İşte kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimiz.. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.

وَتِلْكَ حُجَّتُنَا اٰتَيْنَاهَٓا اِبْرٰهِيمَ عَلٰى قَوْمِهِ نَرْفَعُ دَرَجَاتٍ مَنْ نَشَاءُ اِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَلِيمٌ

ve tilke Huccetunā āteynāhā ibrāhīme ǎlā ḳavmihi nerfeǔ deracātin men neşā'u inne rabbeke Hakīmun ǎlīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَتِلْكَve tilkeişte bunlar
2حُجَّتُنَاHuccetunāح ج جDelil getirmek, kanıt göstermek, tartışmak, münazara etmek, yönelmek, ziyaret etmek, hac yapmak, kastetmek, amaçlamak, niyetlenmekhüccetlerimizdir
3اٰتَيْنَاهَٓاāteynāhāا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekverdiğimiz
4اِبْرٰهِيمَibrāhīmeابرهيمİbrahim'e
5عَلٰىǎlākarşı
6قَوْمِهِḳavmihiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavmine
7نَرْفَعُnerfeǔر ف عYükseltmek, yukarı kaldırmak, yüceltmek, övmek, yukarı almak, kaldırmak/vinçle çekmek, yüceltmek, Kha-Fa-Daad'ın zıttı [56:3], dikmek, yüksek/görkemli yapmak, alıp taşımak, görünür kılmak, yüceltmek, ilerletmek, bir şeyi yakına getirip sunmak veya teklif etmek, öne sürmek, uzaklaştırmak, kaybolmak, geriye doğru izlemek, onurlandırmak, saygı göstermek, tanıtmak, arıtmak, bilinir kılmak, yukarı çıkmak, yüksek rütbe/durum/halyükseltiriz
8دَرَجَاتٍderacātinد ر جAdım adım yürümek, kademeli olarak ilerlemek, derece derece yok etmek, bir şeyi yerleştirmek, açmak/çözmek, kademeli olarak ulaşmak, aldatmak, (bir günahkara) hoşgörü göstermek.derecelerle
9مَنْmenkimseyi
10نَشَاءُneşā'uش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilediğimiz
11اِنَّinneşüphesiz
12رَبَّكَrabbekeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbin
13حَكِيمٌHakīmunح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hüküm ve hikmet sahibidir
14عَلِيمٌǎlīmunع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilendir

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İşte, İbrahîm'e, kavmine serdetmek için verdiğimiz kesin deliller bunlardı, dilediğimiz kişinin derecesini kat-kat yüceltiriz biz. Şüphe yok ki Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, her şeyi bilir.

Abdulkadir Gölpınarlı

İşte, İbrahîmʼe, kavmine serdetmek için verdiğimiz kesin deliller bunlardı, dilediğimiz kişinin derecesini kat-kat yüceltiriz biz. Şüphe yok ki Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, her şeyi bilir.

Adem Uğur

İşte bu, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimizdir. Biz dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki senin Rabbin hikmet sahibidir, hakkıyle bilendir.

Ahmed Hulusi

İşte bu, İbrahim'e halkına karşı verdiğimiz kesin kanıtımızdır. Kimi dilersek yüce mertebeler veririz! Muhakkak ki Rabbin Hakiym'dir, Aliym'dir.

Ahmet Tekin

İşte bunlar, kavmine karşı İbrâhim’e verdiğimiz delillerimizdir. Sünnetimize, düzenimizin yasalarına uygun olarak, irademizin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseleri dünyada yüksek makamlara getiririz. Senin Rabbin hikmet sahibi ve hükümrandır, ilmi her şeyi kuşatır.

Ahmet Varol

Bu, İbrahim'e kavmine karşı verdiğimiz hüccetimizdir. İstediğimizi derecelerle yükseltiriz. Şüphesiz senin Rabbin hakimdir, bilendir.

Ali Bulaç

Bu, İbrahim'e, kavmine karşı verdiğimiz delilimizdir. Biz, dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Şüphesiz senin Rabbin, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir.

Ali Fikri Yavuz

İşte bu (yıldızların batışında Allah’ın birliğine yapılan istidlâller), bizim hüccetimizdir ki, onları kavmine karşı İbrahime verdik. Biz dilediğimiz kimseyi derecelerle yükseltiriz. Muhakkak ki Rabbin tam hikmet sahibidir, (her şeyi) kemâliyle bilendir.

Ali Rıza Safa

Toplumuna karşı, İbrahim'e verdiğimiz tartışma yöntemi, işte böyledir. Dilediğimiz kimseyi konumlarla yükseltiriz. Kuşkusuz, Efendin, Bilgelik ve Adaletle Yönetendir; Bilendir.

