Şüphesiz biz, vaktiyle "bahçe sahipleri"ne bela verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkarcılara) da bela verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi.

اِنَّا بَلَوْنَاهُمْ كَمَا بَلَوْنَا اَصْحَابَ الْجَنَّةِ اِذْ اَقْسَمُوا لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ

innā belevnāhum ke mā belevnā eSHābe l-cenneti iƶ eḳsemū le yeSrimunnehā muSbiHīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّاinnāelbette biz
2بَلَوْنَاهُمْbelevnāhumب ل وDenemek, test etmek, sınamak, imtihan etmekbunlara da bela verdik
3كَمَاke māgibi
4بَلَوْنَاbelevnāب ل وDenemek, test etmek, sınamak, imtihan etmekbela verdiğimiz
5اَصْحَابَeSHābeص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.sahiplerine
6الْجَنَّةِl-cennetiج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkbahçe
7اِذْhani
8اَقْسَمُواeḳsemūق س مBölmek, düzenlemek, ayırmak, pay etmek, dağıtmak. Qasamun - yemin. Qismatun - bölme, ayrım, bölüştürme, pay etme. Maqsumun - bölünmüş/belirgin. Muqassimun (fiil 2) - yemin eden, pay eden kişi. Qasama (fiil 3) - yemin etmek. Aqsama (fiil 4) - yemin etmek. Taqasama (fiil 6) - birbirine yemin etmek. Muqtasimun (fiil 8) - bölen kişi. Istaqsama (fiil 10) - kura çekmek. Tastaqsimu - bölüşüm ararsın.onlar yemin etmişlerdi
9لَيَصْرِمُنَّهَاle yeSrimunnehāص ر مKesmek, biçmek, koparmak, kırılmak, meyve toplamak, budamak. Saarim - meyve kesen veya toplayan kişi. Sariim - tüm meyveleri toplanmış bahçe, yanıp kararmış gibi karanlık gece.bahçeyi mutlaka devşireceklerine
10مُصْبِحِينَmuSbiHīneص ب حSabahleyin ziyaret etmek veya selamlamak. Subhun/sabahun/isbaahun - sabah. Misbaahun (çoğulu masaabih) - lamba. Sabbah (fiil 2) - gelmek, ulaşmak, selamlamak, sabahleyin içmek. Asbaha - sabah vaktine girmek, ortaya çıkmak, bir şey yapmaya başlamak, olmak, meydana gelmek, vuku bulmak. Musbih - sabahleyin bir şey yapan veya sabaha giren kişi.sabah olunca

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve biz, onları açlıkla, kıtlıkla sınarız, nitekim o bahçe sâhiplerini de sınamıştık; hani, sabahleyin erkenden, bahçelerindeki mahsûlü kesmeye ant içmişlerdi.

Adem Uğur

Biz, vaktiyle "bahçe sahipleri" ne belâ verdiğimiz gibi, onlara da belâ verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Ahmed Hulusi

Doğrusu biz onları, o bahçe halkını belalandırdığımız gibi belalandırdık! Hani, sabah olurken onu mutlaka kesip devşireceklerine kasem etmişlerdi.

Ahmet Tekin

Bağlı, bahçeli ülkelerin halkını âfetlerle imtihan ettiğimiz gibi, biz onları da âfetlerle imtihan ettik. Hani o zaman bahçe sahipleri yemin etmişlerdi! Kesinlikle, sabah erken bağlarındaki bahçelerindeki gece dökülen ve kesecekleri meyvalarını fukaraya göstermeden devşireceklerdi.

Ahmet Varol

Biz bahçe sahiplerini imtihan ettiğimiz gibi bunları da imtihan ettik. Hani onlar sabah vaktinde [2] onu (bahçeyi) mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Ali Bulaç

Gerçek şu ki, biz o bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi, bunlara da bela verdik. Hani onlar, sabah vakti (erkenden ve kimseye haber vermeden) onu (bahçeyi) mutlaka devşireceklerine dair and içmişlerdi.

Ali Fikri Yavuz

Muhakkak ki biz, Mekke’lileri (kıtlık, açlık, ölüm ve esaret gibi belâlarla) imtihan ettik; nasıl ki o bağ sahiplerini bir belâ ile imtihan etmiştik: Hani o bağ sahipleri, sabah olunca bağın meyvelerini mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Ali Rıza Safa

Ürünlerini sabahleyin kesinlikle toplayacaklarına yemin eden bahçeciler gibi onları sınayacağız.

