Onlar yeminlerini kalkan yapıp (insanları) Allah'ın dininden alıkoydular. Bunun için onlara alçaltıcı bir azap vardır.

اِتَّخَذُٓوا اَيْمَانَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللّٰهِ فَلَهُمْ عَذَابٌ مُهِينٌ

itteḣaƶū eymānehum cunneten fe Saddū ǎn sebīli (a)llahi fe lehum ǎƶābun muhīnun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِتَّخَذُٓواitteḣaƶūا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekyaptılar
2اَيْمَانَهُمْeymānehumي م نSağ taraf, sağ, sağ el, yemin, kutsama, sağa yönlendirmek, bereket sebebi olmak, müreffeh/şanslı/talihli.yeminlerini
3جُنَّةًcunnetenج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkkalkan
4فَصَدُّواfe Saddūص د دUzaklaştırmak, saptırmak, engellemek, önlemek. Sadiidan - bir şeyden kaçınmak, geri çekilmek, yükseltmek, gürültü yapmak, bağırmak, yüksek sesle haykırmak. Saddun - engelleme, saptırma veya uzaklaştırma eylemi. Sadiid - itici olan herhangi bir şey, sıcak veya kaynar su.ve engel oldular
5عَنْǎn-ndan
6سَبِيلِsebīliس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepyolu-
7اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
8فَلَهُمْfe lehumonlar için vardır
9عَذَابٌǎƶābunع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azab
10مُهِينٌmuhīnunه و نHafif olmak, değersiz olmak, borçlu olmak, aşağılık, sessiz, zayıflamak, nazik, hor görülen, bayağı. Kolaylaştırmak, hor görmek, kınamak. Hor görmek, küçümsemek.küçük düşürücü

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yeminlerini bir kalkan edinmedeler de halkı Allah yolunda menetmedeler, onlaradır artık aşağılatıcı bir azap.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yeminlerini bir kalkan edinmedeler de halkı Allah yolunda menetmedeler, onlaradır artık aşağılatıcı bir azap.

Adem Uğur

Onlar yeminlerini kalkan yapıp Allah'ın yolundan alıkoydular. Bu yüzden onlara küçük düşürücü bir azap vardır.

Ahmed Hulusi

Yeminlerini kalkan edindiler de Allah yolundan alıkoydular. . . Onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

Ahmet Tekin

Yeminlerini kalkan haline getirdiler. Böylece, insanları Allah’ın yolundan, müslüman olmaktan alıkoydular. Onlar için alçaltıcı, zillete düşürücü bir azap vardır.

Ahmet Varol

Yeminlerini bir kalkan edindiler de böylece Allah'ın yolundan alıkoydular. Artık onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

Ali Bulaç

Onlar, yeminlerini bir siper edindiler, böylece Allah'ın yolundan alıkoydular. Artık onlar için alçaltıcı bir azab vardır.

Ali Fikri Yavuz

Onlar, yeminlerini bir kalkan edindiler de, (insanları) Allah’ın dininden çevirdiler. Onun için, onlara, hararetli bir azab var.

Ali Rıza Safa

Yeminlerini kalkan yaptılar; Allah'ın yolundan alıkoydular. Artık, onlar için, alçaltıcı bir ceza vardır.

Bayraktar Bayraklı

Yeminlerini kendilerine kalkan edinip, Allah yolundan alıkoyuyorlar. Artık onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Bekir Sadak

Yeminlerini kalkan edindiler de, Allah yolundan alikoydular; onlara alcaltici bir azap vardir.

Celal Yıldırım

Yeminlerini siper edindiler de Allah yolundan alıkoydular. Onlar için rezil ve rüsvay edici bir azâb vardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlar yeminlerini kalkan yapıp (insanları) Allah yolundan saptırdılar. Bu sebeple onlara küçük düşürücü bir azap vardır.

Diyanet İşleri

Onlar yeminlerini kalkan yapıp (insanları) Allah'ın dininden alıkoydular. Bunun için onlara alçaltıcı bir azap vardır.

Diyanet İşleri (eski)

Yeminlerini kalkan edindiler de, Allah yolundan alıkoydular; onlara alçaltıcı bir azap vardır.

Diyanet Vakfi

Onlar yeminlerini kalkan yapıp Allah'ın yolundan alıkoydular. Bu yüzden onlara küçük düşürücü bir azap vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yeminlerini kalkan yapıp Allah'ın yolundan çevirdiler. Onlar için küçük düşürücü bir azab vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yeminlerini bir siper edindiler de Allah yolundan engellediler; onun için onlara alçaltıcı bir azap vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yeminlerini bir siper edindiler de Allah yolundan men'ettiler onun için onlara hakaretli bir azab var

Erhan Aktaş

Yeminlerini kullanarak insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Artık onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yeminlerini kullanarak insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Artık onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yeminlerini kullanarak insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Artık onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Fizilal-il Kuran

Yeminlerini kalkan yapıp Allah'ın yoluna engel oldular. Onlar için küçük düşürücü azap vardır.

