Andolsun, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde, Allah'ın dini galip geldi.
لَقَدِ ابْتَغَوُا الْفِتْنَةَ مِنْ قَبْلُ وَقَلَّبُوا لَكَ الْاُمُورَ حَتّٰى جَاءَ الْحَقُّ وَظَهَرَ اَمْرُ اللّٰهِ وَهُمْ كَارِهُونَ
le ḳadi bteğavu l-fitnete min ḳablu ve ḳallebū leke l-umūra Hattā cā'e l-Haḳḳu ve Zehera emru (a)llahi ve hum kārihūne
Onlardan "Bana izin ver, beni fitneye (isyana) sevk etme" diyen de vardır. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. Şüphesiz ki cehennem, kafirleri elbette kuşatacaktır.
وَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ ائْذَنْ لِي وَلَا تَفْتِنِّي اَلَا فِي الْفِتْنَةِ سَقَطُوا وَاِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحِيطَةٌ بِالْكَافِرِينَ
ve minhum men yeḳūlu 'ƶen lī ve lā teftinnī elā fī l-fitneti seḳaTū ve inne cehenneme le muHīTatun bi l-kāfirīne
Sana bir iyilik gelirse, bu onları üzer. Eğer başına bir musibet gelirse, "Biz tedbirimizi önceden almıştık" derler ve sevinerek dönüp giderler.
اِنْ تُصِبْكَ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْ وَاِنْ تُصِبْكَ مُصِيبَةٌ يَقُولُوا قَدْ اَخَذْنَٓا اَمْرَنَا مِنْ قَبْلُ وَيَتَوَلَّوْا وَهُمْ فَرِحُونَ
in tuSibke Hasenetun tesu'hum ve in tuSibke muSībetun yeḳūlū ḳad eḣaƶnā emranā min ḳablu ve yetevellev ve hum feriHūne
De ki: "Bizim başımıza ancak, Allah'ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü'minler, yalnız Allah'a güvensinler."
قُلْ لَنْ يُصِيبَنَا اِلَّا مَا كَتَبَ اللّٰهُ لَنَا هُوَ مَوْلٰينَاۚ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ
ḳul len yuSībenā illā mā ketebe (a)llahu lenā huve mevlānā ve ǎlā (a)llahi fe l yetevekkeli l-mu'minūne
De ki: "Bizim için siz, (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. Biz de, Allah'ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. Haydi bekleyedurun. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz."
قُلْ هَلْ تَرَبَّصُونَ بِنَا اِلَّٓا اِحْدَى الْحُسْنَيَيْنِ وَنَحْنُ نَتَرَبَّصُ بِكُمْ اَنْ يُصِيبَكُمُ اللّٰهُ بِعَذَابٍ مِنْ عِنْدِهِ اَوْ بِاَيْدِينَا فَتَرَبَّصُوا اِنَّا مَعَكُمْ مُتَرَبِّصُونَ
ḳul hel terabbeSūne binā illā iHdā l-Husneyeyni ve neHnu neterabbeSu bikum en yuSībekumu (a)llahu bi ǎƶābin min ǐndihi ev bi eydīnā fe terabbeSū innā meǎkum muterabbiSūne
Yine de ki: "İster gönüllü, ister gönülsüz olarak harcayın, sizden asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz."
قُلْ اَنْفِقُوا طَوْعًا اَوْ كَرْهًا لَنْ يُتَقَبَّلَ مِنْكُمْ اِنَّكُمْ كُنْتُمْ قَوْمًا فَاسِقِينَ
ḳul enfiḳū Tav'ǎn ev kerhen len yuteḳabbele minkum innekum kuntum ḳavmen fāsiḳīne
Harcamalarının kabul edilmesine, yalnızca, Allah'ı ve Resulünü inkar etmeleri, namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur.
وَمَا مَنَعَهُمْ اَنْ تُقْبَلَ مِنْهُمْ نَفَقَاتُهُمْ اِلَّٓا اَنَّهُمْ كَفَرُوا بِاللّٰهِ وَبِرَسُولِهِ وَلَا يَأْتُونَ الصَّلٰوةَ اِلَّا وَهُمْ كُسَالٰى وَلَا يُنْفِقُونَ اِلَّا وَهُمْ كَارِهُونَ
ve mā meneǎhum en tuḳbele minhum nefeḳātuhum illā ennehum keferū bi(a)llahi ve bi rasūlihi ve lā ye'tūne S-Salāte illā ve hum kusālā ve lā yunfiḳūne illā ve hum kārihūne