Andolsun ki biz onların, "Kur'an'ı ona bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur'an ise gayet açık bir Arapça'dır.

وَلَقَدْ نَعْلَمُ اَنَّهُمْ يَقُولُونَ اِنَّمَا يُعَلِّمُهُ بَشَرٌ لِسَانُ الَّذِي يُلْحِدُونَ اِلَيْهِ اَعْجَمِيٌّ وَهٰذَا لِسَانٌ عَرَبِيٌّ مُبِينٌ

ve leḳad neǎ'lemu ennehum yeḳūlūne innemā yuǎllimuhu beşerun lisānu elleƶī yulHidūne ileyhi eǎ'cemiyyun ve hāƶā lisānun ǎrabiyyun mubīnun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadve elbette
2نَعْلَمُneǎ'lemuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebiliyoruz
3اَنَّهُمْennehumonların
4يَقُولُونَyeḳūlūneق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediklerini
5اِنَّمَاinnemāmuhakkak
6يُعَلِّمُهُyuǎllimuhuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameona öğretiyor
7بَشَرٌbeşerunب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşbir insan
8لِسَانُlisānuل س نBir dil/konuşma/lisan, birini dilinden yakalamak, sözlerle ısırmak, bir şeyi sivri uçlu yapmak, akıcı konuşma.dili
9الَّذِيelleƶīşahsın
10يُلْحِدُونَyulHidūneل ح دBir ceset için oyuk veya hazne, siper yapmaknisbet ettikleri
11اِلَيْهِileyhiona
12اَعْجَمِيٌّeǎ'cemiyyunع ج مÇiğnemek, ısırarak denemek. A'jama - anlaşılması güç (dil). A'jamiyyun - yerli olmayan, yabancı, konuşma engeli olan kişi. A'jamiyyan - yabancı dil.a'cemi (yabancıdır)
13وَهٰذَاve hāƶābu ise
14لِسَانٌlisānunل س نBir dil/konuşma/lisan, birini dilinden yakalamak, sözlerle ısırmak, bir şeyi sivri uçlu yapmak, akıcı konuşma.bir dildir
15عَرَبِيٌّǎrabiyyunع ر بsaf, açık, sade, yalın, pürüzsüz, hatadan-kusurdan uzak, berrak su; farklı-ayırt edici, fasih, açıklayıcı konuşmak, fesahat; tutkulu, aşk dolu, neşeli, hayat dolu, coşkulu akan nehir; Arap, Arapça, AraplaşmakArapça
16مُبِينٌmubīnunب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinapaçık

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Andolsun ki biz biliyoruz, onlar, bunu ona ancak birisi öğretmede diyorlar. Bellettiğini sandıkları adam, yabancıdır, Arapçayı doğru düzen konuşamaz, bu Kur'ân'sa, apaçık Arap diliyle.

Abdulkadir Gölpınarlı

Andolsun ki biz biliyoruz, onlar, bunu ona ancak birisi öğretmede diyorlar. Bellettiğini sandıkları adam, yabancıdır, Arapçayı doğru düzen konuşamaz, bu Kurʼânʼsa, apaçık Arap diliyle.

Adem Uğur

Şüphesiz biz onların: "Kur'an'ı ona ancak bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. Kendisine nisbet ettikleri şahsın dili yabancıdır. Halbuki bu (Kur'an) apaçık bir Arapçadır.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki: "Onu ancak bir beşer öğretiyor" demelerini biliyoruz. . . Hak'tan saparak kendisine nispet ettikleri kimsenin dili, Arapçayı iyi konuşamayan bir dildir. . . Bu ise apaçık Arapça bir lisandır.

Ahmet Tekin

Onların: 'Kesinlikle, Kur’ân’ı ona bir insan öğretiyor' dediklerini biliyoruz. Muhammed’in hak peygamberliğine dil uzatmak kastıyla Kur’ân’ı kendisine öğrettiğini söyledikleri şahsın dili yabancıdır. Halbuki, bu Kur’ân fasih, ifade gücü üstün, edebî bir Arapça’dır.

Ahmet Varol

Onların: 'Ona bir insan öğretiyor' dediklerini biliyoruz. Kasdettikleri kişinin dili yabancıdır; bu ise apaçık Arapça bir dildir.

Ali Bulaç

Andolsun ki biz, onların: "Bunu kendisine ancak bir beşer öğretmektedir" dediklerini biliyoruz. Saparak kendisine yöneldikleri (kimse)nin dili a'cemidir, bu ise açıkça Arapça olan bir dildir.

