(43-44) Dikili putlara akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir halde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla! İşte o, uyarıldıkları gündür.
يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ الْاَجْدَاثِ سِرَاعًا كَاَنَّهُمْ اِلٰى نُصُبٍ يُوفِضُونَ خَاشِعَةً اَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ذٰلِكَ الْيَوْمُ الَّذِي كَانُوا يُوعَدُونَ
yevme yeḣrucūne mine l-ecdāṧi sirāǎn keennehum ilā nuSubin yūfiDūne / ḣāşiǎten ebSāruhum terheḳuhum ƶilletun ƶālike l-yevmu elleƶī kānū yūǎdūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Gözleri yerde, üstlerine aşağılık çökmüş; işte onlara vaadedilen gün, bugündür.
Abdulkadir Gölpınarlı
Gözleri yerde, üstlerine aşağılık çökmüş; işte onlara vaadedilen gün, bugündür.
Adem Uğur
Gözleri horluktan aşağı düşmüş ve kendileri zillete bürünmüş bir halde. İşte bu, onların tehdit edilegeldikleri gündür!
Ahmed Hulusi
Gözleri dehşetten önlerine eğik, kendilerini de bir zillet kaplamış oldukları halde. . . İşte bu, vadolundukları o süreçtir!
Ahmet Tekin
Gözleri korku ve saygıyla dolu, işarete bile güçleri yetmiyecek bir durumda, düşkün haldeyken, kendilerini bir zillet saracak. İşte onların devamlı tehdit edildiği gün, o gündür.
Ahmet Varol
Gözleri düşkün bir halde. Kendilerini de zillet bürür. İşte bu, onlara vaadedilen gündür.
Ali Bulaç
Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük' yüzlerini de bir zillet kaplamış; işte bu, kendilerine vadedilmekte olan (kıyamet ve azab) günüdür.
Ali Fikri Yavuz
Gözleri (zillet içinde) düşkün bir halde, kendilerini bir horluk kaplayacak. İşte bugün, o (azabla) vaad edildikleri kıyamet günüdür.
Ali Rıza Safa
Bakışları düşmüş; onları bir aşağılanma kaplamıştır. İşte bu, onlara sözü verilen gündür.
Bayraktar Bayraklı
- O gün, gözleri önlerine eğik, kendilerini zillet kaplamış bir durumda, sanki bir hedefe doğru koşuyorlarmış gibi kabirlerinden hızla çıkarlar. İşte uyarıldıkları gün bu gündür.
Bekir Sadak
(43-44) Kabirlerden cabuk cabuk cikacaklari gun, gozleri donmus, yuzlerini zillet burumus olarak sanki dikili taslara dogru kosarlar. Iste bu, onlara soz verilmis olan gundur. *
Celal Yıldırım
Gözleri korkudan alçalıp düşük bir haldedir, zillet kendilerini saracak ; işte bu, Va'dolundukları gündür.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
O sırada gözlerine korku çökmüş, perişan olmuşlardır. İşte başlarına geleceği konusunda uyarıldıkları gün o gündür.
Diyanet İşleri
(43-44) Dikili putlara akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir halde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla! İşte o, uyarıldıkları gündür.
Diyanet İşleri (eski)
(43-44) Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.
Diyanet Vakfi
(43-44) O gün onlar, sanki dikili bir şeye koşuyorlar gibi, gözleri horluktan aşağı düşmüş ve kendileri zillete bürünmüş bir halde kabirlerinden fırlaya fırlaya çıkarlar. İşte bu, onların tehdit edilegeldikleri gündür!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Gözleri düşük, kendilerini bir alçaklık saracak da saracak. İşte onlara vaad edilen gün, o gündür.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Gözleri düşkün, kendilerini bir zillet saracak da saracak. Odur işte onların vadolunup durdukları gün!
Elmalılı Hamdi Yazır
Gözleri düşgün, kendilerini bir zillet saracak da saracak, o işte onların va'dolunup durdukları gün
Erhan Aktaş
Gözlerinde korku, kendilerini zillet bürümüş halde. İşte bu, onların uyarıldıkları gündür.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Gözlerinde korku, kendilerini zillet bürümüş halde. İşte bu, onların uyarıldıkları gündür.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Gözlerinde korku, kendilerini zillet bürümüş halde. İşte bu, onların uyarıldıkları gündür.
Fizilal-il Kuran
Gözleri düşük, yüzlerini alçaklık bürümüş bir durumda. İşte onlara vaadedilen gün, bugündür.
Gültekin Onan
Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük', yüzlerini de bir zillet kaplamış; işte bu, kendilerine vadedilmekte olan (kıyamet ve azab) günüdür.
Hamdi Döndüren
Gözleri düşük, yüzlerini zillet kaplamış bir durumda. İşte bu, onların tehdit edile geldikleri gündür!
Hasan Basri Çantay
gözleri horlukla aşağıda, kendilerini bir zillet (ve hakaaret) kaplamış olarak. İşte bu, onların tehdid edilegeldikleri gündür.
Hasib Asutay
Gözleri düşkün, kendilerine zillet bürümüş bir halde. İşte bu, onların tehdit edilegeldikleri gündür.
Hayrat Neşriyat
Gözleri öne düşmüş bir hâlde kendilerini bir zillet kaplar. İşte bu, tehdîd olunup durdukları gündür!
İbni Kesir
Gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak. İşte bu; onlara vaad olunan gündür.
Mehmet Okuyan
O gün onlar sanki dikili bir şeye koşuyorlar gibi kendilerini aşağılanma kaplamış olarak gözleri (perişanlıktan) yıkılmış bir hâlde mezarlar(ın)dan hızla çıkacaklar. İşte bu kendilerine vadedilmiş gündür!
Muhammed Esed
gözleri düşmüş, zillete duçar bir vaziyette; işte onlara defalarca haber verilen Gün...
Mustafa İslamoğlu
gözleri yıkılmış, zillete bürünmüş bir halde: işte bu, onların daha önce defalarca tehdit edildikleri gündür.
Ömer Nasuhi Bilmen
Gözleri düşkün olduğu halde kendilerini bir zillet kaplayacaktır, işte o, onların tehdid olunmuş oldukları gündür.
Ömer Öngüt
Gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak. İşte bu, onlara vaad olunan gündür.
Suat Yıldırım
Gözleri yerde, kendilerini baştan aşağı bir zillet kaplamış durumdadır. İşte kendilerine vâd edilen gün, bugündür.
Süleyman Ateş
Gözleri düşük, yüzlerini alçaklık bürümüş bir durumda. İşte onlara va'dedilen gün, bugündür.
Süleymaniye Vakfı
bakışları öne eğik, aşağılanmışlık her yanlarını sarmış halde (çıkacaklar). İşte tehdit edildikleri gün o gündür.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
saygıyla önlerine bakarlar, alçaklık her yanlarını sarar. İşte tehdit edildikleri gün o gündür.
Şaban Piriş
Gözleri yere yıkılmış, (yüzlerini) zillet bürümüş. İşte bu, onlara söz verilen gündür!
Tefhim-ul Kuran
Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük,' yüzlerini de bir zillet sarıp kaplamış; işte bu, kendilerine vadedilmekte olan (kıyamet ve azab) günüdür.
Ümit Şimşek
Gözleri baygın düşmüş, kendilerini zillet kaplamıştır. İşte onlara vaad edilen gün budur.
Yaşar Nuri Öztürk
Gözleri yere eğik; bir zillet kuşatmıştır onları. İşte bu gündür onlara vaat edilmiş olan.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
O gün onların baxışları yerə dikiləcək, özlərini də zillət bürüyəcəkdir. Budur onların xəbərdar edildikləri Gün!
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onların gözləri zəlilcəsinə yerə dikiləcək, özlərini də zillət bürüyəcəkdir. Bu onlara vəʼd olunmuş həmin qiyamət günüdür!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
mit niedergeschlagenen Blicken. Schmach wird auf ihnen lasten. Das ist der Tag, der ihnen angedroht wurde.
Almanca — Der Edle Quran
mit demütigen Blicken, bedeckt mit Erniedrigung. Das ist der Tag, der ihnen immer wieder angedroht wurde.
Almanca — M. A. Rassoul
Ihre Augen werden niedergeschlagen sein; Schmach wird sie bedecken. Das ist der Tag, der ihnen angedroht wird.
