Andolsun, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde, Allah'ın dini galip geldi.

لَقَدِ ابْتَغَوُا الْفِتْنَةَ مِنْ قَبْلُ وَقَلَّبُوا لَكَ الْاُمُورَ حَتّٰى جَاءَ الْحَقُّ وَظَهَرَ اَمْرُ اللّٰهِ وَهُمْ كَارِهُونَ

le ḳadi bteğavu l-fitnete min ḳablu ve ḳallebū leke l-umūra Hattā cā'e l-Haḳḳu ve Zehera emru (a)llahi ve hum kārihūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لَقَدِle ḳadiandolsun ki
2ابْتَغَوُاbteğavuب غ يAzgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramakistediler
3الْفِتْنَةَl-fitneteف ت نDenemek veya kanıtlamak, zulmetmek, yakmak, denemek, sıkıntıya ve zorluğa sokmak, katletmek, hataya sürüklemek, herhangi bir yolla imandan saptırmak, yanıltmak, görüş ayrılığı veya anlaşmazlık yaratmak, kötülük, karışıklığa sokmak, cezalandırmak, cevap veya mazeret sunmak, ayartmak, ayartmaya yönlendirmek, girişimde bulunmak, baştan çıkarmak. Fitne - zulüm, deneme, sınama, yakma, deneme, cevap, mazeret, savaş, bir kişinin iyi veya kötü açıdan durumunun ortaya çıktığı araçlar, zorluk, ceza, cevap, ayartma, ateşle yakma.fitne çıkarmak
4مِنْmin
5قَبْلُḳabluق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekönceden de
6وَقَلَّبُواve ḳallebūق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpve ters çevirdiler
7لَكَlekesana
8الْاُمُورَl-umūraا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmaknice işleri
9حَتّٰىHattānihayet
10جَاءَcā'eج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgeldi
11الْحَقُّl-Haḳḳuح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhak
12وَظَهَرَve Zeheraظ ه رGörünmek, belirgin/açık/net/bariz olmak, ortaya çıkmak, yükselmek/tırmanmak, üstün gelmek, bilmek, ayırt etmek, aşikar olmak, ilerlemek, öğleye girmek, ihmal etmek, üstünlük sağlamak, sırta yara açmakgalebe çaldı
13اَمْرُemruا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemri
14اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
15وَهُمْve humve onlar
16كَارِهُونَkārihūneك ر هZor bulmak, hoşlanmamak, onaylamamak, tiksinti duymak, isteksiz olmak, tiksinmek, nefret etmek, iğrenmek, nefret etmek, isteksiz olmakistemedikleri halde

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Andolsun ki onlar, bundan önce de fitne ve fesat peşinde koşmuşlar, işini gevşetmeye uğraşıp aleyhine düzenler kurmuşlardı da sonucu gerçek olan yardım vaadi gelip çatmış ve Allah'ın dîni, onların zoruna gitse de meydana çıkmıştı.

Adem Uğur

Andolsun onlar önceden de fitne çıkarmak istemişler ve sana nice işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah'ın emri yerini buldu.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki, daha önce de fitne aradılar ve işleri senin için tersine çevirdiler. . . Nihayet Hak geldi ve onlar hoşlanmasa da Allah'ın hükmü açığa çıktı.

Ahmet Tekin

Bunlar daha önce de fitne çıkarmak, bozgunculuk yapmak, mü’minler arasında ihtilâflar doğurmak, düşmanlarla gözünüzü korkutmak istediler. Sana karşı türlü türlü dümenler çevirip işlerini, planlarını, kurduğun düzeni altüst etmek istediler. Nihayet ilâhî yardım ve zafer müyesser oldu. Onlar istemese de, Allah’ın planı gerçekleşti, dini, düzeni hâkim hâle geldi.

Ahmet Varol

Onlar daha önce de fitne çıkarmaya çalışmış ve sana karşı birtakım işler çevirmişlerdi. Sonunda onlar istemedikleri halde hak geldi ve Allah'ın emri üstünlük sağladı.