Bayraktar Bayraklı

İşte bu, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimizdir. Dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki senin Rabbin hikmet sahibidir; hakkıyla bilendir.

Bekir Sadak

Bu, Ibrahim'e, milletine karsi verdigimiz huccetimizdir. Diledigimizi derecelerle yukseltiriz. Dogrusu Rabbin hakim'dir, bilendir.

Celal Yıldırım

İşte bu, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz kanıt ve belgelerimizdir. Dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki, Rabbin hikmet sahibidir ve (her şeyi) bilendir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İşte bunlar, kavmine karşı İbrâhim’e verdiğimiz delillerimizdir. Biz dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki senin rabbin hikmet sahibidir, her şeyi bilmektedir.

Diyanet İşleri

İşte kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimiz.. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri (eski)

Bu, İbrahim'e, milletine karşı verdiğimiz hüccetimizdir. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Doğrusu Rabbin Hakim'dir, Bilen'dir.

Diyanet Vakfi

İşte bu, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimizdir. Biz dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki senin Rabbin hikmet sahibidir, hakkıyle bilendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İşte bunlar, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimizdir. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Muhakkak Rabbin hikmet sahibidir, bilendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bu, kavmine karşı Bizim İbrahim'e vermiş olduğumuz hüccetimizdir. Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, herşeyi bilendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu işte bizim o huccetimiz ki kavmine karşı İbrahime vermişdik, biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz, şüphesiz ki rabbın hakim, alimdir

Erhan Aktaş

İşte bunlar, halkına karşı İbrahim'e verdiğimiz huccetlerimizdir. Dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Kuşkusuz Rabb'in, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyi Bilen'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte bunlar, halkına karşı İbrahim'e verdiğimiz huccetlerimizdir. Dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Kuşkusuz Rabb'in, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyi Bilen'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İşte bunlar, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz hüccetlerimizdir. Dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Kuşkusuz Rabb'in, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyi Bilen'dir.

Fizilal-il Kuran

Bu bizim kesin kanıtımızdır, onu kavmine karşı İbrahim'e verdik. Biz dilediğimizin derecesini kat kat yükseltiriz. Hiç kuşkusuz Rabbin hikmet sahibi ve her şeyi bilendir.

Gültekin Onan

Bu, İbrahim'e, kavmine karşı verdiğimiz ayetimizdir. Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Kuşkusuz senin rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir.

Hamdi Döndüren

İşte İbrahim’e, kavmine karşı verdiğimiz kanıtımız budur. Biz dilediğimiz kimseleri yüksek derecelere çıkarırız. Çünkü senin Rabbin, tam hikmet sahibi olan, çok iyi bilendir.

Hasan Basri Çantay

İşte bunlar kavmine karşı İbrahime ver (ib öğret) diğimiz hüccetlerdi. Biz kimi dilersek onu derece derece yükseltiriz. Şübhe yok ki Rabbin tam hikmet saahibidir, hakkıyle bilendir.

Hasib Asutay

(Resulüm!) İşte bu kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimizdir. (24) Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. (24. Âyette geçen ve 'delil' olarak tercüme edilen 'hüccet' kelimesinden maksat, Hz. İbrahim'in, yıldız, Ay ve Güneş'in ilâh olamayacağını ispatlamak için muhakeme gücünü kullanarak uyguladığı metottur.)

Hayrat Neşriyat

Ve işte bunlar (bizim) delillerimizdir ki, onları kavmine karşı İbrâhîm’e verdik.(Biz) dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Şübhesiz ki Rabbin, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır, Alîm (herşeyi hakkıyla bilen)dir.

İbni Kesir

İşte bu, bizim hüccetimizdir. Onu kavmine karşı İbrahim'e verdik. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Ve muhakkak ki Rabbın; Hakim, Alim'dir.

Mehmet Okuyan

İşte şu(nlar), kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz delillerimizdir. Dilediğimizi (layık olanı) derecelerle yükseltiriz. Şüphesiz ki Rabbin, doğru hüküm verendir, bilendir.

Muhammed Esed

İşte bu, halkına karşı (kullanmak üzere) İbrahime verdiğimiz muhakeme tarzımızdı: (çünkü) dilediğimiz kimseyi derecelerle yüceltiriz. Şüphe yok ki Rabbiniz hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.

Mustafa İslamoğlu

İşte bu, toplumuna karşı kullanması için İbrahim'e verdiğimiz isbat yöntemimizdi. Biz, dilediğimiz kimseyi derece derece (hakikate) yüceltiriz. Hiç şüphesiz senin Rabbin her hükmünde tam isabet edendir, her şeyi tarifsiz bilendir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve işte o, Bizim hüccetimizdir ki, onu kavmine karşı İbrahim'e vermiştik. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Şüphe yok ki, Rabbin hakîmdir, alîmdir.