Ali Fikri Yavuz

Gerçekten biliyoruz ki, kâfirler: “- Kur’an’ı muhakkak surette (Peygambere, ara sıra görüşüp konuştuğu Rûm’lardan hristiyan) bir insan öğretiyor.” diyorlar. Peygambere öğretiyor zannında bulundukları kimsenin dili yabancıdır; bu Kur’an ise, açık Arapçadır.

Ali Rıza Safa

Ve gerçek şu ki, "Ona, bir insan öğretiyor!" dediklerini biliyoruz. İlişkilendirdikleri kişinin dili zor anlaşılır. Oysa bu, çok kolay anlaşılacak apaçık bir dildir.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki biz, onların "Kur'an'ı ona bir insan öğretiyor" demekte olduklarını biliyoruz. Nisbet etmeye uğraştıkları adamın dili yabancıdır. Oysaki bu Kur'an apaçık bir Arapça'dır.

Bekir Sadak

And olsun ki: «Ona elbette bir insan ogretiyor» dediklerini biliyoruz. Kast ettikleri kimsenin dili yabancidir, Kuran ise fasih arabcadir.

Celal Yıldırım

And olsun ki, onların, «Ona (Muhammed'e) ancak bir insan öğretiyor» dediklerini biliyoruz. O işaret ettikleri kimsenin dili (olsa olsa) fasîh ve açık Arapça değildir. Bu Kur'ân ise çok açık ve fasih bir Arapça'dır,

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Hiç kuşkusuz, “Kesin olarak bunları ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. Oysa ona öğretiyor dedikleri kişinin dili yabancıdır, bunun dili ise açık seçik Arapça’dır.

Diyanet İşleri

Andolsun ki biz onların, "Kur'an'ı ona bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur'an ise gayet açık bir Arapça'dır.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki: 'Ona elbette bir insan öğretiyor' dediklerini biliyoruz. Kast ettikleri kimsenin dili yabancıdır, Kuran ise fasih Arapça'dır.

Diyanet Vakfi

Şüphesiz biz onların: «Kur'an'ı ona ancak bir insan öğretiyor» dediklerini biliyoruz. Kendisine nisbet ettikleri şahsın dili yabancıdır. Halbuki bu (Kur'an) apaçık bir Arapçadır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Muhakkak biliyoruz ki kâfirler: «Kur'ân'ı Muhammed'e bir insan öğretiyor» diyorlar. Peygambere öğretiyor zannında bulundukları kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur'ân ise apaçık bir Arapçadır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Muhakkak biliyoruz ki onlar: "Mutlaka onu bir insan öğretiyor!" da diyorlar. Haktan saparak isnatta bulunmak istedikleri kimsenin dili yabancıdır; bu Kur'an ise gayet açık bir Arapça'dır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Muhakkak biliyoruz ki onlar "mutlaka onu bir beşer ta'lim ediyor" da diyorlar, ilhad etmek istedikleri kimsenin lisanı A'cemidir, bu Kur'an ise gayet beliğ bir Arabi lisan

Erhan Aktaş

Ant olsun ki Biz, onların: "Ona ancak bir beşer öğretiyor." dediklerini biliyoruz. Kastettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu ise apaçık bir Arapça'dır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki Biz, onların: "Ona ancak bir beşer öğretiyor." dediklerini biliyoruz. Kastettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu ise apaçık bir Arapça'dır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki Biz, onların: "Ona ancak bir beşer öğretiyor." dediklerini biliyoruz. Kastettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu ise apaçık bir Arapçadır.

Fizilal-il Kuran

Onların «Bu Kur'an'ı, Muhammed'e biri öğretiyor» dediklerini kesinlikle biliyoruz. Bu asılsız yakıştırmayı ileri sürerken kastettikleri kişinin dili yabancıdır, Arapça değildir; oysa Kur'an'ın dili fasih bir Arapça'dır.

Gültekin Onan

Andolsun ki biz onların: "Bunu kendisine ancak bir beşer öğretmektedir" dediklerini biliyoruz. Saparak kendisine yöneldikleri (kimse)nin dili acemidir, bu ise açıkça Arapça olan bir dildir.

Hamdi Döndüren

Andolsun, Biz onların, “Kuşkusuz, (bu Kur’an’ı) ona bir insan öğretiyor!” dediklerini bilmekteyiz. Oysa sözünü ettikleri bu kişinin dili yabancı bir dildir. Kur’an’ın dili ise, apaçık bir Arapça’dır!

