Sonra Allah, Resulü ile mü'minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkar edenlere azap verdi. İşte bu, inkarcıların cezasıdır.

ثُمَّ اَنْزَلَ اللّٰهُ سَكِينَتَهُ عَلٰى رَسُولِهِ وَعَلَى الْمُؤْمِنِينَ وَاَنْزَلَ جُنُودًا لَمْ تَرَوْهَا وَعَذَّبَ الَّذِينَ كَفَرُوا وَذٰلِكَ جَزَاءُ الْكَافِرِينَ

ṧumme enzele (a)llahu sekīnetehu ǎlā rasūlihi ve ǎlā l-mu'minīne ve enzele cunūden lem teravhā ve ǎƶƶebe (e)lleƶīne keferū ve ƶālike cezā'u l-kāfirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1ثُمَّṧummesonra, ayrıca
2اَنْزَلَenzeleن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirdi
3اللّٰهُ(a)llahuAllah
4سَكِينَتَهُsekīnetehuس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmeksekinetini
5عَلٰىǎlāüzerine
6رَسُولِهِrasūlihiر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleElçisinin
7وَعَلَىve ǎlāve üzerine
8الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanmü'minlerin
9وَاَنْزَلَve enzeleن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.ve indirdi
10جُنُودًاcunūdenج ن دOrduları toplamak veya bir araya getirmek, ordu hazırlamak, Jundun [savaş için hazırlanmış toplanan askerler; yardımcı kuvvetler].askerler
11لَمْlem
12تَرَوْهَاteravhāر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.sizin görmediğiniz
13وَعَذَّبَve ǎƶƶebeع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12ve azab etti
14الَّذِينَ(e)lleƶīneolanlara
15كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretkafirlere
16وَذٰلِكَve ƶālikeişte budur
17جَزَاءُcezā'uج ز يTatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmekcezası
18الْكَافِرِينَl-kāfirīneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretkafirlerin

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonra da Allah, Peygamberine ve inanlara mânevi kuvvetini ihsân etmişti ve görmediğiniz orduları indirerek kâfirleri azaplandırmıştı ve işte kâfirlerin cezâsı da budur.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sonra da Allah, Peygamberine ve inanlara mânevi kuvvetini ihsân etmişti ve görmediğiniz orduları indirerek kâfirleri azaplandırmıştı ve işte kâfirlerin cezâsı da budur.

Adem Uğur

Sonra Allah, Resûl'ü ile müminler üzerine sekînetini (sükûnet ve huzur duygusu) indirdi, sizin görmediğiniz ordular (melekler) indirdi de kâfirlere azap etti. İşte bu, o kâfirlerin cezasıdır.

Ahmed Hulusi

Sonra Allah, Rasulünün ve iman edenlerin üzerine sakinlik ve O'na güven hissi inzal etti, sizin görmediğiniz ordularını da (melekler) inzal etti. . . (Böylece) hakikat bilgisini inkar edenleri azaplandırdı. . . Hakikat bilgisini inkar edenlerin karşılığı işte budur!

Ahmet Tekin

Sonra Allah, Rasulüne ve mü’minlere rahmet ve huzur indirdi, gözünüzle göremediğiniz, askerî erkân ve ordular indirdi. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenleri, kâfirleri cezalandırdı. Kâfirlerin cezası işte budur.

Ahmet Varol

Sonra Allah, Peygamber'ine ve mü'minlere güven duygusu (sekinet) verdi, sizin görmediğiniz askerler indirdi ve inkar edenleri azaplandırdı. Kâfirlerin cezası işte budur.

Ali Bulaç

(Bundan) Sonra Allah, elçisi ile mü'minlerin üzerine 'güven duygusu ve huzur' indirdi, sizin görmediğiniz orduları indirdi ve inkar edenleri azablandırdı. Bu, inkarcıların cezasıdır.

Ali Fikri Yavuz

Sonra Allah, Rasûlünün ve müminlerin üzerine rahmetini indirdi, görmediğiniz (meleklerden) ordular indirdi de, küfredenleri azablandırdı. İşte bu, kâfirlerin cezasıdır.

Ali Rıza Safa

Sonra, Allah, Kendi elçisinin ve inananların üzerine bir dinginlik indirdi. Ve sizin göremediğiniz ordular indirerek, nankörlük edenleri cezalandırdı. Nankörlük edenlerin cezası, işte böyledir.

Bayraktar Bayraklı

Sonra Allah, Peygamber'inve müminlerin üzerine güven duygusunu indirdi. Sizin görmediğiniz ordular indirdi de kafirlere azap etti. İşte bu, o kafirlerin cezasıdır.

Bekir Sadak

Bozgundan sonra Allah, peygamberine, muminlere guvenlik verdi ve gormediginiz askerler indirdi; inkar edenleri azaba ugratti. Inkaarcilarin cezasi budur.

Celal Yıldırım

Sonra Allah, Peygamberi ve mü'minler üzerine sükûnet, emniyet ve gönül yatışkanlığı indirmişti; derken görmediğiniz askerleri de indirmişti ve inkâr edenleri azaba uğratmıştı, fşte bu, kâfirlerin cezasıdır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bunun üzerine Allah, peygamberinin ve müminlerin üzerine kendi katından bir güven duygusu indirdi, bir de göremediğiniz askerler gönderdi ve böylece inkâr edenlerin cezasını verdi. İşte bu, inkârcıların hakettiği karşılıktır.

Diyanet İşleri

Sonra Allah, Resulü ile mü'minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkar edenlere azap verdi. İşte bu, inkarcıların cezasıdır.

Diyanet İşleri (eski)

Bozgundan sonra Allah, Peygamberine, müminlere güvenlik verdi ve görmediğiniz askerler indirdi; inkar edenleri azaba uğrattı. İnkarcıların cezası budur.

Diyanet Vakfi

Sonra Allah, Resûl'ü ile müminler üzerine sekînetini (sükûnet ve huzur duygusu) indirdi, sizin görmediğiniz ordular (melekler) indirdi de kâfirlere azap etti. İşte bu, o kâfirlerin cezasıdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sonra Allah, Resulünün üzerine ve müminlerin üzerine sekinetini (kalplere huzur veren rahmetini) indirdi ve gözle görmediğiniz ordular indirdi de kendisini tanımayan kâfirleri azaba uğrattı. Ve o kâfirlerin cezası işte budur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra Allah, peygamberinin ve mü'minlerin üzerine kalplere sükunet veren rahmetini indirdi ve görmediğiniz ordular indirip kendisini tanımayanları azaba uğrattı. İşte kafirlerin cezası budur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra Allah, Resulünün üzerine ve mü'minlerin üzerine sekinetini indirdi ve görmediğiniz ordular indirdi de kendisini tanımıyanları azaba uğrattı, ve bu işte kafirlerin cezası

Erhan Aktaş

Sonra Allah, Resul'ünün ve İman Edenlerin üzerine dinginlik ve güven indirdi. Görmediğiniz ordular indirdi ve Kafirlere azap verdi. İşte budur Kafirlerin cezası.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra Allah, Resul'ünün ve inananların üzerine dinginlik ve güven indirdi. Görmediğiniz ordular indirdi ve gerçeği Kafirlere azap verdi. İşte budur Kafirlerin cezası.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra Allah, Rasulü'nün ve inananların üzerine dinginlik ve güven indirdi. Görmediğiniz ordular indirdi ve gerçeği yalanlayan nankörlere azap verdi. İşte budur gerçeği yalanlayan nankörlerin cezası.

Fizilal-il Kuran

Bu bozgunun arkasından Allah, Peygamberinin ve müminlerin kalblerine güven duygusu indirdi ve görmediğiniz ordular göndererek kâfirleri azaba çarptırdı. Kâfirlerin görecekleri karşılık budur.

Gültekin Onan

(Bundan) Sonra Tanrı, elçisi ile inançlıların üzerine 'güven duygusu ve huzur' indirdi, sizin görmediğiniz orduları indirdi ve küfredenleri azablandırdı. Bu, kafirlerin cezasıdır.

Hamdi Döndüren

(Bu yenilgiden) sonra Allah, Peygamber’inin ve mü’minlerin üzerine sekînetini (sükûnet ve gönül huzurunu) indirdi. Sizin görmediğiniz askerler gönderdi. ve böylece inkârcıları cezalandırdı. İşte bu, inkâr edenlerin cezasıdır!

Hasan Basri Çantay

Sonra Allah; resulü ile mü'minlerin üzerine sekinetini (kuvve-i ma'neviyyesini) indirdi, görmediğiniz (melek) orduları (nı) indirdi ve kafirleri azablandırdı. Bu, o kafirlerin cezası idi.

Hasib Asutay

Sonra Allah, resulünün ve müminlerin üzerine sekinetini (huzur ve güveni) indirdi. Görmediğiniz ordular (melekler) indirdi ve inkâr edenlere azap etti. İşte kâfirlerin cezası budur.

Hayrat Neşriyat

Sonra Allah, peygamberinin üzerine ve mü’minlerin üzerine sekînetini (kalblere sükûnet ve huzur veren rahmetini) indirdi; hem sizin görmediğiniz (meleklerden) ordular indirdi ve inkâr edenlere azâb etti. Kâfirlerin cezâsı ise, işte budur.

İbni Kesir

Bilahare Allah; Rasulü ile mü'minlerin üzerine sekinetini indirmişti, görmediğiniz orduları da indirmişti. Ve kafirleri azaba uğratmıştı. Kafirlerin cezası buydu.

Mehmet Okuyan

Sonra Allah, Elçisi'ne ve müminlere güven indirmişti. Sizin görmediğiniz ordular (melekler) göndermişti de kâfirlere azap etmişti. İşte bu, kâfir olanların cezasıdır.

Muhammed Esed

Bunun üzerine, Allah, Elçisinin ve inananların içlerine katından bir sükunet indirmiş, görmediğin güçlerle donatmış ve hakkı inkara şartlanan kimseleri azaba uğratmıştı ki, hakkı inkar edenlerin cezası da böyledir zaten!

Mustafa İslamoğlu

Daha sonra Allah, Rasulü'ne ve inananlara katından bir sükunet indirmiş, görmediğiniz güçlerle sizi takviye etmiş ve inkarda direnenleri azaba uğratmıştı: Bu ise, inkar edenlerin cezasıydı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Sonra Allah Teâlâ Resülü üzerine ve mü'minler üzerine rahmetini indirdi ve sizin görmediğiniz ordular indirdi ve kâfir olanları muazzep kıldı ve bu ise kâfirlerin cezasıdır.

Ömer Öngüt

Bozgundan sonra Allah, Peygamber'ine ve müminlere sekinetini (huzur ve güvenini) indirdi. Sizin görmediğiniz ordular gönderdi ve kâfirleri azaba uğrattı. İşte kâfirlerin cezası budur.

Suat Yıldırım

Sonra Allah, Resulünün ve müminlerin üzerlerine sekinetini, güven veren rahmetini indirmiş, sizin göremediğiniz ordular göndermişti de Kendisini tanımayan o kâfirleri azaba uğratmıştı. İşte kâfirlerin cezası budur!

Süleyman Ateş

Sonra Allah, Elçisinin ve mü'minlerin üzerine sekinetini (güven veren rahmetini) indirdi, sizin görmediğiniz askerler indirdi ve kafirlere azab etti (onları bozguna uğrattı). İşte kafirlerin cezası budur!

Süleymaniye Vakfı

Sonra Allah, elçisine ve müminlere bir iç huzuru verdi. Görmediğiniz ordular indirdi. Kafirlere /ayetleri görmezlikte direnenlere de azap etti. Kafirlerin alacağı karşılık işte budur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Derken Allah, elçisine ve inanıp güvenenlere özgüven vermiş, görmediğiniz ordular indirmiş ve o kafirleri cezalandırmıştı. Kafirlerin payına düşen işte budur.

Şaban Piriş

Bozgundan sonra Allah, peygamberine ve müminlere güven indirdi ve görmediğiniz askerler indirerek kafirleri cezalandırdı. Kafirlerin cezası budur.

Tefhim-ul Kuran

(Bundan) Sonra Allah, Resulü ile mü'minlerin üzerine 'güven duygusu ve huzur' indirdi, sizin görmediğiniz orduları da indirdi ve küfre sapmış olanları azablandırdı. Bu, küfre sapanların cezasıdır.