Ali Bulaç

Andolsun, daha önce onlar fitne aramışlardı. Ve sana karşı birtakım işler çevirmişlerdi. Sonunda onlar, istemedikleri halde hak geldi ve Allah'ın emri ortaya çıkıp üstünlük sağladı.

Ali Fikri Yavuz

Doğrusu bunlar, daha önce (Uhud savaşında) fitne çıkarmak istemişler ve sana türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet onlar istemedikleri halde, zafer geldi ve Allah’ın dini üstün çıktı.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, daha önce de karışıklık çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü işler çevirmişlerdi. Sonunda gerçek geldi ve onların istememelerine karşın, Allah'ın buyruğu gerçekleşti.

Bayraktar Bayraklı

Aslında onlar, daha önce de karışıklık çıkarmak istemişlerdi; sana karşı birtakım işler çeviriyorlardı. Sonunda gerçek ortaya çıktı ve beğenmedikleri halde Allah'ın buyruğu üstün geldi.

Bekir Sadak

And olsun ki, daha once de fitne koparmak istemislerdi. Sana karsi bir takim isler ceviriyorlardi, sonunda onlar istemedekleri halde hak ortaya cikti, Allah'in emri ustun geldi.

Celal Yıldırım

And olsun ki, onlar bundan önce de fitne çıkarmak istemişlerdi, sana karşı birtakım entrikalar çevirmişlerdi. Hoşlanmadıkları halde hak geldi ve Allah'ın emri üstünlük sağladı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Aslında onlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet onlar istemeseler de hak yerini buldu ve Allah’ın iradesi galip geldi.

Diyanet İşleri

Andolsun, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde, Allah'ın dini galip geldi.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki, daha önce de fitne koparmak istemişlerdi. Sana karşı bir takım işler çeviriyorlardı, sonunda onlar istemedikleri halde hak ortaya çıktı, Allah'ın emri üstün geldi.

Diyanet Vakfi

Andolsun onlar önceden de fitne çıkarmak istemişler ve sana nice işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah'ın emri yerini buldu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Şurası kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve Allah'ın emri onların zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gerçekte onlar, fitneyi daha önce çıkarmak istediler ve sana karşı türlü işler çevirdiler. Sonunda, onların hoşuna gitmemesine rağmen, hak yerini buldu ve Allah'ın emri üstün geldi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Filhakıka bunlar fitneyi daha evvel çıkarmak istediler ve sana türlü işler çevirdiler nihayet onların rağmına hak, yerine geldi ve Allahın emri galebe çaldı

Erhan Aktaş

Daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet, Hakk geldi ve onlar istemedikleri halde, Allah'ın emri gerçekleşti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet, hakk geldi ve onlar istemedikleri halde, Allah'ın emri gerçekleşti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet, hakk geldi ve onlar istemedikleri halde, Allah'ın emri gerçekleşti.

Fizilal-il Kuran

Onlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler, sana karşı çeşitli entrikalar çevirmişlerdi. Sonunda gerçek geldi ve onların istememesine rağmen, Allah'ın emri üstün çıktı.

Gültekin Onan

Andolsun, daha önce onlar fitne aramışlardı. Ve sana karşı birtakım / nice buyrukları (tersine) çevirmişlerdi (kallebu). Sonunda onlar, istemedikleri halde gerçek geldi ve Tanrı'nın buyruğu ortaya çıktı.

Hamdi Döndüren

Şüphesiz onlar bundan önce de fitne çıkarmak istemişler, hakkında ne işler çevirmişlerdi. Sonunda hak geldi, onlar istemeseler de Allah’ın buyruğu üstün oldu.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki onlar bundan evvel de fitne (ve fesad) aramışlar, senin hakkında bir takım işler (dolablar) çevirmişlerdi. Nihayet Hak (nusret ve te'yid-i ilahi) geldi. Allahın emri (dini), onların fenalarına gitmesine rağmen, zuhur ve galebe etdi.