Ömer Öngüt

İşte bunlar, kavmine karşı bizim İbrahim'e verdiğimiz hüccetlerimizdir. Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Şüphesiz ki Rabbin hikmet sahibidir, bilendir.

Suat Yıldırım

İşte bunlar, kavmine karşı İbrâhim’e verdiğimiz delillerdi. Dilediğimiz kimselerin derecelerini kat kat yükseltiriz. Muhakkak ki senin Rabbin tam hüküm ve hikmet sahibidir ve O her şeyi hakkıyla bilir.

Süleyman Ateş

İşte bunlar, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz hüccet(kanıt)lerimizdir. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Şüphesiz Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir.

Süleymaniye Vakfı

İşte bu, tartışmayı bitiren delilimizdir; onu halkına karşı İbrahim'e verdik. Uygun gördüğümüz kişiyi derece derece böyle yükseltiriz. Senin Rabbin, bütün kararları doğru olan ve her şeyi bilendir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu bizim delilimizdir, onu halkına karşı İbrahim'e de verdik. Kurduğumuz düzene göre kimini derece derece yükseltiriz. Senin Rabbin, doğru kararlar verendir ve bilendir.

Şaban Piriş

Bu, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delilimizdir. Dilediğimiz kimseleri derece derece yükseltiriz. Şüphesiz Rabbim hakimdir, alimdir.

Tefhim-ul Kuran

Bu, İbrahim'e, kavmine karşı verdiğimiz ispatlı delilimizdir. Biz, dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Şüphesiz senin Rabbin, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir.

Ümit Şimşek

İşte bu, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delilimizdir. Biz dilediğimizin mertebesini yükseltiriz. Şüphesiz ki Rabbin her işi hikmetle yapan, herşeyi hakkıyla bilendir.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte bunlar, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz kanıtlardır. Dilediklerimizi derece derece yükseltiriz. Senin Rabbin Hakim'dir, Alim'dir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bunlar, öz qövmünə qarşı İbrahimə verdiyimiz dəlillərimizdir. Biz istədiyimiz kəsi dərəcə-dərəcə ucaldarıq. Şübhəsiz ki, Rəbbin Müdrikdir, Biləndir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bu bizim İbrahimə öz tayfasına qarşı verdiyimiz dəlildir. Biz istədiyimiz şəxsi dərəcə-dərəcə yüksəldərik. Şübhəsiz ki, Rəbbin hikmət sahibi, elm sahibidir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Das ist Unser unanfechtbarer Beweis, den Wir Abraham seinem Volk gegenüber gewährt haben, und Wir haben seinen Rang erhöht. Wir erhöhen den Rang wie Wir wollen, denn Dein Herr ist allwissend und unendlich weise.

Almanca — Der Edle Quran

Das ist unser Beweismittel, das Wir Ibrahim gegen sein Volk gaben. Wir erhöhen, wen Wir wollen, um Rangstufen. Gewiß, dein Herr ist Allweise und Allwissend.

Almanca — M. A. Rassoul

Das ist Unser Beweis, den Wir Abraham seinem Volk gegenüber gaben. Wir erheben im Rang, wen Wir wollen. Wahrlich, dein Herr ist Allweise, Allwissend.

Almanca — Muhammad Zaidan

Das ist ein Argument von Uns, welches WIR Ibrahim seinen Leuten gegenüber gaben. WIR erhöhen um Stellungen, wen WIR wollen. Gewiß, dein HERR ist allweise, allwissend.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

One judgement was deduced from another; that was the reasoning We imparted to Ibrahim to use against his people's contention. We raise whom We will to higher ranks and exalt them in dignity, wisdom and power. Allah, your Creator, is indeed Hakimun and 'Alimun.

Abdul Haleem

Such was the argument We gave to Abraham against his people- We raise in rank whoever We will- your Lord is all wise, all knowing.

Abdullah Yusuf Ali

That was the reasoning about Us, which We gave to Abraham (to use) against his people: We raise whom We will, degree after degree: for thy Lord is full of wisdom and knowledge.

Abul A'la Maududi

That was Our argument which We gave to Abraham against his people. We raise in ranks whom We will. Truly your lord is All-Wise, All-Knowing.

Aisha Bewley

This is the argument We gave to Ibrahim against his people. We raise in rank anyone We will. Your Lord is All-Wise, All-Knowing.

Al-Hilali & Khan

And that was Our Proof which We gave Ibrâhîm (Abraham) against his people. We raise whom We will in degrees. Certainly your Lord is All-Wise, All-Knowing.

Ali Quli Qarai

This was Our argument that We gave to Abraham against his people. We raise in rank whomever We wish. Indeed your Lord is all-wise, all-knowing.

