Yunus Suresi 67. Ayet — Elfaz
O, içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık); gündüzü ise aydınlık kılandır. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır.
1هُوَhuveO'durZamir
2الَّذِيelleƶīo kiİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3جَعَلَceǎleyaratanMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak
4لَكُمُlekumusizin içinHarf-i Cer+Zamir
5الَّيْلَl-leylegeceyiMarife (Belirlilik Takısı)+İsimل ي لGece, karanlık, akşam karanlığı, ışıksız zaman dilimi, gece karanlığı, geceleyin
6لِتَسْكُنُواli teskunūdinlenmeniz içinTa'lil (Sebep) Edatı+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmek
7فِيهِfīhiondaHarf-i Cer+Zamir
8وَالنَّهَارَve n-nehārave gündüzüBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimن ه رakıtmak, akan su oluşturmak, geri püskürtmek, kınamak, bol miktarda akmak, geri sürmek, gözdağı vermek, azarlamak, gündüz vakti yapmak, gün, gündüz, gün ışığı saatleri (şafaktan alacakaranlığa kadar)
9مُبْصِرًاmubSiranaydınlatıcı olarakİsimب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı
10اِنَّinneşüphesizHarf-i Nasb
11فِيfīHarf-i Cer
12ذٰلِكَƶālikebundaİşaret Zamiri
13لَاٰيَاتٍle āyātinayetler vardırLam-ı Te'kid+İsimا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.
14لِقَوْمٍli ḳavminbir topluluk içinHarf-i Cer+İsimق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh
15يَسْمَعُونَyesmeǔneduyanMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak