Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, "Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum" dediğin; bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur.

وَلَا عَلَى الَّذِينَ اِذَا مَا اَتَوْكَ لِتَحْمِلَهُمْ قُلْتَ لَا اَجِدُ مَا اَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ تَوَلَّوْا وَاَعْيُنُهُمْ تَفِيضُ مِنَ الدَّمْعِ حَزَنًا اَلَّا يَجِدُوا مَا يُنْفِقُونَ

ve lā ǎlā (e)lleƶīne iƶā mā etevke li teHmilehum ḳulte lā ecidu mā eHmilukum ǎleyhi tevellev ve eǎ'yunuhum tefīDu mine d-dem'ǐ Hazenen ellā yecidū mā yunfiḳūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَاve lāve yoktur (sorumluluk)
2عَلَىǎlā
3الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselere
4اِذَاiƶāzaman
5مَا
6اَتَوْكَetevkeا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmeksana geldikleri
7لِتَحْمِلَهُمْli teHmilehumح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmekbinek için
8قُلْتَḳulteق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelesen deyince
9لَا
10اَجِدُeciduو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmakbulamıyorum
11مَاbir şey
12اَحْمِلُكُمْeHmilukumح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmeksizi bindirecek
13عَلَيْهِǎleyhiüzerine
14تَوَلَّوْاtevellevو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmakdönen
15وَاَعْيُنُهُمْve eǎ'yunuhumع ي نGöze zarar vermek, birinin gözüne nazar değdirmek, gözyaşı dökmek, casus olmak. Aayan - görünmek, yüzleşmek. 'Ainun - göz, bakış, ağaç kovuğu, casus, üç harfli kelimenin ortasındaki harf, su kaynağı, baş, bir yerin ileri geleni. A'yan (çoğul 'Inun): güzel, iri gözlü, güzel kara gözlü. Ma'iinun - su, kaynak.ve gözlerinden
16تَفِيضُtefīDuف ي ضBol olmak, taşmak, çoğalmak, serbestçe akmak, yayılmak. Afada - dökmek, ilerlemek, geri dönmek, herhangi bir iş veya iletişime dalmak, kalabalık içinde bir yerden başka bir yere gitmek. (hem geçişli hem geçişsiz)akarak
17مِنَmine
18الدَّمْعِd-dem'ǐد م عAğlamak, gözyaşı dökmek.yaş
19حَزَنًاHazenenح ز نÜzülmek, yas tutmak/ağlamak/inlemek, kederli/üzgün/mutsuz olmak, bir kişinin üzülmesine veya mutsuz ya da kederli olmasına neden olmak, engebeli veya sert olmak [bir yer veya zemin için], ayrıca (bir hayvan için) yürüyüşünün düzensiz olması veya binilmesi kolay olmaması, ince ve yakınmalı bir sesle okumak veya ezberden söylemek, insanlara karşı kabalık kullanmak, acı/keder/üzüntü ifade etmek.üzüntüden
20اَلَّاellādolayı
21يَجِدُواyecidūو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmakbulamadıklarından
22مَاbir şey
23يُنْفِقُونَyunfiḳūneن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.infak edecek

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bir de sana gelince onları bindirmek için senden binek istemişlerdi de sizi bindirecek binek bulamıyorum demiştin; bu uğurda sarfedecek bir şey bulamadıklarından mahzûn olup gözleri yaşlarla dolarak dönmüşlerdi; onlara da suç yok.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bir de sana gelince onları bindirmek için senden binek istemişlerdi de sizi bindirecek binek bulamıyorum demiştin; bu uğurda sarfedecek bir şey bulamadıklarından mahzûn olup gözleri yaşlarla dolarak dönmüşlerdi; onlara da suç yok.

Adem Uğur

Kendilerine binek sağlaman için sana geldiklerinde: Sizi bindirecek bir binek bulamıyorum, deyince, harcayacak bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş dökerek dönen kimselere de (sorumluluk yoktur).

Ahmed Hulusi

Kendilerine silah - binek vermen için geldiklerinde: "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" dediğinde; infak edecek bir şey de bulamadıklarından dolayı, üzüntüden gözyaşları içinde dönen kimselere de kınama olmaz!

