(3-4) "Allah'a ibadet edin. O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz."

اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَاتَّقُوهُ وَاَطِيعُونِ يَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى اِنَّ اَجَلَ اللّٰهِ اِذَا جَاءَ لَا يُؤَخَّرُ لَوْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

eni ǎ'budū (a)llahe ve tteḳūhu ve eTīǔni / yeğfir lekum min ƶunūbikum ve yu'eḣḣirkum ilā ecelin musemmen inne ecele (a)llahi iƶā cā'e lā yu'eḣḣaru lev kuntum teǎ'lemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَنِeniki
2اعْبُدُواǎ'budūع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkulluk edin
3اللّٰهَ(a)llaheAllah'a
4وَاتَّقُوهُve tteḳūhuو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişive O'ndan korkun
5وَاَطِيعُونِve eTīǔniط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.ve bana da ita'at edin
1يَغْفِرْyeğfirغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemekbağışlasın
2لَكُمْlekumsizin için
3مِنْminbir kısmını
4ذُنُوبِكُمْƶunūbikumذ ن بİzlemek, hikaye yapmak, ek eklemek, yakından takip etmek, benek oluşmaksuçlarınızdan
5وَيُؤَخِّرْكُمْve yu'eḣḣirkumا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımve sizi ertelesin
6اِلٰٓىilākadar
7اَجَلٍecelinا ج لBelirlenmiş/atanmış/belirtilmiş/kararlaştırılmış süre, dönem, kıyamet günü, yaratılış ve ölüm arası dönem, ölüm ve diriliş arası dönem, dünyada kalan süre, zamanın ertelenmesi/geciktirilmesi/ötelenmesibir süreye
8مُسَمًّىmusemmenس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)belli
9اِنَّinnezira
10اَجَلَeceleا ج لBelirlenmiş/atanmış/belirtilmiş/kararlaştırılmış süre, dönem, kıyamet günü, yaratılış ve ölüm arası dönem, ölüm ve diriliş arası dönem, dünyada kalan süre, zamanın ertelenmesi/geciktirilmesi/ötelenmesisüresi
11اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
12اِذَاiƶāzaman
13جَاءَcā'eج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgeldiği
14لَا
15يُؤَخَّرُyu'eḣḣaruا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımertelenmez
16لَوْlevkeşke
17كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolsaydınız
18تَعْلَمُونَteǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilenlerden

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Suçlarınızı yarlıgasın ve sizi, muayyen bir vakte dek geciktirsin. Şüphe yok ki Allah'ın takdîr ettiği vakit geldi mi gecikmesine imkân yoktur eğer biliyorsanız.

Adem Uğur

Ki Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vâdeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın) Bilinmeli ki Allah'ın tayin ettiği vâde gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!"

Ahmed Hulusi

"Ki, hatalarınızdan bazılarını mağfiret etsin ve sizi tayin edilmiş ömrünüzün sonuna kadar yaşatsın. Muhakkak ki Allah'ın eceli (yaşam süresi sonu) geldiğinde ertelenmez! Eğer bilseydiniz!"

Ahmet Tekin

'Allah da sizin günahlarınızın bir kısmını bağışlasın. Belirli vakte kadar size mühlet versin. Allah’ın tayin ettiği ecel geldiği zaman ertelenmez. Keşke bilebilseydiniz!'

Ahmet Varol

Ki, (Allah) günâhlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi belirli bir süreye kadar geciktirsin. Şüphesiz Allah'ın süresi geldiğinde geciktirilmez. Keşke bilseydiniz.'

Ali Bulaç

"Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar ertelesin. Elbette Allah'ın eceli geldiği zaman, o ertelenmez. Bir bilmiş olsaydınız."

Ali Fikri Yavuz

(Bu takdirde Allah) günahlarınızdan size bağışlar ve sizi muayyen bir vakte kadar (azab çektirmeksizin ölüm anına dek) geri bırakır. Şüphe yok ki, Allah’ın takdir ettiği ecel (ölüm) gelince geri bırakılmaz; eğer bilseydiniz, (iman eder de azabdan kurtulurdunuz.)