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz onların: "Bunu mutlakaa bir beşer öğretiyor" diyeceklerini biliyoruz. Hakdan sapmak suretiyle kendisine nisbet edecekleri (o mefruz kimse) nin lisanı (olsa olsa) a'cemi (olabilir. Arabi değil). Bu (Kur'anın dili) ise (bütün fesaahat ve belağati ile) apaçık Arabca bir dildir.

Hasib Asutay

Şüphesiz biz, onların; 'Onu (Kur'an'ı) ona ancak bir insan öğretiyor' dediklerini biliyoruz. Kendisine nispet ettikleri kişinin dili acemi (yabancı) dir. Oysa bu (Kur'an) apaçık bir Arapçadır.

Hayrat Neşriyat

Şübhesiz biliyoruz ki, onlar: '(Kur’ân’ı) ona ancak bir insan öğretiyor' diyorlar.(Hâlbuki o) nisbet ettikleri kimsenin lisânı yabancıdır; bu ise, apaçık Arabca bir lisandır.

İbni Kesir

Andolsun ki; ona mutlaka bir insan öğretiyor, dediklerini biliyoruz. Kasdettikleri kişinin dili yabancıdır. Kur'an ise apaçık arapçadır.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki biz onların “Onu (Kur’an’ı ona) ancak bir insan öğretiyor!” dediklerini biliyoruz. İtham ettikleri şahsın dili yabancıdır. (Oysa) bu (Kur’an), apaçık bir Arapça’dır.

Muhammed Esed

Hiç kuşkusuz onların, "Ona (bütün) bunları mutlaka bir insan öğretiyor!" dediklerini pekala biliyoruz. Oysa, onların karalamak amacıyla ima ettikleri kimsenin dili bütünüyle yabancı bir dil olduğu halde, bu mesaj (hem kendisi) açık olan, (hem de gerçeğin özünü) apaçık gösteren Arapça bir söylemdir.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz onların; "Ona bu (vahyi) öğreten bir insandan başkası değil" dediklerini çok iyi biliyoruz. Onların gerçeği saptırmak için kendisini ima ettikleri kişinin dili yabancı bir dil olduğu halde, bu (vahyin) dili hem özünde açık hem de hakikatı açıklayan bir Arapça'dır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve muhakkak biliyoruz, onlar derler ki, «O'nu şüphe yok bir beşer öğretiyor.» Kendisine nisbet ettikleri şahsın lisanı Acemidir, bu ise pek açık bildiren bir lisan-ı Arabîdir.

Ömer Öngüt

Andolsun ki biz onların: “Ona bir insan öğretiyor!” dediklerini biliyoruz. O kastettikleri kişinin dili yabancıdır, bu Kur'an ise apaçık Arapça bir dildir.

Suat Yıldırım

Biz onların, Peygamber hakkında: "Mutlaka ona öğreten bir insan vardır!" dediklerini pek iyi biliyoruz. Hakikatten uzaklaşarak tahminle kendisine yöneldikleri şahsın dili, yabancı bir dildir, halbuki bu Kur’ân, açık bir Arapça ifadedir.

Süleyman Ateş

Biz onların, "Ona bir insan öğretiyor!" dediklerini biliyoruz. Hak'tan saparak kendisine yöneldikleri adamın dili a'cemi (yabancıdır, açık değildir), bu ise apaçık Arapça bir dildir.

Süleymaniye Vakfı

"Kur'an'ı ona bir beşer (insan) öğretiyor." dediklerini elbette biliyoruz. Gönderme yaptıkları kişinin dili açık ve düzgün değildir. Halbuki bu (Kur'an'ın dili) apaçık bir Arap dilidir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Bunu ona bir kişi öğretiyor" dediklerini elbette biliyoruz. Dillerine doladıkları o kişi Arapça bilmez ama Kur'an'ın dili apaçık Arapçadır.

Şaban Piriş

Onların, "Muhammed'e bir insan öğretiyor" dediklerini elbette biliyoruz. Kastettikleri kimsenin dili yabancıdır. Kur'an ise apaçık Arapça'dır.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun ki biz, onların: «Bunu ancak kendisine bir beşer öğretmektedir» dediklerini biliyoruz. Saparak kendisine yöneldikleri (kimse) nin dili a'cemidir, bu ise açıkça Arapça olan bir dildir.