Ahmet Tekin

Kendilerine binek bulup savaşa gönderesin diye, gönüllü olarak sana gelenlere: 'Size binek olarak verecek bir şey bulamıyorum' dediğin zaman, bu uğurda harcayacak bir şey bulamadıklarından dolayı üzülüp, gözlerinden yaş döke döke dönüp gidenlere de bir günah yoktur.

Ahmet Varol

Kendilerine binek bulman için sana geldiklerinde: 'Size binek bulamıyorum' dediğin zaman harcayacak bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözlerinden yaşlar akarak geri dönenler için de bir günah yoktur.

Ali Bulaç

Bir de (savaşa katılabilecekleri bir bineğe) bindirmen için sana her gelişlerinde "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" dediğin ve infak edecek bir şey bulamayıp hüzünlerinden dolayı gözlerinden yaşlar boşana boşana geri dönenler üzerinde de (sorumluluk) yoktur.

Ali Fikri Yavuz

Bir de o kimselere günah yoktur ki, kendilerini bindirip savaşa sevkedesin diye, sana geldikleri zaman (kendilerine): “-Sizi bindirecek bir hayvan bulamıyorum” demiştin. Bu uğurda sarf edecekleri şeyi bulamadıklarından dolayı kederlerinden gözleri yaş döke döke döndüler.

Ali Rıza Safa

Kendilerini bindirmen için sana geldiklerinde; "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum!" dediğin zaman, yardımlaşmak amacıyla paylaşacak bir şey bulamadıkları için, üzüntüden gözlerinden yaşlar akarak geri dönenlere de yoktur.

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine binek sağlaman için sana geldiklerinde, "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" deyince, harcayacak bir şey bulamamanın üzüntüsünden gözleri yaş dökerek geri dönen kimselere de sorumluluk yoktur.

Bekir Sadak

Binek vermen icin sana geldiklerinde, «Size binek bulamiyorum» dedigin zaman, sarfedecek bir sey bulamadiklari icin uzuntuden gozyasi dokerek geri donenlere de sorumluluk yoktur.

Celal Yıldırım

Binek veresin diye sana geldiklerinde, «sizi bindirecek binek bulamıyorum» dediğin zaman, Allah yolunda harcayacak bir şey bulamadıklarına üzülerek göz yaşı döke döke dönüp gidenlere de kınama-ayıplama yoktur.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kendilerine binek sağlaman için sana gelip de, “Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum” diye cevap verdiğin zaman, harcayacak bir şey bulamamanın üzüntüsünden göz yaşları dökerek geri dönenlere de günah yoktur.

Diyanet İşleri

Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, "Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum" dediğin; bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur.

Diyanet İşleri (eski)

Binek vermen için sana geldiklerinde, 'Size binek bulamıyorum' dediğin zaman, sarfedecek bir şey bulamadıkları için üzüntüden gözyaşı dökerek geri dönenlere de sorumluluk yoktur.

Diyanet Vakfi

Kendilerine binek sağlaman için sana geldiklerinde: Sizi bindirecek bir binek bulamıyorum, deyince, harcayacak bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş dökerek dönen kimselere de (sorumluluk yoktur).

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kendilerini bindirip savaşa gönderesin diye gönüllü olarak sana geldiklerinde, «Sizi bindirecek birşey bulamıyorum.» dediğin zaman, bu uğurda harcayacakları birşey bulamadıklarından dolayı üzülüp gözlerinden yaş döke döke geri dönüp gidenlere de bir günah yoktur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de kendilerini bindirip savaşa sevketmen için her ne zaman sana geldilerse, "sizi bindirecek bir araç bulamıyorum." dediğin için bu uğurda harcayacak birşey bulamamaları sebebiyle üzüntülerinden gözleri yaş döke döke dönenlere de bir günah yoktur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlara da harec yoktur ki her ne zaman kendilerini bindirip sevkedesin diye sana geldilerse "sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" dediğin cihetle bu uğurda sarfedecekleri şeyi bulamadıklarından dolayı hüzünlerinden gözleri yaş döke döke döndüler

