Tevbe Suresi 93. Ayet — Elfaz
Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler.
1اِنَّمَاinnemāancakHarf-i Nasb+Engel Eki
2السَّبِيلُs-sebīlu(kınanmasına) yol vardırMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep
3عَلَىǎlāHarf-i Cer
4الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerinİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
5يَسْتَأْذِنُونَكَyeste'ƶinūnekesenden izin isteyenMuzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İstif'âl Bâbıا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasret
6وَهُمْve humonlarHaliye Edatı+Zamir
7اَغْنِيَٓاءُeğniyā'uzengin oldukları haldeİsimغ ن يİhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvetti
8رَضُواraDūonlar razı oldularMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibر ض وOndan memnundu/hoşnuttu/tatmin olmuştu; ona iyi niyet veya lütuf ile baktı ya da onu sevdi veya onayladı, seçti/tercih etti, rıza gösterdi, uygun/kabul edilebilir buldu, sevdi, hoşlandı, ona meyletmişti, onu arzuladı. Rıdvan - lütuf, kabul, iyilik, hoşa giden şey.
9بِاَنْbi enHarf-i Cer+Masdar Harfi
10يَكُونُواyekūnūolmağaMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
11مَعَmeǎberaberMekan Zarfı
12الْخَوَالِفِl-ḣavālifigeri kalan kadınlarlaMarife (Belirlilik Takısı)+İsimخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememek
13وَطَبَعَve Tabeǎve mühürlediBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibط ب عMühürlemek/damgalamak/basmak/kazımak/baskı yapmak/damgalamak/şekillendirmek, kirletmek, paslandırmak, bir şeyin üzerini örtmek ve bir şeyin girmesini engellemek, bir şeye uyum sağlama/eğilim, uyuşuk/tembel/miskin olmak, utandırmak/onurunu kırmak, keskin zihin gücü olmamak, yani çok paslı kılıç gibi keskinliği olmamak, iyice/ağırca yüklemek, güçlü bir şekilde etki bırakmak.
14اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
15عَلٰىǎlāüzeriniHarf-i Cer
16قُلُوبِهِمْḳulūbihimonların kalbleriİsim+Zamirق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp
17فَهُمْfe humartık onlarİsti'nafiye Edatı+Zamir
18لَاlāHarf-i Nefi
19يَعْلَمُونَyeǎ'lemūnebilmezlerMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname