Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır, sıkar. Allah, inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir.

فَمَنْ يُرِدِ اللّٰهُ اَنْ يَهْدِيَهُ يَشْرَحْ صَدْرَهُ لِلْاِسْلَامِ وَمَنْ يُرِدْ اَنْ يُضِلَّهُ يَجْعَلْ صَدْرَهُ ضَيِّقًا حَرَجًا كَاَنَّمَا يَصَّعَّدُ فِي السَّمَاءِ كَذٰلِكَ يَجْعَلُ اللّٰهُ الرِّجْسَ عَلَى الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ

fe men yuridi (a)llahu en yehdiyehu yeşraH Sadrahu li l-islāmi ve men yurid en yuDillehu yec'ǎl Sadrahu Deyyiḳan Haracen keenne mā yeSSaǎǎdu fī s-semāi ke ƶālike yec'ǎlu (a)llahu r-ricse ǎlā (e)lleƶīne lā yu'minūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَمَنْfe menkimi
2يُرِدِyuridiر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).isterse
3اللّٰهُ(a)llahuAllah
4اَنْen
5يَهْدِيَهُyehdiyehuه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.doğru yola iletmek
6يَشْرَحْyeşraHش ر حAçmak/genişletmek/büyütmek/yaymak, açığa çıkarmak/ifşa etmek/açıklamakaçar
7صَدْرَهُSadrahuص د رGeri dönmek, geri gelmek, ilerlemek, çıkmak veya kaynaklanmak, ileri gitmek, ilerletmek veya teşvik etmek, gerçekleşmek, olmak, kaynaklanmak, göğse/sine vurmak, başlamak. Kişinin önünde duran veya yüzleştiği herhangi bir şey; dolayısıyla göğüs, sine veya bağır [genellikle zihni anlamında]. Herhangi bir şeyin ön kısmı. Geri gitme veya geri dönüp uzaklaşma.onun göğsünü
8لِلْاِسْلَامِli l-islāmiس ل مbarış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmakİslam'a
9وَمَنْve menkimi de
10يُرِدْyuridر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).isterse
11اَنْen
12يُضِلَّهُyuDillehuض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.saptırmak
13يَجْعَلْyec'ǎlج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakyapar
14صَدْرَهُSadrahuص د رGeri dönmek, geri gelmek, ilerlemek, çıkmak veya kaynaklanmak, ileri gitmek, ilerletmek veya teşvik etmek, gerçekleşmek, olmak, kaynaklanmak, göğse/sine vurmak, başlamak. Kişinin önünde duran veya yüzleştiği herhangi bir şey; dolayısıyla göğüs, sine veya bağır [genellikle zihni anlamında]. Herhangi bir şeyin ön kısmı. Geri gitme veya geri dönüp uzaklaşma.onun göğsünü
15ضَيِّقًاDeyyiḳanض ي قDaraldı veya sıkıştı. Bir şeyle tıkandı, aşırı doldu veya taştı.daralmış
16حَرَجًاHaracenح ر جDaralmak (kalp), sıkışmak, dar/kapalı/sıkışık hale gelmek, akıl karışıklığı yaşamak, bir araya toplanmak, göğüste huzursuzluk ve daralma hissetmek, şüphe etmek veya şüphede olmak, günah veya suç işlemek veya itaatsizlik yapmak, korku ve öfke nedeniyle hareket edememek, zorluk ve sıkıntıyla karşılaşmak, yasaklanmak veya engellenmek, birinin sıkıntı veya zorluğa düşmesine neden olmak, günahı veya suçu kendinden uzaklaştırmak, günahtan veya suçtan kaçınmak veya uzak durmak.tıkanık
17كَاَنَّمَاkeenne māgibi
18يَصَّعَّدُyeSSaǎǎduص ع دYükselmek, tırmanmak, koşmak, yürümekten daha hızlı adımlarla hareket etmek, yukarı çıkmak, zor olmak (iş/durum)yükseliyor
19فِي
20السَّمَاءِs-semāiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göğe
21كَذٰلِكَke ƶālikeişte böyle
22يَجْعَلُyec'ǎluج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakçökertir
23اللّٰهُ(a)llahuAllah
24الرِّجْسَr-ricseر ج سRezil etmek ve kirletmek, gürlemek, kötü işler yapmak, yüksek sesle böğürmek, nefret edilir hale gelmek, içinde hiç iyi olmayan şey, kargaşa durumu, büyük ölçüde kafasını karıştırmak, ses/gürültü yapmak, engellemek/önlemek, temiz olmayan/kirli/pis, kötü, yasak/haram olan şey, inançsızlık/sadakatsizlik/şüphepislik (sıkıntı)
25عَلَىǎlāüstüne
26الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerin
27لَا
28يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmayan(ların)