Erhan Aktaş

Bir de sana, kendilerine binek sağlaman için başvurduklarında, "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum." dediğin zaman, harcayacakları bir şeyleri olmadığı için üzüntüden gözlerinden yaşlar akıtarak geri dönüp gidenlere de bir sorumluluk yoktur.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bir de; sana, kendilerine binek sağlaman için başvurduklarında, "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum." dediğin zaman, harcayacakları bir şeyleri olmadığı için üzüntüden gözlerinden yaşlar akıtarak geri dönüp gidenlere de bir sorumluluk yoktur.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bir de; sana, kendilerine binek sağlaman için başvurduklarında, "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum." dediğin zaman, harcayacakları bir şeyleri olmadığı için üzüntüden gözlerinden yaşlar akıtarak geri dönüp gidenlere de bir sorumluluk yoktur.

Fizilal-il Kuran

Bir de kendilerine binek hayvanı sağlayasın diye sana başvurduklarında «Size binek hayvanı bulamıyorum» deyince, bu yolda harcama yapacak imkânları olmadığı için üzüntüden gözlerinde yaş olarak dönenlere karşı da bir kınama ve suçlama yolu kapalıdır.

Gültekin Onan

Bir de (savaşa katılabilecekleri bir bineğe) bindirmen için sana her gelişlerinde "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" dediğin ve infak edecek bir şey bulamayıp hüzünlerinden dolayı gözlerinden yaşlar boşana boşana geri dönenler üzerinde de (sorumluluk) yoktur.

Hamdi Döndüren

Kendilerine binek veresin diye sana geldikleri zaman onlara, “Sizin için binek bulamam.” dediğin vakit, (yolculuk için) harcayacak bir şey bulamadıkları için, gözyaşı dökerek geri dönenlere de, bir sakınca yoktur.

Hasan Basri Çantay

Bir de şunlara günah (ve mes'uliyyet) yokdur ki: Kendilerini bindir (ib sevk et) men için ne zaman sana geldilerse, "Size bir binek bulamıyorum" dedin ve (bu uğurda kendileri) harcayacak bir şey bulamadılar da kederlerinden gözleri yaş döke döke döndüler.

Hasib Asutay

Kendilerini bindir(ip savaşa göndermen için sana geldiklerinde 'Sizi üzerine bindireceğim bir şey bulamıyorum' deyince, harcayacak bir şey bulamadıklarından üzüntüden gözleri yaş dökerek dönen kimselere de (sorumluluk) yoktur. (44) (44. Sahabelerden yoksul bir grup, Tebük seferine katılmak için yiyecek, giyecek ve binit istemişler. Bulunamayınca ağlayarak geri dönmüşler.)

Hayrat Neşriyat

Kendilerini (savaşa katılmak üzere bir binek te’mîn ederek) bindirmen için sana geldikleri zaman: 'Sizi üzerine bindireceğim bir şey (bir binek) bulamıyorum!' deyince,(kendilerinden) sarf edecek bir şey bulamadıkları için üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselerin aleyhine de (suçlamak için yol yoktur)!

İbni Kesir

Kendilerine binek vermen için sana geldiklerinde: Size bir binek bulamıyorum, dediğin zaman, infak edecek bir şey bulamadıkları için üzüntüden gözleri yaşararak geri dönenlere de bir sorumluluk yoktur.

Mehmet Okuyan

Kendilerine binek sağlaman için sana geldiklerinde “Sizi bindirecek bir (binek) bulamıyorum.” deyince, (savaş için) infak edecek hiçbir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözyaşı dökerek dönen kişilere de (sorumluluk yoktur).

Muhammed Esed

Ve sana, kendilerine binek sağlaman için başvurduklarında, "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" dediğin zaman, bu yolda harcayacak imkanları olmadığı için üzüntüden gözleri yaşararak dönüp gidenler de sorumlu tutulmayacaktır.

Mustafa İslamoğlu

Bir de sana kendilerine binek sağlaman için geldiklerinde, "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" dediğin zaman, bu yolda harcayacak bir şey bulamadıkları için üzüntüden iki gözü iki çeşme geri dönenlere de bir sorumluluk yoktur.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve o kimselere de günah yoktur ki, her ne zaman kendilerine binek veresin diye sana geldikçe, «Sizi üzerine bindirecek bir şey bulamıyorum,» dedin de sarfedecek bir şey bulamadıkları için gözleri yaş döke döke geri dönüverdiler.

