Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız" derler. Allah, elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekarlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir.

وَاِذَا جَاءَتْهُمْ اٰيَةٌ قَالُوا لَنْ نُؤْمِنَ حَتّٰى نُؤْتٰى مِثْلَ مَا اُو۫تِيَ رُسُلُ اللّٰهِ اَللّٰهُ اَعْلَمُ حَيْثُ يَجْعَلُ رِسَالَتَهُ سَيُصِيبُ الَّذِينَ اَجْرَمُوا صَغَارٌ عِنْدَ اللّٰهِ وَعَذَابٌ شَدِيدٌ بِمَا كَانُوا يَمْكُرُونَ

ve iƶā cā'ethum āyetun ḳālū len nu'mine Hattā nu'tā miṧle mā ūtiye rusulu (a)llahi (a)llahu eǎ'lemu Hayṧu yec'ǎlu risāletehu se yuSību (e)lleƶīne ecramū Sağārun ǐnde (a)llahi ve ǎƶābun şedīdun bimā kānū yemkurūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَاve iƶāve zaman
2جَاءَتْهُمْcā'ethumج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakonlara geldiği
3اٰيَةٌāyetunا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.bir ayet
4قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
5لَنْlen
6نُؤْمِنَnu'mineا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamankat'iyyen inanmayız
7حَتّٰىHattākadar
8نُؤْتٰىnu'tāا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekbize verilinceye
9مِثْلَmiṧleم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.aynısı
10مَا
11اُو۫تِيَūtiyeا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekverilenin
12رُسُلُrusuluر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleelçilerine
13اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
14اَللّٰهُ(a)llahuAllah
15اَعْلَمُeǎ'lemuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamedaha iyi bilir
16حَيْثُHayṧuح ي ثHer yerde, neredeyeri
17يَجْعَلُyec'ǎluج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakkoyacağı
18رِسَالَتَهُrisāletehuر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalemesajını
19سَيُصِيبُse yuSībuص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.erişecektir
20الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselere
21اَجْرَمُواecramūج ر مBir şeyi kesmek veya koparmak, bir şey kazanmak/elde etmek/edinmek, birini suç işlemeye yönlendirmek veya teşvik etmek, bir suç/günah/kabahat/hata işlemek, itaatsizlik yapmak, açık/net olmak, bir şeyi tamamlamak, bir şeyi bitirmek veya sonlandırmak [tamamlandığında].suç işleyen(lere)
22صَغَارٌSağārunص غ رKüçük/ufak olmak. saaghirun - küçük/ufak/boyun eğmiş/aşağılık veya itaat halinde olan kişi. saghiir - küçük. asghar - daha küçük. saghaar - alçaklık, aşağılama, küçük düşürme.bir aşağılık
23عِنْدَǐndeع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.katında
24اللّٰهِ(a)llahiAllah
25وَعَذَابٌve ǎƶābunع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12ve bir azab
26شَدِيدٌşedīdunش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.çetin
27بِمَاbimākarşı
28كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin(yaptıkları)
29يَمْكُرُونَyemkurūneم ك رAldatmak, hile veya dolambaçlı yol kullanmak, kaçamak yapmak veya sakınmak, komplo kurmak, kurnazlık veya hüner kullanmak, politika izlemek, strateji uygulamak.hilelerine

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bir âyet geldi mi, Allah'ın peygamberlerine geldiği gibi bize de bir âyet gelmedikçe kesin olarak inanmayız derler. Peygamberliğini kime vereceğini Allah bilir. O suç işleyenlere, hîlekârlıkları yüzünden Allah katından bir horluk ve çetin bir azap gelip çatacaktır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bir âyet geldi mi, Allahʼın peygamberlerine geldiği gibi bize de bir âyet gelmedikçe kesin olarak inanmayız derler. Peygamberliğini kime vereceğini Allah bilir. O suç işleyenlere, hîlekârlıkları yüzünden Allah katından bir horluk ve çetin bir azap gelip çatacaktır.

Adem Uğur

Onlara bir âyet geldiğinde, Allah'ın elçilerine verilenin benzeri bize de verilmedikçe kesinlikle inanmayız, dediler. Allah, peygamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir. Suç işleyenlere, yapmakta oldukları hilelere karşılık Allah tarafından aşağılık ve çetin bir azap erişecektir.

Ahmed Hulusi

Onlara bir delil geldiğinde: "Allah Rasullerine verilenin benzeri bize verilmedikçe asla iman etmeyeceğiz" dediler. . . Allah, risaletini nerede açığa çıkaracağını en mükemmel bilendir! Suçlulara yaptıkları hilelerinden dolayı Allah indinden aşağılanma ve şiddetli azap yaşatılacaktır!

Ahmet Tekin

Onlara bir âyet geldiğinde: 'Allah’ın Rasullerine verilen görevlerin benzeri bize de verilmedikçe, kesinlikle inanmayız' dediler. Allah peygamberlik görevini liyakata göre vereceğini herkesten iyi bilir. İslâm’a planlı cephe alarak müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsiler, suçlular, yapmakta oldukları sinsi hilelere, planlara, soygunlarına, asılsız iddialarına karşılık, Allah huzurunda, zillete maruz kalacaklar ve şiddetli bir azâba uğrayacaklar.

Ahmet Varol

Onlara her ne zaman bir ayet (mucize) gelse: 'Allah'ın peygamberlerine verilenin benzeri bize de verilmedikçe iman etmeyeceğiz' derler. Allah peygamberlik görevini kime vereceğini daha iyi bilir. Suç işleyenler Allah katında aşağılığa uğratılacak ve hile yapmalarından dolayı şiddetli bir azaba çarptırılacaklardır.

Ali Bulaç

Onlara ne zaman bir ayet gelse, derler ki: "Allah'ın elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilene kadar biz kesin olarak inanmayacağız." Allah, elçiliğini nereye vereceğini daha iyi bilir. Bu, suçlu günahkarlara, kurdukları hileli düzenleri nedeniyle şiddetli bir azab ve Allah katında bir küçüklük isabet edecektir.

Ali Fikri Yavuz

Bu Mekke kâfirlerine bir âyet gelip tebliğ edildiği zaman: “- Allah’ın Peygamberlerine verilenler gibi, bize de verilmedikçe asla iman etmeyiz”, diyorlar. Allah, elçiliğini (Peygamberliği) nereye vereceğini çok iyi bilendir. Hilekârlıklarından ötürü suç işleyenlere, yarın kıyamette, Allah katında hem bir horluk, hem de pek şiddetli azab isabet edecektir.

Ali Rıza Safa

Onlara bir ayet geldiğinde, şöyle derler: "Allah'ın elçilerine verilenin tıpkısı bize verilmedikçe inanmayız!" Allah, elçilik görevini nereye vereceğini bilir. Suçlulara, Allah'ın katından, hem bir aşağılanma hem de yaman bir ceza gelecektir.

Bayraktar Bayraklı

Onlara bir ayet geldiğinde, "Allah'ın peygamberlerine verilenin benzeri kendilerine verilmedikçe, kesinlikle inanmayacağız" dediler. Allah, peygamberliğini kime vereceğini tam bilendir. Suç işleyenlere, yapmakta oldukları hilelere karşılık Allah tarafından aşağılık ve çetin bir azap erişecektir.

Bekir Sadak

Onlara bir ayet geldigi zaman, «Allah'in peygamberlerine verilen size de verilmedikce inanmayiz» derler. Allah, peygamberligini verecegi kimseyi daha iyi bilir. Suc isleyenlere Allah katindan bir asagilik ve hilelerinden oturu de siddetli bir azap eri_ecektir.

Celal Yıldırım

Kendilerine bir âyet (mucize, Kur'ân'dan açık bir belge) geldiği zaman, «Allah'ın peygamberine verilen (şeref ve itibarın) bir benzeri bize verilmedikçe aslâ imân etmeyiz !» dediler. Allah ise peygamberlik görevini nereye (kime) sunacağını daha iyi bilir. Suç işleyen o kimselere —hilelerinden ve kirli işlerinden dolayı— Allah katından hem aşağılık, hem şiddetli bir azâb dokunacaktır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlara bir âyet geldiğinde (okunduğunda), “Allah’ın elçilerine verilenin benzeri bize de verilmedikçe kesinlikle inanmayız” dediler. Allah, elçiliğini kime vereceğini çok iyi bilir. Suç işleyenler, yapıp durdukları hileler sebebiyle, Allah tarafından bir aşağılanmaya ve çetin bir azaba uğratılacaklardır.

Diyanet İşleri

Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız" derler. Allah, elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekarlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir.

Diyanet İşleri (eski)

Onlara bir ayet geldiği zaman, 'Allah'ın peygamberlerine verilen bize de verilmedikçe inanmayız' derler. Allah, peygamberliğini vereceği kimseyi daha iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve hilelerinden ötürü de şiddetli bir azab erişecektir.

Diyanet Vakfi

Onlara bir âyet geldiğinde, Allah'ın elçilerine verilenin benzeri bize de verilmedikçe kesinlikle inanmayız, dediler. Allah, peygamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir. Suç işleyenlere, yapmakta oldukları hilelere karşılık Allah tarafından aşağılık ve çetin bir azap erişecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlara bir âyet geldiği zaman: «Allah'ın peygamberlerine verilenin aynısı bize de verilmedikçe iman etmeyiz» derler. Allah peygamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir. Suçlu olanlara, yaptıkları hilelerinden dolayı Allah katından bir zillet ve şiddetli bir azap erişecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah'ın peygamberlerine verilen peygamberlik aynen bizlere verilmedikçe sana asla inanmayacağız." diyorlar. Allah, peygamberliğini kime vereceğini en iyi bilendir. Hilekarlıklarından dolayı, öyle günahkarlara, yarın Allah yanında hem bir küçüklük hem de çok çetin bir azap isabet edecek.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunlara bir ayet geldiği zaman Allahın Peygamberlerine verilen risalet ayniyle bizlere verilmedikçe sana asla iyman etmeyiz diyorlar, Allah, risaletini nereye tevdi' edeceğini daha iyi bilir, mekkarlıklarından dolayı öyle mücrimlere yarın Allah yanında hem bir küçüklük hem pek şiddetli bir azab ısabet edecek

Erhan Aktaş

Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah'ın Resul'üne verilenin benzeri bize de verilmedikçe asla inanmayız." derler. Allah, Resul'lük görevini kime vereceğini en iyi bilendir. Suç işleyenlere, yaptıkları aldatmalar yüzünden, Allah katında bir aşağılanma ve şiddetli bir azap vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah'ın resulüne verilenin benzeri bize de verilmedikçe asla iman etmeyiz." derler. Allah, resullük görevini kime vereceğini en iyi bilendir. Suç işleyenlere, yaptıkları aldatmalar yüzünden, Allah katında bir aşağılanma ve şiddetli bir azap vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah'ın rasulüne verilenin benzeri bize de verilmedikçe asla iman etmeyiz." derler. Allah, rasullük görevini kime vereceğini en iyi bilendir. Suç işleyenlere, yaptıkları aldatmalar yüzünden, Allah katında bir aşağılanma ve şiddetli bir azap vardır.

Fizilal-il Kuran

Onlara bir ayet gelince, «Allah'ın peygamberlerine verilen vahiy aynen bize de verilmedikçe asla inanmayız» derler. Oysa Allah peygamberlik görevini kime vereceğini herkesten iyi bilir. Bu azılı günahkârlar düzenledikleri komplolardan ötürü Allah katında aşağılanmaya ve ağır azaba çarpılacaklardır.

Gültekin Onan

Onlara ne zaman bir ayet gelse derler ki: "Tanrı'nın elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilene kadar biz kesin olarak inanmayacağız." Tanrı elçiliğini nereye vereceğini daha iyi bilir. Bu suçlu günahkarlara, kurdukları hileli düzenleri nedeniyle şiddetli bir azab ve Tanrı katında bir küçüklük (aşağılanma) isabet edecektir.

Hamdi Döndüren

Onlara bir âyet gelince, “Allah’ın elçilerine verilenin benzeri, bize de verilmedikçe, asla iman etmeyiz!” derler. Allah, peygamberlik görevini kime vereceğini daha iyi bilir. Suç işleyenlere, yapmakta oldukları hilelere karşılık, Allah katında, aşağılık ve şiddetli bir azap erişecektir.

Hasan Basri Çantay

Onlara bir ayet gel (ib tebliğ edil) diği zaman derler ki: "Allahın peygamberlerine verilenler gibi bize de verilinceye kadar asla iman etmeyeceğiz". Allah, elçiliğini nereye vereceğini çok iyi bilendir. Cürüm işleyen onları, yapageldikleri hıylekarlıklar sebebiyle, Allah katından bir horluk ve çetin bir azab çarpacakdır.

Hasib Asutay

Onlara bir âyet geldiği vakit, 'Allah'ın peygamberlerine verilenin benzeri bize de verilmedikçe (kesinlikle) inanmayız' dediler. Allah peygamberliğini kime vereceğini çok iyi bilir. Suç işleyenlere, yapmakta oldukları hilelere karşılık Allah tarafından bir aşağılık ve çetin bir azap dokunacaktır.

Hayrat Neşriyat

Onlara bir âyet geldiği zaman da: 'Allah’ın peygamberlerine verilenlerin benzeri, bize de verilmedikçe aslâ îmân etmeyeceğiz!' dediler. Allah, peygamberlik vazîfesini nereye vereceğini en iyi bilendir. Günah işleyenlere, kurmakta oldukları (tuzak) dolayısıyla, Allah katında bir zillet ve şiddetli bir azab yakında isâbet edecektir!

İbni Kesir

Onlara bir ayet geldiği zaman; derler ki: Allah'ın peygamberlerine verilen bize de verilmedikçe asla iman etmeyiz. Allah, risaletini nereye vereceğini en iyi bilendir. Suç işleyenlere; yapageldikleri hilekarlık yüzünden Allah katında bir horluk ve şiddetli bir azab erişecektir.

Mehmet Okuyan

Onlara bir delil geldiğinde, “Allah’ın elçilerine verilenin benzeri bize de verilinceye kadar elbette inanmayız!” dediler. Allah, elçiliği kime vereceğini çok iyi bilendir. Suç işleyenlere, (dünyada) yapmış oldukları hilelere karşılık Allah katında aşağılanma ve şiddetli bir azap isabet edecektir.

Muhammed Esed

Ne zaman onlara bir (ilahi) mesaj gelse, "Allahın peygamberlerine verdiklerinin benzeri bize verilmedikçe inanmayız!" derler. (Ama) mesajını kime tevdi edeceğini en iyi Allah bilir. Suç işleyenler, Allah katında aşağılanmaya ve entrikacı eğilimlerinden dolayı şiddetli bir azaba uğratılacaklardır.

Mustafa İslamoğlu

Ne zaman onlara bir ayet gelse, "Allah'ın peygamberine verdiklerinin benzeri bize de verilmedikçe inanmayız" derler. (Oysa ki) risaletini kime vereceğini en iyi bilen Allah'tır. Suç işlemekte ısrar edenler, Allah katında aşağılanacak ve entrikalarından dolayı şiddetli bir azaba çarptırılıcaklardır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onlara bir âyet geldiği zaman derler ki, «Allah'ın peygamberlerine verilmiş olanın misli bizlere verilinceye kadar biz imân etmeyiz.» Allah Teâlâ peygamberliği nereye tevcih edeceğini ziyâdesiyle bilendir. Elbette günahkâr olanlara yapar oldukları mekr ve hileden dolayı Hak Teâlâ'nın indinde bir mezellet ve şiddetli bir azap isabet edecektir.

Ömer Öngüt

Onlara bir âyet geldiği zaman: “Allah'ın peygamberlerine verilenin aynısı bize de verilmedikçe aslâ iman etmeyiz!” derler. Allah peygamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir. Suç işleyenlere, Allah katından horluk ve yaptıkları hilelerinden dolayı şiddetli bir azap erişecektir.

Suat Yıldırım

Bir âyet gelip de bu kâfirlere tebliğ edilince "Allah’ın resullerine verilen risaletin benzeri bize verilmedikçe, sana asla iman etmeyiz." derler. Allah peygamberliği kime vereceğini pek iyi bilir. Yaptıkları hîleler sebebiyle, suç işleyenlere, Allah tarafından bir zillet ve şiddetli bir azap erişecektir.

Süleyman Ateş

Onlara bir ayet gelince: "Allah'ın elçilerine verilenin aynı bize de verilmedikçe kat'iyyen inanmayız!" dediler. Allah, mesajını koyacağı yeri (elçilik görevini kime vereceğini) bilir. Suç işleyenlere Allah katında bir aşağılık ve yaptıkları hileye karşı çetin bir azab erişecektir.

Süleymaniye Vakfı

Onlara bir ayet gelince şöyle derler: "Allah'ın elçilerine verilenin aynısı bize de verilmedikçe inanmayız." Allah kitabını kime vereceğini çok iyi bilir. Suç işleyenler, kurdukları plan yüzünden Allah katında küçük düşme ve çetin bir azapla yüzleşeceklerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar için bir mucize gelince şöyle dediler: "Allah'ın elçilerine verilenin aynısı bize de verilinceye kadar bu elçiye inanmayacağız." Allah kimi kendine elçi yapacağını çok iyi bilir. Suçlu duruma düşenlere Allah katında bir alçaklık ve kurdukları tuzaktan dolayı da şiddetli bir azap vardır.

Şaban Piriş

Onlara bir ayet geldiği zaman; -Allah'ın Resullerine verilen, bize de verilmedikçe iman etmeyeceğiz" derler. Allah, kime peygamberlik vereceğini daha iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılanma ve hile yapmalarına karşılık şiddetli bir azap erişecektir.

Tefhim-ul Kuran

Onlara ne zaman bir ayet gelse, derler ki: «Allah'ın elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilene kadar biz kesin olarak inanmayacağız.» Allah, elçiliğini nereye vereceğini daha iyi bilir. Bu, suçlu günahkârlara, kurdukları hileli düzenleri nedeniyle şiddetli bir azab ve Allah katında bir küçüklük isabet edecektir.

Ümit Şimşek

Onlara bir âyet geldiğinde, 'Allah'ın peygamberlerine verilenin aynısı bize de verilmedikçe iman etmeyiz' dediler. Allah, peygamberliği kime vereceğini herkesten iyi bilir. Suç işleyenlere, kurmakta oldukları tuzaklar yüzünden, Allah katından bir zillet ve şiddetli bir azap isabet edecektir.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara bir ayet geldiğinde şöyle demişlerdi: "Allah resullerine verilenin tıpkısı bize de verilmedikçe asla inanmayacağız." Allah resullük görevini nereye vereceğini daha iyi bilir. Suç işleyenlere, oynadıkları oyunlar yüzünden Allah katında bir küçüklük ve şiddetli bir azap öngörülmüştür.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlara bir ayə gəldikdə: “Allahın elçilərinə verilənin bənzəri bizə də verilməyincə iman gətirməyəcəyik”– dedilər. Allah peyğəmbərliyini kimə verəcəyini daha yaxşı bilir. Günahkarlar, qurduqları hiylələrə görə Allahın hüzurunda rəzil olacaq və şiddətli əzab çəkəcəklər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlara bir ayə gəldiyi zaman: ″Allahın peyğəmbərlərinə verildiyinin (nübüvvətin, möʼcüzələrin) misli bizə verilməyincə biz iman gətirməyəcəyik!″ – deyərlər. Allah peyğəmbərliyi hara (kimə) göndərəcəyini Özü daha yaxşı bilir. Günahkarlar Allahın hüzurunda etdikləri məkrlərə görə zillətə və şiddətli əzaba düçar olacaqlar!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn ihnen eine Offenbarung verkündet wird, sagen sie: ʺWir werden nicht eher daran glauben, bis uns auch eine ähnliche Offenbarung herabgesandt worden ist, wie die, die die Gesandten Gottes erhalten.ʺ Gott allein weiß, wohin Er seine Botschaft richtet. Die Verbrecher bestraft Gott mit Schmach und Erniedrigung im Diesseits, und im Jenseits erwartet sie wegen ihrer schlimmen Taten eine peinvolle Strafe.