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Allah, kimi doğru yola götürmek isterse Müslümanlığı kabûl etmesi için gönlünü açar ve kimi sapıtmak isterse gönlünü öyle bir daraltır, sıkar ki sanki göğe ağacakmış da imkân bulamıyor sanır kendisini. İşte Allah, inanmayanlara böyle azap verir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Allah, kimi doğru yola götürmek isterse Müslümanlığı kabûl etmesi için gönlünü açar ve kimi sapıtmak isterse gönlünü öyle bir daraltır, sıkar ki sanki göğe ağacakmış da imkân bulamıyor sanır kendisini. İşte Allah, inanmayanlara böyle azap verir.

Adem Uğur

Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslâm'a açar; kimi de saptırmak isterse göğe çıkıyormuş gibi kalbini iyice daraltır. Allah inanmayanların üstüne işte böyle murdarlık verir.

Ahmed Hulusi

Allah kimin için hidayet murat ederse, onun sadrını (içini - anlayışını) İslam'a (teslim olmuşluğunun farkındalığına) açar! Kimi de saptırmayı dilerse; onun da sadrını (içini) daraltır, sanki zorlukla semaya yükseliyormuş gibi! Böylece Allah, iman etmeyenleri aşağılar!

Ahmet Tekin

Allah kimi hidâyete erdirmek isterse, gönlünü İslâm’a açarak ferahlık verir. Kimin de, hak yoldan uzaklaşmasına, dalâleti tercihine özgürlük tanımak isterse, sanki güçlükle göğe yükselirken nefes almakta zorlandığı gibi, artan oranda o kimsenin göğsünü sıkmaya, bunaltmaya devam eder. Allah inanmayacakların boyunlarına, pis, kâfir, lânetli ve ceza mahkûmu yaftasını takarak işte böyle sıkıntıya sokar.

Ahmet Varol

Allah kimi doğru yola eriştirmek isterse onun gönlünü de İslam'a açar. Kimi de sapıklığa düşürmek isterse onun da gönlünü adeta göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı eyler. İşte Allah iman etmeyenlerin üstüne böyle murdarlık bırakır. [13]

Ali Bulaç

Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir.

Ali Fikri Yavuz

Allah, kime hidayet etmeği dilerse, İslâma onun göğsünü açar, gönlüne genişlik verir. Her kimi de sapıklığa bırakmak isterse, onun kalbini öyle daraltır sıkıştırır ki, iman teklifi karşısında göğe çıkacakmış gibi (zorlukta) olur. Allah, iman etmiyenler üzerine, böyle azab bırakır.

Ali Rıza Safa

Allah, kimi doğru yola eriştirmeyi dilerse, artık, onun gönlünü İslamiyet'e açar. Ve kimi saptırmayı dilerse, onun gönlünü, gökyüzüne yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı yapar. İşte böylece, Allah, inanmayanlara aşağılayıcı bir ceza verir.

Bayraktar Bayraklı

Allah kimi doğru yola iletmek isterse, onun kalbini İslam'a açar; kimi de saptırmak isterse, göğe çıkıyormuş gibi kalbini iyice daraltır. Allah, inanmayanların üstüne işte böyle murdarlık verir.

Bekir Sadak

Allah kimi dogru yola koymak isterse onun kalbini Islamiyet'e acar, kimi de saptirmak isterse, goge yukseliyormus gibi, kalbini dar ve sikintili kilar. Allah Boylece, inanmayanlari kufur batakliginda birakir.