Bayraktar Bayraklı

Biz, bahçe sahiplerini sınadığımız gibi onları da sınıyoruz. Hani bir vakit onlar, sabahleyin kesinlikle meyvelerini toplayacaklarına yemin etmişlerdi.

Bekir Sadak

(17-18) Biz bunlari, vaktiyle bahce sahiplerini denedigimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahceyi devsireceklerine bir istisna payi birakmaksizin yemin etmislerdi.

Celal Yıldırım

(17-18) Şüphesiz ki biz, onları ürünlerini sabahladıklarında devşireceklerine yemin eden ve hiçbir istisna yapmayan bahçe sahiplerini belâya uğratıp denediğimiz gibi belâya uğratıp denedik.

Diyanet İşleri

Şüphesiz biz, vaktiyle "bahçe sahipleri"ne bela verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkarcılara) da bela verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi.

Diyanet İşleri (eski)

(17-18) Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.

Diyanet Vakfi

(17-18) Biz, vaktiyle «bahçe sahipleri»ne belâ verdiğimiz gibi, onlara da belâ verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine yemin etmişlerdi. Onlar istisna da etmiyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz onlara da belâ verdik, bahçe sahiplerine verdiğimiz gibi. Hani onlar sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Haberiniz olsun ki, Biz onlara bela vermişizdir, (tıpkı) o bağ sahiplerine bela verdiğimiz gibi. O sırada ki, sabah olunca mutlaka onu devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haberiniz olsun ki biz onlara bela vermişizdir. O bağ sahiblerini belalandırdığımız gibi; o sıra ki yemin etmişlerdi; sabah olunca onu mutlaka divşireceklerdi.

Erhan Aktaş

Kuşkusuz Biz onları belalandırdık. Tıpkı, bahçelerinin ürünlerini sabah erkenden toplayacaklarına dair sözleşen bahçe sahiplerini belalandırdığımız gibi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kuşkusuz Biz onları belalandırdık. Tıpkı, bahçelerinin ürünlerini sabah erkenden toplayacaklarına dair sözleşen bahçe sahiplerini belalandırdığımız gibi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçek şu ki, Biz onları sınava tabi tuttuk. Tıpkı, bahçelerinin ürünlerini sabah erkenden toplayacaklarına dair sözleşen bahçe sahiplerini sınava tabi tuttuğumuz gibi.

Fizilal-il Kuran

Biz, vakti ile «bahçe sahiplerini» sınadığımız gibi, onları da sınadık. Hani onlar (bahçe sahipleri) sabah olurken kimse görmeden onun mahsullerini toplayacaklarına yemin etmişlerdi.

Gültekin Onan

Gerçek şu ki, biz o bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi, bunlara da bela verdik. Hani onlar, sabah vakti (erkenden ve kimseye haber vermeden) onu (bahçeyi) mutlaka devşireceklerine dair and içmişlerdi.

Hamdi Döndüren

Gerçekten biz, bahçe sahiplerini sınadığımız gibi bunları da sınayacağız. Hani o bahçe sahipleri yemin etmişlerdi, sabah olunca bahçenin meyvelerini mutlaka devşireceklerdi.

Hasan Basri Çantay

Biz, o bağçe saahiblerini nasıl belaya uğratdiysek muhakkak bunları da belalandırdık. Hani (bağçe saahibleri) sabah olunca onu mutlakaa devşireceklerine, biçeceklerine yemin etmişlerdi.

Hasib Asutay

Biz (vaktiyle) bahçe sahiplerine belâ verdiğimiz gibi onlara da belâ verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri) sabah olunca (kimseye görünmeden) onu devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Hayrat Neşriyat

Şübhesiz ki biz, o bahçe sâhiblerine belâ verdiğimiz gibi bunlara da (Mekkelilere de o kıtlık yıllarıyla) belâ verdik. Hani (o bahçe sâhibleri) sabaha ulaşan kimseler iken, (henüz fakirler görmeden) onu(n mahsûlünü) muhakkak devşireceklerine dâir yemîn etmişlerdi.

İbni Kesir

Biz; vaktiyle o bahçe sahiplerini denediğimiz gibi bunları da denedik. Hani sabah olunca; onu mutlaka devşireceklerine ve biçeceklerine yemin etmişlerdi.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki biz, bahçe sahiplerini denediğimiz gibi onları da denemiştik. Hani o (bahçe sahipleri) bahçeyi kesin olarak sabah hasat edeceklerine yemin etmişlerdi; istisna etmemişler(di).

Muhammed Esed

Ve Biz o (günahkar)ları (sadece) sınayacağız, tıpkı ağaçtaki meyveleri ertesi gün kesinlikle toplayacağına yemin eden bazı bahçe sahiplerini sınadığımız gibi;

Mustafa İslamoğlu

Şüphesiz şu (yukarıdakileri) sınamıştık, tıpkı malum bahçe sahiplerini sınadığımız gibi: Hani onlar, ertesi sabah kesinlikle hasat yapacaklarına dair sözleşmiştiler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Şüphe yok ki Biz bunları da, bostan sahiplerini belaya uğrattığımız gibi belaya uğrattık. O vakit ki onlar yemîn etmişlerdi ki, sabahleyin erkenden elbette o bostandaki mahsulâtı devşireceklerdi.

Ömer Öngüt

Biz vaktiyle bahçe sahiplerine belâ verdiğimiz gibi, bunlara da belâ verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Suat Yıldırım

(17-18) Biz tıpkı o bahçe sahiplerini sınadığımız gibi, bunları da sınadık. Onlar sabah erken mahsulü devşireceklerini yeminle pekiştirip kesin söylemiş, (inşaallah dememiş), Allah’ın iznine bağlamamışlardı. Ayrıca fakirlerin payını düşünmemişlerdi.

Süleyman Ateş

Biz bunlara da bela verdik, şu bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi: Hani onlar, sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Süleymaniye Vakfı

Şu bahçenin sahiplerini yıpratıcı bir imtihandan geçirdiğimiz gibi böylelerini de kesinlikle yıpratıcı bir imtihandan geçireceğiz: Bir gün sahipleri, bahçedeki ürünleri sabahleyin mutlaka toplayacaklarına yemin etmişlerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Şu bahçenin sahiplerini yıpratıcı bir imtihandan geçirdiğimiz gibi bunları da yıpratıcı bir imtihandan geçireceğiz. Bahçenin sahipleri, ürünü sabah erkenden devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Şaban Piriş

Biz onları, sabahleyin meyvelerini toplamaya yemin eden bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik.

Tefhim-ul Kuran

Gerçek şu ki, biz o bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi, bunlara da bela verdik. Hani onlar, sabah vakti (erkenden ve kimseye haber vermeden) onu (bahçeyi) mutlaka devşireceklerine dair and içmişlerdi.

Ümit Şimşek

Onları, tıpkı bağ sahiplerini sınadığımız gibi sınadık. Onlar sabah olur olmaz bağlarının ürününü devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz onları, o bahçe sahiplerini belalandırdığımız gibi belalandırdık. Hani, onlar sabaha çıktıklarında, bahçeyi mutlaka kesip biçeceklerine yemin etmişlerdi.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Həqiqətən, Biz bağ sahiblərini sınağa çəkdiyimiz kimi onları da sınağa çəkdik. O zaman bağ sahibləri səhər açılanda bağda olan meyvələri mütləq dərəcəklərinə and içmişdilər

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz vaxtilə o bağ sahiblərini imtahana çəkdiyim kimi, bunları da (Məkkə mürşiklərini də) imtahana çəkdik. O vaxt (o bağ sahibləri) səhər açılanda (onun meyvələrini) mütləq dərəcəklərinə and içmişdilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben sie (die Mekkaner) auf die Probe gestellt, wie Wir jene Gartenbesitzer auf die Probe stellten, als sie schworen, früh am Morgen alle Früchte abzupflücken,

Almanca — Der Edle Quran

Wir haben sie geprüft, wie Wir die Besitzer des Gartens prüften, als sie schworen, sie würden ihn bei Tagesanbruch abpflücken,

Almanca — M. A. Rassoul

Wir prüfen sie, wie Wir die Eigentümer des Gartens prüften, als sie schworen, sie würden sicherlich (all) seine Früchte am Morgen pflücken.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, WIR prüften sie, wie WIR die Besitzer der Dschanna prüften, als sie schworen, sie doch am Morgen abzuernten

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We have put them -your people- O Muhammad to the test as We had tried the owners of the orchard who decided upon picking up all the fruits by the morrow at dawn to escape notice and evade paying the poor their due. They disregarded alms which are but the vehicles of prayer.

Abdul Haleem

We have tried them as We tried the owners of a certain garden, who swore that they would harvest its fruits in the morning

Abdullah Yusuf Ali

Verily We have tried them as We tried the People of the Garden, when they resolved to gather the fruits of the (garden) in the morning.