Ali Rıza Safa

"Suçlarınızı bağışlasın ve belirlediği bir zamana dek size süre tanısın. Kuşkusuz, Allah'ın belirlediği zaman geldiğinde ertelenmez; keşke bilseydiniz!"

Bayraktar Bayraklı

- Nuh, onlara şöyle demişti: "Ey kavmim! Ben size gönderilen apaçık bir uyarıcıyım. Allah'a kulluk ediniz. Onun emirlerine karşı gelmekten sakınınız ve bana itaat ediniz ki, Allah günahlarınızı affetsin ve size belli bir zamana kadar süre tanısın. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği süre dolunca ertelenmez. Keşke bunu bilseydiniz!"

Bekir Sadak

(3-4) «Allah'a kulluk edin; O'ndan sakinin ve bana itaat edin ki Allah gunahlarinizi size bagislasin ve sizi belli bir sureye kadar ertelesin; dogrusu Allah'in belirttigi sure gelince geri birakilamaz; keske bilseniz!»

Celal Yıldırım

(3-4) Allah'a kulluk edin; O'ndan korkup (inkâr ve azgınlıktan) sakının ve bana itaat edin ki; Allah sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belirlenmiş bir vakte kadar da geciktirsin. Şüphesiz ki Allah'ın belirlediği vakit gelince artık o geriye bırakılmaz. Bunu keşke bir bilseniz!.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ki Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve size belirli bir vadeye kadar süre tanısın. Şüphesiz Allah’ın belirlediği vade geldiğinde artık ertelenmez. Keşke bilseydiniz!”

Diyanet İşleri

(3-4) "Allah'a ibadet edin. O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz."

Diyanet İşleri (eski)

(3-4) 'Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!'

Diyanet Vakfi

(2-4) Nuh şöyle dedi: Ey kavmim! Şüpheniz olmasın ki, ben sizi, «Allah'a kulluk edin; O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki, Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vâdeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın)» diyerek apaçık uyaran bir kimseyim. Bilinmeli ki Allah'ın tayin ettiği vâde gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Kuşkusuz Allah'ın takdir ettiği süre gelince ertelenmez. Eğer bilseydiniz..» (inanırdınız).

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Günahlarınızı bağışlasın ve sizi belirli bir vakte kadar ertelesin. Kuşkusuz, Allah'ın takdir ettiği vakit gelince ertelenmez, eğer bilseydiniz!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Günahlarınızdan size mağfiret buyursun ve sizi müsemma bir ecele kadar te'hir eylesin, muhakkak ki Allahın takdir eylediği ecel gelince te'hir olunmaz eğer bilse idiniz!

Erhan Aktaş

"Ki Allah, suçlarınızı bağışlasın ve size belirlenmiş bir sürenin sonuna kadar zaman versin. Kuşkusuz Allah'ın belirlediği süre dolunca, ertelenmez. Keşke bilenlerden olsaydınız."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Ki Allah, suçlarınızı bağışlasın ve size belirlenmiş bir sürenin sonuna kadar zaman versin. Kuşkusuz Allah'ın belirlediği süre dolunca, ertelenmez. Keşke bilenlerden olsaydınız."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ki Allah, suçlarınızı bağışlasın ve size belirlenmiş bir sürenin sonuna kadar zaman versin. Kuşkusuz Allah'ın belirlediği süre dolunca, ertelenmez. Keşke bilenlerden olsaydınız.

Fizilal-il Kuran

Ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılmaz; keşki bilseniz.

Gültekin Onan

"Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar ertelesin. Elbette Tanrı'nın eceli geldiği zaman, o ertelenmez. Bir bilmiş olsaydınız."

Hamdi Döndüren

“Ki Allah, günahlarınızdan bir bölümünü bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin! Ancak Allah’ın belirlediği süre gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz!”

Hasan Basri Çantay

"Taki (Allah) sizin günahlarınızdan bir kısmını yarlığasın, sizi (azabsız olarak) mukadder bir müddete kadar gecikdirsin. Şübhe yok ki Allahın (ta'yin etdiği) müddet gelince geri bırakılmaz. Eğer bilseydiniz..".

Hasib Asutay

Ki (Allah) size günâhlarınızdan da bir kısmını (1) bağışlasın ve sizi (cezalandırmadan) belli bir süreye kadar ertelesin. Zira Allah'ın belirlediği süre gelince, ertelenmez. Keşke bilseydiniz! ' (1. Kul hakları dışında kalan günâhlar.)

Hayrat Neşriyat

(3-4) 'Şöyle ki: Allah’a kulluk edin, O’ndan sakının ve bana itâat edin. (Tâ ki Allah,)günahlarınızdan bir kısmını size bağışlasın ve sizi(n ecelinizi) belirli bir vakte kadar ertelesin! Şübhe yok ki Allah’ın (size takdîr ettiği) eceli geldiği zaman, ertelenmez! Eğer biliyor olsaydınız!'

İbni Kesir

Ta ki, günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar geciktirsin. Muhakkak ki Allah'ın süresi gelince geri bırakılmaz. Keşki bilseydiniz.

Mehmet Okuyan

(Böylece Allah) da günahlarınızı bağışlasın ve sizi, belirli bir süreye kadar ertelesin (yaşatsın)!” Allah’ın (belirlediği) süresi gelince (o artık) ertelenmez. Keşke bilseydiniz!

Muhammed Esed

ki Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve (yalnız O'na) malum olan bir zamana kadar size mühlet tanısın; ama bilin ki Allah'ın belirlediği vade gelip çattığında hiçbir şekilde ertelenemez. Keşke bunu bilseydiniz!"

Mustafa İslamoğlu

geçmiş günahlarınızı bağışlasın ve adı konulmuş bir vakte kadar size süre tanısın; ama unutmayın ki, Allah'ın belirlediği süre gelip çattığında asla ertelenemez: keşke bunu kavrasaydınız.

Ömer Nasuhi Bilmen

«Sizin için günahlarınızı bağışlasın ve sizi mukadder müddete kadar tehir etsin. Muhakkak ki, Allah'ın takdir ettiği vakit gelince sonraya bırakılamaz, eğer bilir kimseler oldu iseniz.»

Ömer Öngüt

"Ki, Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar geciktirsin (cezalandırmadan yaşatsın). Bilinmeli ki, Allah'ın belirttiği süre gelince artık o ertelenmez. Keşke bilseniz!"

Suat Yıldırım

(2-4) O da: "Ey benim milletim! Ben size gönderilen kesin bir uyarıcıyım. Şöyle ki: Yalnız Allah’a ibadet edin, O’na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki: Sizin günahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir vakte, yani ölüm anına kadar azap çektirmeksizin hayatta bıraksın. Çünkü Allah’ın takdir ettiği vâde gelince, asla ertelenmez. Keşke bunu bir bilseniz!

Süleyman Ateş

"Ki (Allah) günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Zira Allah'ın süresi geldiği zaman ertelenmez. Bilir (kişiler) olsaydınız (bunu anlardınız)."

Süleymaniye Vakfı

(Böyle yapın ki) O sizin günahlarınızı bağışlasın ve belirlenmiş ecelinizin sonuna kadar size süre tanısın. Allah'ın takdir ettiği ecel gelince erteleme olmaz. Keşke bunu bilseniz!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O zaman Allah günahlarınızı bağışlar ve belirlenmiş ecelinizin sonuna kadar sizi yaşatır. Allah'ın verdiği ömür bitince erteleme olmaz. Keşke bunu bilseniz!"

Şaban Piriş

O, sizin günahlarınızı bağışlasın ve belli bir süreye kadar sizi ertelesin. Allah'ın belirlediği süre gelince artık o geri bırakılmaz, eğer bilmiş olursanız...

Tefhim-ul Kuran

«Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar ertelesin. Elbette Allah'ın eceli geldiği zaman, o ertelenmez. Bir bilmiş olsaydınız.

Ümit Şimşek

'Tâ ki Allah da bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve belirlenmiş bir vakte kadar sizi geciktirsin. Allah'ın takdir ettiği ecel gelecek olursa asla ertelenmez. Keşke bunu bilseniz.'

