Dediler ki: "Ey Nuh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir."

قَالُوا يَانُوحُ قَدْ جَادَلْتَنَا فَاَكْثَرْتَ جِدَالَنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ

ḳālū yā nūHu ḳad cādeltenā fe ekṧerte cidālenā fe 'tinā bimā teǐdunā in kunte mine S-Sādiḳīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
2يَانُوحُyā nūHuيانوحEY/HEY/AH Nuh
3قَدْḳadmuhakkak
4جَادَلْتَنَاcādeltenāج د لBir şeyi sıkıca bükmek, bir şeyi sağlam veya güçlü ya da kompakt yapmak, sert ve güçlü hale gelmek, bir anlaşmazlıkta/tartışmada şiddetli veya zorlu bir şekilde mücadele etmek veya dava açmak, birini yere atmak, sonraki kullanıma göre (avukatların) hangi kanıtların üstün olduğunun ortaya çıkması için [başka bir kişi veya kişilerle yapılan bir tartışmada] kanıtları karşılaştırmak, tartışma veya çekişmede ve [bununla] üstün gelme çabasında yarışmak, inşa etmek veya kurmak, bir şeyi çizgilerle düzenlemek [bir kitabın sayfa etrafına çizgi çekilmesi gibi].bizimle tartıştın
5فَاَكْثَرْتَfe ekṧerteك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.çok ileri gittin
6جِدَالَنَاcidālenāج د لBir şeyi sıkıca bükmek, bir şeyi sağlam veya güçlü ya da kompakt yapmak, sert ve güçlü hale gelmek, bir anlaşmazlıkta/tartışmada şiddetli veya zorlu bir şekilde mücadele etmek veya dava açmak, birini yere atmak, sonraki kullanıma göre (avukatların) hangi kanıtların üstün olduğunun ortaya çıkması için [başka bir kişi veya kişilerle yapılan bir tartışmada] kanıtları karşılaştırmak, tartışma veya çekişmede ve [bununla] üstün gelme çabasında yarışmak, inşa etmek veya kurmak, bir şeyi çizgilerle düzenlemek [bir kitabın sayfa etrafına çizgi çekilmesi gibi].bizimle tartışmanda
7فَأْتِنَاfe 'tināا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekbize getir bakalım
8بِمَاbimāşeyi
9تَعِدُنَاteǐdunāو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)bize vaadettiğin
10اِنْineğer
11كُنْتَkunteك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinisen
12مِنَmine-den
13الصَّادِقِينَS-Sādiḳīneص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.doğru sözlüler-

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yâ Nûh dediler, gerçekten de bizimle uğraşmadasın ve uğraşmanda ileri de gittin, gerçeklerdensen hadi, tehdit edip durduğun azâba uğrat bizi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yâ Nûh dediler, gerçekten de bizimle uğraşmadasın ve uğraşmanda ileri de gittin, gerçeklerdensen hadi, tehdit edip durduğun azâba uğrat bizi.

Adem Uğur

Dediler ki: Ey Nuh! Bizimle mücadele ettin ve bize karşı mücadelede çok ileri gittin. Eğer doğrulardan isen, kendisiyle bizi tehdit ettiğini (azabı) bize getir!

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Ey Nuh. . . Bizimle gerçekten mücadele ettin. . . Bunda çok ileri gittin! Eğer doğrucuysan, bizi tehdit ettiğin şeyi, bize getir. "

Ahmet Tekin

Kavminin ileri gelen münkirleri: 'Ey Nûh, bizimle mücadele ettin. Bize karşı mücadelede de çok ileri gittin. Eğer iddialarında doğru isen, bizi tehdit ettiğin azâbı getir.' dediler.

Ahmet Varol

Dediler ki: 'Ey Nuh! Bizimle tartıştın ve bizimle tartışmanda hayli ileri gittin. Eğer doğru sözlülerden isen bize vaadettiğini getir bakalım!'

Ali Bulaç

Dediler ki: "Ey Nuh, bizimle çekişip durdun, bu çekişmede ileri de gittin. Eğer doğru söylüyorsan, bize vaadettiğini getir (görelim.)"

Ali Fikri Yavuz

Nûh’a cevap olarak şöyle dediler: “- Gerçekten bizimle mücadele ettin. Bizimle olan mücadelede çok ileri gittin. Eğer doğru söyleyenlerdensen, bizi korkutup durduğun azabı, haydi getir bakalım.”

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Ey Nuh! Bizimle tartıştın ve tartışmada aşırı gittin. Bize gözdağı verdiğin şeyi artık getir; eğer doğruyu söylüyorsan?"

Bayraktar Bayraklı

Dediler ki: "Ey Nuh! Bizimle gerçekten tartıştın ve bize karşı mücadelede çok ileri gittin. Eğer doğrulardan isen, kendisiyle bizi tehdit ettiğini bize getir!"

