ت ر ب (TRB)
T-r-b
تَرِبَ fakirleşti, sanki toprağa yapıştı, demektir. Allah buyurur ki: أَوْ مِسْكِيناً ذَا مَتْرَبَةٍ Tamamen ezilmiş olan yoksulu, (Beled 16); yani: Fakirliğinden toprağa yapışmış bir tarafı olan kişi demektir. أتْرَبَ ise, istiğna etmek/gerek duymamak demektir. Bu, sanki toprak kadar malı oldu manasına gelir. تَرْبَاء bizzat yerin kendisidir.
تَيْرَب kelimesi تَيَارِب sözcüğünün tekilidir. تَوْرَب ve تَوَارِب toprak demektir. رِيحٌ تَرِبَةٌ toprak getiren rüzgâr demektir. Peygamber efendimiz (sas) bu anlamda şöyle buyurmuştur: عَلَيْكَ بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ /Sana dindar olanını tavsiye ederim, elleri toprak olasıca. Bu hadiste Peygamber (sas): Sakın dindar olanını kaçırma yoksa umduğunu bulamaz farkında olmadan yoksulluğa sürüklenirsin demek istemiştir.
بَارِحٌ تَرِبٌ deyimi, içinde toprak olan rüzgâr demektir. تَرَائِب ise, göğsün kafes kısmında yer alan küçük eğri kaburgadır. Tekili تَرِيبَة şeklindedir. Allah buyurur ki: يَخْرُجُ مِنْ بَيْنِ الصُّلْبِ وَالتَّرَائِبِ Bel ile kaburga kemikleri arasından çıkar (86/Tarık 7); فَجَعَلْنَاهُنَّ أَبْكَاراً عُرُباً أَتْرَاباً Onları, eşlerine düşkün ve yaşıt bâkireler kıldık (56/Vakıa 36-37); وَكَوَاعِبَ أَتْرَاباً Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar (78/Nebe 33); وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ أَتْرَابٌ Yanlarında bakışlarını yalnız kocalarına diken kendileriyle yaşıt güzeller vardır (38/Sâd 52); yani: Aynı günde doğan ve birlikte yetişenler, demektir.
Beraber büyüyüp yetiştikleri, eşitlikleri ve benzerlikleri ile birbirlerine çok yakın oldukları için, bu yönden göğsün kaburgalarına benzedikleri ya da beraber yeryüzüne geldikleri için bu ismi almışlardır. Yine denmiştir ki: Onların bu ismi almalarının nedeni, çocukluk demlerinde beraber toprakla oynamış olmalarındandır.