Gültekin Onan

Onlar, yeminlerini bir siper edindiler, böylece Tanrı'nın yolundan alıkoydular. Artık onlar için alçaltıcı bir azab vardır.

Hamdi Döndüren

Onlar, yeminlerini kalkan yapıp Allah’ın yoluna engel oldular. Bu yüzden onlar için küçük düşürücü bir azap vardır.

Hasan Basri Çantay

Onlar yeminlerini bir kalkan edindiler de (bununla insanları) Allah yolundan çevirdiler. İşte onların hakkı horlatıcı bir azabdır.

Hasib Asutay

Yeminlerini bir kalkan edindiler de (insanları) Allah'ın yolundan alıkoydular. Artık onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Hayrat Neşriyat

(Onlar) yeminlerini (kendilerine) bir kalkan edindiler de (insanları) Allah yolundan alıkoydular; bu yüzden onlar için (pek) aşağılayıcı bir azab vardır.

İbni Kesir

Onlar; yeminlerini kalkan edindiler de Allah yolundan alıkoydular. İşte onlara, horlayıcı bir azab vardır.

Mehmet Okuyan

Yeminlerini kalkan (bahane) edinip Allah yolundan saptılar. Onlara küçük düşürücü bir azap vardır.

Muhammed Esed

Onlar ahidlerini (yalancılıklarına ve sahtekarlıklarına) örtü yaptılar ve böylece başkalarını Allah yolundan alıkoydular. Bu nedenle onları alçaltıcı bir azap beklemektedir.

Mustafa İslamoğlu

Onlar yeminlerini (inkarlarına) örtü yaptılar; böylece Allah yolundan saptılar ve saptırdılar: Onlar alçaltıcı bir azaba duçar olacaklar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Yemînlerini bir kalkan ittihaz ettiler de (nâsı) Allah yolundan çevirdiler, artık onlar için bir rüsvay edici azap vardır.

Ömer Öngüt

Onlar yeminlerini kalkan edinip Allah'ın yolundan alıkoydular. Onlara alçaltıcı bir azap vardır.

Suat Yıldırım

Onlar yeminlerini siper edinip Allah’ın yolundan insanları uzaklaştırdılar. Onlara zelil ve perişan eden bir azap vardır.

Süleyman Ateş

Yeminlerini kalkan yapıp Allah'ın yoluna engel oldular. Onlar için küçük düşürücü bir azab vardır.

Süleymaniye Vakfı

Onlar, yeminlerini kalkan edinip Allah'ın yolundan ayrıldılar. Bu sebeple onlara alçaltıcı bir azap vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar, yeminlerini kalkan olarak kullandılar da Allah'ın yolundan saptılar. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Şaban Piriş

Yeminlerini kalkan edindiler, Allah yolundan yüz çevirdiler. Onlara aşağılatıcı bir azap vardır.

Tefhim-ul Kuran

Onlar, yeminlerini bir siper edindiler, böylece Allah'ın yolundan alıkoydular. Artık onlar için alçaltıcı bir azab vardır.

Ümit Şimşek

Onlar yeminlerini kalkan yaparak insanları Allah yolundan alıkoydular. Artık onlar için hor ve hakir edici bir azap vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Yeminlerini kalkan edinip Allah'ın yolundan alıkoydular. Küçük düşürücü bir azap var onlar için.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar andlarını özlərinə sipər edib insanları Allah yolundan döndərdilər. Onları alçaldıcı bir əzab gözləyir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar andlarını özlərinə sipər etdilər və (xalqı) Allah yolundan döndərdilər. Onları alçaldıcı bir əzab gözləyir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie haben sich ihrer Schwüre als Schutzschild bedient, so bringen sie die Menschen vom Weg Gottes ab. Ihnen gebührt entehrende Strafe.

Almanca — Der Edle Quran

Sie haben sich ihre Eide zu einem Schutzschirm genommen und halten so von Allahs Weg ab. Für sie wird es schmachvolle Strafe geben.

Almanca — M. A. Rassoul

Sie haben ihre Eide als Schutzbehauptung benutzt, und sie wenden vom Weg Allahs ab; ihnen wird darum eine erniedrigende Strafe zuteil sein.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie nahmen sich ihre Eide als Schutzschild, dann hielten sie von ALLAHs Weg ab. So ist für sie erniedrigende Peinigung bestimmt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They used their oaths to hide, under the garb of truth, their extreme vanity and evil deeds, and many among the believers were deceived, and so their policy achieved its necessary ends. Consequently they have blocked the path of Allah, the path of righteousness and persistently opposed the progress in purpose and in action. There awaits them a humiliating and condign punishment;

Abdul Haleem

They have used their oaths to cover up [their false deeds], and barred others from the path of God. A humiliating torment awaits them-

Abdullah Yusuf Ali

They have made their oaths a screen (for their misdeeds): thus they obstruct (men) from the Path of Allah: therefore shall they have a humiliating Penalty.