Yaşar Nuri Öztürk

Allah, günahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir süreye kadar ertelesin. Çünkü Allah'ın eceli geldiğinde ertelenmez. Bir bilebilseydiniz!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Belə etsəniz, O sizin günahlarınızdan keçər və sizə müəyyən vaxtadək möhlət verər. Həqiqətən, Allahın müəyyən etdiyi vaxt gəlib çatdıqda əsla təxirə salınmaz. Kaş biləydiniz!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Əgər belə etsəniz) O sizin günahlarınızdan keçər, sizə müəyyən vaxtadək (əcəliniz çatana qədər) möhlət verər (cəzanızı dünyada verməyib axirətə saxlayar). Allahın (əzəldən lövhi-məhfuzda) müəyyən etdiyi əcəl (ölüm) gəlib çatdıqda isə, o əsla təʼxirə salınmaz. Kaş biləydiniz!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

So wird Er euch eure Sünden vergeben und euch bis zu einem bestimmten Zeitpunkt Aufschub gewähren. Wenn der von Gott bestimmte Zeitpunkt kommt, wird er nie aufgeschoben werden. Wenn ihr nur wüßtet!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

so wird Er euch (etwas) von euren Sünden vergeben und euch auf eine festgesetzte Frist zurückstellen. Gewiß, Allahs Frist, wenn sie kommt, kann nicht zurückgestellt werden, wenn ihr nur wüßtet!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Dann wird Er euch etwas von euren Sünden vergeben und euch Aufschub bis zu einer bestimmten Frist gewähren. Wahrlich, Allahs Termin kann nicht verschoben werden, wenn er fällig ist - wenn ihr es nur wüßtet!ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

ER vergibt euch von euren Verfehlungen und gewährt euch Aufschub bis zu einer festgesetzten Frist. Gewiß, wenn ALLAHs Frist anbricht, wird nicht mehr vorgeschoben, würdet ihr doch nur wissen.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"He forgives you your iniquities, extends your period of duration, and He cancels your misfortunes and your punishment", " for when Allah's fixed date for punishment is due, it shall not be postponed ever, if only you knew".

Abdul Haleem

He will forgive you your sins and spare you until your appointed time––when God’s appointed time arrives it cannot be postponed. If only you understood!’

Abdullah Yusuf Ali

"So He may forgive you your sins and give you respite for a stated Term: for when the Term given by Allah is accomplished, it cannot be put forward: if ye only knew."

Abul A'la Maududi

He will forgive your sins and will grant you respite until an appointed term. Indeed when Allah's appointed term comes, it cannot be deferred; if you only knew!"

Aisha Bewley

He will forgive you your wrong actions and defer you until a specified time. When Allah’s time comes it cannot be deferred, if you only knew.’

Al-Hilali & Khan

"He (Allâh) will forgive you of your sins and respite you to an appointed term. Verily, the term of Allâh when it comes, cannot be delayed, if you but knew."

Ali Quli Qarai

that He may forgive you some of your sins and respite you until a specified time. Indeed when Allah’s [appointed] time comes, it cannot be deferred, should you know.’

Amatul Rahman Omar

`(If you do so, ) He will protect you from (the commitment of sins and also the punishment of) your sins. And (by prolonging your lives) He will grant you reprieve till an appointed term. Verily, the time (of the divine decree) appointed by Allâh cannot be held back once it falls due. If only you had been possessor of true knowledge (you would have known this).'

Arthur John Arberry

and He will forgive you your sins, and defer you to a stated term; God's term, when it comes, cannot be deferred, did you but know. "'

Bijan Moeinian

By doing so God will forgive some of your sins and will give you enough time to redeem your soul. Know that when the day comes, God will not postpone it.

E. Henry Palmer

He will pardon you your sins, and will defer you unto an appointed time; verily, God's appointed time when it comes will not be deferred, did ye but know!'

Edip-Layth

"He shall forgive your sins and delay you to a predetermined time. When God's time comes, then it cannot be delayed, if you know."

George Sale

He will forgive you part of your sins, and will grant you respite until a determined time: For God's determined time, when it cometh, shall not be deferred; if ye were men of understanding, ye would know this.

Hamid S. Aziz

"He will forgive you some of your faults and grant you a delay for an appointed term; surely the term of Allah when it comes is not postponed; did you but know?