Bekir Sadak

«Ey Nuh! Bizimle cidden tartistin; hem de cok tartistin. Dogru sozlulerden isen tehdit ettigin azabi basimiza getir» dediler.

Celal Yıldırım

(Kavmi ona) : Ey Nûh ! Dediler, cidden bizimle tartışıp uğraştın ve bizimle uğraşmanı çoğalttın (ileri gittin). Eğer doğrulardan isen şu bizi tehdîd edip durduğun (azabı) getir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Dediler ki: “Ey Nûh! Gerçekten bizimle tartıştın ve bizimle çok fazla mücadele ettin. Eğer doğrulardan isen, bizi tehdit ettiğin azabı başımıza getir!”

Diyanet İşleri

Dediler ki: "Ey Nuh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir."

Diyanet İşleri (eski)

'Ey Nuh! Bizimle cidden tartıştın; hem de çok tartıştın. Doğru sözlülerden isen tehdit ettiğin azabı başımıza getir' dediler.

Diyanet Vakfi

Dediler ki: Ey Nuh! Bizimle mücadele ettin ve bize karşı mücadelede çok ileri gittin. Eğer doğrulardan isen, kendisiyle bizi tehdit ettiğini (azabı) bize getir!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Dediler ki; «Ey Nuh! Bizimle didişip durdun, didişmende de çok ileri gittin. Eğer doğru söylüyorsan, bizi tehdit ettiğin şu azabı getir de görelim.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar: "Ey Nuh, gerçekten bizimle çok uğraştın ve bizimle yaptığın mücadelede çok ileri gittin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi tehdit edip durduğun azabı getir de görelim." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey Nuh! dediler: cidden bize mücadele ettin, cidalimizde çok ileri de gittin, de haydi bizi tehdid edib durduğun azabı getir de görelim, sadıklardan isen

Erhan Aktaş

Dediler ki: "Ey Nuh! Bizimle mücadele ettin. Üstelik bu mücadelede çok ileri gittin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi getir de görelim!"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dediler ki: "Ey Nuh! Bizimle mücadele ettin. Üstelik bu mücadelede çok ileri gittin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi getir de görelim!"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dediler ki: "Ey Nuh! Bizimle mücadele ettin. Üstelik bu mücadelede çok ileri gittin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi getir de görelim!"

Fizilal-il Kuran

Soydaşları dediler ki; «Bizimle tartıştın, üstelik bu tartışmayı çok uzattın, eğer söylediklerin doğru ise, ileride karşımıza çıkacak diye bizi korkuttuğun azabı şimdi başımıza getir de görelim.»

Gültekin Onan

Dediler ki: "Ey Nuh, bizimle çekişip durdun, bu çekişmede ileri de gittin. Eğer doğru söylüyorsan, bize vaadettiğini getir (görelim.)"

Hamdi Döndüren

(İleri gelenler) dediler ki: “Ey Nuh! Sen gerçekten bizimle tartışmaya girdin! Bu konuda çok da ileri gittin. Eğer doğru söylüyorsan, bizi tehdit ettiğin (azabı) bize getir!”

Hasan Basri Çantay

Dediler: "Ey Nuh, bizimle cidden uğraşdın. Bizimle olan bu mücadelende ileri de gitdin. Eğer sen doğruculardan isen bizi tehdid edib durduğun (azab) ı haydi getir bize".

Hasib Asutay

Dediler ki: 'Ey Nuh! Bizimle tartıştın ve bize karşı tartışmada çok ileri gittin. Eğer doğrulardan isen kendisiyle bizi tehdit ettiğini (azabı) bize getir.'

Hayrat Neşriyat

Dediler ki: 'Ey Nûh! Gerçekten bizimle mücâdele ettin, öyle ki bizimle mücâdelede çok ileri gittin; eğer (iddiânda) doğru kimselerden isen, haydi tehdîd etmekte olduğun (azâb)ı bize getir!'

İbni Kesir

Onlar dediler ki: Ey Nuh; bizimle tartıştın, çok uğraştın, doğru sözlü isen haydi tehdid ettiğin şeyi getir.

Mehmet Okuyan

Onlar “Ey Nuh! Bizimle mücadele ettin ve bize karşı mücadelede çok ileri gittin. Doğru kişilerden isen bize vadettiğini bize getir!” demişlerdi.

Muhammed Esed

(İnkarcıların ileri gelenleri:) "Ey Nuh, bizimle çok tartıştın, tartışmayı (gereksiz yere) fazla uzattın" dediler, "eğer doğru sözlü kimselerdensen artık getir şu bizi tehdit edip durduğun şeyi!"