Hasib Asutay

Andolsun daha önce de (24) fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı nice işler çevirmişlerdi. Nihâyet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah'ın emri açığa çıktı. (24. Münafıklar Uhud savaşında da fitne çıkarmışlardı.)

Hayrat Neşriyat

And olsun ki (onlar) daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana birtakım işler çevirmişlerdi; nihâyet hak geldi ve onlar (bundan) hoşlanmayan kimseler oldukları hâlde Allah’ın emri galib geldi.

İbni Kesir

Andolsun ki, onlar daha önce de fitne aramışlar ve sana karşı bir takım işler çevirmişlerdi. Nihayet Hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah'ın emri zahir oldu.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki onlar (Tebük’ten) önce de fitne çıkarmak (huzuru bozmak) istemişler ve sana (karşı) nice işler çevirmişlerdi. Sonunda gerçek gelmiş ve onlar istemedikleri hâlde Allah’ın emri ortaya çıkmıştı (yerini bulmuştu).

Muhammed Esed

Aslında onlar bundan önce de fitne çıkarmaya çalışmışlar ve sana karşı (ey Peygamber) türlü türlü düzenler kuragelmişlerdi, ta ki onların hiç hoşuna gitmese de hak vahyedilip Allahın yargı ve iradesi kendini gösterinceye kadar.

Mustafa İslamoğlu

Zaten onlar daha önce de fitne çıkarmaya çalışmışlar ve sana karşı epey işler çevirmişlerdi; ta ki hak tecelli edinceye ve Allah'ın yasası onların hoşuna gitmeyecek bir biçimde gerçekleşinceye dek.

Ömer Nasuhi Bilmen

Muhakkak ki onlar daha evvel fitne çıkarmak istemişlerdi ve sana işleri altüst etmişlerdi. Tâ ki, hak geldi ve onların kerih görmüş olmalarına rağmen Allah Teâlâ'nın emri zahir oldu.

Ömer Öngüt

Andolsun ki daha önce de fitne koparmak istemişler ve sana nice işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah'ın emri galip geldi.

Suat Yıldırım

Gerçekten bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve işleri tersyüz ederek seni yanıltmaya çalışmışlardı. Nihayet, onlar hoşlanmasa da hakikat ortaya çıkmış ve Allah’ın emri galebe çalmıştı.

Süleyman Ateş

(Onlar) önceden de fitne çıkarmak istediler ve sana nice işleri ters çevirdiler. Nihayet hak geldi, onlar istemedikleri halde Allah'ın emri galebe çaldı.

Süleymaniye Vakfı

Bunlar daha önce de fitne peşinde koştular ve senin işlerini alt üst ettiler. Onlar hoşlanmasalar da sonunda hak yerini buldu ve Allah'ın emri hakim oldu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunlar daha önce de fitne çıkarmaya çalışmış ve senden dolayı işleri altüst etmişlerdi. Onlar hoşlanmasalar da sonunda hak yerini buldu ve Allah'ın buyruğu üstün geldi.

Şaban Piriş

Daha önce de fitne koparmak istemişlerdi. Sana karşı bir takım işler çeviriyorlardı. Sonunda hak geldi, onların istememesine rağmen Allah'ın emri üstün oldu.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, daha önce onlar fitne aramışlardı. Ve sana karşı birtakım işler çevirmişlerdi. Sonunda onlar, istemedikleri halde hak geldi ve Allah'ın emri ortaya çıkıp üstünlük sağladı.

Ümit Şimşek

Bundan önce de onlar fitne çıkarmak istemiş ve senin işlerini alt üst etmeye çalışmışlardı. Nihayet hak gelmiş, onlar hoşlanmadığı halde Allah'ın emri gerçekleşmişti.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun ki, onlar önceden de fitne çıkarmak istemiş ve nice işleri sana, olduğundan başka türlü göstermişlerdi. Nihayet hak geldi, onların istememesine rağmen Allah'ın emri galebe çaldı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar əvvəllər də fitnəkarlıq etməyə çalışmış və sənin əleyhinə hiylələr qurmuşdular. Axır ki, haqq yerini tapdı və onlar istəmədikləri halda Allahın hökmü qələbə çaldı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar əvvəl də (Ühüd döyüşündə) fitnə törətmək istəmiş və sənin üçün bir para işləri alt-üst etmişdilər. Nəhayət, onlar istəmədikləri halda, haqq gəldi və Allahın əmri zahir oldu.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie haben schon früher danach getrachtet, Zwietracht zu verbreiten und haben dir alles verdreht, bis die Wahrheit zu Tage kam und Gottes Entscheidung vorherrschte, was ihnen zuwider war.

Almanca — Der Edle Quran

Sie haben bereits zuvor danach getrachtet, euch der Versuchung auszusetzen, und haben dir die Angelegenheiten umgekehrtʹ, bis die Wahrheit kam und die Anordnung Allahs erschien, obwohl es ihnen zuwider war.

Almanca — M. A. Rassoul

Schon vorher trachteten sie nach Verwirrung und schmiedeten Pläne gegen dich, bis die Wahrheit kam und Allahs Wille durchgesetzt wurde, obgleich es ihnen zuwider war.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, bereits waren sie vorher um Fitna bemüht und wollten deine Angelegenheiten (durch Intrigen) durcheinander bringen, bis dieWahrheit kam und die Sache ALLAHs siegte, während sie (diesem) abgeneigt sind.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They made it their aim before truth prevailed to sow thoughts of sedition and discord and the wicked plotted against the just. They deranged your ordinary pursuits of life O Muhammad as well as your divine course of action, hoping you would not prevail and firmly establish Allah's system of faith and worship. But great is truth and it did prevail, and there did Allah's word, as is always expected, assume the top, notwithstanding their opposition and their evil feeling.

Abdul Haleem

Indeed, they had tried before that to stir up discord: they devised plots against you [Prophet] until the truth was exposed and God’s will triumphed, much to their disgust.

Abdullah Yusuf Ali

Indeed they had plotted sedition before, and upset matters for thee, until,- the Truth arrived, and the Decree of Allah became manifest much to their disgust.

Abul A'la Maududi

[9:48] Surely they sought even earlier to stir up sedition, and turned things upside down to frustrate you until the Truth came and the decree of Allah appeared, however hateful this may have been to them.

Aisha Bewley

They have already tried to cause conflict before, and turned things completely upside down for you, until the truth came and Allah’s command prevailed even though they detested it.

Al-Hilali & Khan

Verily, they had plotted sedition before, and had upset matters for you, until the truth (victory) came and the Decree of Allâh (His religion, Islâm) became manifest though they hated it.

Ali Quli Qarai

They certainly sought to cause sedition earlier, and upset the matters for you, until the truth came and Allah’s command prevailed, much as they were averse.

Amatul Rahman Omar

They already sought to create dissension before this and they had been meditating plots to upset your plans till the truth became manifest and the decree of Allâh prevailed, though they considered (it) hard.

Arthur John Arberry

They sought to stir up sedition already before, and turned things upside down for thee, until the truth came, and God's command appeared, though they were averse.

Bijan Moeinian

Even before this, these people had created lots of troubles and had to recourse to all kind of plots against you till the truth became evident and made them upset.

E. Henry Palmer

They used to crave sedition before and upset thy affairs; until the truth came, and God's bidding was made manifest, averse although they were.

Edip-Layth

They wanted to test from before, and they turned matters upside down for you until the truth came and God's command was revealed, while they hated it.

George Sale

They formerly sought to raise a sedition, and they disturbed thy affairs, until the truth came, and the decree of God was made manifest; although they were averse thereto.

Hamid S. Aziz

They used to crave sedition before and upset your affairs, until the Truth came, and Allah's decree was made manifest, much to their aversion (disgust, consternation).