Abul A'la Maududi

They have taken their oaths as a shield by means of which they hinder people from the Way of Allah. Theirs shall be a humiliating chastisement.

Aisha Bewley

They made their oaths into a cloak and barred the Way of Allah, so they will have a humiliating punishment.

Al-Hilali & Khan

They have made their oaths a screen (for their evil actions). Thus they hinder (men) from the Path of Allâh: so they shall have a humiliating torment.

Ali Quli Qarai

They make a shield of their oaths and bar [people] from the way of Allah; so there is a humiliating punishment for them.

Amatul Rahman Omar

They have taken shelter behind their oaths (for their falsehood) so that they turn (people) away from Allâh's way. So there awaits them a humiliating punishment.

Arthur John Arberry

They have taken their oaths as a covering, and barred from God's way; so there awaits them a humbling chastisement.

Bijan Moeinian

Their oath of allegiance to Islam is just a cover so that they may turn the Muslims from the path of God. For this they will have a disgraceful punishment.

E. Henry Palmer

They take their faith for a cloak; and they turn men aside from the path of God; and for them is shameful woe!

Edip-Layth

They used their treaties/oaths as a means of repelling from the path of God. Consequently, they have incurred a shameful retribution.

George Sale

They have taken their oaths for a cloak, and they have turned men aside from the way of God: Wherefore a shameful punishment awaiteth them;

Hamid S. Aziz

They make their oaths to serve as a cover so they turn away from Allah's way; therefore they shall have a shameful doom.

Mahmoud Ghali

They have taken to themselves their oaths as a pretext; so they barred from the way of Allah; then they will have a degrading torment.

Marmaduke Pickthall

They make a shelter of their oaths and turn (men) from the way of Allah; so theirs will be a shameful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

They have made their oaths a shield, and obstruct people from the way of God. There is shameful punishment for them.

Muhammad Asad

they have made their oaths a cover [for their falseness], and thus they turn others away from the path of God: hence, shameful suffering awaits them.

Mustafa Khattab

They have made their ˹false˺ oaths as a shield, hindering ˹others˺ from the cause of Allah. So they will suffer a humiliating punishment.

Progressive Muslims

They used their oaths as a means of repelling from the path of God. Consequently, they have incurred a shameful retribution.

Sahih International

They took their [false] oaths as a cover, so they averted [people] from the way of Allah, and for them is a humiliating punishment.

Sam Gerrans

They took their oaths as a cover, and turned away from the path of God; so for them is a humiliating punishment.

Shabbir Ahmed

They use their oaths as cover and bar others from the Path of Allah. So theirs will be a shameful doom.

Syed Vickar Ahamed

They have made their oaths a screen (to hide their misdeeds): Thus they obstruct (men) from the Path of Allah. Therefore they shall have a shameful penalty.

Taqi Usmani

They have taken their oaths as a shield, and then have prevented (people) from the way of Allah. Therefore, for them there is a humiliating punishment.

The Monotheist Group

They used their oaths as a means of repelling from the path of God. Consequently, they have incurred a shameful retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Prenant leurs serments comme boucliers, ils obstruent le chemin dʹAllah. Ils auront donc un châtiment avilissant.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wan sondên xwe ji xwe re kirine mertal (da ku xwe û malê xwe pê biparêzin) û wan rêka Xwedê li xelkê girtin. Vêca ji wan re ezabekî riswaker û hetikber heye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij hebben hun eden als bescherming gebruikt en zo de weg van God versperd. Voor hen is er dus een vernederende bestraffing.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij bedienen zich van hunne eeden als van een kleed, en zij hebben de menschen van Gods weg afgeleid.

Hollandaca — Siregar

Zij maakten hun eden tot een hindernis (zodat zij zich beschermden) en zij hielden toen af van de Weg van Allah. Voor hen is er daarom een vernederende bestraffing.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Они [лицемеры] взяли свои (ложные) клятвы прикрытием (чтобы их не убили за их неверие) и (по этой причине они) отклонили (себя и других) от пути Аллаха [от Ислама]. Им же [лицемерам] (будет) унизительное наказание (в Аду)!

Rusça — Osmanov

Они прикрываются, словно щитом, своими клятвами и сбивают [людей] с пути Аллаха. Им уготовано позорное наказание.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De svär sina eder för att skydda sig och på så sätt leder de (andra) bort från Guds väg. De har (att vänta) ett förnedrande straff.