Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmez misin? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Onlar bile bile yalan yere yemin ederler.

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذِينَ تَوَلَّوْا قَوْمًا غَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مَا هُمْ مِنْكُمْ وَلَا مِنْهُمْ وَيَحْلِفُونَ عَلَى الْكَذِبِ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

e lem tera ilā (e)lleƶīne tevellev ḳavmen ğaDibe (a)llahu ǎleyhim mā hum minkum ve lā minhum ve yeHlifūne ǎlā l-keƶibi ve hum yeǎ'lemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَلَمْe lem
2تَرَteraر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görmedin mi?
3اِلَىilā
4الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseleri
5تَوَلَّوْاtevellevو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmakdost edinen(leri)
6قَوْمًاḳavmenق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhbir topluluğu
7غَضِبَğaDibeغ ض بöfke/gazap/sertlik, hoşnutsuzluk, kızgınlık, çabuk sinirlenen, tutku, yoğun/derin kızarıklıkgazabettiği
8اللّٰهُ(a)llahuAllah'ın
9عَلَيْهِمْǎleyhimkendilerine
10مَاdeğildir
11هُمْhumonlar
12مِنْكُمْminkumsizden
13وَلَاve lāve değildir
14مِنْهُمْminhumonlardan
15وَيَحْلِفُونَve yeHlifūneح ل فYemin etmek, ant içmek. Birleşmek, anlaşma veya sözleşme yapmak, bir şeye bağlanmak/yapışmak/sıkı tutunmak, kardeşlik kurmak.ve yemin ediyorlar
16عَلَىǎlāüzere
17الْكَذِبِl-keƶibiك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalan
18وَهُمْve humve onlar
19يَعْلَمُونَyeǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilerek

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bakmaz mısın şunlara ki Allah'ın gazap ettiği bir topluluğa dostluk ederler; onlar, ne sizdendir, ne onlardan ve bilip dururken de yalan yere yemin ederler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bakmaz mısın şunlara ki Allahʼın gazap ettiği bir topluluğa dostluk ederler; onlar, ne sizdendir, ne onlardan ve bilip dururken de yalan yere yemin ederler.

Adem Uğur

Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.

Ahmed Hulusi

Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinen şu kimseleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler ne de onlardandırlar; bunu bildikleri halde yalan üzerine yemin ederler.

Ahmet Tekin

Allah’ın kendilerine gazap ettiği kavimlerle, topluluklarla, yahudilerle dostluklar, ittifaklar kuranları, işlerinin idaresini onlara bırakarak, onları kendilerine hâkim hâle getirenleri görmüyor musun? Onlar, ne sizdendirler, ne de onlardan. Bilerek, yalan yere yemin ediyorlar.

Ahmet Varol

Allah'ın kendilerine kızdığı bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Bile bile yalan üzere yemin ediyorlar.

Ali Bulaç

Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinenleri görmedin mi? Onlar, ne sizdendirler, ne onlardan. Kendileri de (açıkça gerçeği) bildikleri halde, yalan üzere yemin ediyorlar.

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, müminlerin esrarını Yahûdi’lere nakleden) şu münafıklara bakmaz mısın: Allah’ın gazab etmiş olduğu bir kavme yardaklık etmektedirler. Onlar ne sizdendirler, ne onlardan... (Yeminlerinde yalancı olduklarını) bilip dururlarken de, yalan yere yemin ederler.

Ali Rıza Safa

Allah'ın öfkesine uğrayan bir toplumu dost edindiklerini görmüyor musun? Oysa onlar, ne sizdendir ne de onlardan. Bilmelerine karşın, yalan yere yemin ediyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın öfke duyduğu bir toplumu dost edinenleri görmez misin? Onlar ne sizdendir ne de onlardandır. Bile bile yalan yere yemin ederler.

Bekir Sadak

Allah'in gazabettigi milleti dost edinen munafiklari gormedin mi? Onlar ne sizdendir ne de onlardan, bile bile, yalan yere yemin etmektedirler.

Celal Yıldırım

Allah'ın gazab ettiği bir topluluğu dost ve arkadaş edinenleri görmedin mi ? Onlar ne sizden, ne de diğerlerindendirler. Bildikleri halde yalan yere yemin ederler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Allah’ın gazabına uğramış bir toplulukla iş birliği yapanları görüyorsun değil mi? Bunlar ne sizdendir ne onlardan. Bile bile yalan yere yemin de ederler.

