Yunus Suresi 68. Ayet — Elfaz
"Allah, bir çocuk edindi" dediler. O, bundan uzaktır. O, her bakımdan sınırsız zengindir. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. Bu konuda elinizde hiçbir delil de yoktur. Allah'a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?
1قَالُواḳālūdedilerMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2اتَّخَذَtteḣaƶeedindiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek
3اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
5سُبْحَانَهُsubHānehuO bundan münezzehtirİsim+Zamirس ب حYüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmek
6هُوَhuveOZamir
7الْغَنِيُّl-ğaniyyuhiç bir şeye ihtiyacı olmayandırMarife (Belirlilik Takısı)+İsimغ ن يİhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvetti
8لَهُlehuO'nundurHarf-i Cer+Zamir
9مَاmāne varsaİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
10فِيfīHarf-i Cer
11السَّمٰوَاتِs-semāvātigöklerdeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)
12وَمَاve māve ne varsaBağlaç+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
13فِيfīHarf-i Cer
14الْاَرْضِl-erDiyerdeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
15اِنْinyokturHarf-i Nefi
16عِنْدَكُمْǐndekumsizinMekan Zarfı+Zamirع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.
17مِنْminhiçbirHarf-i Cer
19بِهٰذَاbi hāƶābu konudaHarf-i Cer+İşaret Zamiri
20اَتَقُولُونَe teḳūlūnesöylüyor musunuz?Soru Eki+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
21عَلَىǎlāhakkındaHarf-i Cer
22اللّٰهِ(a)llahiAllahLafza-i Celal
23مَاmāşeyiİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
24لَاlāHarf-i Nefi
25تَعْلَمُونَteǎ'lemūnebilmediğinizMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname