Nuh dedi ki: "Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah'ı) aciz bırakamazsınız."

قَالَ اِنَّمَا يَأْتِيكُمْ بِهِ اللّٰهُ اِنْ شَاءَ وَمَا اَنْتُمْ بِمُعْجِزِينَ

ḳāle innemā ye'tīkum bihi (a)llahu in şā'e ve mā entum bi muǎ'cizīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele(Nuh) dedi
2اِنَّمَاinnemāancak
3يَأْتِيكُمْye'tīkumا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmeksize getirir
4بِهِbihionu
5اللّٰهُ(a)llahuAllah
6اِنْineğer
7شَاءَşā'eش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilerse
8وَمَاve māve değilsiniz
9اَنْتُمْentumsiz
10بِمُعْجِزِينَbi muǎ'cizīneع ج زGeride kalmak, eksik olmak, arkada kalmak, (güç olarak) geride kalmak, yetersiz olmak, güçsüz olmak, zayıf olmak. Ujuzun - yaşlı kadınlar. A'jaza (fiil 4) zayıflatmak, hayal kırıklığına uğratmak, birinin zayıf olduğunu bulmak. Mu'ajiz - şaşırtan kişi. Ajzun (çoğulu a'jazun) - gövdenin üst kısmının altında kalan bölümü.O'nu aciz bırakacak

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Nûh, dilerse dedi, Allah uğratır ancak o azâba sizi ve onu âciz bir hâle getiremezsiniz siz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Nûh, dilerse dedi, Allah uğratır ancak o azâba sizi ve onu âciz bir hâle getiremezsiniz siz.

Adem Uğur

(Nuh) dedi ki: "Onu size ancak dilerse Allah getirir. Ve siz (Allah'ı) âciz bırakacak değilsiniz.

Ahmed Hulusi

(Nuh) dedi ki: "Eğer dilerse onu size ancak Allah getirir! Siz, Allah'ı dilediğini yapmakta aciz bırakamazsınız. "

Ahmet Tekin

Nûh: 'Ancak o cezayı size, sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygunsa Allah getirir. Siz Allah’ı acze düşürüp, koyduğu kanunların dışına çıkarak yakayı kurtaramazsınız.' dedi.

Ahmet Varol

(Nuh) şöyle dedi: 'Onu ancak dilediği takdirde Allah getirir ve siz O'nu aciz bırakamazsınız.

Ali Bulaç

Dedi ki: "Eğer dilerse, onu size Allah getirir ve siz (O'nu) aciz bırakacak değilsiniz."

Ali Fikri Yavuz

Nûh dedi ki: “- Dileyince, azabı, ancak Allah size getirir; ve siz onu, azap etmekten âciz bırakacak değilsiniz.

Ali Rıza Safa

Nuh, şöyle dedi: "Eğer dilerse, onu, size ancak Allah getirir. Zaten güçsüz bırakamazsınız!"

Bayraktar Bayraklı

Nuh dedi ki: "Onu size ancak dilerse Allah getirir. Siz, Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz."

Bekir Sadak

(33-34) «ncak Allah dilerse onu basiniza getirir, siz O'nu aciz birakamazsiniz. Allah sizi azdirmak isterse, ben size ogut vermek istesem de faydasi olmaz. O, sizin Rabbinizdir, O'na donduruleceksiniz» dedi.

Celal Yıldırım

Nûh : Onu size ancak, dilerse Allah getirir; Allah'ı âciz bırakacak değilsiniz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Nûh dedi ki: “Onu size ancak dilerse Allah getirir. Siz (O’nu) âciz bırakamazsınız.

Diyanet İşleri

Nuh dedi ki: "Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah'ı) aciz bırakamazsınız."

Diyanet İşleri (eski)

(33-34) 'Ancak Allah dilerse onu başınıza getirir, siz O'nu aciz bırakamazsınız. Allah sizi azdırmak isterse, ben size öğüt vermek istesem de faydası olmaz. O, sizin Rabbinizdir, O'na döndürüleceksiniz' dedi.

Diyanet Vakfi

(Nuh) dedi ki: «Onu size ancak dilerse Allah getirir. Ve siz (Allah'ı) âciz bırakacak değilsiniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Nuh dedi ki; «Onu ancak Allah dilerse getirir. Ve siz O'nu yıldıracak değilsiniz.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Nuh: "Onu size ancak dilerse Allah getirir ve siz onu aciz bırakacak değilsiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onu, dedi: ancak Allah getirir, dilerse ve siz onu aciz bırakacak değilsiniz.

