Nahl Suresi 84. Ayet — Elfaz
Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz; sonra inkar edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de Allah'ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek.
2نَبْعَثُneb'ǎṧugetirdiğimizMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrب ع ثGöndermek, yollamak, diriltmek, uyandırmak, yeniden canlandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek, yola çıkarmak, yola koymak, dirilmek, uyanmak, ayaklanmak, gönderilmek
3مِنْminHarf-i Cer
5اُمَّةٍummetinümmettenİsimا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]
7ثُمَّṧummeartıkBağlaç
8لَاlāHarf-i Nefi
9يُؤْذَنُyu'ƶenuizin verilmezMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasret
10لِلَّذِينَli(e)lleƶīnekimselereHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
11كَفَرُواkeferūinkar eden(lere)Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaret
12وَلَاve lāve ne deBağlaç+Harf-i Nefi
13هُمْhumonlarınZamir
14يُسْتَعْتَبُونَyusteǎ'tebūneözür dilemeleri istenirMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İstif'âl Bâbıع ت بKızmak, suçlamak anlamına gelir. İst'ataba (fiil 10) - kaldırmaya çalışmak; suçlamak, iyilik/haz aramak, memnun etmek, günahları için telafi etmesine izin verilmek, savunmada herhangi bir mazeret kabul etmek, iyilik görmek, eşiğe yaklaşmasına izin verilmek, haz aramak için izin verilmek, iyilikle bakmak, iyi niyet göstermek. A'taba - tatmin etmek. Ta'attab - birini kınanacak bir eylemle suçlamak. Atabatun - eşik, kapı girişi, merdiven basamağı, tepe tırmanışı. Utba - verilen iyilik. İtab - suçlama, azarlama, şikayet, itham.