Diyanet İşleri

Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmez misin? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Onlar bile bile yalan yere yemin ederler.

Diyanet İşleri (eski)

Allah'ın gazabettiği milleti dost edinen münafıkları görmedin mi? Onlar ne sizdendir ne de onlardan, bile bile, yalan yere yemin etmektedirler.

Diyanet Vakfi

Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'ın gazap etmiş olduğu bir topluğa yardakçılık edenleri görmez misin? Onlar ne sizdendirler ne de onlardandırlar ve bile bile yalan yere yemin ederler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bakmaz mısın şunlara ki Allahın gadab etmiş olduğu bir kavma yardaklık etmektedirler, onlar ne sizdendirler ne onlardan ve bilip dururken yalan yere yemin ederler

Erhan Aktaş

Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir halka dönenleri görüyor musun? Aslında onlar ne sizdendirler ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir halka dönenleri görüyor musun? Aslında onlar ne sizdendirler ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğa dönenleri görüyor musun? Aslında onlar, ne sizdendirler ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.

Fizilal-il Kuran

Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Bile bile yalan yere yemin ediyorlar.

Gültekin Onan

Tanrı'nın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinenleri görmedin mi? Onlar, ne sizdendirler, ne onlardan. Kendileri de (açıkça gerçeği) bildikleri halde, yalan üzere yemin ediyorlar.

Hamdi Döndüren

Sen, Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? Onlar, ne sizden ne de onlardandır. Onlar, bilerek yalan yere yemin etmektedirler!

Hasan Basri Çantay

Allahın, kendilerine gazab etdiği bir kavmi dost edinenleri görmedin mi? Bunlar sizden de değildir, onlardan da değildir. Kendileri de bilib dururlarken, onlar yalan yere yemin ederler.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Allah'ın kendilerine azap ettiği bir topluluğu (8) dost edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Kendileri bildikleri halde yalan yere yemin ediyorlar. (8. Münafıkları.)

Hayrat Neşriyat

Allah’ın kendilerine gazab ettiği bir topluluğu dost edinenleri (o münâfıkları)görmedin mi? Onlar ne sizdendir, ne de onlardandır. Onlar, bile bile yalan yere yemîn ediyorlar.

İbni Kesir

Bakmaz mısın onlara ki, Allah'ın, kendilerine gazab ettiği bir kavmi dost edinmişlerdir? Onlar; ne sizdendir, ne de onlardan. Ve bile bile yalan yere yemin etmektedirler.

Mehmet Okuyan

Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? Onlar (münafıklar) ne sizdendir ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.

Muhammed Esed

Allah'ın gazabına uğrayan bir toplum ile dostluk kuranların farkında değil misin? Onlar ne sizdendir (ey müminler) ne de o (hakikati inatla reddede)nlerden. Böylece onlar yalan ve düzmece (değerler) üstüne (onların yalan ve sahte olduklarını) bile bile yemin ederler.

Mustafa İslamoğlu

Allah'ın gazabına uğrayan bir toplulukla dayanışma içine girenleri görmez misin? Onlar ne sizdendir ne de onlardandır; bir de (utanmadan) bile bile yalan yere yemin ediyorlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Görmedin mi o kimseleri ki, üzerlerine Allah'ın gazap etmiş olduğu bir kavmi dost edindiler o kimseler, ne sizdendirler ve ne de onlardandırlar ve bilir oldukları halde yalan yere yemîn ederler.

Ömer Öngüt

Allah'ın gadap ettiği bir toplulukla dostluk kuranları görmedin mi? Onlar ne sizdendir, ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.

Suat Yıldırım

Allah’ın gazab ettiği bir topluluğu dost edinenlere baksana! Bunlar ne sizden, ne de onlardandır. Bunlar bile bile yalan yere yemin ederler.

Süleyman Ateş

Allah'ın kendilerine gazab ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.

Süleymaniye Vakfı

Sen, Allah'ın gazabına uğrayan bir toplulukla (Yahudilerle) işbirliği yapanları (münafıkları) görmedin mi? Onlar, ne sizdendir ne de onlardan. Onlar, bile bile yalan yere yemin ederler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sen, Allah'ın gazabına uğrayan bir toplulukla iş birliği yapanları görmüyor musun? Bunlar, ne sizdendir ne de onlardan. Bunlar, bile bile yeminlerini yalanlarına alet ederler.