Ümit Şimşek

Sonra Allah, Resulüne ve mü'minlere güven ve rahmetini indirdi. Bir de sizin görmediğiniz ordular indirdi ve inkâr edenleri azaba uğrattı. Kâfirlerin cezası işte budur.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonra Allah, resulünün üzerine de müminlerin üzerine de sükunetini indirmiş, ayrıca sizin görmediğiniz orduları göndermiş de küfre sapanlara azap etmişti. Kafirlerin cezası işte budur.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sonra Allah Öz Elçisinə və möminlərə əminlik nazil etdi, görə bilmədiyiniz döyüşçülər göndərdi və kafirlərə əzab verdi. Budur kafirlərin cəzası.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sonra da Allah Öz Peyğəmbərinə və möʼminlərə arxayınlıq nazil etdi, (köməyinizə mələklərdən ibarət) görmədiyiniz əsgərlər endirdi və kafirləri əzaba düçar etdi. Bu, kafirlərin cəzasıdır!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Dann sandte Gott auf Seinen Gesandten und auf die Gläubigen innere Ruhe herab und ließ unsichtbare Kräfte herabkommen. Er bestrafte die Ungläubigen hart. Das ist die Vergeltung der Ungläubigen.

Almanca — Der Edle Quran

Daraufhin sandte Allah Seine innere Ruhe auf Seinen Gesandten und auf die Gläubigen herab, und Er sandte Heerscharen, die ihr nicht saht, herab und strafte diejenigen, die ungläubig waren. Das war der Lohn der Ungläubigen.

Almanca — M. A. Rassoul

Dann sandte Allah Seinen Frieden auf Seinen Gesandten und auf die Gläubigen herab und sandte Heerscharen hernieder, die ihr nicht saht, und strafte jene, die ungläubig waren. Das ist der Lohn der Ungläubigen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann sandte ALLAH Seinem Gesandten und den Mumin Seine beruhigende Gnade hinab und sandte Kämpfer hinab, die ihr nicht gesehen habt, und peinigte diejenigen, die Kufr betrieben haben. Und dies ist die Vergeltung für die Kafir.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

There and then did Allah inspire peace and tranquility as well as just confidence to the hearts and minds of His Messenger and of the faithful troops, and He sent down an invisible array of angels to assail your enemies and put them to rout, and there, He inflicted them with punishment in requital of their infidelity.

Abdul Haleem

Then God sent His calm down to His Messenger and the believers, and He sent down invisible forces. He punished the disbelievers- this is what the disbelievers deserve-

Abdullah Yusuf Ali

But Allah did pour His calm on the Messenger and on the Believers, and sent down forces which ye saw not: He punished the Unbelievers; thus doth He reward those without Faith.

Abul A'la Maududi

[9:26] Then Allah caused His tranquillity to descend upon His Messenger and upon the believers, and He sent down hosts whom you did not see, and chastised those who disbelieved. Such is the recompense of those who deny the Truth.

Aisha Bewley

Then Allah sent down His serenity on His Messenger and on the muminun, and sent down troops you could not see, and punished those who were kafir. That is how the kuffar are repaid.

Al-Hilali & Khan

Then Allâh did send down His Sakînah (calmness, tranquillity and reassurance) on the Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم), and on the believers, and sent down forces (angels) which you saw not, and punished the disbelievers. Such is the recompense of disbelievers.

Ali Quli Qarai

Then Allah sent down His composure upon His Apostle and upon the faithful, and He sent down hosts you did not see, and He punished the faithless, and that is the requital of the faithless.

Amatul Rahman Omar

Then Allâh sent down His Shechinah(- peace of mind and tranquility) upon His Messenger and upon the believers and He sent down troops which were not visible to you and He punished those who disbelieved. And such is the recompense of the disbelievers.

Arthur John Arberry

Then God sent down upon His Messenger His Shechina, and upon the believers, and He sent down legions you did not see, and He chastised the unbelievers; and that is the recompense of the unbelievers;

Bijan Moeinian

Then [after having taught you a lesson about the pride], the Lord gave peace to His prophet and the believers and sent invisible fighters to defeat the disbelievers and to punish them for their disbelief.

E. Henry Palmer

then God sent down His shechina upon His Apostle and upon the believers; and sent down armies which ye could not see, and punished those who misbelieved;

Edip-Layth

Then God sent down tranquility upon His messenger and those who acknowledge, and He sent down soldiers which you did not see. He thus punished those who rejected. Such is the recompense of the ingrates.

George Sale

Afterwards God sent down his security upon his apostle and upon the faithful, and sent down troops of angels which ye saw not; and he punished those who disbelieved: And this was the reward of the unbelievers.

Hamid S. Aziz

Then Allah sent down His shechina (inner calm, peace, tranquillity, security reassurance) upon His Messenger and upon the believers; and sent down hosts which you could not see, and punished those who disbelieved; for that is the reward of the disbelievers.

