(105-106) Yine bana şöyle emredildi: "Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Sakın Allah'a ortak koşanlardan olma. Allah'ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zalimlerden olursun."

وَاَنْ اَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِكِينَ وَلَا تَدْعُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَنْفَعُكَ وَلَا يَضُرُّكَ فَاِنْ فَعَلْتَ فَاِنَّكَ اِذًا مِنَ الظَّالِمِينَ

ve en eḳim vecheke li d-dīni Hanīfen ve lā tekūnenne mine l-muşrikīne / ve lā ted'ǔ min dūni (a)llahi mā lā yenfeǔke ve lā yeDurruke fe in feǎlte fe inneke iƶen mine Z-Zālimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاَنْve enve
2اَقِمْeḳimق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhçevir
3وَجْهَكَvechekeو ج هYüzleşmek/karşılaşmak/yüz yüze gelmek, yüz, irade, takip edilen amaç/hedef, gidilen/bakılan yer/yön, bir şeyin yolu, değerlendirme/saygı.yüzünü
4لِلدِّينِli d-dīniد ي نİtaat/teslimiyet, kulluk/kölelik, din, yüce/yüksek/asil/şanlı rütbe/durum/hal, borç almak/kredi kullanmak, borçlanmak, borç altında olmak, borç yükümlülüğü altında olmak, borç almak/yapmak, borcu geri ödemek/tazmin etmek, onu yönetmek/idare etmek, ona sahip olmak, bir şeye alışmak/adet edinmek, tasdik/onaylama, ölüm (herkesin ödemek zorunda olduğu bir borç olduğu için), belirli bir yasa/kanun, sistem, adet/alışkanlık/iş, bir davranış/hareket tarzı/yolu, geri ödeme/tazminat.dine
5حَنِيفًاHanīfenح ن فBir yana eğilmek, meyletmek veya gerilemek, hatadan doğru yola dönmek, doğru dine meyletmek, bir tarafta sağlam durmak, yanlış dinden ayrılıp doğruya dönmek, İbrahim'in kanununa göre hareket etmek, put ibadetinden uzaklaşmak, dini hizmetlere kendini adamak veya uygulamak, doğru bir duruma veya eğilime sahip olmak veya meyletmek.hanif olan
6وَلَاve lāve
7تَكُونَنَّtekūnenneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolma
8مِنَmine-dan
9الْمُشْرِكِينَl-muşrikīneش ر كyoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip edildiğinde üç çekim alır: şüreka, şürekai, şürekaa. şarek (fiil 3) - paylaşmak. eşreke (fiil 4) - ortak/eş koşmak, (Allah'a) ortak vermek, çok tanrıcı veya putperest olmak. eşrektumuni - beni ortak koştunuz. müşrik - Allah'a ortak koşan, çok tanrıcı. müşterik (fiil 8) - katılan veya paylaşan kişi.ortak koşanlar-
1وَلَاve lāve
2تَدْعُted'ǔد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmektapma
3مِنْmin
4دُونِdūniد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altındabırakıp
5اللّٰهِ(a)llahiAllah'ı
6مَاşeylere
7لَا
8يَنْفَعُكَyenfeǔkeن ف عFayda sağlamak, iyilik yapmak, faydalı olmak, yararlı olmak.sana yararı dokunmayan
9وَلَاve lāne de
10يَضُرُّكَyeDurrukeض ر رZarar vermek/incitmek/yaralamak/acı çektirmek, rahatsızlık vermek, sinir etmek, kötülük, zorluk, kıtlık, zamanın değişkenliği, hastalık/ölüm, kayıp/sıkıntı/zorluk, zorlamak, zorla sürmek, zorunluluktan hareket etmeksana zararı dokunmayan
11فَاِنْfe ineğer
12فَعَلْتَfeǎlteف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumböyle yaparsan
13فَاِنَّكَfe innekeşüphesiz sen
14اِذًاiƶeno zaman
15مِنَmine
16الظَّالِمِينَZ-Zālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimlerden olursun

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve doğru dine yüz çevir, sakın müşriklerden olma dendi bana.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve doğru dine yüz çevir, sakın müşriklerden olma dendi bana.

Adem Uğur

Ve (bana) hanîf (Allah'ın birliğini tanıyıcı) olarak yüzünü dine çevir; sakın müşriklerden olma, diye (emredildi).

Ahmed Hulusi

(Şununla da emrolundum): "Vechini hanif olarak Din'e tut (mana yüzünü, hakikati Esma bileşimi olan şuurunu, tanrı kavramsız, alemler olarak algılanan sistemin hakikati olan soyut Esma mertebesine yönlendir) ve sakın şirk koşanlardan (Allah dununda dışsal bir tanrı vehmederek onu ortak koşanlardan) olma!"

Ahmet Tekin

'Açıkça varlığını benliğini Hakka ve tevhide yönelik dine, şeriata, medeniyete ada. İmandan sonra sakın ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koşan, gizli şirki yaşayan başka otoriteler de kabul eden müşriklerden olma.'

Ahmet Varol

Ve (yine bana şöyle emredildi): 'Yüzünü dosdoğru bir şekilde hak dine çevir. Sakın Allah'a ortak koşanlardan olma.

Ali Bulaç

Ve: "Bir muvahhid (hanif) olarak yüzünü dine doğru yönelt ve sakın müşriklerden olma,"

Ali Fikri Yavuz

Bir de, yüzünü tevhid dinine döndür ve sakın müşriklerden olma.

Ali Rıza Safa

"Gerçeğe aykırı şeylerden uzaklaşarak, yüzünü dine çevir. Ve sakın ortaklar koşanlar arasında olma!"

Bayraktar Bayraklı

"Hanif olarak yüzünü dine çevir; sakın müşriklerden olma" diye emrolundum.

Bekir Sadak

(105-10) 6 (Muhammed'e) «Yuzunu,dogruya yonelmis olarak dine cevir, sakin puta tapanlardan olma; sana fayda da zarar da veremeyecek, Allah'tan baskasina yalvarma; oyle yaparsan suphesiz, zalimlerden olursun» denildi.

Celal Yıldırım

Ve H a n î f ( = Bâtıldan uzak, Hakk'a bütünüyle yönelik olan Tevhîd İnancı üzerine bir Allah'ı tasdîk edici) olarak yüzünü dine doğrult ve sakın Allah'a ortak koşanlardan olma.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Ve yüzünü hak dine çevir, sakın müşriklerden olma!” buyuruldu.

Diyanet İşleri

(105-106) Yine bana şöyle emredildi: "Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Sakın Allah'a ortak koşanlardan olma. Allah'ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zalimlerden olursun."

Diyanet İşleri (eski)

(105-106) (Muhammed'e) 'Yüzünü, doğruya yönelmiş olarak dine çevir, sakın ortak koşanlardan olma; sana fayda da zarar da veremeyecek, Allah'tan başkasına yalvarma; öyle yaparsan şüphesiz, zalimlerden olursun' denildi.

Diyanet Vakfi

«Ve (bana) hanîf (Allah’ın birliğini tanıyıcı) olarak yüzünü dine çevir; sakın müşriklerden olma, diye (emredildi).»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Ayrıca yüzünü tevhid dininden ayırma ve sakın müşriklerden olma!» (diye emrolundum).

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de tevhid inancı içinde hak dine yönel ve sakın müşriklerden olma!

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem sırf hakka müteveccih hanif olarak dine yüz tut ve sakın müşriklerden olma

Erhan Aktaş

Allah'ı birleyici olarak dine yönel. Sakın Müşriklerden olma.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'ı birleyici olarak dine yönel. Sakın müşriklerden olma.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah'ı birleyici olarak dine yönel. Sakın müşriklerden olma.

Fizilal-il Kuran

Bana: «Yüzünü tevhit dinine döndür, sakın müşriklerden olma»

Gültekin Onan

Ve: "Bir hanif olarak yüzünü dine doğru yönelt ve sakın müşriklerden olma "

Hamdi Döndüren

“Yüzünü hanîf olarak gerçek dine çevir ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma!”

Hasan Basri Çantay

Ve: "Yüzünü tevhid dinine döndür, sakın müşriklerden olma" (denilmişdir).

Hasib Asutay

Ve (bana,) Yüzünü bir muvahhit (Allah'ı birleyici) olarak dine çevir, sakın ortak koşanlardan olma (diye emredildi)!