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn ein Zeichen zu ihnen kommt, sagen sie: ʺWir werden nicht glauben, bevor uns nicht gegeben wird, was den Gesandten Allahs gegeben wurde.ʺ Allah weiß sehr wohl, wo Er Seine Botschaft anbringt. Diejenigen, die Übeltaten begehen, werden bei Allah Erniedrigung und strenge Strafe treffen dafür, daß sie Ränke zu schmieden pflegten.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn ein Zeichen zu ihnen kommt, sagen sie: ʺWir werden nicht eher glauben, als bis wir dasselbe erhalten, was die Gesandten Allahs erhalten haben.ʺ Allah weiß am besten, wem Er Seine Botschaft anvertraut. Wahrlich, Erniedrigung vor Allah und eine strenge Strafe wird die Sünder für ihre Ränke treffen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und immer wieder als zu ihnen eine Aya kam, sagten sie: ʺWir werden den Iman nicht verinnerlichen, bis uns Ähnliches zuteil wird, wie es ALLAHs Gesandten zuteil wurde.ʺ Doch ALLAH weiß am besten, wen ER mit Seiner Botschaft beauftragt. Diejenigen, die schwere Verfehlungen begehen, wird bei ALLAH Er- 1 niedrigung und qualvolle Peinigung treffen wegen dem, was sie an Täuschungen durchzuführen pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

When an authoritative revelation or a sign is revealed to them, they interpret their thoughts in words: "We will not", they say: "Conform to Islam until we are accorded the like of what the Messengers of Allah were given by inspiration". Indeed Allah knows best whom to entrust with His divine message. But those who grow daily more and more wicked shall be subjected to humiliation in heaven's realm and shall be imprisoned in the realm of Hell in requital of, taking cunning for a sinister and crooked wisdom.

Abdul Haleem

When a revelation is brought before them they say, ‘We shall not believe unless we ourselves are given a revelation as God’s messengers were.’ But God knows best where to place His messages: humiliation before God and severe torment will befall the evildoers for their scheming.

Abdullah Yusuf Ali

When there comes to them a sign (from Allah), They say: "We shall not believe until we receive one (exactly) like those received by Allah's messengers." Allah knoweth best where (and how) to carry out His mission. Soon will the wicked be overtaken by humiliation before Allah, and a severe punishment, for all their plots.

Abul A'la Maududi

Whenever there comes to them a sign from Allah, they say: 'We will not believe until we are given what was given to the Messengers of Allah.' Allah knows best where to place His message. Soon shall these wicked ones meet with humiliation and severe chastigement from Allah for all their evil plotting.

Aisha Bewley

When a Sign comes to them, they say, We will not have iman until we have been given the same as the Messengers of Allah were given. ’ Allah knows best where to place His Message. Debasement in the sight of Allah and a severe punishment will strike those who did wrong for the plots that they concocted.

Al-Hilali & Khan

And when there comes to them a sign (from Allâh) they say: "We shall not believe until we receive the like of that which the Messengers of Allâh had received." Allâh knows best with whom to place His Message. Humiliation and disgrace from Allâh and a severe torment will overtake the criminals (polytheists, sinners) for that which they used to plot.

Ali Quli Qarai

And when a sign comes to them, they say, ‘We will not believe until we are given the like of what was given to Allah’s apostles. ’ Allah knows best where to place His apostleship! Soon the guilty will be visited by a degradation before Allah and a severe punishment because of the plots they used to devise.

Amatul Rahman Omar

And when there comes to them a (Divine) Message they say, `We will never believe unless we ourselves are given the like of what has been given to the Messengers of Allâh. ' Allâh knows best whom to entrust His Messengership. Surely, humiliation and severe and disgraceful punishment from Allâh shall befall those who cut off their ties (with Him) because of their intrigues (against Our Prophets).