Mahmoud Ghali

He will forgive you (some) of your guilty deeds and defer you to a stated term; surely the term of Allah, when it comes, cannot be deferred, if you (only) know. "

Marmaduke Pickthall

That He may forgive you somewhat of your sins and respite you to an appointed term. Lo! the term of Allah, when it cometh, cannot be delayed, if ye but knew.

Mohamed Ahmed - Samira

That He may forgive some of your sins and prolong your term till an appointed time. Surely when God's appointed time is come it will not be put off, if only you knew!

Muhammad Asad

so that He may forgive you some of your sins, and grant you respite until a term known [to Him alone]: but, behold, when the term appointed by God does come, it can never be put back - if you but knew it!"

Mustafa Khattab

He will forgive your sins, and delay your end until the appointed time.[1] Indeed, when the time set by Allah comes, it cannot be delayed, if only you knew!"

Progressive Muslims

"He shall forgive your sins and delay you to a predetermined time. When God's time comes, then it cannot be delayed, if you know."

Sahih International

Allah will forgive you of your sins and delay you for a specified term. Indeed, the time [set by] Allah, when it comes, will not be delayed, if you only knew.' "

Sam Gerrans

“He will forgive you of your transgressions, and delay you to a stated term; the term of God, when it comes, cannot be delayed, if you but knew.”

Shabbir Ahmed

He will then protect you from the detriment of trailing behind in humanity and respite you until a term appointed. Behold, when the term appointed by Allah comes, it cannot be delayed - if you but knew this (Law)."

Syed Vickar Ahamed

"So He will forgive you your sins and give you relief for a fixed (and written) time: Verily, when the time is finished by Allah it cannot be put forward (changed or altered): If you only knew:"

Taqi Usmani

and Allah will forgive you your sins, and will respite you to an appointed term. Indeed when Allah’s term comes, it is not deferred, if you only know!"

The Monotheist Group

"He shall forgive your sins and delay you to a predetermined time. When the time of God comes, then it cannot be delayed, if you know."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

pour quʹIl vous pardonne vos péchés et quʹIl vous donne un délai jusquʹà un terme fixé. Mais quand vient le terme fixé par Allah, il ne saurait être différé si vous saviez!ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Xwedê jî dê li gunehên we bibore û heta demeke navlêkirî dê jiyana we dirêj bike. Birastî jî gava ew dema navlêkirî hat ew nayê bipaşdexistin. Eger we bizaniya (we dê bi bal îman û taetê ve lez bikira)!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Dan zal Hij voor zonden van jullie vergeving schenken en jullie uitstel verlenen tot een vastgestelde termijn. Maar Gods termijn wordt niet uitgesteld wanneer hij komt, als jullie dat maar wisten.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hij zal u een gedeelte uwer zonden vergeven, en zal u uitstel verleenen tot een bepaalden tijd; want als de door God bepaalde tijd komt, zal die niet worden uitgesteld; indien gij lieden van verstand waart, zoudt gij dit weten.

Hollandaca — Siregar

Dan zal Hij jullie zonden vergeven en jullie uitstel geven tot een vastgesteld tijdstip. Voorwaar, wanneer het tijdstip van Allah komt, zal het niet worden uitgesteld. Als jullie dat wisten!ʹʹ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(И если вы будете повиноваться мне и ответите на мой призыв, тогда) простит Он [Аллах] вам часть ваших грехов [те, которые были до того, как вы уверовали в Аллаха и Его Посланника] и отсрочит [отложит] вам (вашу смерть) [продлит жизнь] до определенного предела [на самый долгий срок, который определил Аллах, при условии, что вы будете верующими]. Поистине, предел Аллаха [смерть], когда придет, – не будет отсрочена (ни насколько). Если бы вы знали (это, то поспешили бы к Вере и повиновению Аллаху)!»

Rusça — Osmanov

чтобы Он простил вам ваши грехи и отсрочил вам [день расплаты] до поры. Воистину, когда настанет [назначенный] Аллахом час, то не будет отсрочки. Если бы только вы разумели!ʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Då skall Gud förlåta er era synder och ge er uppskov till en tid (som Han) har fastställt - när den är inne, kan den inte uppskjutas - om ni (bara) visste...!ʺ