Ömer Öngüt

Kendilerine binek vermen için sana geldiklerinde: “Size bir binek bulamıyorum. ” dediğin zaman, infak edecek bir şey bulamadıkları için üzüntüden gözyaşı dökerek geri dönenlere de bir vebal yoktur.

Suat Yıldırım

Ey Resulüm! Binek temin etmen için sana geldiklerinde:"Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum." deyince, harcayacak para bulamamaları sebebiyle gözyaşı döke döke dönüp gidenleri de kınamak doğru değildir.

Süleyman Ateş

Kendilerini (binek sağlayıp) bindirmen için sana geldikleri zaman, sen: "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" deyince harcayacak bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözlerinden yaş akarak dönen kimselerin aleyhine de (yol yoktur, Onlar da kınanmazlar).

Süleymaniye Vakfı

Bir bineğe bindirip savaşa göndermen için sana geldiklerinde, "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum." dediğin zaman, kendileri de harcayacak bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden göz yaşlarıyla dönüp gidenlerin sorumlu tutulması için de bir sebep yoktur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir bineğe bindiresin diye sana gelenler de var. "Sizi bindirecek binek bulamıyorum" dediğinde onlar, harcayacak bir şey bulamadıkları için üzüntüden dolayı gözlerinden yaşlar akarak geri dönmüşlerdi. Onlar da sorumlu tutulmayacaklardır.

Şaban Piriş

Binek vermen için sana geldiklerinde: -Size binek bulamıyorum, dediğin zaman, sarfedecek bir şey bulamadıkları için üzüntülerinden gözleri yaş dökerek geri dönenlere bir sorumluluk yoktur.

Tefhim-ul Kuran

Bir de kendilerini bindirmen için sana her gelişlerinde onlara: «Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum» dediğin ve infak edecek bir şey bulamayıp hüzünlerinden dolayı gözlerinden yaşlar boşana boşana geri dönenler üzerinde de (sorumluluk) yoktur.

Ümit Şimşek

Kendilerine bir binek temin etmen için sana gelip de sen 'Sizi bindirecek birşey bulamadım' dediğinde, bir yol harçlığı bulamadıkları için üzgün ve gözü yaşlı geri dönenleri kınamak için de bir neden yoktur.

Yaşar Nuri Öztürk

Kendilerini bindirmen için sana geldiklerinde sen, "sizi bindirecek bir şey bulamam" deyince, harcayacak bir şey bulamadıklarından, üzüntüyle gözlerinden yaşlar boşalarak geri dönen kimseler için de herhangi bir günah yoktur.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Döyüşə getməyə minikdən ötrü) yanına gəldikdə: ″Sizin minməyiniz üçün bir heyvan tapmıram″,- deyərkən (cihad yolunda) sərf etməyə bir şey tapa bilmədikləri üçün kədərdən gözlərindən yaş axa-axa geri dönənlərdə heç bir günah yoxdur!

Almanca (2)

Almanca — M. A. Rassoul

Noch (trifft) jene (ein Tadel), die zu dir kamen, damit du ihnen die Möglichkeit zu reiten verschafftest, und (zu denen) du sagtest: ʺIch kann nichts finden, womit ich euch beritten machen könnte.ʺ Da kehrten sie um, während ihre Augen von Tränen überflossen aus Kummer darüber, daß sie nichts fanden, was sie hätten ausgeben können.

Almanca — Muhammad Zaidan

noch gegen diejenigen, die zu dir kamen, damit du ihnen Transportmittel bereitstellst, (zu denen) du jedoch sagtest: ʺIch finde nichts (an Reittieren), worauf ich euch befördern könnteʺ, dann sie umkehrten, während ihre Augen voller Tränen waren - aus Traurigkeit darüber, daß sie nichts finden, was sie spenden können.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Absolved also are those who come to you O Muhammad intending sincerely to join your expedition and you tell them: "I do not have the means to carry you to the battle field" and they weep their fill due to their disappointment. They are grieved at heart over their inability to contribute to Allah's purpose which is the heart of their purpose.