Almanca — Muhammad Zaidan
Ihre Blicke sind (vor Ehrfurcht) gesenkt, und Demütigung überkommt sie. Dies ist der Tag, der ihnen immer angedroht wurde.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Drooping their heads in disgrace, gazing in humility and covered with ignominy in requital of their past behaviour and their ignominious role. This is the Day which they have been promised.
Abdul Haleem
eyes downcast and covered in shame: that is the Day of which they were warned.
Abdullah Yusuf Ali
Their eyes lowered in dejection,- ignominy covering them (all over)! such is the Day the which they are promised!
Abul A'la Maududi
Their eyes will be downcast and disgrace will overwhelm them. Such is the Day that they were promised.
Aisha Bewley
eyes downcast, darkened by debasement, that will be the Day which they were promised.
Al-Hilali & Khan
With their eyes lowered in fear and humility, ignominy covering them (all over)! That is the Day which they were promised!
Ali Quli Qarai
with a humbled look [in their eyes], overcast by abasement. That is the day they had been promised.
Amatul Rahman Omar
Their eyes will be downcast and shameful; humiliation will be overwhelming them. Such shall be the punishment of the day with which they are being threatened.
Arthur John Arberry
humbled their eyes, overspreading them abasement. That is the day which they were promised.
Bijan Moeinian
But instead of their gods they will meet their Lord and their eyes will be downcast of shame when they realize that the Day of Judgment is a reality as they were promised.
E. Henry Palmer
with their looks abashed; meanness shall cover them! That is the day which they were promised!
Edip-Layth
Their eyes are cast down, with shame covering them. This is the day which they were promised.
George Sale
Their looks shall be downcast; ignominy shall attend them. This is the day with which they have been threatened.
Hamid S. Aziz
Their eyes cast down; disgrace shall overtake them; that is the Day which they were promised.
Mahmoud Ghali
Submissive will be their be holdings (i. e., gazes).They will be oppressed by humbleness. That is the Day which they were promised.
Marmaduke Pickthall
With eyes aghast, abasement stupefying them: Such is the Day which they are promised.
Mohamed Ahmed - Samira
Eyes lowered, shame attending. That is the day they have been promised!
Muhammad Asad
with downcast eyes, with ignominy overwhelming them: that Day which they were promised again and…
Mustafa Khattab
with eyes downcast, utterly covered with disgrace. That is the Day they have ˹always˺ been warned of.
Progressive Muslims
Their eyes are cast down, with shame covering them. This is the Day which they were promised.
Sahih International
Their eyes humbled, humiliation will cover them. That is the Day which they had been promised.
Sam Gerrans
Their eyes humbled, humiliation covering them. That is the day which they are promised.
Shabbir Ahmed
With their eyes subdued in shame, humiliation overwhelming them. Such is the Day which they were promised again and again.
Syed Vickar Ahamed
With their eyes lowered in sadness— Fear and shame covering them (all over)! That is the Day that they were promised!
Taqi Usmani
with their eyes downcast, enveloped by ignominy. That is the Day, which they were being promised.
The Monotheist Group
Their eyes are cast down, with shame covering them. This is the Day which they were promised.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
leurs yeux seront abaissés, lʹavilissement les couvrira. Cʹest cela le jour dont on les menaçait!
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Wê rojê ser û çavên wan bitirs û riswa ne. Ha ev e, ew roja ku li dinyayê pê dihatin tirsandin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
terwijl zij met hun deemoedige blikken met vernedering overdekt worden. Dat is de dag die hun was aangezegd.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Hunne blikken zullen nedergeslagen zijn, en schande zal hen volgen. Dit is de dag, waarmede zij bedreigd zijn geworden.
Hollandaca — Siregar
Hun blikken angstig teneergeslagen, overladen met vernedering. Dit is de Dag die jullie werd aangezegd.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
с поникшими (от страха) взорами, постигло их (сильное) унижение (от наказания Аллаха). Это будет тот день, который был им обещан (в земной жизни)!
Rusça — Osmanov
с потупленными взорами, охваченные унижением. Это и есть тот день, который им обещан!
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
stirrande i marken, nedtyngda av skam. Detta är den Dag om vars ankomst de gång på gång har varskotts.