Hayrat Neşriyat

'Ve (ben): 'Hakka yönelmiş olarak yüzünü (hak) dîne doğrult! Ve sakın müşriklerden olma!’ (diye emrolundum).'

İbni Kesir

Ve yüzünü tevhid dinine döndür, sakın müşriklerden olma diye.

Mehmet Okuyan

De ki: “Ey insanlar! Benim (tebliğ ettiğim) dinimden şüphedeyseniz, ben Allah’ın peşi sıra tapmakta olduklarınıza tapmam. Ancak sizi öldürecek olan Allah’a taparım. Bana 'Müminlerden olmam' emredildi ve ‘Hanîf (Allah’ı birleyen) olarak yüzünü dine çevir; sakın müşriklerden olma!’ (diye emredildi).”

Muhammed Esed

(Ey İnsanoğlu,) işte böyle (sen de) yüzünü, yalancı, aldatıcı şeylerden bütünüyle arınmış olarak, sebat ve samimiyetle (gerçek) inanca çevir; Allah'tan başkasına tanrılık yakıştıranlardan olma.

Mustafa İslamoğlu

Ve dahi sen (ey bu hitabın muhatabı), varlığını her tür sapmadan uzak tutarak tümüyle doğru dine ada; ve sakın şirk koşanlardan olayım deme!

Ömer Nasuhi Bilmen

«Ve yüzünü İslâmiyet'te sabit olarak dine doğrult ve müşriklerden olma.»

Ömer Öngüt

Ve: “Yüzünü hanif (muvahhid) olarak dine çevir. Sakın müşriklerden olma!” diye (emredildi).

Suat Yıldırım

(104-106) De ki: "Ey insanlar! Eğer benim dinimden şüphede iseniz, iyi bilin ki, ben sizin Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylere asla ibadet etmem; lâkin sadece ve sadece, sizin ruhunuzu teslim alacak olan Allah’a ibadet ederim. Bana müminlerden olmam emredildi ve "yüzünü, özünü Allah’ı bir tanıyarak dine ver ve sakın müşriklerden olma." "Sakın Allah’tan başka, sana ne fayda ne zarar vermeyecek olan putlara yalvarma, şayet böyle yaparsan, o takdirde kesinlikle zalimlerden olursun" diye talimat verildi.

Süleyman Ateş

Ve: "Yüzünü hanif (Allah'ı birleyici) olarak dine çevir; sakın (Allah'a) ortak koşanlardan olma!"

Süleymaniye Vakfı

Sen yüzünü dosdoğru bu dine çevir. Sakın müşriklerden olma.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sen yüzünü dosdoğru bu dine çevir. Sakın müşriklerden (Allah'ı ikinci sıraya koyanlardan) olma.

Şaban Piriş

Yönünü hanif olarak dine çevir, sakın müşriklerden olma!

Tefhim-ul Kuran

Ve: «Bir muvahhid (hanif) olarak yüzünü dine doğru yönelt ve sakın müşriklerden olma.»

Ümit Şimşek

Bana şunlar da emredildi: Allah'ı bir tanıyarak yüzünü dosdoğru hak dine çevir; sakın müşriklerden olma.

Yaşar Nuri Öztürk

Şu da emredildi: "Yüzünü, bir hanif olarak dine çevir. Sakın müşriklerden olma!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sən hənif olaraq üzünü dinə tərəf çevir və müşriklərdən olma.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Və: ″Batildən haqqa tapınaraq üzünü islam dininə çevir, müşriklərdən olma,

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Und: Richte dein Gesicht aufrichtig zur Religion hin als Anhänger des rechten Glaubens, und gehöre ja nicht zu den Götzendienern!

Almanca — M. A. Rassoul

Und (mir wurde befohlen): ʺRichte dein Antlitz auf die einzig wahre Religion, und sei nicht einer der Götzendiener.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und richte dich dem Din als Hanif auf! Und sei nicht von den Muschrik!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Set your face and rest your eyes sincerely upon Allah and your heart on religion with sincere feelings and actions, and never be one of these who incorporate with Allah other deities. "

Abdul Haleem

[Prophet], set your face towards religion as a man of pure faith. Do not be one of those who join partners with God;

Abdullah Yusuf Ali

"And further (thus): 'set thy face towards religion with true piety, and never in any wise be of the Unbelievers;

Abul A'la Maududi

and to adhere exclusively and sincerely to the true faith, and not to be one of those who associate others with Allah in His divinity.