Ümit Şimşek

Onların 'Kur'ân'ı ona bir beşer öğretiyor' dediklerini Biz biliyoruz. Oysa Kur'ân'ı kendisine yakıştırdıkları kimsenin dili yabancı, Kur'ân ise apaçık Arapçadır.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun ki, biz, onların, "Kur'an'ı ona bir insan öğretiyor" demekte olduklarını biliyoruz. Nispet etmeye uğraştıkları adamın dili yabancıdır. Oysaki bu, apaçık Arapça bir dildir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onların: “Quranı ona bir insan öyrədir!”– dediklərini bilirik. Onların istinad etdikləri şəxsin dili əcnəbi dildir. Bu isə açıq-aydın ərəb dilidir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz (müşriklərin): ″(Qurʼanı) ona (Muhəmmədə) bir insan (ara-sıra görüb danışdığı Cəbr ər-Rumi adlı xaçpərəst bir gənc və ya Səlmani–Farsi) öyrədir!″ – dediklərini də bilirik. Onların nəzərdə tutduqları adamın dili başqa dildir. Bu (Qurʼanın dili) isə açıq-aşkar (bəlağətli, fəsahətli) ərəb dilidir! (Ərəblər özləri Qurʼanın dil, üslub gözəlliyi qarşısında heyranlıqlarını, acizliklərini gizlədə bilmədikləri halda, əcəmlər bu cür fəsahətli ərəb dilini haradan bilə bilərlər?!)

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir wissen, daß sie sagen: ʺEin Mensch bringt ihm den Koran bei.ʺ Die Sprache des vermeintlichen Menschen ist eine fremde, während diese eine klare arabische Sprache ist.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir wissen sehr wohl, daß sie sagen: ʺEs lehrt ihn nur ein menschliches Wesen.ʺ Die Sprache dessen, auf den sie hinweisen, ist eine fremde, während dies hier deutliche arabische Sprache ist.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir wissen wahrlich, daß sie sagen, wer ihn lehrt, sei nur ein Mensch. Die Sprache dessen jedoch, auf den sie hinweisen, ist eine fremde, während dies hier eine deutliche arabische Sprache ist.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits wissen WIR, daß sie sagen: ʺNur ein Mensch lehrt ihn.ʺ Die Sprache desjenigen, zu dem sie zugeneigt sind, ist eine Nichtarabische, doch dies ist eine klare arabische Sprache.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We do know what they say, thus: "He -Muhammad- is being taught by a man who dictates to him the words he expresses to the people". But the man they refer to is foreign while the Quran is being revealed in plain Arabic literary form.

Abdul Haleem

We know very well that they say, ‘It is a man who teaches him,’ but the language of the person they allude to is foreign, while this revelation is in clear Arabic.

Abdullah Yusuf Ali

We know indeed that they say, "It is a man that teaches him." The tongue of him they wickedly point to is notably foreign, while this is Arabic, pure and clear.

Abul A'la Maududi

Surely We know well that they say about you: "It is only a human being who teaches him," (notwithstanding) that he whom they maliciously hint at is of foreign tongue, while this (Qur'an) is plain Arabic speech.

Aisha Bewley

We know that they say, ‘It is only a human being who is teaching him. ’ The language of him they allude to is a foreign one whereas this is in clear and lucid Arabic.

Al-Hilali & Khan

And indeed We know that they (polytheists and pagans) say: "It is only a human being who teaches him (Muhammad صلى الله عليه و سلم)." The tongue of the man they refer to is foreign, while this (the Qur’ân) is a clear Arabic tongue.

Ali Quli Qarai

We certainly know that they say, ‘It is only a human that instructs him. ’ The language of him to whom they refer is non-Arabic, while this is a clear Arabic language.

Amatul Rahman Omar

And We know fully well what they say (by way of objection) that this (Qur'ân) is (not revealed by God but it is) only what a human being instructs to him (- to Muhammad). But (strange it is) that the tongue of him to whom they (unjustly) allude (of making this insinuation) is foreign and wanting in clearness, whereas the language of this (Qur'ân) is chaste Arabic, plain and clear.

Arthur John Arberry

And We know very well that they say, 'Only a mortal is teaching him. ' The speech of him at whom they hint is barbarous; and this is speech Arabic, manifest.

Bijan Moeinian

I am aware of what they say (in their gatherings) about you: "Such and such person is teaching him the subject matter of Qur’an (from the biblical sources. )" The funny thing is that the maternal language of this such and such person (that they are referring to) is not Arabic and that the Qur’an is presented in a perfect Arabic language.

E. Henry Palmer

We knew that they said, 'It is only some mortal who teaches him. ' - The tongue of him they lean towards is barbarous, and this is plain Arabic.

Edip-Layth

We are aware that they say, "A human is teaching him." The language of the one they refer to is foreign, while this is a clear Arabic language.

George Sale

We also know that they say, verily, a certain man teacheth him to compose the Koran. The tongue of the person unto whom they incline, is a foreign tongue; but this, wherein the Koran is written, is the perspicuous Arabic tongue.

Hamid S. Aziz

We know well that they say, "It is only some mortal who teaches him. " But the tongue of him they point to (Muhammad) is outlandish, while this (Quran) is Arabic, pure and clear.

Mahmoud Ghali

And indeed We already know that they say, "Surely only a mortal is teaching him. " The tongue (i.e., the language) of him about whom they blaspheme is foreign, and this is an evident Arabic tongue.

Marmaduke Pickthall

And We know well that they say: Only a man teacheth him. The speech of him at whom they falsely hint is outlandish, and this is clear Arabic speech.

Mohamed Ahmed - Samira

Yet We know what they say: "It is only a man who instructs him. " The speech of the man they imply is obscure while this is clear Arabic.

Muhammad Asad

And, indeed, full well do We know that they say, "It is but a human being that imparts [all] this to him! -[notwithstanding that] the tongue of him to whom they so maliciously point is wholly outlandish, whereas this is Arabic speech, clear [in itself] and clearly showing the truth [of its source].

Mustafa Khattab

And We surely know that they say, "No one is teaching him except a human." But the man they refer to speaks a foreign tongue, whereas this ˹Quran˺ is ˹in˺ eloquent Arabic.[1]

Progressive Muslims

And We are aware that they Say: "A human is teaching him. " The language of the one they refer to is foreign, while this is a clear Arabic language.

Sahih International

And We certainly know that they say, "It is only a human being who teaches the Prophet. " The tongue of the one they refer to is foreign, and this Qur'an is [in] a clear Arabic language.

Sam Gerrans

And We know that they say: “A man but teaches him.” The tongue to which they incline is foreign, but this is a clear Arabic tongue.

Shabbir Ahmed

We know well what they say, "It is but a man teaching him!" The tongue of him they so maliciously point to is notably foreign, while this is Arabic, pure and clear.

Syed Vickar Ahamed

We also know that they (the disbelievers) say, "It is a man who teaches him (the Prophet). " His (the Prophet’s) tongue, that they (wickedly) point to be notably different, whereas this is Arabic, pure and clear.

Taqi Usmani

We know well that they say, "There is a man who teaches him." The language of the one they refer to is non-Arabic while this is clear Arabic language.

The Monotheist Group

And We are aware that they say: "A human being is teaching him." The tongue of the one they refer to is foreign, while this is a clear Arabic tongue.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Nous savons parfaitement quʹils disent: ʺCe nʹest quʹun être humain qui lui enseigne (le Coran)ʺ. Or, la langue de celui auquel ils font allusion est étrangère (non arabe), et celle-ci est une langue arabe bien claire.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, em dizanin ku ew dibêjin, ew ê ku wê fêrî wî dike bes mirov in; (ne melayîket in). Ew ê ku hizir dikin (ku qaşo wî Quran fêrî Muhemmed kiriye) biyanî ye; (ne erebî ye). Hal ev e ku ev (Quran) bi zimanekî erebî, aşkera û zelal e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij weten wel dat zij zeggen: ʺHet is slechts een mens die hem onderwijst.ʺ De taal van hem op wie zij abusievelijk doelen is vreemd, maar dit is duidelijke Arabische taal.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij weten ook dat zij zeggen: Waarlijk, een zeker man leert hem den Koran samenstellen. De taal van den persoon dien zij willen aanduiden is eene vreemde taal: maar diegene waarin de Koran is geschreven, is de duidelijke Arabische taal.

Hollandaca — Siregar

En voorzeker, Wij weten dat zij zeggen: ʺVoorwaar, het is slechts een mens die hem onderwijst.ʺ De taal van degenen waar zli valselijk naar verwijzen is vreemd, maar dit is oen duidelijke Areibische taal.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И уже Мы знаем, что они [многобожники] говорят: «Ведь его [Пророка] учит (Корану) (только) (обычный) человек». Язык того (человека), на которого они [многобожники] указывают, иноземный [не арабский], а это [язык Корана] – язык арабский, ясный (в понимании).

Rusça — Osmanov

Мы заранее знаем, что они скажут: ʺВоистину, его учит всего лишь человекʺ. [А ведь] язык того, на кого они намекают, - иноземный, язык же Корана - чистый арабский язык.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi vet att de säger: ʺDet är bara en människa som lär honom denna (Koran)ʺ - (men) den de syftar på (med sin beskyllning) talar ett utländskt språk, medan detta är klingande ren arabiska.