Abul A'la Maududi

We have put them [i.e., the Makkans] to test even as We put to test the owners of the orchard when they vowed that they would gather the fruit of their orchard in the morning,

Aisha Bewley

We have tried them as We tried the owners of the garden when they swore that they would harvest in the morning

Al-Hilali & Khan

Verily, We have tried them as We tried the people of the garden, when they swore to pluck the fruits of the (garden) in the morning,

Ali Quli Qarai

Indeed we have tested them just as We tested the People of the Garden when they vowed they would gather its fruit at dawn,

Amatul Rahman Omar

(Thus) have We made these (opponents) undergo a trial just as We had made the owners of a garden undergo it when they swore (one to another) that they would pluck (all) its fruit with the next morning.

Arthur John Arberry

Now We have tried them, even as We tried the owners of the garden when they swore they would pluck in the morning

Bijan Moeinian

These people are tried the same way that your Lord tried the owners of the most fruitful gardens who said: "Tomorrow is the that that we will gather the fruits of our garden. "

E. Henry Palmer

Verily, we have tried them as we tried the fellows of the garden when they swore, 'We will cut its fruit at morn!'

Edip-Layth

We have tested them like We tested those who owned the farms, when they swore that they will harvest it in the morning.

George Sale

Verily We have tried the Meccans, as We formerly tried the owners of the garden; when they swore that they would gather the fruit thereof in the morning,

Hamid S. Aziz

Surely We will try them as We tried the people of the garden, when they resolved to cut the produce in the morning,

Mahmoud Ghali

Surely We have tried them as We tried the companions (i. e., owners) of the garden, as they swore that indeed they would definitely wrest away (i.e., gather all) (its fruits) in the (early) morning,

Marmaduke Pickthall

Lo! We have tried them as We tried the owners of the garden when they vowed that they would pluck its fruit next morning,

Mohamed Ahmed - Samira

We have tried you as We tried the owners of the garden when they vowed to gather the fruits in the morning

Muhammad Asad

[As for such sinners, ] behold, We [but] try them as We tried the owners of a certain garden who vowed that they would surely harvest its fruit on the morrow,

Mustafa Khattab

Indeed, We have tested those ˹Meccans˺ as We tested the owners of the garden—when they swore they would surely harvest ˹all˺ its fruit in the early morning,

Progressive Muslims

We have tested them like We tested those who owned the paradise, when they swore that they will harvest it in the morning.

Sahih International

Indeed, We have tried them as We tried the companions of the garden, when they swore to cut its fruit in the [early] morning

Sam Gerrans

We have tried them as We tried the companions of the garden, when they swore they would reap its fruit in the morning,

Shabbir Ahmed

Behold, We have tried such people as We tried the owners of the garden who swore that they would pluck its fruit in the morning. (18:32-44).

Syed Vickar Ahamed

Surely, We have tried them as We tried the People of the Garden, when they swore to pluck the fruits of the (garden) in the morning,

Taqi Usmani

We have tested them as We had tested the Owners of the Garden, when they had sworn an oath that they would pluck its fruits on the next morning,

The Monotheist Group

We have tested them like We tested those who owned the farm, when they swore that they will harvest it in the morning.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous les avons éprouvés comme Nous avons éprouvé les propriétaires du verger qui avaient juré dʹen faire la récolte au matin,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Birastî Me xelkê Mekkê jî mîna xwedanê baxçe ceribandin; dema sond xwarin ku sibehê zû (hê tu kesî nedîtî) fêkiyê xwe biqurêfin (da feqîran bêbehr bihêlin).

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben hen op de proef gesteld zoals Wij de bezitters van de tuin op de proef gesteld hebben toen zij zwoeren: ʺIn de morgen zullen wij hem afoogsten!ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Waarlijk, wij hebben de bewoners van Mekka beproefd, zooals wij vroeger de eigenaars van den tuin beproefden, toen zij zwoeren, dat zij de vruchten daarvan des ochtends zouden verzamelen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, Мы подвергли их [жителей Мекки] испытанию (голодом и засухой) так, как (когда то) подвергли испытанию владельцев сада, когда те поклялись, что непременно срежут (плоды) его (ранним) утром,

Rusça — Osmanov

Воистину, Мы подвергли их (т. е. многобожников) испытанию, подобно тому как мы испытали владельцев сада, когда они поклялись, что утром соберут плоды,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi har satt (dessa människor) på prov, liksom Vi satte ägarna till en fruktträdgård på prov, när de svor att de skulle skörda (dess frukt) följande morgon