Celal Yıldırım

Allah kimi doğru yola eriştirmeyi dilerse, onun kalbini İslâm'a açar. Kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi göğsünü daraltıp sıkıştırır. İşte böylece Allah imân etmiyenler üzerine murdarlık ve rüsvaylık, azâb ve ıztırab getirir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslâm’a açar; kimi de saptırmak isterse, göğe çıkıyormuş gibi kalbine darlık ve sıkıntı verir. Allah inanmayanları işte böyle cezalandırır,

Diyanet İşleri

Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır, sıkar. Allah, inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir.

Diyanet İşleri (eski)

Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyet'e açar, kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah böylece, inanmayanları küfür bataklığında bırakır.

Diyanet Vakfi

Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslâm'a açar; kimi de saptırmak isterse göğe çıkıyormuş gibi kalbini iyice daraltır. Allah inanmayanların üstüne işte böyle murdarlık verir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Allah kimi hidayete erdirmek isterse, onun gönlünü İslâm'a açar. Kimi de saptırmak isterse, sanki göğe yükseliyormuş gibi, göğsünü dar ve sıkıntılı yapar. Allah, inanmayanları işte böyle pislik içinde bırakır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah, her kimi doğru yola erdirmek isterse, onun gönlünü islama açar. Her kimi de sapıklığa bırakmak isterse onun kalbini daraltır, öyle sıkıştırır ki, sanırsın öfkesinden göğe çıkacak. Allah imana gelmeyenleri o murdarlık içinde hep böyle bırakır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hasılı Allah her kimi hidayetine irdirmek isterse, islama sinesini açar, gönlüne genişlik verir, her kimi de dalalete bırakmak isterse onun da kalbini daraltır öyle sıkıştırır ki sanırsın öfkesinden göke çıkacak, iymana gelmezleri Allah o murdarlık içinde hep böyle bırakır

Erhan Aktaş

Allah, kim hidayeti hak ederse onun kalbini İslam'a açar; kime de sapkınlığı hak ederse göğe çıkmaya çalışıyormuşçasına kalbini daraltır, sıkar. Allah, iman etmeyenleri işte böyle sıkıntı içinde bırakır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah, kime hidayeti hak ederse onun kalbini İslam'a açar; kime de sapkınlğı hak ederse göğe çıkmaya çalışıyormuşçasına kalbini daraltır, sıkar. Allah, inanmayanları işte böyle sıkıntı içinde bırakır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah, kime hidayet dilerse onun kalbini İslam'a açar; kime de sapkınlık dilerse göğe çıkmaya çalışıyormuşçasına kalbini daraltır, sıkar. Allah, inanmayanları işte böyle sıkıntı içinde bırakır.

Fizilal-il Kuran

Allah kimi doğru yola iletmek isterse göğsünü İslâm'a açar. Kimi de saptırmak isterse göğsünü, sanki göğe çıkıyormuş gibi, dar ve tıkanık yapar. Bunun yanısıra Allah, inanmayanları iğrençliğe mahkum eder.

Gültekin Onan

Tanrı kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü islama açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Tanrı, inanmayanların üstüne işte böyle pislik çökertir.

Hamdi Döndüren

Allah, kimi doğru yola iletmek isterse, onun kalbini İslâm’a açar; kimi de saptırmak isterse, onun kalbini sanki zorla göğe yükseliyormuş gibi daraltır ve sıkıştırır. İşte Allah inanmayanların üzerine böyle murdarlık verir!

Hasan Basri Çantay

Allah kime doğru yolu gösterir, imana muvaffak ederse onun göksünü islam için açar (genişletir). Kimi de sapıklıkda bırakmak dilerse onun da kalbini son derece daraltır, sıkar. O, (İslamı kabul hususunda) guya zorla göğe çıkacakmış gibi (kendinde bir imkansızlık ve) zahmet (görür). Allah iman etmeyeceklerin üstüne işte böyle murdarlık çökertir.

Hasib Asutay

Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslam'a açar. Kimi de (niyetine göre) saptırmak isterse göğe çıkıyormuş gibi göğsünü dar ve sıkıntılı yapar. (38) Allah inanmayanların üstüne işte böyle pislik bırakır. (38. Bu âyet bir doğa yasasına da işaret etmektedir. İnsan göğe yükselince hava basıncı azalacağından nefes alışverişi güçleşir. Hatta yirmi bin metreyi geçince özel cihazlar olmadığı durumda kişi nefes alamadığından ölür. İşte âyette bu doğa yasasına da işaret edilerek İslâm'a girmeyenlerin göğüslerinin göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı olacağı bildirilmektedir.)