Erhan Aktaş

Dedi ki: "Onu size dilediği takdirde ancak Allah getirir. Ve siz, O'nu asla aciz bırakamazsınız."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dedi ki: "Onu size dilediği takdirde ancak Allah getirir. Ve siz, O'nu asla aciz bırakamazsınız."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dedi ki: "Onu size dilediği takdirde ancak Allah getirir. Ve siz, O'nu asla aciz bırakamazsınız."

Fizilal-il Kuran

Nuh dedi ki; «O azabı eğer dilerse yalnız Allah başınıza getirebilir. Siz O'nun yapacaklarına engel olamazsınız.»

Gültekin Onan

Dedi ki: "Eğer dilerse, onu size Tanrı getirir ve siz (O'nu) aciz bırakacak değilsiniz."

Hamdi Döndüren

Nuh dedi: “O azabı size eğer dilerse, ancak Allah getirir. Siz Allah’ı âciz bırakacak da değilsiniz.”

Hasan Basri Çantay

(Nuh da): "Dilerse onu size ancak Allah getirir. Siz (Onu) aciz bırakabilecekler değilsiniz" dedi.

Hasib Asutay

(Nuh) dedi ki: 'Onu size dilerse ancak Allah getirir ve siz (O'nu) aciz bırakacak değilsiniz.

Hayrat Neşriyat

(Nûh) dedi ki: 'Onu size, eğer dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah’ı) âciz bırakıcı kimseler değilsiniz.'

İbni Kesir

Dedi ki: Onu size dilediği takdirde ancak Allah getirir. Ve siz, O'nu asla aciz bırakamazsınız.

Mehmet Okuyan

(Nuh ise) şöyle demişti: “Dilerse onu size ancak Allah getirir. Siz (Allah’ı) asla aciz bırakacak değilsiniz.

Muhammed Esed

"Eğer dilerse" dedi, "onu size ancak Allah getirebilir ve siz de yakanızı kurtaramazsınız:

Mustafa İslamoğlu

Dedi ki: "Allah dilesin yeter ki! Onu sizin başınıza öyle bir sarar ki, artık bir daha asla atlatamazsınız!

Ömer Nasuhi Bilmen

Dedi ki: «Onu size ancak Allah Teâlâ dilerse getirir ve siz aciz bırakıcılar değilsinizdir.

Ömer Öngüt

Dedi ki: “Ancak Allah dilerse onu başınıza getirir. Siz onu âciz bırakamazsınız. ”

Suat Yıldırım

Nuh cevap verip dedi ki: "Onu, dilerse ancak Allah getirir ve O’nun elinden siz asla kaçıp kurtulamazsınız."

Süleyman Ateş

Dedi: "Onu, ancak Allah dilerse size getirir; siz engel olamazsınız!"

Süleymaniye Vakfı

Nuh dedi ki: Gerek görmesi halinde o azabı başınıza getirecek olan sadece Allah'tır. Siz onun önüne geçemezsiniz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Nuh dedi ki "Şartlar olgunlaştığında o azabı başınıza sadece Allah getirir. Siz de O'nu bundan alıkoyamazsınız."

Şaban Piriş

-Eğer dilerse onu size getirecek olan ancak Allah'tır. Siz ondan kaçamayacaksınız.

Tefhim-ul Kuran

Dedi ki: «Eğer dilerse, onu size Allah getirir ve siz (O'nu) aciz bırakacak değilsiniz.»

Ümit Şimşek

Nuh dedi ki: 'Onu dilerse Rabbim getirir. O zaman da siz Onun elinden kurtulamazsınız.

Yaşar Nuri Öztürk

Nuh dedi: "Onu size, dilediği takdirde ancak Allah getirir, siz de hiçbir engel çıkaramazsınız."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O dedi: “Onu istəsə, ancaq Allah sizə gətirəcək və siz də ondan yaxa qurtara bilməyəcəksiniz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Nuh) belə cavab verdi: ″Onu istəsə, ancaq Allah sizə gətirər və siz əsla Allahı aciz buraxa (Allahın əzabından qaçıb canınızı qurtara) bilməzsiniz.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Er erwiderte. ʺDas wird Gott herbeiführen, wenn Er will. Euch schützt nichts vor Ihm.