Abdul Haleem

And there is no blame attached to those who came to you [Prophet] for riding animals and to whom you said, ‘I cannot find a mount for you’: they turned away with their eyes overflowing with tears of grief that they had nothing they could contribute.

Abdullah Yusuf Ali

Nor (is there blame) on those who came to thee to be provided with mounts, and when thou saidst, "I can find no mounts for you," they turned back, their eyes streaming with tears of grief that they had no resources wherewith to provide the expenses.

Abul A'la Maududi

[9:92] Nor can there be any cause for reproach against those who, when they came to you asking for mounts to go to the battlefront, and when you said that you had no mounts for them, they went back, their eyes overflowing with tears, grieving that they had no resources to enable them to take part in fighting.

Aisha Bewley

nor is anything held against those who, when they came to you for you to provide them with mounts and you said, ‘I cannot find anything on which to mount you,’ turned away with their eyes overflowing with tears, overcome by grief at having nothing to give.

Al-Hilali & Khan

Nor (is there blame) on those who came to you to be provided with mounts, when you said: "I can find no mounts for you," they turned back, while their eyes overflowing with tears of grief that they could not find anything to spend (for Jihâd).

Ali Quli Qarai

Nor [is there any blame] on those to whom, when they came to you to provide them with a mount, you said, ‘I do not find any mount for you,’ and they turned back, their eyes flowing with tears, grieved because they did not find any means to spend.

Amatul Rahman Omar

Nor (a blame lies) on those whom when they came to you ( Prophet! with the request) that you should mount them, you said, `I find not whereon I may mount you. ' They then turned away (helpless as they were) while their eyes were overflowing with tears of grief because they could find nothing that they could spend.

Arthur John Arberry

neither against those who, when they came to thee, for thee to mount them, thou saidst to them, 'I find not whereon to mount you'; they turned away, their eyes overflowing with tears of sorrow, because they found nothing to expend.

Bijan Moeinian

Likewise, there is no blame upon those who came to you asking for the means of transportation and left with tears in their eyes as you did not have any horse or camel to accommodate them and they did not have any mean to provide it themselves either.

E. Henry Palmer

Nor against those to whom, when they came to thee that thou shouldst mount them, thou didst say, 'I cannot find wherewith to mount you,' turned their backs while their eyes poured forth with tears, for grief that they could not find wherewith to expend.

Edip-Layth

Nor upon those who come to ride out with you, while you said, "I do not have any mounts for you;" they turned away while their eyes were flooded with tears out of sadness, for they could not find anything to contribute.

George Sale

Nor on those, unto whom, when they came unto thee, requesting that thou wouldest supply them with necessaries for travelling, thou didst answer, I find not wherewith to supply you, returned, their eyes shedding tears for grief, that they found not wherewith to contribute to the expedition.

Hamid S. Aziz

Nor against those to whom, when they came to you that you should provide mount for them, you did say, "I cannot find whereon to mount you. " They turned their backs while their eyes poured forth with tears, for grief that they could not find the means to spend.

Mahmoud Ghali

Nor (is there any restriction) against the ones who, when they came up to you for you to transport them, you said, "I do not find that which to transport you, " they turned away, and their eyes overflowing with tears, grieved that they did not find (anything) to expend.

Marmaduke Pickthall

Nor unto those whom, when they came to thee (asking) that thou shouldst mount them, thou didst tell: I cannot find whereon to mount you. They turned back with eyes flowing with tears, for sorrow that they could not find the means to spend.

Mohamed Ahmed - Samira

Nor will they be blamed who came to you for transport, to whom you said: "I cannot find any means of conveyance for you," and they went away in tears, grieving that they lacked the means to spend (on carriage).

Muhammad Asad

Nor [shall blame attach] to those who, when they came unto thee [O Prophet, with the request] that thou provide them with mounts, were told by thee, "I cannot find anything whereon to mount you" - [whereupon] they turned away, their eyes overflowing with tears out of sorrow that they had no means to spend [on their equipment].

Mustafa Khattab

Nor ˹is there any blame on˺ those who came to you ˹O Prophet˺ for mounts, then when you said, "I can find no mounts for you," they left with eyes overflowing with tears out of grief that they had nothing to contribute.