Hayrat Neşriyat

Artık kim ki, Allah onu (hikmetine binâen, kendi lütfundan) hidâyete erdirmek isterse, onun göğsünü İslâm’a açar. Ve kim ki, (küfründeki inâdı sebebiyle, Allah) onu dalâlete atmak isterse, sanki göğe tırmanıyormuş gibi göğsünü iyice daralmış sıkıntılı hâle sokar. Allah, îmân etmeyenlerin üzerinde böyle kötülük (rezillik ve azab) bırakır.

İbni Kesir

Allah, kimi hidayete erdirmek isterse; onun kalbini İslam'a açar. Kimi de saptırmak isterse; onu da göğe doğru yükseliyormuş gibi kalbini daraltır, sıkar. Allah; iman etmeyenlerin üstüne, işte böylece murdarlık çökertir.

Mehmet Okuyan

Allah kimi doğru yola ulaştırmak isterse onun göğsünü İslam’a açar. Kimi de saptırmak isterse (sapkınlıkta bıraktığı o kişinin) göğsünü sanki göğe çıkıyormuş gibi iyice daraltıp sıkıştırır. Allah inanmayanların üstüne işte böyle pislik verir.

Muhammed Esed

Allah kimi doğru yola ulaştırmak isterse, kalbini (Ona) teslim olma arzusuyla genişletir; kimin de sapmasına izin verirse onun kalbini daraltır ve sıkıştırır, adeta göklere tırmanıyormuş gibi: böylece Allah, inanmayanları dehşete düşürür.

Mustafa İslamoğlu

Allah kimi doğru yola ulaştırmak isterse, onun kalbini teslimiyet için genişletir; kimin de sapmasına izin verirse, onun kalbini de adeta göğe tırmanıyormuş gibi daraltıp sıkıştırır: İşte böylece Allah, inanmamakta direnen kimseleri dehşet bir ıstıraba sürükler.

Ömer Nasuhi Bilmen

İmdi Allah Teâlâ her kime hidâyet etmek isterse onun göğsünü İslâm için genişletir. Ve her kimi dalâlete düşürmek dilerse onun göğsünü daraltır, sıkışmış bir hale getirir, sanki zorla göğe yükselecek imiş gibi (bulunur). İşte Allah Teâlâ imân etmeyenlerin üzerine böylece pisliği (havale) kılar.

Ömer Öngüt

Allah kime hidayet etmek isterse, onun göğsünü İslâm'a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe yükseliyormuş gibi iyice daraltır. Allah inanmayanların üzerine işte böyle murdarlık indirir.

Suat Yıldırım

Hasılı Allah kimi doğru yola koymak isterse, onun kalbini İslâm’a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun göğsünü sanki o kişi gökte yükseliyormuşcasına dar ve tıkanık yapar. İşte Allah böylece, imana gelmeyenlere rüsvaylık verir.

Süleyman Ateş

Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun göğsünü İslam'a açar, kimi de saptırmak isterse onun göğsünü, (o kimse) göğe çıkıyormuş gibi dar ve tıkanık yapar. Allah, inanmayanların üstüne işte böyle pislik (sıkıntı) çökertir.

Süleymaniye Vakfı

Allah, (doğru davranışlarından dolayı) yola geldiğini onaylamak istediği kişinin gönlünü İslam'a açar. (Yanlış davranışlarından dolayı) yoldan saptığını onaylamak istediği kişinin ise içinde sanki yükseklere çıkıyormuş gibi bunalma ve sıkıntı oluşturur. Allah, kendisine inanıp güvenmeyenlerin üstünde pisliği işte böyle oluşturur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah, kimin yola geldiğini onaylamak isters gönlünü İslam'a açar. Kimin de sapttığını onaylamak isterse onun da içini daraltır; sanki göğe yükseliyor gibi olur. Allah kendine güvenmeyenleri o zararlı işin içine işte böyle sokar.