Mustafa İslamoğlu

Dediler ki: "Ey Nuh! Bizimle tartıştın, üstelik aramızdaki tartışmada hayli ileri gittin. Madem öyle, eğer sözünün arkasındaysan hadi bizi tehdit ettiğin cezaya çarptır!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Dediler ki: «Ey Nûh! Bizim ile muhakkak ki mücadelede bulundun, artık mücadelemizi arttırdın. Eğer sen sâdıklardan oldun ise imdi bize tehdit ettiğin şeyi getiriver.»

Ömer Öngüt

Dediler ki: “Ey Nuh! Bizimle cidden tartıştın, hem de çok tartıştın. Eğer doğru sözlülerden isen, tehdit ettiğin azabı başımıza getir!”

Suat Yıldırım

"Ey Nûh! dediler. Bizimle mücadele ettin, bu mücadelende de hayli ileri gittin. Yeter artık, eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bizi tehdit edip durduğun o azabı getir de görelim!"

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Ey Nuh, bizimle mücadele ettin. Hem bizimle mücadelede çok ileri gittin. Eğer doğrulardan isen haydi bizi tehdit ettiğin şeyi bize getir!"

Süleymaniye Vakfı

Dediler ki: "Ey Nuh! Bizimle mücadele ettin, mücadeleyi çok uzattın! Doğru söylüyorsan haydi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dediler ki "Bak Nuh! Bizimle tartışmaya girdin, tartışmayı da çok uzattın! Söylediğine gerçekten inanıyorsan bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir."

Şaban Piriş

Dediler ki: -Ey Nuh, bizimle çok uğraştın ve çekiştin. Eğer doğru söylüyorsan haydi bize vaat ettiğini getir.

Tefhim-ul Kuran

Dediler ki: «Ey Nuh, bizimle çekişip durdun, bu çekişmede ileri de gittin. Eğer doğru söylüyorsan bize vaadettiğini getir (görelim.)»

Ümit Şimşek

'Ey Nuh, bizimle tartışıyorsun,' dediler. 'Hem de tartışmayı çok ileri götürüyorsun. Eğer doğru söylüyorsan, bize vaad ettiğin şeyi getir bakalım.'

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler ki: "Ey Nuh! Sen bizimle uğraştın, bizimle mücadelede çok da ileri gittin. Eğer doğru sözlülerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi ortaya getir."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar dedilər: “Ey Nuh! Sən bizimlə mübahisə etdin və mübahisəmizi də çox uzatdın. Əgər doğru danışanlardansansa, bizə vəd etdiyin əzabı gətir”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar dedilər: ″Ey Nuh! Bizimlə çənə-boğaz olub çox mübahisə etdin. Əgər doğru danışanlardansansa, bizi təhdid etdiyin əzabı gətir görək!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Da sagten sie: ʺO Noah! Du hast dich lange mit uns auseinandergesetzt, ja zu lange. Bring nun herbei, was du uns angedroht hast, wenn du zu denen gehörst, die die Wahrheit sagen!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagten: ʺO Nuh, du hast bereits mit uns gestritten und dabei den Streit mit uns übertriebenʹ. Bring uns doch her, was du uns androhst, wenn du zu den Wahrhaftigen gehörst!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sie sagten: ʺ0 Noah, du hast schon (genug) mit uns gehadert und gar lange mit uns gehadert; so bring uns denn her, was du uns androhst, wenn du zu den Wahrhaftigen gehörst.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sagten: ʺNuh! Bereits hast du mit uns disputiert und uns gegenüber viel an Disput geführt, also laß uns das zuteil werden, was du uns androhst, wenn du von den Wahrhaftigen bist.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But they said to him: "O Nuh; you have argued to persuade us of your way you are resolved on and to steer our course of action. In fact, much have you argued. Bring down the promised retributive punishment if you are indeed declaring the truth."

Abdul Haleem

They said, ‘Noah! You have argued with us for too long. Bring down on us the punishment you threaten us with, if you are telling the truth.’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "O Noah! thou hast disputed with us, and (much) hast thou prolonged the dispute with us: now bring upon us what thou threatenest us with, if thou speakest the truth!?"

Abul A'la Maududi

They said: 'O Noah! Surely you have disputed with us and have prolonged your dispute. Now bring upon us the chastisement that you threaten us with; do so, if you are truthful.'

Aisha Bewley

They said, ‘Nuh, you have argued with us and argued much so bring us what you have promised us if you are telling the truth. ’

Al-Hilali & Khan

They said: "O Nûh (Noah)! You have disputed with us and much have you prolonged the dispute with us, now bring upon us what you threaten us with, if you are of the truthful."

Ali Quli Qarai

They said, ‘O Noah, you have disputed with us already, and you have disputed with us exceedingly. Now bring us what you threaten us with should you be truthful.