Aisha Bewley

Turn your face towards the deen in pure natural faith, and on no account be among the idolaters.

Al-Hilali & Khan

"And (it is revealed to me): Direct your face (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) entirely towards the religion Hanîf (Islâmic Monotheism, i.e. to worship none but Allâh Alone), and never be one of the Mushrikûn (those who ascribe partners to Allâh, polytheists, idolaters, disbelievers in the Oneness of Allâh, and those who worship others along with Allâh).

Ali Quli Qarai

and that: ‘‘Dedicate yourself to the religion, as a ḥanīf, and never be one of the polytheists.

Amatul Rahman Omar

`And (I have also been commanded to convey to you God's Message), "Devote your attention to the true faith in an upright manner, and be not of the polytheists.

Arthur John Arberry

"Set thy face to the religion, a man of pure faith, and be thou not of the idolaters;

Bijan Moeinian

I am commanded: "Dedicate yourself to this Faith like an upright man and do not join those who worship beside the Lord. "

E. Henry Palmer

And, 'Make steadfast thy face to the religion as a 'Hanif; and be not of the idolaters;

Edip-Layth

Set your direction to the system of monotheism, and do not be of those who set up partners.

George Sale

And it was said unto me, set thy face towards the true religion, and be orthodox; and by no means be one of those who attribute companions unto God;

Hamid S. Aziz

Say, "O mankind! If you are in doubt concerning my religion, (know that) I will not worship those you worship other than Allah; but I worship Allah, who takes you to Himself, and I have been commanded to be of the believers!"

Mahmoud Ghali

And keep your (i. e. the prophet's) face up to the religion, unswervingly upright, and definitely do not be of the associators. (Those who associate others with Allah)

Marmaduke Pickthall

And, (O Muhammad) set thy purpose resolutely for religion, as a man by nature upright, and be not of those who ascribe partners (to Allah).

Mohamed Ahmed - Samira

And to set my face toward the way, as one upright, and not be one of those who associate others with God.

Muhammad Asad

Hence, [O man,] set thy face steadfastly towards the [true] faith, turning away from all that is false, and be not among those who ascribe divinity to aught beside God.

Mustafa Khattab

and, ‘Be steadfast in faith in all uprightness, and do not be one of the polytheists,’

Progressive Muslims

And set your direction to the system of monotheism, and do not be of those who set up partners.

Sahih International

And [commanded], 'Direct your face toward the religion, inclining to truth, and never be of those who associate others with Allah ;

Sam Gerrans

“And: ‘Set thou thy face towards the doctrine, inclining to truth; and be thou not of the idolaters;

Shabbir Ahmed

(O Prophet) Set your purpose resolutely for the Upright System of life and do not be of those who associate anyone with Allah in any form.

Syed Vickar Ahamed

"And further (that): 'Set your face to religion with true (and complete) devotion, and never in any way be of the idolaters (disbelievers);

Taqi Usmani

and that I should make myself firm on Faith, being upright, and never should be among the Mushriks (who ascribe partners to Allah)."

The Monotheist Group

And set your face to the system of monotheism, and do not be of the polytheists.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et (il mʹa été dit): ʺOriente-toi exclusivement sur la religion en pur monothéiste! Et ne sois pas du nombre des Associateurs;

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Berê xwe bide dînê rast û durist, ew ê ji xwariyê dûr û zinhar tu nebe ji muşrikan!...

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en: ʺRicht jouw aangezicht naar de godsdienst als een aanhanger van het zuivere geloof en wees niet een van de veelgodendienaars.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En het werd mij gezegd: Wend uw aangezicht naar den waren godsdienst en wees vroom en nimmer een van degenen, die anderen naast God plaatsen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Обрати [[Это повеление обращено ко всей общине пророка Мухаммада.]] свой лик (только) к (Истинной) Вере [придерживайся только ее], (будучи) ханифом [единобожником], и никак не будь из (числа) многобожников!

Rusça — Osmanov

[Мне ведено также]: ʺОбратись к правой вере и не будь из многобожников.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Ge dig därför av hela din själ hän åt den rena, ursprungliga tron och var inte en av dem som sätter medhjälpare vid Guds sida.