Şaban Piriş

Allah kimi doğru yola eriştirmek isterse, onun gönlünü İslam'a açar. Kimi de dalalette bırakmak isterse, zorla göğe çıkıyormuş gibi onun göğsünü daraltır. Allah, iman etmeyenlere, işte böyle rüsvaylık verir.

Tefhim-ul Kuran

Allah, kimi hidayete eriştirmek isterse, onun göğsünü İslâm'a açar; kimi de saptırmak isterse, onun göğsünü, -sanki göğe yükseliyormuş gibi- dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir.

Ümit Şimşek

Allah kime hidayet vermeyi dilerse, onun gönlünü İslâma açar. Kimi saptırmayı dilerse, sanki gökyüzünde yükseliyormuşçasına onun göğsünü sıkar ve tıkar. İman etmeyenlerin üzerine pisliği Allah işte böyle çökertir.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah, iyiye ve güzele götürmek istediğinin göğsünü İslam'a açar. Saptırmak dilediğinin de göğsünü öylesine daraltıp tıkar ki, o, göğe yükseliyormuş gibi olur. Allah, iman etmeyenler üzerine pisliği işte böyle atıverir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Allah kimi doğru yola yönəltmək istəsə, onun köksünü İslam üçün açar, kimi azdırmaq istəsə, onun köksünü, sanki o, göyə çıxırmış kimi daraldar və sıxıntılı edər. Allah iman gətirməyənləri beləcə cəzalandırar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Allah kimi düz yola yönəltmək istəsə, onun köksünü islam (dini) üçün açıb genişləndirər, kimi azdırmaq istəsə, onun ürəyini daraldıb sıxıntıya salar. O, sanki (sıxıntının şiddətindən) göyə çıxar. Allah iman gətirməyənlərə pisliyi belə edər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wen Gott rechtleiten will, dem weitet er die Brust für den Islam, und wen er auf dem Irrweg lassen will, dem macht er die Brust eng, daß er hechelt wie jemand, der in die höheren Sphären gen Himmel steigt. So läßt Gott Schmach über die Ungläubigen kommen.

Almanca — Der Edle Quran

Wen Allah rechtleiten will, dem tut Er die Brust auf für den Islam. Und wen Er in die Irre gehen lassen will, dem macht Er die Brust eng und bedrängt, so als ob er in den Himmel hochsteigen sollte. So legt Allah den Greuel auf diejenigen, die nicht glauben.

Almanca — M. A. Rassoul

Wen Allah aber leiten will, dem weitet Er die Brust für den Islam; und wen Er in die Irre gehen lassen will, dem macht Er die Brust eng und bedrückt, wie wenn er in den Himmel emporsteigen würde. So verhängt Allah die Strafe über jene, die nicht glauben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wen ALLAH rechtleiten will, dessen Brust weitet ER für den Islam, und wen ER abirren lassen will, dessen Brust macht ER eng, zusammengepreßt, als ob er in den Himmel aufsteigen würde. Solcherart läßt ALLAH das Üble auf diejenigen kommen, die den Iman nicht verinnerlichen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Nonetheless, he whom Allah wills to guide to His path of righteousness, He comforts him with strange and mystical feelings and makes his breast -the seat of affections and emotions - amenable and responsive to the joyful thought of conforming to Islam. But he whom Allah decides to leave to his evil thoughts, He tightens his reins in despair and tightens his chest so as to be rendered impervious to a breath of spiritual knowledge; a feeling similar to that he experiences if he were climbing skywards to high altitudes*. Thus does Allah afflict those who deny Him with the torment laid on the damned.

Abdul Haleem

When God wishes to guide someone, He opens their breast to islam; when He wishes to lead them astray, He closes and constricts their breast as if they were climbing up to the skies. That is how God makes the foulness of those who do not believe rebound against them.

Abdullah Yusuf Ali

Those whom Allah (in His plan) willeth to guide,- He openeth their breast to Islam; those whom He willeth to leave straying,- He maketh their breast close and constricted, as if they had to climb up to the skies: thus doth Allah (heap) the penalty on those who refuse to believe.