Şaban Piriş

Allah'ın gazap ettiği bir toplumu dost edinenleri gördün mü? Onlar, sizden değil, onlardan da değil. Bile bile yalan yere yemin ediyorlar.

Tefhim-ul Kuran

Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinmekte olanları görmedin mi? Onlar, ne sizdendirler, ne de onlardan. Kendileri de (açıkça gerçeği) bildikleri halde, yalan üzere yemin etmektedirler.

Ümit Şimşek

Allah'ın gazap ettiği bir topluluğu veli edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendir, ne onlardan. Fakat bilerek yalan yere yemin ederler.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'ın kendilerine öfkelendiği bir kavmi dost edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler ne de onlardan. Bilip durdukları halde yalana yemin ediyorlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Məgər sən, Allahın qəzəbləndiyi adamlarla dostluq edənləri görmədinmi? Onlar nə sizdəndirlər, nə də onlardan. Onlar bilə-bilə yalandan and içirlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbər!) Məgər onların (münafiqlərin) Allahın qəzəbləndiyi bir tayfanı (yəhudiləri) özlərinə dost tutduqlarını (möʼmin müsəlmanların sirlərini onlara verdiklərini) görmədinmi? Onlar nə sizdəndirlər, nə də onlardan. Onlar (özlərinin riyakar olduqlarını) bilə-bilə (Allaha və Muhəmməd əleyhissəlama iman gətirdikləri barədə) yalandan and içirlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Siehst du nicht, wie es mit denen steht, die sich Leute zu Verbündeten nehmen, denen Gott zürnt? Weder diese noch jene gehören zu euch. Sie schwören, daß es falsch ist - was sie genau wissen.

Almanca — Der Edle Quran

Siehst du nicht jene, die sich Leute zu Schutzherren nehmen, denen Allah zürnt? Sie gehören weder zu euch noch zu ihnen, und sie schwören auf (ihre) Lügen, wobei sie (es) wissen.

Almanca — M. A. Rassoul

Hast du nicht diejenigen gesehen, die sich ein Volk zu Freunden nehmen, dem Allah zürnt? Sie gehö ren weder zu euch noch zu ihnen, und sie beschwören eine Lüge, und sie sind sich dessen bewußt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sahst du etwa nicht diejenigen, die sich Leute, über die ALLAH erzürnt ist, als Wali nahmen?! Sie sind weder von euch, noch von ihnen, und sie schwören auf die Lüge, während sie wissen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Do you see how these hypocrites made a friendly intimacy with a people who incurred the righteous indignation of Allah. They neither really belong to you nor to them and they take an oath profanely and they know they are lying.

Abdul Haleem

Have you not seen [Prophet] those who give their loyalty to people with whom God is angry? They are neither with you nor with them, and knowingly swear to lies.

Abdullah Yusuf Ali

Turnest thou not thy attention to those who turn (in friendship) to such as have the Wrath of Allah upon them? They are neither of you nor of them, and they swear to falsehood knowingly.

Abul A'la Maududi

Do you not see those who took for friends a people whom Allah is wroth with? They neither belong to you nor you to them. They swear to a falsehood, and they do so knowingly.

Aisha Bewley

Do you not see those who have turned to people with whom Allah is angry? They belong neither to you nor to them. And they swear to falsehood and do so knowingly.

Al-Hilali & Khan

Have you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) not seen those (hypocrites) who take as friends a people upon whom is the Wrath of Allâh (i.e. Jews)? They are neither of you (Muslims) nor of them (Jews), and they swear to a lie while they know.

Ali Quli Qarai

Have you not regarded those who befriend a people at whom Allah is wrathful? They neither belong to you, nor to them, and they swear false oaths [that they are with you] and they know.

Amatul Rahman Omar

Have you not seen those (hypocrites) who befriend a people who have incurred the displeasure of Allâh? Such people belong neither to you nor to them and they swear to falsehood, and that (they do it) knowingly.

Arthur John Arberry

Hast thou not regarded those who have taken for friends a people against whom God is wrathful? They belong neither to you nor to them; and they swear upon falsehood, and that wittingly.

Bijan Moeinian

Have you noticed those who befriended people with whom God is angry? They have ended up belonging not to their camp not to yours. They falsely swear of being a true Muslim.

E. Henry Palmer

Dost thou not look at those who take for patrons a people God is wrath with? they are neither of you nor of them, and they swear to you a lie the while they know;

Edip-Layth

Have you noted those who befriended people with whom God is angry? They are now neither from you nor from them. They deliberately swear to lies while they know!