Mahmoud Ghali

Indeed they inequitably sought (to stir up) sedition already earlier and turned the commands about for you, until the Truth came, and the Command of Allah became topmost, and they are hating (that). .

Marmaduke Pickthall

Aforetime they sought to cause sedition and raised difficulties for thee till the Truth came and the decree of Allah was made manifest, though they were loth.

Mohamed Ahmed - Samira

They had tried to create disorder before and intrigued against you, but truth came out in the end and God's will prevailed, even though they did not like it.

Muhammad Asad

Indeed, even before this time have they tried to stir up discord and devised all manner of plots against thee, [O Prophet,] until the truth was revealed and God's will became manifest, however hateful this may have been to them.

Mustafa Khattab

They had already sought to spread discord before[1] and devised every ˹possible˺ plot against you ˹O Prophet˺, until the truth came and Allah’s Will prevailed—much to their dismay.

Progressive Muslims

They wanted to cause an ordeal from before, and they turned matters upside down for you until the truth came and God's command was revealed, while they hated it.

Sahih International

They had already desired dissension before and had upset matters for you until the truth came and the ordinance of Allah appeared, while they were averse.

Sam Gerrans

They sought the means of denial before, and overturned matters for thee, until the truth came and the command of God was made manifest when they were averse.

Shabbir Ahmed

They have sought to create dissension among you before, and raised difficulties for you (O Prophet). They did that till the Truth came and the Decree of Allah prevailed, though they detested it.

Syed Vickar Ahamed

Verily, indeed they had planned rebellion before, and caused problems for you, till the Truth came, and the Order of Allah became clear, much to their dislike.

Taqi Usmani

They sought mischief even earlier and tried to upset matters for you, until the Truth arrived and the will of Allah prevailed, though they disliked it.

The Monotheist Group

They wanted to cause an ordeal from before, and they turned matters upside down for you until the truth came and the command of God was revealed, while they hated it.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils ont, auparavant, cherché à semer la discorde (dans vos rangs) et à embrouiller tes affaires jusquʹà ce que vînt la vérité et triomphât le commandement dʹAllah, en dépit de leur hostilité.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Resûlê min!) Bêguman berî vêga (di cenga Tebûkê de) jî ji bo we xerabî dixwestin, fetl û dekan ji bo te digerandin, heta ku heq (arîkariya Xwedê û piştevaniya wî ji bo te) hat û dînê Xwedê bi ser ket, digel ku wan ev nediviya jî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij hadden er vroeger al naar gestreefd jullie in verzoeking te brengen en zij stelden voor jou de zaken anders voor totdat de waarheid kwam en Gods ordening de overhand kreeg, hoewel het hun tegenstond.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Reeds vroeger trachtten zij opstand te veroorzaken, en zij verwarden uwe zaken, tot de waarheid verscheen en Gods bevel duidelijk werd gemaakt, hoewel zij er afkeerig van waren.

Hollandaca — Siregar

Voorzeker, voorheen probeerden zij reeds twee dracht te zaaien en zij verzonnen listen tegen jou, tot de Waarheid kwam en de verordening van Allah zegevierde, terwijl zij er een afkeer van hadden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Уже (прежде) [до похода на Табук] они [лицемеры] стремились к смуте [отклоняли от Веры и удерживали от пути Аллаха] и тщательно обдумывали по отношению к тебе дела [замышляли козни и ухищрения, чтобы представить то, с чем ты к ним явился, в ложном свете], пока не пришла истина [помощь Аллаха] и (пока) не победило дело Аллаха [Ислам], хотя они и ненавидели (это) [не желали этого].

Rusça — Osmanov

Они и раньше пытались посеять смуту и представляли тебе события в искаженном виде, пока не явилась истина и не обнаружилось веление Аллаха, хотя это и было им ненавистно.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Även tidigare försökte de vigla upp dina män och vållade dig många svårigheter, till dess att sanningen kom fram och Guds vilja uppenbarades - till deras stora förargelse.