Mahmoud Ghali

Thereafter Allah sent down upon His Messenger His serenity (The Arabic word is /sakînah/) and upon the believers, and He sent down hosts you did not see, and He tormented the ones who disbelieved; and that is the recompense of the disbelievers. .

Marmaduke Pickthall

Then Allah sent His peace of reassurance down upon His messenger and upon the believers, and sent down hosts ye could not see, and punished those who disbelieved. Such is the reward of disbelievers.

Mohamed Ahmed - Samira

Then God sent down a sense of tranquility on His Apostle and the faithful; and sent down troops invisible to punish the infidels. This is the recompense of those who do not believe.

Muhammad Asad

whereupon God bestowed from on high His [gift of] inner peace upon His Apostle and upon the believers, and bestowed [upon you] from on high forces which you could not see, and chastised those who were bent on denying the truth: for such is the recompense of all who deny the truth!

Mustafa Khattab

Then Allah sent down His reassurance[1] upon His Messenger and the believers, and sent down forces[2] you could not see, and punished those who disbelieved. Such was the reward of the disbelievers.

Progressive Muslims

Then God sent down tranquility upon His messenger and the believers, and He sent down soldiers which you did not see, and He punished those who disbelieved. Such is the recompense of the rejecters.

Sahih International

Then Allah sent down His tranquillity upon His Messenger and upon the believers and sent down soldiers angels whom you did not see and punished those who disbelieved. And that is the recompense of the disbelievers.

Sam Gerrans

Then sent God His tranquillity upon His messenger, and upon the believers, and sent down forces you did not see, and punished those who ignored warning; and that is the reward of the false claimers of guidance;

Shabbir Ahmed

Then Allah sent His peace of reassurance down upon His Messenger and upon the believers (48:4). And sent down armies you could not see, and punished the rejecters. (The Messenger led them from chaos back to discipline, and boosted their morale. That was the army unseen (3:125), (8:10), (9:40), (41:30)). Such is the reward of the rejecters of the Truth.

Syed Vickar Ahamed

But Allah did pour His peace on the Messenger (Muhammad) and on the believers, and sent down forces (angels) which you did not see: He punished the disbelievers: Like this He rewards those without Faith.

Taqi Usmani

Then Allah sent down His tranquility upon His Messenger and upon the believers, and sent down troops that you did not see, and punished those who disbelieved. That is the recompense of the disbelievers.

The Monotheist Group

Then God sent down His tranquility upon His messenger and the believers, and He sent down soldiers which you did not see, and He punished those who rejected. Such is the recompense of the rejecters.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis, Allah fit descendre Sa quiétude (Sa ʺsakînaʺ) sur Son messager et sur les croyants. Il fit descendre des troupes (Anges) que vous ne voyiez pas, et châtia ceux qui ont mécru. Telle est la rétribution des mécréants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Piştî reva we, Xwedê aramî û dilxweşiya xwe bi ser Pêxember û bawermendan de anî û leşkerekî ku ji we ve nexuya (ji bo arîkariya we) hinart û ew ên kafir bûne ceza kirin. Ha ev e cezayê kafiran.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Later zond God zijn bescherming op zijn apostel en op de geloovigen neder, en hij zond engelenscharen neder, die gij niet zaagt, en strafte hen, die niet geloofden; en dit was de vergelding der ongeloovigen.

Hollandaca — Siregar

Vervolgens deed Allah rust over zijn Boodschapper en over de gelovigen neerdalen en Hij zond een leger (van Engelen) dat jullie niet zagen, en Hij bestrafte degenen die ongelovig waren. En dat is de vergelding voor de ongelovigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Потом низвел Аллах успокоение от Себя на Своего посланника и на верующих (что дало им стойкость), и низвел войска [воинов-ангелов], которых вы не видели, и Он наказал тех, которые стали неверными; и это [такое наказание] – воздаяние неверным.

Rusça — Osmanov

Потом Аллах ниспослал уверенность [в сердце] Своего Посланника и верующих, ниспослал [в помощь] воинов, которых вы не видите воочию (т. е. ангелов), и подверг наказанию тех, кто не верует. Таково возмездие неверным!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Då lät Gud ett djupt lugn falla över Sändebudet och de troende och sände härskaror, osynliga för er, (till er hjälp). Och Han straffade dem som förnekade sanningen; detta är förnekarnas lön.