George Sale

Hath thou not observed those who have taken for their friends a people against whom God is incensed? They are neither of you, nor of them: And they swear to a lie knowingly.

Hamid S. Aziz

Have you not seen those who befriend a people with whom Allah is wroth? They are neither of you nor of them, and they swear to falsehood knowingly.

Mahmoud Ghali

Have you not regarded (the ones) who have taken for patrons a people with whom Allah is angry? In no way are they either of you or of them; and they swear to a lie, (while) they know it.

Marmaduke Pickthall

Hast thou not seen those who take for friends a folk with whom Allah is wroth? They are neither of you nor of them, and they swear a false oath knowingly.

Mohamed Ahmed - Samira

Have you not seen those who have taken a people who have roused the wrath of God, as friends? They are neither of you nor of them, and swear to a lie, and knowingly.

Muhammad Asad

ART THOU NOT aware of those who would be friends with people whom God has condemned? They are neither of you [O believers] nor of those [who utterly reject the truth]: and so they swear to a falsehood the while they know [it to be false].

Mustafa Khattab

Have you not seen those ˹hypocrites˺ who ally themselves with a people with whom Allah is displeased? They are neither with you nor with them. And they swear to lies knowingly.

Progressive Muslims

Have you noted those who befriended people with whom God is angry They are now neither from you nor from them. And they deliberately swear to lies while they know!

Sahih International

Have you not considered those who make allies of a people with whom Allah has become angry? They are neither of you nor of them, and they swear to untruth while they know [they are lying].

Sam Gerrans

Hast thou not considered those who take as allies a people with whom God is wroth? They are neither of you nor of them; and they swear to lies, and they know.

Shabbir Ahmed

Have you not seen those who befriend a people whom Allah disapproves? They are neither of you nor of them, and they knowingly swear on falsehood.

Syed Vickar Ahamed

Do you not turn your attention to those who seek (friendship) of such (people) that have the anger of Allah upon them? They are neither of you nor of them, and they swear to falsehood knowingly.

Taqi Usmani

Have you not seen those who have friendship with a people with whom Allah is angry. They are neither of you nor of them. They swear false oaths while they know.

The Monotheist Group

Have you noted those who befriended people with whom God is angry? They are now neither from you nor from them. And they deliberately swear to lies while they know!

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nʹas-tu pas vu ceux qui ont pris pour alliés des gens contre qui Allah Sʹest courroucé? Ils ne sont ni des vôtres, ni des leurs; et ils jurent mensongèrement, alors quʹils savent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ka ji min re bêje, ma ew ên ku bûne dost û arîkarê qewmekî ku Xwedê xezeb li wan kiriye tu nanêrî? Ew (munaqif ) ne ji we ne, ne jî ji wan (cihûyan) e. Digel ku (rastiyê) dizanin jî bi derew sond dixwin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Heb jij dan niet gezien naar hen die mensen op wie God vertoornd is als medestanders nemen? Zij horen niet bij jullie en ook niet bij hen. Zij zweren willens en wetens meineden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hebt gij degenen niet opgemerkt, die een volk tot hunne vrienden hebben genomen, op hetwelk God vertoornd is? Zij zijn van hunne partij noch van de uwe, en zij zweren voorbedachtelijk bij eene leugen.

Hollandaca — Siregar

Zie jij degenen die zich (in vriendschap) wendden tot een volk waarop Allah vertoornd is? Zij behoren niet tot jullie en zij behoren niet tot hen en zij zweren bij een leugen terwijl zij het weten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Разве ты (о, Пророк) не видел тех [лицемеров], которые взяли себе в друзья (и сторонники) таких людей [иудеев], на которых разгневался Аллах? Они [лицемеры] ни из (числа) вас [верующих], ни из (числа) их [иудеев]; и клянутся они [лицемеры] ложно (что они являются верующими и что ты – Посланник Аллаха) и (сами) знают (что лгут в том, о чем клянутся).

Rusça — Osmanov

Разве ты не видел тех, которые вступили в дружбу с людьми, прогневившими Аллаха? Они ни к вам (т. е. муслимам) не принадлежат, ни к ним (т. е. иудеям). Они дают заведомо ложные клятвы.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

HAR DU inte lagt märke till de (hycklare) som söker stöd hos dem som har drabbats av Guds vrede (därför att de förnekar sanningen)? De hör inte samman med er och inte heller med dem och de svär på det som de vet är en lögn.