Tevbe Suresi 30. Ayet — Elfaz
Yahudiler, "Üzeyr, Allah'ın oğludur" dediler. Hıristiyanlar ise, "İsa Mesih, Allah'ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah, onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!
1وَقَالَتِve ḳāletive dediler kiBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2الْيَهُودُl-yehūduYahudilerMarife (Belirlilik Takısı)+Özel İsim
3عُزَيْرٌǔzeyrunUzeyrÖzel İsim
4ابْنُbnuoğludurİsimب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile
5اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
6وَقَالَتِve ḳāletive dedilerBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
7النَّصَارَىn-neSārāHıristiyanlarMarife (Belirlilik Takısı)+Özel İsimن ص رyardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumak
8الْمَسِيحُl-mesīHuMesihMarife (Belirlilik Takısı)+Özel İsim
9ابْنُbnuoğludurİsimب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile
10اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
11ذٰلِكَƶālikebuİşaret Zamiri
12قَوْلُهُمْḳavluhumonların sözleridirİsim+Zamirق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
13بِاَفْوَاهِهِمْbi efvāhihimağızlarıyla (geveledikleri)Harf-i Cer+İsim+Zamirف و هBir harfi veya kelimeyi telaffuz etmek, bir söylem. famun/fumun (çoğul: afwah) - ağız.
14يُضَاهِؤُ۫نَyuDāhiūnebenzetiyorlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · Mufâ'ale Bâbıض ه اBenzemek, andırmak, emsal olmak
15قَوْلَḳavlesözlerineİsimق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
16الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerinİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
17كَفَرُواkeferūinkar edenlerinMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaret
18مِنْminHarf-i Cer
20قَاتَلَهُمُḳātelehumuonları kahretsinMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · Mufâ'ale Bâbıق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmak
21اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
22اَنّٰىennānasıl daSoru Ekiا ن يZamanı geldi; veya öyleydi, veya oldu, veya yaklaştı; O (bir şey) zamanının gerisinde veya sonrasındaydı; o veya o (bir insan) geride, geriye doğru veya geç kaldı; o gecikti veya geri durdu. Onu erteledi, öteledi, geciktirdi, yavaşlattı, alıkoydu, engelledi; Bir saat veya kısa bir süre, veya bir zaman, veya belirsiz bir zaman; herhangi bir zaman dilimi; en uç nokta, erişim veya derece; Zamanı gelmiş veya yaklaşmış olan ve zamanına, tam veya son zamanına veya durumuna; olgunluğa veya olgunlaşmaya ulaşmış bir şey; Nereden? (bir şeyin yönü veya kaynağı hakkında sorgulayıcı) ve nereden (bir durumu belirtmek için kullanılır); Nerede? ve nerede (bir durumu belirtmek ve bir durumu belirtmek için kullanılan zarfsal isimlerden biri olarak), nereden olursa olsun; her nerede (hangi yön veya kaynaktan olursa olsun): ne zaman; nasıl; her nasıl olursa olsun.
23يُؤْفَكُونَyu'fekūneçevriliyorlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibا ف كDurumunu/tavrını değiştirmek, geri çevirmek/döndürmek, fikir/yargı değiştirmek/saptırmak, aldatmak, yalan/yanlış söylemek, devirmek, baştan çıkarmak.