Amatul Rahman Omar

That was Our argument with which We equipped Abraham against his people. We raise, in degrees of rank, whom We will. Verily, your Lord is All-Wise, All-Knowing.

Arthur John Arberry

That is Our argument, which We bestowed upon Abraham as against his people. We raise up in degrees whom We will; surely thy Lord is All-wise, All-knowing.

Bijan Moeinian

Such was My reasoning relayed to them through Abraham. Thus I raise some [like Abraham] to a higher level. Indeed your Lord is the Most Wise and the Most Knowledgeable [and knows what He is doing.]

E. Henry Palmer

These are our arguments which we gave to Abraham against his people;- we raise the rank of whom we will; verily, thy Lord is wise and knowing.

Edip-Layth

Such was Our argument that We gave Abraham over his people; We raise the degree of whom We please. Your Lord is Wise, Knowledgeable.

George Sale

And that is Our argument which We gave to Abraham against his people. We exalt in decrees of rank whomso We please. Thy Lord is indeed Wise, All-Knowing.

Hamid S. Aziz

These are our arguments which We gave to Abraham against his people. We raise whom We will by degrees of wisdom. Verily, your Lord is wise and Aware.

Mahmoud Ghali

And that is Our Argument, (which) We brought Ibrahîm (Abraham) against his people. We raise up in degrees whomever We decide; surely your Lord is Ever-Wise, Ever-Knowing.

Marmaduke Pickthall

That is Our argument. We gave it unto Abraham against his folk. We raise unto degrees of wisdom whom We will. Lo! thy Lord is Wise, Aware.

Mohamed Ahmed - Samira

This is the argument We gave to Abraham against his people. We exalt whosoever We please in rank by degrees. Your Lord is wise and all-knowing.

Muhammad Asad

And this was Our argument which We vouchsafed unto Abraham against his people: [for] We do raise by degrees whom We will. Verily, thy Sustainer is wise, all-knowing.

Mustafa Khattab

This was the argument We gave Abraham against his people. We elevate in rank whoever We please. Surely your Lord is All-Wise, All-Knowing.

Progressive Muslims

And such was Our argument that We gave Abraham over his people; We raise the degree of whom We please. Your Lord is Wise, Knowledgeable.

Sahih International

And that was Our [conclusive] argument which We gave Abraham against his people. We raise by degrees whom We will. Indeed, your Lord is Wise and Knowing.

Sam Gerrans

And that is Our argument We gave to Abraham against his people. We raise in degree whom We will; thy Lord is wise and knowing.

Shabbir Ahmed

This is the logic (examples of the star, the moon and the sun) that We taught Abraham against his people. We exalt people in ranks when they follow Our Laws. Your Lord is Wise, All-Knowing.

Syed Vickar Ahamed

And that was the reasoning about Us, which We gave to Ibrahim (Abraham to use) against his people: We raise whom We will, little by little: Truly, your Lord is All Wise (Hakeem), All Knowing (Aleem).

Taqi Usmani

That is the decisive argument from Us that We gave to Ibrāhīm against his people. We raise in ranks whomsoever We will. Surely, your Lord is Wise, Knowing.

The Monotheist Group

And such was Our argument that We gave Abraham over his people; We raise the degree of whom We please. Your Lord is Wise, Knowledgeable.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Tel est lʹargument que Nous inspirâmes à Abraham contre son peuple. Nous élevons en haut rang qui Nous voulons. Ton Seigneur est Sage et Omniscient.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ha ev delîl û belgeyên me ne, Me ew li hember gelê wî dane Îbrahîm. Kesê ku em bivên, em mertebeyên wî bilind dikin. Bêguman Xwedayê te Ḥekîm e, ‘Elîm e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Dat was Ons argument dat Wij Ibrahiem tegen zijn volk gegeven hebben. Wij geven hogere rangen aan wie Wij willen. Jouw Heer is wijs en wetend!

Hollandaca — Salomo Keyzer

En dit is onze bewijsreden, waarvan wij Abraham hebben voorzien, opdat hij daarvan tegen zijn volk gebruik zou maken: Wij verheffen hen, die ons behagen; want uw Heer is wijs en alwetend.

Hollandaca — Siregar

En dat was Ons argument dat Wij Ibrâhîm tegen zijn volk gaven, Wij verheffen met graden wie Wij willen: voorwaar, jouw Heer is Alwijs, Alwetend.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

И это – Наш довод, который Мы даровали Ибрахиму против его народа. Мы возвышаем степенями тех, кого желаем (и в этом мире и в Вечной жизни). Поистине, Господь твой – мудрый (и) знающий!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Dessa är Våra argument, som Vi gav Abraham när han tvistade med sina stamfränder. Vi låter den Vi vill växa i visdom, steg för steg. Din Herre är vis (och Han) har kännedom om allt.