Arthur John Arberry

And when a sign came to them, they said, 'We will not believe until we are given the like of what God's Messengers were given. ' God knows very well where to place His Message; and humiliation in God's sight shall befall the sinners, and a terrible chastisement, for what they devised.

Bijan Moeinian

That is the reason behind their denying My Revelations and saying: "We will not believe until the message is conveyed directly to us. " God knows whom He should trust His message to and how to relay it to the public. Pretty soon these criminals will be humiliated by the Lord and have to face their awful punishment for their wicked plans.

E. Henry Palmer

And when there comes to them a sign, they say, 'We will not believe until we are brought like what the apostles were brought;' God knows best where to put His message. There shall befall those who sin, meanness in God's eyes, and grievous torment for the craft they used.

Edip-Layth

If a sign comes to them they say, "We will not acknowledge until we are given the same as what God's messengers were given!" God is fully aware of where He makes His message; those criminals will have debasement with God and a painful retribution for what they had schemed.

George Sale

And when a sign cometh unto them, they say, we will by no means believe until a revelation be brought unto us, like unto that which hath been delivered unto the messengers of God. God best knoweth whom He will appoint for his messenger. Vileness in the sight of God shall fall upon those who deal wickedly, and a grievous punishment, for that they have dealt deceitfully.

Hamid S. Aziz

And when there comes to them a Sign, they say, "We will not believe until we receive something like the Messenger received. " Allah knows best where to put His Message. There shall befall these wicked ones, humiliation in Allah's eyes, and grievous torment for their scheming.

Mahmoud Ghali

And when a sign (i. e., an ???àyah" = a verse) came to them, they said, "We will never believe until we are brought the like of what the Messengers of Allah were brought." Allah knows best where He makes His Message. Belittlement in the Meeting (i.e., the Reckoning of Allah) with Allah will soon afflict the ones who committed (crimes) and a strict torment (will afflict them) for whatever they were scheming.

Marmaduke Pickthall

And when a token cometh unto them, they say: We will not believe till we are given that which Allah's messengers are given. Allah knoweth best with whom to place His message. Humiliation from Allah and heavy punishment will smite the guilty for their scheming.

Mohamed Ahmed - Samira

Every time a sign comes to them they say: "We shall never believe till what God's apostles had been given comes to us. " God knows best where to direct His messages. A degradation will befall the sinners and chastisement from God for deceiving.

Muhammad Asad

And whenever. a [divine] message comes to them, they say, "We shall not believe unless we are given the like of what God's apostles were given!" [But] God knows best upon whom to bestow His message. Abasement in the sight of God will befall those who have become guilty of evildoing, and suffering severe for all the schemes which they were wont to weave.

Mustafa Khattab

Whenever a sign comes to them, they say, "We will never believe until we receive what Allah’s messengers received." Allah knows best where to place His message. The wicked will soon be overwhelmed by humiliation from Allah and a severe punishment for their evil plots.

Progressive Muslims

And if a sign comes to them they Say: "We will not believe until we are given the same as what God's messengers were given!" God is fully aware where He makes His message; those criminals will have debasement with God and a painful retribution for what they had schemed.

Sahih International

And when a sign comes to them, they say, "Never will we believe until we are given like that which was given to the messengers of Allah. " Allah is most knowing of where He places His message. There will afflict those who committed crimes debasement before Allah and severe punishment for what they used to conspire.

Sam Gerrans

And when a proof comes to them, they say: “We will not believe until we be given the like of what was given the messengers of God.” God best knows where He places His message; there will befall those who are lawbreakers humiliation before God and severe punishment for what they schemed.

Shabbir Ahmed

When a Message comes to them, they say, "We will not believe until we are directly given what Allah's Messengers are given. " But, Allah knows best with whom to place His Message. Such criminals will be humiliated by Allah's Law of Requital, and suffer a heavy punishment for their scheming.

Syed Vickar Ahamed

And when a Sign (from Allah) comes to them, they say: "We shall not believe until we receive one (exactly) like that received by messengers of Allah. " Allah knows best where (and how) to carry out His Mission. Soon will the wicked be overtaken by humiliation before Allah, and a severe punishment, for all their plots.