Progressive Muslims

Nor upon those who come to ride out with you, while you said: "I do not have any mounts for you;" they turned away while their eyes were flooded with tears out of sadness, for they could not find anything to contribute.

Sahih International

Nor [is there blame] upon those who, when they came to you that you might give them mounts, you said, "I can find nothing for you to ride upon. " They turned back while their eyes overflowed with tears out of grief that they could not find something to spend [for the cause of Allah ].

Sam Gerrans

Nor upon those to whom, when they came to thee, that thou provide them mounts, thou saidst: “I find not whereon to mount you,” they turned back, their eyes overflowing with tears of grief, that they found not what to spend.

Shabbir Ahmed

Nor is there any blame on those who came to you (O Messenger), requesting that you provide them with mounts (horses and camels). You told them, "I cannot find a ride to mount you on." They returned with eyes flowing with tears out of sorrow that they had no means to spend for equipment.

Syed Vickar Ahamed

There is no (blame is there) on those who came to you to be given the mounts (for riding horses for war), and when you said, "I can find no mounts for you," they turned back, their eyes pouring with tears of sorrow that they had nothing with which the expenses could be met.

Taqi Usmani

Nor (is there any blame) on those who, when they came to you so that you might provide them with a carrier (that they could ride for Jihād ) and you said (to them), "I find no carrier to give to you", went back with their eyes flowing with tears in grief, because they had nothing to spend.

The Monotheist Group

Nor upon those who came to ride out with you, while you said: "I do not have any mounts for you;" they turned away while their eyes were flooded with tears out of sadness, for they could not find anything to contribute.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

(Pas de reproche) non plus à ceux qui vinrent te trouver pour que tu leur fournisses une monture et à qui tu dis: ʺJe ne trouve pas de monture pour vous.ʺ Ils retournèrent les yeux débordant de larmes, tristes de ne pas trouver de quoi dépenser.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Li ser wan kesan jî (berpirsî û guneh nîn e) ew ên ku dema hatin cem te da ku tu wan siwar bikî (û wan bişînî şer), te ji wan re got: Tiştekî ku ez we lê siwar bikim tune ye, bi paş ve vegeriyan û ji xemgîniya ku wan tiştek nedît ku pê derkevin cîhadê çavên wan tijî hêstir bûn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

noch hun die, wanneer zij tot jou komen om van jou een rijdier te krijgen en jij moet zeggen: ʺIk vind geen rijdier voor jouʺ, zich dan omkeren terwijl hun ogen van tranen overstromen uit bedroefdheid dat zij over niets beschikken om als bijdrage te geven.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Noch hun die u zijn komen verzoeken, hun benoodigdheden (rijdieren) voor de reis te verschaffen, en die, toen gij hebt geantwoord: Ik heb geene benoodigdheden om u te geven, terugkeerden met de tranen in de oogen, uit verdriet dat zij geene middelen konden vinden om tot den tocht bij te dragen.

Hollandaca — Siregar

En (ook) niet op degenen die, toon zij naar jou kwamen opdat jij lien zou vervoeren. (En) jij zei: ʺIk kan niets vinden waarop jullie vervoerd kunnen worden,ʺ (en) zij draaiden zich om, terwijl hun ogen overstroomden van tranen, uit droefheid omdat zij niets konden vinden om als bijdrage te besteden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (также нет греха) ни на тех, которые, когда они пришли к тебе (о, Посланник), чтобы ты их отправил (в поход), ты сказал: «Не нахожу я (верхового животного), на чем вас отправить». Они отвернулись, и глаза их были полны слез от печали, что они не нашли, что расходовать (и что не смогли принять участи в достойном деле и обрести большую награду).

Rusça — Osmanov

[Нет греха] также на тех, которым, когда они пришли к тебе с просьбой, чтобы ты дал им верховых животных [для похода], ты ответил: ʺНе на чем мне вас отправитьʺ. Они ушли от тебя с глазами, полными слез от огорчения из-за того, что им нечего потратить [на борьбу во имя Аллаха].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Inte heller kan de klandras som vände sig till dig för att du skulle ge dem riddjur och som, när du svarade: ʺJag har inga riddjur att ge erʺ, gick sin väg med tårar i ögonen därför att de inte själva kunde bekosta dem.