, and that there is no doubt in the Hour. As they were disputing among themselves about their matter, they said, ‘Build a building over them. Their Lord knows them best.’ Those who had the say in their matter said, ‘We will set up a place of worship over them.’
Amatul Rahman Omar
That is how We let (other people) know about them (- their intentions and the real state of their affairs), that people might know that the promise of Allâh is true and that as to the (coming of the promised) hour there is no doubt about it. And (recall the time) when the people (that followed) argued among themselves about their affairs and they said, `Build a monument over them;' their Lord knows them best. Those (of them) who won their point said, `We will certainly build a mosque (- place of worship) over them.'
Arthur John Arberry
And even so We made them stumble upon them, that they might know that God's promise is true, and that the Hour -- there is no doubt of it. When they were contending among themselves of their affair then they said, 'Build over them a building; their Lord knows of them very well.' Said those who prevailed over their affair, 'We will raise over them a place of worship.'
Bijan Moeinian
Thus (when the man went to the city) I revealed their secret (which they, themselves, had not discovered yet) to every one in town (who had embraced Christianity while they were sleeping for some two hundred years) so that they know that the Lord’s promise (about the Resurrection) is nothing but the truth. Then people started to dispute about what they should do with their bodies (when they died shortly after.) Some (the true believers) said: "Let us construct a building over them (and leave them in peace) as this is the Lord’s business. The others (who succeeded in imposing their opinion) said: “Let us build a place of worship over them."
E. Henry Palmer
Thus did we make their people acquainted with their story, that they might know that God's promise is true; and that the Hour, there is no doubt concerning it. When they disputed amongst themselves concerning their affair, and said, 'Build a building over them, their Lord knows best about them;' and those who prevailed in their affair said, 'We will surely make a mosque over them.'
Edip-Layth
Thus We let them be discovered so that they would know that God's promise is true and that there is no doubt regarding the moment. They argued amongst themselves regarding them, so they said, "Erect a monument for them!" Their Lord is fully aware of them. Those who managed to win the argument said, "We will construct a temple over them."
George Sale
And so We made their people acquainted with what had happened to them; that they might know that the promise of God is true, and that there is no doubt of the last hour; when they disputed among themselves concerning their matter. And they said, erect a building over them: Their Lord best knoweth their condition. Those who prevailed in their affair answered, we will surely build a chapel over them.
Hamid S. Aziz
"For should they perceive you, they would stone you, or would force you back again unto their faith, and you would never prosper (or succeed). "
Mahmoud Ghali
And thus We made the (people of the city) discover them that they might know that the promise of Allah is true and that the Hour, there is no suspicion about it. As they were contending among themselves their Command, (The Command of Allah concerning Resurrection; or: their affair) (then) they said, "Build over them a structure; their Lord knows them best." (But) the ones who prevailed over their Command (Literally: overcame them in their Command; or: in their affair) said, "Indeed we will definitely build (Literally: take to ourselves) over them a mosque."
Marmaduke Pickthall
And in like manner We disclosed them (to the people of the city) that they might know that the promise of Allah is true, and that, as for the Hour, there is no doubt concerning it. When (the people of the city) disputed of their case among themselves, they said: Build over them a building; their Lord knoweth best concerning them. Those who won their point said: We verily shall build a place of worship over them.
Mohamed Ahmed - Samira
Thus did We inform the people about them that they may know the promise of God is true, and there is no doubt that the Hour will come. As they were arguing among themselves as to what should be done with them, (some) said: "Erect a monument over them. Their Lord is best cognisant of them." Those who prevailed, said: "We shall build a place of worship over their (sepulchre)."
Muhammad Asad
AND IN THIS way have We drawn [people's] attention to their story, so that they might know - whenever they debate among themselves as to what happened to those [Men of the Cave] that God's promise [of resurrection] is true, and that there can be no doubt as to [the coming of] the Last Hour. And so, some [people] said: "Erect a building in their memory; God knows best what happened to them." Said they whose opinion prevailed in the end: "Indeed, we must surely raise a house of worship in their memory!"
Mustafa Khattab
That is how We caused them to be discovered so that their people might know that Allah’s promise ˹of resurrection˺ is true and that there is no doubt about the Hour.[1] When the people disputed with each other about the case of the youth ˹after their death˺,[2] some proposed, "Build a structure around them. Their Lord knows best about them." Those who prevailed in the matter said, “We will surely build a place of worship over them.”
Progressive Muslims
And as such, We revealed their case so that they would know that God's promise is true and that there is no doubt regarding the Hour. They argued amongst themselves regarding them, so they said: "Erect a monument for them!" Their Lord is fully aware of them, those who managed to win the argument said: "We will construct a temple over them."
Sahih International
And similarly, We caused them to be found that they [who found them] would know that the promise of Allah is truth and that of the Hour there is no doubt. [That was] when they disputed among themselves about their affair and [then] said, "Construct over them a structure. Their Lord is most knowing about them." Said those who prevailed in the matter, "We will surely take [for ourselves] over them a masjid."
Sam Gerrans
“And thus did He acquaint us with them: that they might know that the promise of God is true, and that the Hour — there is no doubt concerning it.” When they contended with one another about their affair, then they said: “Build over them a structure; their Lord best knows concerning them.” Those who prevailed over their affair said: “We will take for them a place of worship.”