Taqi Usmani

When a sign comes to them, they say, "We shall never come to believe unless we are given the like of what was given to the messengers of Allah." Allah knows best where to place His message. Those who committed sin shall soon suffer from disgrace before Allah and face severe punishment for the mischief they have been making.

The Monotheist Group

And if a sign comes to them they say: "We will not believe until we are given the same as what the messengers of God were given!" God is fully aware of where He makes His message; those criminals will have debasement with God and a painful retribution for what they had schemed.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et lorsquʹune preuve leur vient, ils disent: ʺJamais nous ne croirons tant que nous nʹaurons pas reçu un don semblable à celui qui a été donné aux messagers dʹAllahʺ. Allah sait mieux où placer Son message. Ceux qui ont commis le crime seront atteints dʹun rapetissement auprès dʹAllah ainsi que dʹun supplice sévère pour les ruses quʹils tramaient.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema ayetek ji wan re dihat, digotin: Heta mîna ayetên ku ji pêxemberên Xwedê re tê dayîn ji me re jî neyê dayîn em qet bawerî nayînin. Xwedê bêhtir dizane ka rîsaleta (pêxembertiya) xwe dide kê? Dê ji cem Xwedê riswayiyeke giran û azareke dijwar bi ser wan ên ku sûc kirin de bê, bi sedema ku dek û dolaban digerînin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer tot hen een teken komt zeggen zij: ʺWij zullen pas geloven wanneer ons hetzelfde gegeven wordt als wat aan Gods gezanten gegeven is.ʺ God weet het best waar Hij Zijn zendingsopdracht brengt. Bij God zal hen die boosdoeners zijn kleinering en bestraffing treffen voor wat zij aan boze listen beraamden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En als hun een teeken wordt geopenbaard, zeggen zij: wij zullen op geenerlei wijze gelooven, tot ons eene openbaring worde gebracht, evenals diegene, welke aan Gods zendelingen werd gegeven; God weet het beste, wien hij tot zijnen zendeling zal verkiezen. De schande in Gods aangezicht bedreven, zal op hen vallen, die boos handelen, en eene strenge straf voor het kwaad, dat zij bedreven.

Hollandaca — Siregar

En wanneer er een Teken tot hen komt, dan zeggen zei: ʺWij zullen nooit geloven tot aan ons hetzelfde is gegeven als wat aan Allahʹs Boodschappers is gegeven.ʺ Allah weet beter waar Hij Zijn Boodschap brengt. Bij Allah zullen degenen die misdaden pleegden deden door kleinering en een strenge bestraffing getroffen worden vanwege wat zij aan kwaad plachten te beramen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда придет к ним [к мекканским многобожникам] знамение [явное доказательство] (того, что Мухаммад действительно является посланником Аллаха), (то самые влиятельные из них) говорят: «Не уверуем мы (в то, что Мухаммад является посланником Аллаха), пока нам (от Аллаха) не будет дано то же, что было дано посланникам Аллаха [чудеса Аллаха, которые давались прежним пророкам]». (Но) Аллах лучше знает, где установить Свое послание [кого из людей избрать пророком и посланником]. (Но уже) вскоре постигнет тех, которые взбунтовались, унижение пред Господом и сильное наказание (в Аду) за то, что они ухищрялись (против Ислама и верующих)!

Rusça — Osmanov

Когда же им является знамение, они говорят: ʺНе уверуем мы, пока нам не будет даровано то, что было даровано [до нас] посланникам Аллахаʺ. Но Аллах лучше знает, кому вверить призвание посланника. Тех же, кто совершил греховные поступки, постигнет унижение перед Аллахом и суровое наказание за их коварные деяния.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När ett tecken (från Gud) når dem, säger de: ʺVi kommer inte att tro förrän vi får se detsamma som Guds sändebud (har tagit emot).ʺ Men Gud vet åt vem Han anförtror Sina budskap. Förödmjukelse skall drabba dessa onda (människor när de ställs) inför Gud, och ett strängt straff väntar dem för deras onda anslag.