(Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. ("İnşaallah" demiyorlardı.)

وَلَا يَسْتَثْنُونَ

ve lā yesteṧnūne

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Tanrı dilerse de dememişlerdi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve Tanrı dilerse de dememişlerdi.

Adem Uğur

Onlar istisna da etmiyorlardı.

Ahmed Hulusi

(İnşaAllah diye) istisna yapmıyorlardı!

Ahmet Tekin

Yeminlerini 'Allah izin verirse...' ile kayıtlamıyorlar, muhtaçları bile istisna etmiyorlardı.

Ahmet Varol

Hiç istisna da etmiyorlardı. [3]

Ali Bulaç

(Bu konuda) Hiçbir istisna yapmıyorlardı.

Ali Fikri Yavuz

İstisna da yapmıyorlaradı, (İnşaallah demiyorlardı).

Ali Rıza Safa

Hiç kuşkuları yoktu.

Bayraktar Bayraklı

"İnşallah" dememişlerdi.

Bekir Sadak

(17-18) Biz bunlari, vaktiyle bahce sahiplerini denedigimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahceyi devsireceklerine bir istisna payi birakmaksizin yemin etmislerdi.

Celal Yıldırım

(17-18) Şüphesiz ki biz, onları ürünlerini sabahladıklarında devşireceklerine yemin eden ve hiçbir istisna yapmayan bahçe sahiplerini belâya uğratıp denediğimiz gibi belâya uğratıp denedik.

Diyanet İşleri

(Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. ("İnşaallah" demiyorlardı.)

Diyanet İşleri (eski)

(17-18) Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.

Diyanet Vakfi

(17-18) Biz, vaktiyle «bahçe sahipleri»ne belâ verdiğimiz gibi, onlara da belâ verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine yemin etmişlerdi. Onlar istisna da etmiyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İstisna da etmiyorlardı («inşaallah» demiyorlardı).

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Allah izin verirse, diye) bir istisna da yapmıyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir istisna da yapmıyorlardı

Erhan Aktaş

Bir istisna da yapmıyorlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bir istisna da yapmıyorlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bir istisna da yapmıyorlardı.

Fizilal-il Kuran

Onlar istisna da etmiyorlardı.

Gültekin Onan

(Bu konuda) Hiçbir istisna yapmıyorlardı.

Hamdi Döndüren

Allah dilerse (meyveleri toplarız) da demiyorlardı.

Hasan Basri Çantay

(Bu babda) istisna da yapmıyorlardı.

Hasib Asutay

Ve istisna da etmiyorlardı (inşallah demiyorlardı).

Hayrat Neşriyat

(İnşâallah diyerek) istisnâ da yapmıyorlardı.

İbni Kesir

Bir istisna da yapmıyorlardı.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki biz, bahçe sahiplerini denediğimiz gibi onları da denemiştik. Hani o (bahçe sahipleri) bahçeyi kesin olarak sabah hasat edeceklerine yemin etmişlerdi; istisna etmemişler(di).

Muhammed Esed

ve onlar (Allah'ın iradesi ile ilgili) hiçbir istisnai kayıt da koymamışlardı:

Mustafa İslamoğlu

Ancak Allah'ın hayata müdahil olduğu gerçeğine dair istisnai bir kayıt da düşmemiştiler.

Ömer Nasuhi Bilmen

(18-19) Bir istisnada da bulunmuyorlardı. Derken onlar uykuda iken o bostanın üzerine Rabbin tarafından bir azap (beliyye) dolaşıverdi.

Ömer Öngüt

Bir istisna da yapmıyorlardı.

Suat Yıldırım

(17-18) Biz tıpkı o bahçe sahiplerini sınadığımız gibi, bunları da sınadık. Onlar sabah erken mahsulü devşireceklerini yeminle pekiştirip kesin söylemiş, (inşaallah dememiş), Allah’ın iznine bağlamamışlardı. Ayrıca fakirlerin payını düşünmemişlerdi.

Süleyman Ateş

İstisna da etmiyorlar (Allah dilerse biçeriz demiyorlar)dı.

Süleymaniye Vakfı

(Muhtaçlara) hiçbir şey bırakmayacaklardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Başka bir ihtimal düşünmüyorlardı.

Şaban Piriş

Hiçbir istisna da yapmıyorlardı.

Tefhim-ul Kuran

(Bu konuda) Hiçbir istisna da yapmıyorlardı.

Ümit Şimşek

Bir istisna da yapmamışlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Hiçbir istisna tanımıyorlardı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

və heç bir istisna da etməmişdilər (“inşallah” deməmişdilər).

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Və heç bir istisna yeri də qoymamışdılar (inşallah deməmişdilər).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

ohne an Gottes Willen zu denken und entsprechende Vorbehalte einzuräumen.

Almanca — Der Edle Quran

und nicht(s) ausnahmenʹ.

Almanca — M. A. Rassoul

Und sie machten keinen Vorbehalt.

Almanca — Muhammad Zaidan

und nichts auszulassen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

No one did they except and the decision was irrevocable.

Abdul Haleem

and made no allowance [for the Will of God]:

Abdullah Yusuf Ali

But made no reservation, ("If it be Allah's Will").

Abul A'la Maududi

without making any allowance (for the will of Allah).

Aisha Bewley

but did not say the redeeming words, ‘If Allah wills’.

Al-Hilali & Khan

Without saying: Inshâ’ Allâh (If Allâh wills).

Ali Quli Qarai

and they did not make any exception.

Amatul Rahman Omar

And (they were so sure of it that) they made no reservation (for the poor and did not say, `If it be Allâh's will').

Arthur John Arberry

and they added not the saving words.

Bijan Moeinian

And they forgot to say: "God willing. "

E. Henry Palmer

But they made not the exception;

Edip-Layth

They were without doubt.

George Sale

and added not the exception, if it please God:

Hamid S. Aziz

And were not willing to set aside a portion (for the poor).

Mahmoud Ghali

And made no exception (for the Will of Allah).

Marmaduke Pickthall

And made no exception (for the Will of Allah);

Mohamed Ahmed - Samira

But did not add: "If God may please. "

Muhammad Asad

and made no allowance [for the will of God]:

Mustafa Khattab

leaving no thought for Allah’s Will.[1]

Progressive Muslims

They were without doubt.

Sahih International

Without making exception.

Sam Gerrans

And made no allowance.

Shabbir Ahmed

And made no exception (for the needy poor).

Syed Vickar Ahamed

But made no reservation, (by saying: "Inshâ-Allah", or "If Allah Wills it. ")

Taqi Usmani

and did not make any exception (by saying inshā’allāh ).

The Monotheist Group

They were without doubt.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji bo feqîr û belengazan tu par veneqetandin. Bi wateyeke din, wisa ji xwe bawer bûn; negotin: ‘Eger Xweda hez bike’!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

zonder een voorbehoud te maken.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En er de uitzondering niet bijvoegden: Indien het Gode behaagt.

Hollandaca — Siregar

Maar zij maakten geen voorbehoud.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и сделали оговорки [не сказали: «Если Аллах пожелает это» и не определили долю бедных из этого урожая].

Rusça — Osmanov

но не сделали оговорки [ʺесли угодно будет Аллахуʺ].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

utan att göra förbehåll (för Guds vilja).