Almanca — Der Edle Quran

Er sagte: ʺNur Allah (allein) wird es euch bringen, wenn Er will, und ihr werdet euch (Ihm) nicht entziehen können.

Almanca — M. A. Rassoul

Er sprach: ʺAllah allein wird es euch bringen, wenn Er will, und ihr vermögt es nicht zu verhindern.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

He said to them: "But it is Allah Who causes His punishment to alight upon you if He will, frand never shall you be able to overpower Him nor escape His punishment. "

Abdul Haleem

He said, ‘It is God who will bring it down, if He wishes, and you will not be able to escape.

Abdullah Yusuf Ali

He said: "Truly, Allah will bring it on you if He wills,- and then, ye will not be able to frustrate it!

Abul A'la Maududi

Noah said: 'Only Allah will bring it upon you if He so wills, and you will be utterly unable to frustrate that.

Aisha Bewley

He said, ‘Allah will bring it to you if He wills and you will not be able to prevent it.

Al-Hilali & Khan

He said: "Only Allâh will bring it (the punishment) on you, if He wills, and then you will escape not.

Ali Quli Qarai

He said, ‘Allah will indeed bring it on you if He wishes, and you cannot thwart [Him].

Amatul Rahman Omar

He said, `Allâh alone will bring it down on you if He will and you cannot frustrate Him (in His purpose).

Arthur John Arberry

He said, 'God will bring you it if He will; you cannot frustrate Him.

Bijan Moeinian

Noah replied: "If God wills, He will subject you to His punishment and you [who are making fun of this] cannot win the war that you have declared to God. "

E. Henry Palmer

Said he, 'God will only bring it on you if He pleases, nor can ye make Him helpless;

Edip-Layth

He said, "It is God who will bring it to you if He wishes; you will not have any escape."

George Sale

Noah said, verily God alone shall bring it upon you, if He pleaseth; and ye shall not prevail against Him, so as to escape the same.

Hamid S. Aziz

They said, "O Noah! You have wrangled with us, and have multiplied disputation among us. Now bring upon us what you have threatened us with, if you are of the truthful."

Mahmoud Ghali

He said, "Surely only Allah will be coming up to you with it, in case He (so) decides; and in no way will you be defiant to (Him).

Marmaduke Pickthall

He said: Only Allah will bring it upon you if He will, and ye can by no means escape.

Mohamed Ahmed - Samira

He replied: "Only God will bring it on you if He please, and you cannot prevail against Him.

Muhammad Asad

He answered: "Only God can bring it upon you, if He so wills, and you shall not elude it:

Mustafa Khattab

He responded, "It is Allah Who can bring it upon you if He wills, and then you will have no escape!

Progressive Muslims

He said: "It is God who will bring it to you if He wishes; you will not have any escape. "

Sahih International

He said, " Allah will only bring it to you if He wills, and you will not cause [Him] failure.

Sam Gerrans

He said: “God will but bring it upon you, if He wills; and you cannot escape.

Shabbir Ahmed

He answered, "Only Allah brings His Requital according to His Law, once it is upon you, then you can by no means escape. "

Syed Vickar Ahamed

He said: "Truly, Allah will bring it (the punishment) on you if He wills— And then, you will not be able to escape (or stop it)!

Taqi Usmani

He said, "Only Allah will bring it to you, if He so wills, and you cannot frustrate (His will).

The Monotheist Group

He said: "It is God who will bring it to you if He wishes; you will not have any escape."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il dit: ʺCʹest Allah seul qui vous lʹapportera - sʹIl veut - et vous ne saurez y échapper.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Nûh) Got: Eger Xwedê bixwaze dê bi ser we de bîne û hûn ê Xwedê neçar jî nehêlin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Noach zeide: Waarlijk, God alleen zal die over u brengen, indien het hem behaagt, en gij zult die niet kunnen verhoeden, noch ontgaan.

Hollandaca — Siregar

Hij zei: ʺVoorwaar, Allah doet het komen, als Hij wil. En jullie zullen er niet aan kunnen ontkomen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Он [Нух] сказал: «Это приведет вам только Аллах, если пожелает, и вы не будете в состоянии ослабить (Его наказание) [не сможете избежать его].

Rusça — Osmanov

Нух сказал: ʺВоистину, это явит вам сам Аллах, если пожелает, и не в ваших силах предотвратить это.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Noa) svarade: ʺBara Gud kan låta (straffet) drabba er, om detta är Hans vilja; och ni kan inte företa er något för att kullkasta (Hans beslut).