Nahl Suresi 11. Ayet — Elfaz
Allah o su ile size; ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır.
1يُنْبِتُyunbitubitirmektedirMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıن ب تÜretmek (ağaç), filizlenmek, büyümek, filiz vermek (bitki), büyümek (çocuk). Nawaabit - insan veya hayvanların yavruları.
2لَكُمْlekumsizeHarf-i Cer+Zamir
3بِهِbihionunlaHarf-i Cer+Zamir
5وَالزَّيْتُونَve z-zeytūneve zeytinBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimز ي تYağ, zeytinyağı, zeytin ağacı.
6وَالنَّخِيلَve n-neḣīleve hurmaBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimن خ لElemek, aşağı göndermek, kar yağmak, çiselemek, bulutlanmak, seçmek, en iyisini seçip almak. Nakhal lahuu alnasiihaten - içten/samimi tavsiye vermek.
7وَالْاَعْنَابَve l-'eǎ'nābeve üzümlerBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimع ن بÜzüm üretmek, üzüm.
8وَمِنْve minveBağlaç+Harf-i Cer
10الثَّمَرَاتِṧ-ṧemerātimeyvalarMarife (Belirlilik Takısı)+İsimث م رMeyve vermek, verimli olmak, zenginleşmek, artmak veya çoğalmak, bir şeyden daha fazla kazanmak. Meyve, servet, mal mülk, kâr, gelir.
11اِنَّinneşüphesizHarf-i Nasb
12فِيfīHarf-i Cer
13ذٰلِكَƶālikebundaİşaret Zamiri
14لَاٰيَةًle āyetenibret vardırLam-ı Te'kid+İsimا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.
15لِقَوْمٍli ḳavminbir toplum içinHarf-i Cer+İsimق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh
16يَتَفَكَّرُونَyetefekkerūnedüşünenMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · Tefa''ul Bâbıف ك رDüşündü, net bir bilgi edinmek için değerlendirdi, zihinsel olarak inceledi, zihni kullandı, derin düşünce içinde oldu, üzerinde düşündü.