Abul A'la Maududi

Thus, (it is a fact that) whomsoever Allah wills to guide, He opens his breast for Islam; and whomsoever He wills to let go astray, He causes his breast to become strait and constricted, as if he were climbing towards the heaven. Thus Allah lays the abomination (of flight from and hatred of Islam) on those who do not believe

Aisha Bewley

When Allah desires to guide someone, He expands his breast to Islam. When He desires to misguide someone, He makes his breast narrow and constricted as if he were climbing up into the sky. That is how Allah defiles those who have no iman.

Al-Hilali & Khan

And whomsoever Allâh wills to guide, He opens his breast to Islâm; and whomsoever He wills to send astray, He makes his breast closed and constricted, as if he is climbing up to the sky. Thus Allâh puts the wrath on those who believe not.[1]

Ali Quli Qarai

Whomever Allah desires to guide, He opens his breast to Islam, and whomever He desires to lead astray, He makes his breast narrow and straitened as if he were climbing to a height. Thus does Allah lay [spiritual] defilement on those who do not have faith.

Amatul Rahman Omar

But as to whom Allâh intends to guide He opens his bosom to Islam and as to him whom He allows to go astray He makes his bosom close and constricted, so that he feels as though he were climbing up the heights. Just as Allâh does this He lays ignominy on those who do not believe.

Arthur John Arberry

Whomsoever God desires to guide, He expands his breast to Islam; whomsoever He desires to lead astray, He makes his breast narrow, tight, as if he were climbing to heaven. So God lays abomination upon those who believe not.

Bijan Moeinian

God makes whoever He wills [and deserves] to receive His guidance, conscious of Islam (submission to God. ) On the contrary, whoever God wills will be so resentful of submission to Him that his soul will fly away to the skies as soon as the subject of belief is brought up. Thus God turns the disbelievers into the "Impure" subjects.

E. Henry Palmer

Whomsoever God wishes to guide, He expands his breast to Islam; but whomsoever He wishes to lead astray, He makes his breast tight and straight, as though he would mount up into heaven; thus does God set His horror on those who do not believe.

Edip-Layth

Whomever God wishes to guide, He will open his chest towards peacefully surrender; and whomever He wishes to misguide, He will make his chest tight and constricted, as one who is climbing towards the sky. It is such that God afflicts those who do not acknowledge.

George Sale

And whomsoever God shall please to direct, He will open his breast to receive the faith of Islam: But whomsoever He shall please to lead into error, He will render his breast strait and narrow, as though he were climbing up to heaven. Thus doth God inflict a terrible punishment on those who believe not.

Hamid S. Aziz

Whomever Allah wishes to guide, He expands His breast unto the Surrender (Islam); but whomever He wishes to lead astray, He tightens and constricts his breast as though he were climbing steeply into heaven. Thus does Allah set dishonour on those who do not believe.

Mahmoud Ghali

So, whomever Allah wills to guide, He expands his breast to Islam; and whomever He wills to lead into error, He makes his breast straitened, restricted, as if he were laboriously climbing up in the heaven. Thus Allah sets (Literally: makes) abomination upon (the ones) who do not believe.

Marmaduke Pickthall

And whomsoever it is Allah's will to guide, He expandeth his bosom unto the Surrender, and whomsoever it is His Will to send astray, He maketh his bosom close and narrow as if he were engaged in sheer ascent. Thus Allah layeth ignominy upon those who believe not.

Mohamed Ahmed - Samira

Thus God guides whomsoever He please by opening wide his breast to surrender; and Straitens the breasts of those He allows to go astray, (who feel suffocated) as if they were ascending the skies. Thus will God punish those who do not believe.

Muhammad Asad

And whomsoever God wills to guide, his bosom He opens wide with willingness towards self-surrender [unto Him]; and whomsoever He wills to let go astray, his bosom He causes to be tight and constricted, as if he were climbing unto the skies: it is thus that God inflicts horror upon those who will not believe.

Mustafa Khattab

Whoever Allah wills to guide, He opens their heart to Islam.[1] But whoever He wills to leave astray, He makes their chest tight and constricted as if they were climbing up into the sky. This is how Allah dooms those who disbelieve.

Progressive Muslims

Whoever God wishes to guide, He will open his chest towards surrender; and whoever He wishes to misguide, He will make his chest tight and constricted, as one who is climbing towards the sky. It is such that God afflicts those who do not believe.

