A'raf Suresi 134. Ayet — Elfaz
Üzerlerine azap çökünce, "Ey Musa! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz" dediler.
1وَلَمَّاve lemmāne zaman kiİsti'nafiye Edatı+Zaman Zarfı
2وَقَعَveḳaǎçökünceMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibو ق عDüşmek, başına gelmek, meydana gelmek, uygun olmak, olmak, gerçekleşmek, tespit etmek.
3عَلَيْهِمُǎleyhimuüzerlerineHarf-i Cer+Zamir
5قَالُواḳālūdedilerMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
6يَامُوسَىٰyā mūsāEY/HEY/AH MusaNida Edatı+Özel İsim
7ادْعُd'ǔdu'a etEmir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek
8لَنَاlenābizim içinHarf-i Cer+Zamir
9رَبَّكَrabbekeRabbineİsim+Zamirر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük
10بِمَاbimāüzerineHarf-i Cer+Masdar Harfi
11عَهِدَǎhideverdiği sözMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibع ه دYükümlü kılmak/görev vermek/dayatmak/yemin ettirmek. Ahit - antlaşma/sözleşme/söz/anlaşma/pakt/yemin, bağ, koşul, vasiyet, sorumluluk, garanti, zaman, çağ, tanıdık, doğru, dostluk, sevgi, güvenlik.
12عِنْدَكَǐndekesanaMekan Zarfı+Zamirع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.
13لَئِنْle ineğerLam-ı Te'kid+Şart Edatı
14كَشَفْتَkeşeftekaldırırsanMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Muhatabك ش فÇekmek, uzaklaştırmak, çıkarmak, açmak, ortaya çıkarmak, temel oluşturmak, örtüsünü kaldırmak.
15عَنَّاǎnnābizdenHarf-i Cer+Zamir
17لَنُؤْمِنَنَّle nu'minennemuhakkak inanacağızLam-ı Te'kid+Muzari Fiil+Nun-u Te'kidFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İf'âl Bâbıا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
18لَكَlekesanaHarf-i Cer+Zamir
19وَلَنُرْسِلَنَّve le nursilenneve mutlaka göndereceğizBağlaç+Lam-ı Te'kid+Muzari Fiil+Nun-u Te'kidFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İf'âl Bâbıر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risale
20مَعَكَmeǎkeseninle beraberMekan Zarfı+Zamir
21بَنِيbenīoğullarınıİsimب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile
22اِسْرَٓاءِيلَisrāīleİsrailÖzel İsim