Amatul Rahman Omar

They said, `Noah! you have disputed with us long and have disputed with us many a time; bring down on us now that (punishment) you threaten us with, if you are of the truthful ones. '

Arthur John Arberry

They said, 'Noah, thou hast disputed with us and make much disputation with us. Then bring us that thou promisest us, if thou speakest truly.'

Bijan Moeinian

The Noah’s people finally said: "Noah, You have lectured us more than enough (for year!) Enough is enough. If you are right in what you claim, then bring upon us that “awful punishment" that you are talking about.”

E. Henry Palmer

They said, 'O Noah! thou hast wrangled with us, and hast multiplied wranglings with us; bring us then what thou hast threatened us with, if thou art of those who tell the truth. '

Edip-Layth

They said, "O Noah, you have argued with us, and continued arguing with us, so bring us what you promise us if you are of the truthful ones."

George Sale

They answered, O Noah, thou hast already disputed with us, and hast multiplied disputes with us; now therefore do thou bring that punishment upon us wherewith thou hast threatened us, if thou speakest truth.

Hamid S. Aziz

"I say not unto you that I have the treasures of Allah; nor do I know the unseen; nor do I say: verily, I am an angel; nor do I say of those whom your eyes despise: Allah will never give them any good - Allah knows best what is in their souls, verily, I should then be of the wrong-doers (unjust). "

Mahmoud Ghali

They said, "O Nûh, (Noah) you have already disputed with us and so made much disputation with us. Then come up to us with what you promise us, in case you are of the sincere."

Marmaduke Pickthall

They said: O Noah! Thou hast disputed with us and multiplied disputation with us; now bring upon us that wherewith thou threatenest us, if thou art of the truthful.

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "O Noah, you have argued with us, and disputed at length; so bring that (retribution) you promise, if you speak the truth. "

Muhammad Asad

[But the great ones] said: "O Noah! Thou hast contended with us in argument, and hast [needlessly] prolonged our controversy: bring upon us, therefore, that with which thou dost threaten us, if thou art a man of truth!"

Mustafa Khattab

They protested, "O Noah! You have argued with us far too much, so bring upon us what you threaten us with, if what you say is true."

Progressive Muslims

They said: "O Noah, you have argued with us, and continued arguing with us, so bring us what you promise us if you are of the truthful ones. "

Sahih International

They said, "O Noah, you have disputed us and been frequent in dispute of us. So bring us what you threaten us, if you should be of the truthful."

Sam Gerrans

They said: “O Noah: thou hast disputed with us — and hast greatly disputed with us — so bring thou upon us what thou promisest us, if thou be of the truthful.”

Shabbir Ahmed

They said, "O Noah! You have disputed with us and disputed a great deal. Now bring upon us what you threaten us with, if you are a man of truth."

Syed Vickar Ahamed

They said: O Nuh (Noah)! "You have disputed with us, and you have prolonged the dispute with us: Now bring upon us what you threaten us with, if you speak the truth!"

Taqi Usmani

They said, "O NūH, you have debated with us, and debated too much. Now bring upon us what you threaten us with, if you are one of the truthful."

The Monotheist Group

They said: "O Noah, you have argued with us, and continued arguing with us, so bring us what you promise us if you are of the truthful ones."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils dirent: ʺO Noé, tu as disputé avec nous et multiplié les discussions. Apporte-nous donc ce dont tu nous menaces, si tu es du nombre des véridiquesʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Gelê wî) Gotin: Ey Nûh! Te bi me re têkoşîn kir, hem jî di têkoşîna digel me de te zêde dirêj kir. Eger bi rastî tu rast dibêjî, vêca de ka wî ezabê tu me pê ditirsînî ji bo me bîne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeiden: ʺO Noeh, jij hebt met ons getwist, je hebt veel twist met ons gehad. Kom dan maar met wat je ons toegezegd hebt als je gelijk hebt.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij antwoorden: O Noach! gij hebt reeds met ons getwist, en hebt de twisten tusschen ons vermenigvuldigd; daarom breng thans de straf over ons, waarmede gij ons hebt bedreigd, indien gij waarheid spreekt.

Hollandaca — Siregar

Zij zeiden: ʺO Nôeh, je hebt met ons getwist, en je hebt lang met ons getwist, laat dan tot ons komen wat jij hebt aangezegd, als jij tot de waarachtigen behoort.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Сказали они [знатные люди]: «О Нух, ты спорил с нами и увеличил спор с нами, приведи же нам то (наказание), что ты обещаешь, если ты из числа правдивых!»

Rusça — Osmanov

Они сказали: ʺО Нух! Ты пререкался и пререкаешься с нами долго. Так яви же нам то, чем ты угрожаешь нам, если ты говоришь правдуʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Men de äldste) sade: ʺNoa! Du har tvistat med oss och du har låtit tvisten pågå länge nog. Nedkalla nu över oss det (straff) som du har hotat oss med, om du har talat sanning.ʺ