Sahih International

So whoever Allah wants to guide - He expands his breast to [contain] Islam; and whoever He wants to misguide - He makes his breast tight and constricted as though he were climbing into the sky. Thus does Allah place defilement upon those who do not believe.

Sam Gerrans

And whom God wills to guide, He expands his breast towards submission; and whom He wills to lead astray, He makes his breast constricted, distressed, as if he were ascending into the sky; thus does God appoint abomination for those who do not believe.

Shabbir Ahmed

Whoever follows Allah's Law of Guidance, He expands his chest wide open to submission. And whoever violates Allah's Law of Guidance, feels his chest tight and narrowed as if he were climbing to the sky. Thus Allah's Law appoints disgrace for those who continue to reject the Truth.

Syed Vickar Ahamed

Those to whom Allah (in His Plan) wills to guide— He opens his breast (heart) to Islam; Those whom He wills to leave wandering— He makes his breast (heart) narrow and tight, as if he had to climb up to the sky (through his own heart): Thus does Allah (place) the penalty on those who refuse to believe.

Taqi Usmani

So, whomsoever Allah wills to guide, He makes his heart wide open for Islam, and whomsoever He wills to let go astray, He makes his heart strait and constricted, (and he feels embracing Islam as difficult) as if he were climbing to the sky. In this way, Allah lays abomination on those who do not believe.

The Monotheist Group

Whoever God wishes to guide, He will comfort his chest to submission; and whoever He wishes to misguide, He will make his chest tight and constricted, as one who is ascending towards the heaven. It is such that God lets taint those who do not believe.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et puis, quiconque Allah veut guider, Il lui ouvre la poitrine à lʹIslam. Et quiconque Il veut égarer, Il rend sa poitrine étroite et gênée, comme sʹil sʹefforçait de monter au ciel. Ainsi Allah inflige Sa punition à ceux qui ne croient pas.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca kesê ku Xwedê bivê wî serwext bike, sînga wî ji îslamê re vedike û kesê ku Xwedê wî ji rê bixe, sînga wî teng û bêhnçikandî dike, her wekî ku bi asîman ve hevraz biçe. Bi vî awayî Xwedê çepelî û ezab diavêje ser wan ên ku bawerî nayînin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar als God iemand op het goede pad wenst te brengen dan stelt Hij diens hart open voor de overgave (aan God) en als Hij iemand tot dwaling wil brengen dan maakt Hij diens borst zo nauw en beklemd dat het is alsof hij moeizaam naar de hemel opklimt. Zo legt God de gruwelijke straf op aan hen die niet geloven.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En hij, wien het Gode behaagt te leiden, zal zijne borst openen om het geloof van den Islam te ontvangen: doch wien het hem zal behagen in dwaling te brengen, diens borst zal hij sluiten en vernauwen als diegene, welke zich ten hemel wil verheffen. Zoo legt God eene vreeselijke straf aan hen op, die niet gelooven.

Hollandaca — Siregar

En wie wil dat Allah hem leidt, diens borst verruimt Hij voor de Islam; en wie Hij wenst te doen dwalen, diens borst maakt hij nauw en beklemd alsof hij (op een hoge berg) naar de hemel klimt. Zo legt Allah de bestraffing op aan degenen die niet geloven.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Кого же Аллах пожелает наставить (на истинный путь), (тому) Он раскрывает его грудь [душу] для Ислама [Единобожия и Полной Покорности Ему], а кого Он пожелает ввести в заблуждение (лишая Своего содействия к Вере), (тому) Он делает его грудь [душу] узкой, тесной, как будто бы он поднимается на небо (и испытывает затруднение в дыхании). Так Аллах насылает наказание на тех, которые не веруют (в Него)!

Rusça — Osmanov

Кого Аллах пожелает вести прямым путем - облегчает Он душе его приятие ислама, а кого пожелает сбить с пути - сдавливает и сжимает тому грудь, как будто бы он поднимается на небо. Так Аллах подвергает наказанию тех, кто не верует.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Gud vidgar bröstet hos den som Han vill vägleda, så att det kan fyllas av underkastelsen under Hans vilja, men hos den som Han vill låta gå vilse låter Han bröstet pressas samman i ångest, som hos den som stiger uppför ett högt (berg). Så låter Gud nederlagets skam drabba dem som inte vill tro.