Shabbir Ahmed
And in this way We caused them to be discovered (their mission had succeeded), and everyone realized that Allah's Promise is always true. There remained no doubt about the Revolution. (The Dwellers of the Cave were revered by their nation as the Divine Order was restored. Time went by and they passed on. The reverence of the people took a turn). Some people said, "Erect a building in their memory. God knows best their true stature." Others, whose opinion prevailed, said, "Indeed, we must raise a house of worship in their memory." The building in which they would submit to the One True God, like a Masjid. (But they converted the building into a monastery and placed huge tombstones with superstitious inscriptions, another RAQEEM but man-made. The sanctuary became a haven for nuns and monks).
Syed Vickar Ahamed
Thus We made their story known to the people, that they might know that the Promise of Allah is true, and that there may be no doubt about the Hour of Judgment. (Remember) they argued within about their affair. (Some) said, "Construct a building over them:" Their Lord knows best about them: Then those who were in control over their affair said, "Surely, let us build a place of worship over them."
Taqi Usmani
And in this way, We made them known to the people (of the city), so that they realize that Allah’s promise is true, and that there is no doubt about the Hour (the Day of Resurrection). When they were disputing among themselves in their matter, they said, "Erect a building over them. Their Lord knows them best." Said those who prevailed in their matter, “We will certainly make a mosque over them.”
The Monotheist Group
And as such, We revealed their case so that they would know that the promise of God is true and that there is no doubt regarding the Hour. They argued among themselves regarding them, so they said: "Erect a monument for them!" Their Lord is fully aware of them, those who managed to win the argument said: "We will construct a temple over them."
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et cʹest ainsi que Nous fîmes quʹils furent découverts, afin quʹils (les gens de la cité) sachent que la promesse dʹAllah est vérité et quʹil nʹy ait point de doute au sujet de lʹHeure. Aussi se disputèrent-ils à leur sujet et déclarèrent-ils: ʺConstruisez sur eux un édifice. Leur Seigneur les connaît mieuxʺ. Mais ceux qui lʹemportèrent (dans la discussion) dirent: ʺElevons sur eux un sanctuaireʺ.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
(Çawa ku me ew ji xew hişyar kirin) Her wiha me însan bi wan hisandin ji bo bizanin ku teqez peymana Xwedê (bi vejandina piştî mirinê) rast e û di rastiya roja qiyametê de jî tu guman tune ye. Wê demê der barê rewşa Eshab’ul-Kehf de bi hev ketin û gotin: Li ser wan avahiyekê lêkin (û dev ji wan berdin) Xwedayê wan bêhtir bi wan dizane. Ew ên ku xwedannufûz bûn, gotin: Em ê teqez li ser wan mizgeftekê ava kin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Zo maakten Wij dat men hen ontdekte, opdat zij zouden weten dat Gods toezegging waar is en dat er aan het uur geen twijfel is. Toen zij met elkaar over hun geval twistten, zeiden zij: ʺBouwt een gebouw over hen heen.ʺ Maar hun Heer kent hen het best. Zij die in hun geval overwonnen zeiden: ʺWij zullen over hen heen een plaats van aanbidding inrichten.ʺ
Hollandaca — Salomo Keyzer
En zoo maakten wij hunne medeburgers bekend met hetgeen wij hen deden wedervaren, opdat zij zouden weten dat de belofte van God waarheid en het jongste uur aan geen twijfel onderhevig is, ofschoon zij daaromtrent onder elkander hebben getwist. En zij zeiden: Richt een gebouw boven de spelonk voor hen op; hun Heer kent het best hunnen toestand. Zij, wier meening in deze zaak besliste, antwoordden: wij zullen zekerlijk eene kapel voor bouwen.
Hollandaca — Siregar
Zo brachten Wij hen de hoogte, opdat zij weten dat de belofte van Allah Waarheid is en dat er gen twijfel aan het Uur is. Toen zij (de mensen in de stad) over hun geval twistten, zeiden zij: ʺBouwt een gebouw over hen heen (als amdenken).ʺ Hun Heer weet beter over hen. Degenen die de overhand kregen over hun geval, zeiden. ʺWij zullen zeker over hen een gebedsruimte maken.ʺ
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И так Мы дали знать о них [о тех юношах] (людям, которые жили в их время), чтобы они знали, что обещание Аллаха (о воскрешении) – истина и что Час [наступление Дня Суда] – нет сомнения в нем! Вот они разошлись между собой относительно их дела и сказали: «Постройте над ними [у этой пещеры] сооружение [храм] (чтобы оно закрыло их) (и оставьте этих юношей, ведь) их Господь лучше знает про них». Сказали те, которые держали верх в их деле: «Непременно, мы устроим над ними мечеть!»
Rusça — Osmanov
Итак, Мы поведали людям этот рассказ, чтобы они знали, что обещанное Аллахом - [непреложная] истина и что [Судный] час непременно наступит. [После их смерти] люди [верующие и неверные] разошлись [во мнениях] относительно их [пребывания в пещере], и сказали [неверные]: ʺВоздвигните над ними строение. Их Господь лучше знает о том, кто они естьʺ. А те, мнение которых одержало верх (т. е. верующие), сказали: ʺМы воздвигнем над их [могилами] храмʺ.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
SÅ HAR Vi låtit (berättelsen om männen i grottan) bli känd, för att människorna som diskuterar med varandra om deras upplevelser skall veta att Guds löfte är sant och att det inte finns rum för något tvivel om den Yttersta stundens (ankomst). Och (några) sade: ʺLåt bygga för deras (grotta) med en byggnad. Deras Herre vet allt om dem.ʺ De vilkas åsikt vann störst anslutning, sade: ʺLåt oss bygga en helgedom till deras minne!ʺ